“Elif Şafak” ismini duymam 1 yıl kadar oldu sanırım. Yazarın en popüler kitaplarından “Aşk” kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Yazılarını Habertürk’ten takip etmeye başlamış ve gazetedeki denemelerin yer aldığı Firarperest kitabını okumuştum.

Tüm kitaplarını okuma gibi bir hedefim var, zira dün gece itibariyle de yazarın ilk İngilizce romanı Araf‘ı bitirdim. Bu harika roman üzerine düşüncelerimi bir iki cümleyle Okumasitesi.com‘da da paylaştım ama burada biraz daha detaylı yer vermeye karar verdim.



Önce kitabı genel hatlarıyla tanıyalım. Şafak’ın bir röportajında belirttiğine göre kendisinin dillere özel bir merakı var ve Araf’tan beri romanlarını İngilizce ve Türkçe yazıyor. Bu da iki kat emek istiyor haliyle. Amerika’da yaşadığı 3 yıldaki gözlemlerini ve gurbette yaşamanın ne demek olduğunu işlemiş Araf’ta. Çocukluğunun bir kısmını İspanya’da geçiren Şafak, kitabındaki bir karakteri de İspanyol Piyu’ya ayırıyor. Yani kitabın kimi yerlerinde başarılı yazarın geçmişinden izler görmek mümkün.

Kitaptaki karakterlerin ilginç özellikleri ve bu karakterlerin “kültürle” yoğurulması kitabı akıcı kılan unsur. Popüler müziğin, gündelik yaşamın, sanatın ve gençliğin konu edildiği kitapta birbirlerinden çok farklı kültürlere sahip insanların bir arada yaşamaları ve kendilerine has özellikleri yer alıyor. Farklı dünyaların ve yaşamların insanlarının arafta kalmasının öyküsü de diyebiliriz aslında. Harika betimlemeler, kişilik analizleri ve vurgulamalar her satırında bir Elif Şafak imzası olduğunu hissettiriyor.

Kaynak : http://www.fikirzula.com/elif-safaki...ne-birkac-not/