OdaTV'nin "Ergenekon"'u keşfetmediği günlerdi. Soner Yalçın'ın OdaTV'nin Barışlarını arayıp, "niye Ergenekon'a bu kadar yer veriyorsunuz, niye bu kadar angaje oluyorsunuz" mealinde fırça attığı günler. "Ergenekon" davalarında ve koğuşlarında yaşananlar fotoğraflarla birlikte yollanmasına rağmen basılmadığı günler.
Dolayısı ile o günlerde OdaTV sayfalarında "Ergenekon" davası ile ilgili romantik tespitler okuma fırsatınız olmuyor , Mümtaz İdil'in basın tarihine geçecek oto-güzelleme (kendi kendini övme sanatı) makalelerini okuyamıyordunuz.
İşte o günlerde Açık İstihbarat yazarları "Ergenekon" duruşmalarında şu savunmayı yapıyorlardı:
"Bu nasıl örgüt ki, örgütün yayını olmakla suçlanan sitemiz, bu örgütün üst düzey yöneticileri olduğu iddia edilen kişilerin hepsi aleyhine yayınlar yapmış, onları eleştirmiş,hata dava açmış. Dünyada buna benzer bir tane örgüt gösterebilir misiniz?
Eğer bu örgüt sizin iddianamedeki tasvir ettiğiniz gibi bir örgüt olsa, üst düzey yöneticileri olduğu iddia edilen Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz gibi isimler hakkında onca yayın yapan bizleri sağ bırakır mıydı?
Eğer bu örgüt sizin iddianamedeki tasvir ettiğiniz gibi bir örgüt olsa; bu örgütün kurduğu iddia edilen Kuvva-i Milliye dernekleri ile ilgili yıllar öncesinden kamuoyuna deşifre edici yayınlar yapan Açık İstihbarat nasıl bu örgütün yayın organı olabilir?
Bu örgüt dünyanın en salak örgütü , biz de dünyanın en salak örgüt elemanları mıyız?"
Ve işte bu garabet OdaTV iddianamesinde yine karşımıza çıktı.
Neymiş...
Açık İstihbarat, "Ergenekon"'un kurdurduğu ve yönettiği sitelerin arasındaymış.
El insaf!
Mahkeme kararına uymayıp, varlığı kesinleşmemiş bir örgütü varlığı kesinmiş gibi gösterip , bir de bunun üzerine Açık İstihbarat'ı sanki mahkeme kararı ile kesinleşmiş gibi örgüt yayın organı olarak iddianemeye konu eden Cihan Kansız.
Bu ülkede savcılık mesleğinden ümidi çoktan kesenler için şaşırtıcı değil bu savcılar da, iddianameleri de. Açık İstihbarat'a her devir bayram olduğu için sorun değil; o yüzden yazmaya devam edin aslan parçaları, devir sizin devriniz.
Bu hayalkırıklıklığının bir hedefi de gazetecilik mesleği malumunuz olduğu üzere.
O yüzden bir zamanlar Türkiye'de bağımsız gazetecilik adına bir ümit olarak beliren OdaTV'yi yakından izliyor ve bir çok noktada takdir ediyorduk. O zamanlar OdaTV , Açık İstihbarat'ı görmez, okur yorumlarından bile ismini silerdi.
Sonra OdaTV'ye bir şeyler olmaya başladı. Tabir caizse, "ne oldum delisi" olmaya başladı ve uçan kuşu "OdaTV yazdı, kuş öyle uçtu" şeklinde haberleştirmeye başladı. "Zekeriya Öz Ne Bıraktı" (Zekeriya Öz'un bıyık bırakmış) şeklinde "tıklansın da nasıl tıklanırsa tıklansın" zihniyeti ile yapılan, okura saygısız haber zihniyetini saymıyoruz bile. Bunlar latife hakeden hatalardı.
Fakat sonra OdaTV büyük hatayı yaptı ve "düşmanımın düşmanı dostumdur" tuzağına düşüp, AKP muhalefetini , PKK ve İsrail aşkına dönüştürdü. Tabi bu masum bir aşk da değildi ve böyle olmadığı Baykal olayı ile birlikte ortaya döküldü.
İklim Bayraktar'dan, Rafael Sadi'ye kadar birilerinin OdaTV'yi içten içe kemirdiği ortaya çıktı.
(Bu arada Cihan Kansız, Açık İstihbarat'ı "Ergenekon" örgütünün yayın organı ilan ederken, İsrail vatandaşı Rafael Sadi'yi soruşturmadan muaf tutmuş. Bu nasıl iş; "One minute" Cihan Kansız!)
OdaTV'nin "Ergenekon" sürecinde hedef tahtasına oturtulduğu tutuklama dalgasından sonra
Açık İstihbarat, OdaTV'nin "Susmayacağız" duyurusunu yayınlayan ilk sitelerden biriydi.
Eleştiri ile düşmanlığı ayırtedemeyenden gazeteci; iddia ile iftirayı ayırtedemeyenden de savcı olmayacağının bilincinde olarak yayınladık o duyuruyu; OdaTV ile kavgalı olmamıza rağmen.
Açık İstihbarat kavgalı olduğu OdaTV'ye gazetecilik adına sahip çıkarken, OdaTV'yi aylardır İsrail propagandası için kullanan Türk görünümlü İsrailli Rafael Sadi çoktan arazi olmuştu. Ara ki bulasınız. Bir MOSSAD'a sormadığımız kaldı. Açıkcası; Demirel'i masonlara soranlar konumuna düşmek istemediğimiz için de sormadık.
Fakat Silivri OdaTV'ye hiç iyi gelmedi. OdaTV iyice dağıttı ve kendini ayağından vuran haberi yaptı.
Bu ülkede Türk-Kürt binlerce insanın kanına girmiş Gladio'nun narko-teröristi Öcalan'ı "solun doğal lideri" ilan etti.
Bu sadece Açık İstihbarat değil, herkes için bardağı taşıran son damla oldu.
(Bkz: OdaTV'nin Skandal Yazısına Kim İmza Attı? )
Bu noktadan sonra OdaTV'yi eleştirmeyi okurlarına bıraktık. Okurlarının yoğun tepkisi karşısında yaptıkları açıklama içine düştükleri, "teori" süslü o kahpe pragmatizmi daha da vıcık vıcık hale getirdi.
Ama bizim için OdaTV artık tamamen kendini deşifre etmiş, ciddiye alınacak değil , eğlenilerek okunacak bir tür "Zaytung" kıvamına gelmişti.
Sağolsunlar; birbirleri hakkında yazdıkları "ne kadar şahin bakışlı, demir yürekli, narin ruhlu" insanlar olduklarını anlatan yazılar bu kıvamı hep canlı tuttu. Ara sıra Açık İstihbarat olarak bizde okurlarımıza "ne kadar muhteşem insanlar olduğumuzu" anlatan oto-güzellemeler yazalım mı diye düşünmedik değil ama OdaTV ile rekabet edemeyeceğimizin bilincinde olduğundan sustuk.
Bu suskunluğunu bozmak niyetinde de değildik ki, bir baktık OdaTV yine bizi diline dolamış.
Cihan Kansız'ın iddianame diye yazdığı metindeki, bizim hakkımızda yazdığı bölümü alıp,
"Bu Nasıl Örgüt Medyası? OdaTV'ye Hakaret Eden O Site Hangisi?"
diye haberleştirmiş.
"Ergenekon"'u haberleştirmedikleri, Silivri'yi ve Açık İstihbarat'ı perdeledikleri zamanlarda bizim yaptığımız savunmayı kendileri yapıp, "bize hakaret eden site ile biz nasıl aynı örgüttte oluruz" derler kendileri.
OdaTV'nin haberindeki şu ifadeye dikkat :
"Ancak bu yayınlar içerisinde yer alan Açıkistihbarat isimli site, Odatv aleyhine yaptığı çalışmalar ile biliniyor. Söz konusu sitede, hükümet yanlısı medyadan çok daha fazla Odatv'yi suçlayan ifadelere yer veriliyor. "
"Açık İstihbarat isimli site" biz oluyoruz tabi ki.
OdaTV yazarları tutuklanırken, HaberTürk'ün kendileri hakkında kullandığı, "OdaTV isimli site" şeklindeki riyakar dili şimdi onlar kullanıyor.
Hakaretle ağır eleştiriyi ayırt edemedikleri anlaşılıyor ki, bu özellikleri ile hepsi iddianame yazmaya aday.
Ve biz, OdaTV aleyhine yaptığımız "çalışmalar" ile biliniyormuşuz.
OdaTV aleyhine haber değil, "çalışma" yapıyormuşuz...
Açık İstihbarat; Cihan Kansız'ın iddia ettiği gibi "Ergenekon"'un bir yayını olduğu için, haber yapan değil, çalışma yapan bir örgüt organı anlayacağınız.
Ve sözkonusu sitede hükümet yanlısı medyadan çok daha fazla OdaTV'yi suçlayan ifadelere yer veriliyormuş.
İşte bize bunu Cihan Kansız bile yapmadı.
Her türlü iftirayı gördük ama bu kadar ucuzunu ve mesnetsizini görmedik.
Açık İstihbarat'ı ucundan bilen bir namus sahibi, akıl sahibi ve vicdan sahibi bir insan, bizim hükümet yanlısı medya ve onun satılık kalemleri hakkında yaptığımız onlarca yazıyı ve koyduğumuz tavrı bilir.
Medya kategorisi altında son yayınladığımız yazıları sıralayalım isterseniz...
Eski Türkiye, Yeni Türkiye'nin Çetelerini Tespit Etti
Engin Ardıçlara Karşı Eylem Planı
Zaman'ın İsrail Aşkı
Cahillik Suç Olsa, AKP Yazarı Sevilay Yükselir Kaç Yıl Yatardı?
İktidarın Romancısına Çalmak da, Rüşvet de Mübah
İktidarın Baskısı Bir Yazarın Daha Başını Yedi
Aslında temel suçumuz, bu ülkeyi ve dünyayı akıldan ve namusdan uzaklaştıran, "ya bizdensin ya onlardan" şeklindeki çürümüş cemaat mantığını reddedip, "bizden" olanı da eleştirmemiz ve bu kabile ahlakını reddetmemiz.
"Bizden" olup olmadığına bakmadan, "akıldan ve vicdan yana olmayan kim olursa olsun bizden değildir" düsturundan yola çıkarak; AKP'ye vuracağım derken İsrail'e hizmet etmeye başlayan; Öcalan'a doğal lider muamelesi yapan OdaTV'ye tavır koyduk.
AKP'ye yapılan muhalefeti aklın limanına demirlemediği takdirde, bu fırtınalı okyanusta ulusalcıların gemilerinin su alacağını ve batacağını savunduk.
Bu çerçevede de, "AKP'ye kim düşman?" listesine değil, "bu ülkeye, millete kim dost?" listesine baktık.
O listede İsrail'i bulamadık
Haliyle o listede PKK'yi de bulamadık.
Ama anlaşılan OdaTV bulmuş ve bulmaya devam ediyor ki hala PKK'ya tarafsız gözle bakmaya çalışan; İsrail'in açıklamalarına yer verilmeyerek haksızlık edildiğini savunan yazılar (Bkz, son Heron yazısı ) yayınlamaya devam ediyor.
Türk süsü verilmiş Rafael Sadi usul usul yeniden OdaTV sularına girdi.
Bu hali ile OdaTV , Türk medyasının açık sularına İsrail tarafından yollanan Mavi Marmara gemisine benzemeye başladı yine.
Benzetme çok mu ağır oldu?
Haklısınız.
OdaTV'yi eleştirirken, ne OdaTV'ye , ne Cihan Kansız'a benzememek lazım.
Eleştiri ile düşmanlık, iddia ile iftira, AKP ile düşman arasındaki o bazen incelen, bazen kalınlaşan çizgide yürümeye devam ederken; "bizden" olanı değil, akıldan ve haktan olanı kayırmaya devam edeceğiz.
Açık İstihbarat
http://www.haber10.com/makale/25407/


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla