• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    Uye Culinary adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-05-2011
    Mesajlar
    888
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2

    Aşkın Metafiziği (Arthur Schopenhauer) Özeti, Konusu, Karakterleri ve Yorumları

    SchopenhauerAşkın (Cinsel Sevginin) Metafiziği, insanın, türün bir "bireyi" olarak kendi dışında bir yerde ve geçmiş zamanda yazılmış bir oyunun çaresiz edilgen aktörü olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. "Oyunun" senaristi olmasa da amaçlarının farkında olan ödünsüz merci, İRADE’dir. İrade, bütün canlı türlerin ideal tipinin korunup hayatta kalmasını sağlama kaygısı taşır. Türün bireyi (insan-hayvan) içine irade tarafından içgüdü halinde yerleştirilmiş dürtülerin doyum taleplerinin edilgen hizmetçisidir. Türün korunup devam etmesi bakımından tayin edici önem taşıyan "cinsel dürtü"nün tamamlayıcısı "cinsel sevgi"nin, dikkatle değerlendirilmesi gereken mutlak ya da nispi özellikleri, uyulması gereken kuralları vardır; bu oyun kurallarını, "türün aleyhine" sonuç almaksızın, kimse ihlal edemez.

    Arthur Schopenhauer Alman bir filozoftur. 1788-1860 arasında yaşamıştır. Goethe ile bir dönem dost olduğu bilinen Schopenhauer’ın, bu yazar dışında Eflatun ve Kant’tan etkilendiği söylenebilir. Felsefesinin Kant idealizmine ve hint filozoflarına dayandığını söylemek yanlış olmayacaktır. Nietzsche üzerindeki etkisi sebebiyle adının gölgede kaldığı söylenebilir. Nietzsche dışında etkilediği büyük filozof ve düşünce insanlarından bazıları; Freud, Jung, Einstein, Tolstoy, Wagner ve Sartre olarak sıralanabilir. Felsefesinin ilkesel kavramları istenç, irade ve kötümserlik olarak görülebilir. Karamsar ve kinci bir düşünce yapısı geliştirirken, akla kuşkuyla yaklaşmıştır. Dünyanın ve yaşamın özü iradedir ve irade bir zorunluluk olarak doğada ortaya çıkar. Fikirlerindeki karamsarlığın bu noktada ortaya çıktığı söylenebilir. Ona göre mutlu bir yaşam olanaksızdır, insan istencin köleliğinden kısmen de olsa kurtulabilirse; mutlu olamasa bile, istencin yarattığı keder ve zorluklardan uzak kalabilir.

    Aşka ve Kadınlara Dair – Aşkın Metafiziği- isimli eseri, Schopenhauer’ın; kadınları, aşkı ve cinsel aşkın metafiziğini analiz ettiği kısa bir tezidir.

    İki bölümde ele adığı eserinin ilk bölümü Kadınlara Dair’dir. Ona göre kadınlar zihinsel ya da bedensel hiç bir büyük iş için yaratılmamıştır; onlar sabırlı birer yoldaş olmak, çocuk doğurup büyütmek için vardır. Kadınlardan “Philister” diye bahseder ve bu kelimeyi önceki eserlerinden birinde yine kendisi tanımlamıştır; Philister, zihinsel ihtiyaçları olmayan insan diye tarif edilir. Kadınlar sakin ve önemsiz bir hayat sürmelidir. Çok fazla mutlu ya da mutsuz olmamalıdırlar. Onlar gerçekte önemli olan hiçbir şeyi ciddiye almaz, anlayamazlar; önemsedikleri, dikkat ve emek verdikleri şeyler; birinin gönlünü kazanmak, giyim, kuşam, dans, cilt bakımı ve bunlarla bağlantılı şeylerdir. Ona göre doğa da bu duruma uygun hareket eder; gençliklerinde kadınlar büyüleyici bir güzelliğe sahip olurlar ki böylece onlara bakıp onları koruyacak bir erkeği elde edebilsinler. Bir çocuk doğurduklarında ise bu güzellik silinmeye başlar, çünkü olması gereken olmuştur.

    İkinci kısımda ise Cinsel Aşkın Metafiziği’ni ele alır. Aşk türlü şiir ve sanat eserlerinde yer alır, insanları delirtecek kadar güçlü, onlara cinayet işletecek kadar büyüleyici olabilmektedir. Ancak ne kadar yüce görünürse görünsün her türlü aşk bütünüyle cinsiyet güdüsünden kaynaklanır. Aşkın belirlediği şey gelecek neslin oluşturulmasıdır. Bu yüzden aşk yüksek öneme sahip bir meseledir. İki sevgilinin artan muhabbeti, ileride ebeveynleri olacakları yeni varlığın yaşama iradesidir; onların ilişkileriyle yeni bir varlığın yaşam kıvılcımı tutuşur.

    Farklı cinsiyetten iki kişiyi böyle güçlü ve engellenemez biçimde birbirine çeken şey aslında yaşama iradesidir. Kişilerin birbirlerini sevmeye başladıkları zaman yeni bir varlığın hayatının çıkış noktasıdır. Dünyaya gelen yeni varlık, babasının irade ve kişiliğini, anasının zekâsını ve her ikisinin vücut yapısını alır.

    Bununla beraber tutkulu aşk kişilerin birbirine uygunluğundan da kaynaklanır. İki kişi birbirine ne kadar kusursuz biçimde uygunsa, tutkuları da o kadar güçlü olacaktır. Bunun tam tersi durumda, iki kişinin mizaç, kişilik, düşünme tarzı ve düşünsel yeterlilik anlamında uyuşmadığı durumda bir aşkın doğması da olasıdır. Böyle bir aşk kişileri her şeye karşı körleştirecek ve mutsuzluğa sürükleyecektir.

    Schopenhauer’ a göre, bencillik kişinin derinlerine kök salmıştır, her bireyde istisnasız vardır ve kişiyi harekete geçirebilmek için hiç tereddüt duymadan bencilce amaçlara güvenilebilir. İşte doğa da bireysel amaçlarını gözeten bireye bir çeşit yanılsama yerleştirir. Yaptığı şey baştan aşağı türün yararına olduğu halde ona bunu kendisi için faydalıymış gibi gösterir. Kişi kendi amaçlarına hizmet ettiğini zannederken aslında buna kölelik eder. Birey cinsiyet dürtüsüne sahiptir ve bunun tatmininin başka bir bireyin güzelliği ya da çirkinliği ile ilgisi yoktur. İşte bu noktada kişi bu kadar özenli ve seçici olmasını bu ilgiye bağlasa da, bu asıl olarak türün kusursuz bir örneğini meydana getirmeyi amaçlar. Bundan dolayı kişilerin iki tercih şekli vardır; kişi ya en güzel kimseleri tercih eder ya da kendisinde eksik olan özellikleri başkasında arar ve hatta kendisinde eksik olan kusurları başkasında güzellik olarak görebilir. Güzel bir kadın gördüğünde onunla olmanın kendisini dünyadaki her şeyden daha çok mutlu edeceğini düşünen erkeğin hissettiği bu aldatıcı çoşkunluk durumu aslında türün duyuşundan başka bir şey değildir. Bu duyuş türün karakterini en iyi biçimde dile getiren özelliklerin korunması seçimine dayanır ve bu yüzden güzellik önemli bir güce sahiptir. Yani bir erkeği güzel bir kadını seçmeye iten gerçekte türde en iyi olanı amaçlayan içgüdüdür; ancak erkek böyle yaparak sadece zevkini artırmak arayışı içinde olduğunu düşünür. Bir böceğin belirli bir çiçeği seçerken gösterdiği özen ile bir erkeğin kadını seçerken gösterdiği özen birbirine çok benzer ve aynı iradenin ürünüdür. Bu şekilde hareket eden her aşık, sonunda ulaştığı hazzın herhengi bir cinsel tatminden hiçbir farkının olmadığını anladığında büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaktır; bu tatmin sadece türün yararınadır ve türün iradesinin etkisi altındadır.

    Doğaları gereği bir erkeğin aşkı karşılık gördüğü andan itibaren azalır, sahip olduğu kadın dışında tüm kadınlar ona daha cazip gelir, kadının aşkı ise karşılık gördüğü andan itibaren artar. Bunun sebebi doğanın türün korunmasını ve mümkün olduğunca büyük bir çoğalmayı hedeflemesidir. Bir erkek kolaylıkla yılda yüzün üzerinde çocuk yapabilecekken, bir kadın ne kadar fazla erkekle sevişirse sevişsin en fazla bir çocuk yapabilir. Bu yüzden erkekler her zaman başka kadınları isterlerken, kadınlar bir erkeğe bağlı kalırlar..........


    kısa ama ilginç bir kitap/tez..kısa sürede okuyup bitirdiğim kitaplardandı.. Kısacası; Schopenhauer'e göre herşey doğanın bizi türümüzün devamını sağlamak ve korumak için giriştiği bir kandırmacadan ibarettir..5 bölümden oluşuyor ve son bölümde oğlancılık'a (pederastie) değinmiş..Ona göre bu sapkınlık ta doğanın türün korunması için yaptığı çabalardan biridir..felsefi kitaplar okumasını sevenler için rahat bir kitap..
    Bu mesaj en son " 22.09.11 " tarihinde saat 13:30 itibariyle Culinary tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2
    Bu Nemiiç Ya? alperkaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    3,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    "Birbirlerini en çok büyüleyenler, birbirlerini en çok tamamlayanlardır"
    A.SCHOPENHAUER.

    Yukarıdaki sözü bana göre, aşağıda alıntı yapmış olduğum paragrafla ters düşer. Çünkü erkekler; kadınların kendilerine özgü gotik tavırlarıyla, erkeksi içgüdülerini bir araya getirdikleri anda onlara büyülenir ve kendisini tamamlamak adına onlarla birlikte var olabilmeyi amaçlarlar. Kadınlar kesinlikle hayatı oluşturan çevre ve çevresel etkenlerin dışında ayrı ele alınamazlar. Onlar zihinsel ya da bedensel büyük bir işin mutlak parçalarıdırlar. Giyim, kuşam, dans gibi faktörler çevrenin sağlamış olduğu imkanlardan sadece birkaçıdır ve bunlar insan hayatında beşinci ya da altıncı sırada yer alabilirler. İnsanlık, hayatını devam ettirebilmesi için mutlak olarak kadınlara ihtiyaç duyar.

    Bu öğretisine göre dünya kadınsız olabilir ama asla kadınsız yaşanılır olmaz...

    Sonuç olarak şunu tekrar etmek istiyorum dünyadaki hiçbir varlık doğadan ayrı tutulamaz. İnsan elleri olmadan dünyaya gelseydi patates yiyebilmek için kafasını kuma gömerdi. Kimse ellerini bedeninden ayrı düşünemez..

    Karamsarlığı ve dünya hayatının gereksiz olduğu düşüncesini " Şu dünyayı Tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü, dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar.Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: "bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?" sözleriyle ifade etmiştir.

    Dünyayı hayatını istemeyerek inkar edebilir ama hiçbir şeyi ondan ayrı düşünemez...


    İki bölümde ele adığı eserinin ilk bölümü Kadınlara Dair’dir. Ona göre kadınlar zihinsel ya da bedensel hiç bir büyük iş için yaratılmamıştır; onlar sabırlı birer yoldaş olmak, çocuk doğurup büyütmek için vardır. Kadınlardan “Philister” diye bahseder ve bu kelimeyi önceki eserlerinden birinde yine kendisi tanımlamıştır; Philister, zihinsel ihtiyaçları olmayan insan diye tarif edilir. Kadınlar sakin ve önemsiz bir hayat sürmelidir. Çok fazla mutlu ya da mutsuz olmamalıdırlar. Onlar gerçekte önemli olan hiçbir şeyi ciddiye almaz, anlayamazlar; önemsedikleri, dikkat ve emek verdikleri şeyler; birinin gönlünü kazanmak, giyim, kuşam, dans, cilt bakımı ve bunlarla bağlantılı şeylerdir. Ona göre doğa da bu duruma uygun hareket eder; gençliklerinde kadınlar büyüleyici bir güzelliğe sahip olurlar ki böylece onlara bakıp onları koruyacak bir erkeği elde edebilsinler. Bir çocuk doğurduklarında ise bu güzellik silinmeye başlar, çünkü olması gereken olmuştur.

  3. #3
    Ra_
    Ra_ çevrimdışı
    oysa ben ... Ra_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-02-2009
    Mesajlar
    7,339
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    aşk akıl dolu bir deliliktir!
    erişilemeyen erişildiği zamanda bitendir..
    Her gidiş zamansızdır, bir yosmanın gülüşü kadar
    vurdumduymaz...
    dönüp bakmak istersin ardına, geride bıraktığın piç
    sevdalara...
    üşürsün bencilce..
    .....

  4. #4
    Genel izleyici. hakki_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-03-2009
    Mesajlar
    3,714
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Ilginc bir tez olusturmus.Lakin anlatilanin butunune bir de tersten bakildiginda dahada farkli oluyor.

    Paylasim icin tesekkurler.
    Her eser,kendisini yapan ve varligini yokluguna tercih eden bir sanatkarin varligini ispat eder.

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    02-02-2011
    Mesajlar
    2,811
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    2
    Bu yazıyı feministler okumalı.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •