• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    TOPLUMBİLİM adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2008
    Mesajlar
    734
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4

    Hüzün Şarkıları

    I


    Islak, kederli bir gündü…Yapışkan bir havaydı dolduran ciğerlerimizi…İnsanlar, kuşlar,ağaçlar,çiçekler ve eşyalar korkunç bir yalnızlığın içine gömülmüşlerdi. Hiç kimsenin birbirinden haberi yoktu.

    Başka başka dünyalar yaratmıştık kendimize.
    Birlikte mutlu yaşayacağımız bir dünyada olduğumuzu bilmiyorduk.


    Kuş ağaçtan habersizdi, ağaç buluttan.
    Ve biz insanlar yeryüzünün bütün güzelliklerine sırtımızı çevirmiş kendi karanlık iç dünyamızın derinliklerine dalmıştık.

    Hiç sonu gelmeyecek çileli bir arayıştı yaşamımız.
    Neyi arıyorduk?
    Kimi arıyorduk ?
    Bu kaybolmuşluğumuz daha ne kadar sürecekti?
    Bu susuzluğumuz,bu yıkılmışlığımız, bu kahrolmuşluğumuz?


    Baktığımız aynalardan kirli ellerimiz uzanıyordu yüzümüze. Umutsuzluğumuza bakan bir çift şaşkın gözbebeğiydi.
    Her yerimiz pis pis sırıtıyordu aynadan. Yarı açık dudaklarımız korkunç bir mağara ağzıydı sanki, karanlığı çaresizliğime doğru uzanıp gidiyordu.
    İnsan yaradılışımızın şaşkınlığı içindeydik. Sevemeyecek olduktan sonra boşunaydı bütün arayışlarımız. Var olmamız,yaşamamız boşunaydı….
    Sonra bir yağmur başladı. Mutlu bir serinlik doldu içimize. Sevememek bize sevmeyi öğretmişti.
    Yaşantımızın anlamını kavradığımız anda, sevgilerimiz yüreğimize sığmaz oldu. Bu yağmurdu yağan bardaktan boşanırcasına çamur birikintilerine bata çıka yürüyor, yürüyorduk… bu yağmur hiç dinmeyecekti. Gök ağlıyordu, deniz ağlıyordu, ağaçlar,kuşlar,çiçekler ağlıyordu.
    Bütün yaratıklar sonsuz bir arayışın çalkantısı içindeydi. Kimdi bulup bulup yitirdiğimiz? O bir başkasını ararken biz onu arıyorduk, bizi de arayanlar vardı. Ve hala yağmur yağıyordu. Sırılsıklam olmuştuk, aradığımız belki de avuçlarımızın içindeydi, bilmiyorduk. Birbirinden kopmuş bir zincirin halkaları halinde uzaktık belki de birbirimizden. Yok! Yok! O çok yakındı bize, içimizdeydi. Bir gün çıkardık yüreğimizden, avuçlarımızın içine aldık. Bir kuşun o küçücük kalbi hızlı hızlı çarpmaya başladı ellerimizde gözlerini yummuş kendisini öldürmemizi bekliyordu.
    Yağan yağmur tüylerini ıslatmış, onu bilmediği soğuk bir alemin karanlıklarına itmişti.
    Onu öldürmedik, öldüremeyeceğimizden! Bıraktık, uçmağa başladı. Gözden kayboluncaya kadar baktık arkasından. Yağmur altında uzaklaşıp gitti.

    Bir tek ıslak, beyaz tüy kalmıştı avucumuzda. Onu da rüzgar aldı götürdü.Şimdi yağmur altında onu arıyoruz. Dağıldık,çözüldük. O çoktan öldü belki. Yağmur altında kanatlarını çırpamaz hale geldi. Bir düşüş başladı yükseklerden,çok yükseklerden. Yıllar geçti hala onu arıyoruz. Rüzgara bıraktığımız o tek tüyünü bulsak yeter, o zaman mutlu olacağız. Hala yağmur yağıyor. Çıldırtan bir ses kulaklarımızda …
    Saçlarımızdan, kirpiklerimizden sular sızıyor…
    Yoksa ağlıyor muyuz?

    Bu yağmur hiç dinmeyecek. Onu bulamayacağız.
    Hatırladıkça bir şeyler burkulacak içimizde. Korkudan büyümüş küçük gözbebekleri görür gibi olacağız. Hala kalp çarpıntılarını duyacak ellerimiz.
    Islak, kederli bir gündü. Orman bütün yapraklarını yere dökmüştü. Yağmurun kuru yapraklara vurdukça çıkardığı ses hala kulaklarımızda….
    İşte orada, o ormanda çirkin,bodur bir ağaç var. Görüyor musunuz?
    Dibine dökülmüş sarı yapraklarının altında cansız bir kuş yatıyor. Güzelim tüyleri çamurlar içinde. Boncuk boncuk gözleri kapanmış. Bir daha açılmamak üzere kenetlenmiş gagası.
    Üşümüyor artık, ıslandığını duymuyor.
    Ve biz onu kaybetmenin acısını, içimizde bir hançer gibi duyuyoruz. Hala yağmur yağıyor. Aramak mı? Artık neyi aramak?
    Ağlıyoruz.
    Yağan yağmur sefil gözyaşlarımıza karışıyor….
    Bu yağmur hiç dinmeyecek ve biz daha çok ağlayacağız…
    Bir tüy için, bir sevgi için….
    "Unuttun mu beni", her yerde o kadar çok çalıyor ki tam unutacakken hatırlıyorum.


    -yüzonsekiz

  2. #2
    TOPLUMBİLİM adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2008
    Mesajlar
    734
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    II



    Büyük şehir gerinmeye başladı, sabah oluyor..İşte ilk ışık girdi penceremden, duvarlar kirli beyazlıklarına dönüyor yavaş yavaş... Bir çiçek saksısında yaşadığını anladı; yeşil yeşil uyandı uykusundan. Uzaklarda bir kuş öttü, motorlar çalıştı, satıcılar sokağa fırladı, bir dumandır yükseldi fabrika bacalarından.
    Büyük şehir, yeni bir günün sabahında her zamanki gibi biraz hüzünlü, kararsız ve biraz dalgın...
    Saat, hiç değişmeyen ayak sesleriyle bilinmeyen bir zamana doğru koşuyor...
    Uyandım diyemeyeceğim. Çünkü uyumamıştım. Karmakarışık düşünceler içindeyim. Kalktım, bir çay fincanından kesiksiz yalnızlığımı yudumluyorum.
    Geceyle birlikte gelen sisler dağılmaya başlıyor düşüncemden.
    Yaşamak; iliklerime kadar sarıyor her yanımı.

    Omuzlarıma ister istemez sürükleyeceğim bir günün ağırlığı çöküyor.
    Neden ?
    Neden bunlar ?
    Her sabah hep bu alışageldiğimiz şeyleri yapmak niçin?
    Bu yemelerin, içmelerin, bu soyunup giyinmelerin hiç sonu gelmeyecek mi?


    İsyanım gitgide artıyor, hıncımı bütün insanlığın yüzüne haykırmak arzusuyla dolup taşıyorum.

    Birdenbire bir yığın insan sarıyor çevremi. Hepsinin yüzlerinde derin bir hıncın izleri var.
    Bunlar ; çoğu zaman adları ihtiyaç, şeref, ihtiras, vazife ve alışkanlık olan kişiler. Her yerde, her zaman karşımıza çıkan soygun çetesinin elebaşları…. Ellerinde muştalar, bıçaklar, tabancalarla bizi toplum içinde toplumun istediği gibi yaşamaya zorlayan satılmışlar.
    Çaresiz teslim oluyor, giyinmeye başlıyorum. Gücüm, karşı koymamı sürekli kılamıyor. Sonra hep birlikte çıkıyoruz evden. Sokakta da yanımdan, yakınımdan ayrılmıyorlar.
    Oysa; ben onları istemiyorum. Ben başımı alıp gitmek istiyorum bu büyük şehirden. Kendimi anne yalnızlığının kollarına atmak istiyorum. Kötülük nedir bilmeyen ağaçlar, yalan söylemeyen otlar çağırıyor beni. Çiçekler gel diyor. Deniz gel diyor. Fakat arkamda yine onlar, o kötü kişiler.
    O satılmışlar bırakmıyor beni. Bir an ellerinden kurtulup koşmaya başlıyorum. Kesilmeye götürülürken bakıcılarının , o saygıdeğer katillerinin elinden kurtulup kaçan bir boğa gibiyim.
    Kurtulmamı isteyen bir tek kişi yok geçtiğim yollarda. Herkes bana düşman şimdi… Duvarlar karşıma çıkıyor, otomobiller yolumu kesiyor,
    Her tarafta tuzaklar, kementler, ipler, hendekler ve taşlar... Sonunda yoruluyorum. Yetişiyorlar. Hep birlikte yeni bir günü yaşamaya koyuluyoruz.

    Kulaklarımda saatin hiç değişmeyen ayak sesleri. Çevremde o pis, o iğrenç kişiler. Hep aynı korkunç yaşama, o rezil alışkanlıklara.

    Aldatmalar, boyun eğmeler, aldanmalar, geçici dostluklar, küçük zevkler ve yalanlar, yalanlar, yalanlar...

    Bu iki yüzlü yaşamaya çaresiz bir gün daha katlanıyorum. Utancım bir kat daha artıyor.





    "Unuttun mu beni", her yerde o kadar çok çalıyor ki tam unutacakken hatırlıyorum.


    -yüzonsekiz

  3. #3
    TOPLUMBİLİM adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2008
    Mesajlar
    734
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    III



    Çaresizliğin en amansız olduğu yerdeyim şimdi. İlk defa sevmenin tarif edilmez korkuları içindeyim. Uykusuz gecelerin yorgun sabahlarında seni düşünüyor ve korkularla yine sana doğru koşuyorum. Hep aynı soru düşüncemde; Ya seversem?
    O zaman neler olabileceğini düşünmek korkutuyor beni. İlk defa yenileceğimi anlıyorum. Karşımda kendinden emin gözlerin, dudakların, ellerin bunu söylüyor bana.


    Seni tanımadan geçen bütün yıllara lanet ediyorum.
    Önceleri hiç bilmediğim adını şimdi binlerce defa tekrarlıyor dudaklarım.


    Gün oluyor bir tablo seyredercesine mutlu heyecanlarla doluyorum karşında. Gün oluyor bir eski Yunan heykelinin ölümsüz güzelliğiyle büyülüyorsun beni.
    Gözlerin gözlerime takılınca güçsüzlüğüm aklıma geliyor, beni sevmediğin, sevmeyeceğin aklıma geliyor… O zamanlar öylesine yıkılıyorum ki, bilemezsin!..


    İnsan nasıl gökyüzüne baktığı zaman bu sonsuz evren içinde küçük ve çaresiz bir yaratık olduğunu anlarsa; güzelliğin de bana aynı şeyleri düşündürüyor.

    Gün oluyor mavilerde, gün oluyor kırmızılarda, gün oluyor karalarda yaşıyorum seninle. Dudaklarından çıkan her kelime, suya bir taş atılmışcasına büyüyor içimde.


    Nereye gitsem kulaklarımda o yarı karanlık, çocuksu sesin.
    Sonra kendine has kokun; O kokuların en çıldırtıcısı, en kahredicisi…
    Ve gözlerin; Esmer bir akşam üstünün serin hüznünü getiren gözlerin.
    .


    Görebildiğim, duyabildiğim her şey bana seni sevmeyi söylüyor.
    Uzaklaştıkça yaklaşıyorum sana. İşin en kötüsü, yaklaştıkça da uzaklaşmaktan korkuyorum.

    Belki hiçbir zaman sana seni sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Ne sana, ne senden başkasına. Düşün ki, çoğu zaman kendime bile söyleyemiyorum.
    Sanki söylediğim anda her şey bitecek ve bu emsalsiz büyü bozuluverecekmiş gibi geliyor. Bir insanın kendini aldatması ne güçtür bilirsin. Bu sevmek korkusunun aslında çok sevmek olduğunu biliyor, fakat anlatamıyorum. Galiba asıl korkumuz sevmek değil!...Onun arkasına gizlediğimiz sevilmemek korkusu! Küçük küçük aldanmalarla kendimizi avutmaya çalışıyor, düştüğümüz çıkmazda bir teselli arıyoruz.
    Kim bilir, belki karşılıklı bir oyun oynuyoruz seninle. Belki de aynı korkular içindeyiz, birbirimizden haberimiz yok.

    Sevmek….
    Seni alabildiğine sevmek…
    Hiçbir şeyi umursamadan, bütün karanlıkları hiçe sayarak sevmek…
    Tutmak ellerinden o derinlere inmek, gitmek oralara , o yerlere.
    Orada hep sen olmak, seni yaşamak ve olduğun yerde bile seninle sensiz olamamak!...
    Sonra da sensiz edemediğimi, edemeyeceğimi söyleyememek sana.
    Susmak, susmak; Korkudan ölünceye kadar..


    Şimdi sevginin bataklığındayım ve korktukça her an biraz daha saplanıyorum. Bakışların biraz daha derine çekiyor beni…





    "Unuttun mu beni", her yerde o kadar çok çalıyor ki tam unutacakken hatırlıyorum.


    -yüzonsekiz

  4. #4
    TOPLUMBİLİM adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2008
    Mesajlar
    734
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    IV







    Bazı duygular vardır anlatılmaz, anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar; Sevilen de anlar sevildiğini…
    Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile.. Yeryüzünde hiç bir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz.

    Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
    Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.


    Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. Sen bile buna karşı koyamazsın. Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
    Bir zaman başkalarında aradım seni, başka yüzlerde, başka ellerde aradım. Aldandım, fakat bir gün seni bulmak ümidini kaybetmedim. Nasıl olsa gelecektin bir gün. Ve işte geldin de! Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya, bilmediğim kederleri öğretmeye geldin. Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
    Bir gün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim …

    Bu selin akışını hiç bir şey durduramaz artık,
    Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
    Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin, mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. İşte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım. Er geç gideceksin; Beni anlayamadan, beni sevmeden gideceksin. Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden, tesellisiz bir hüzün kalacak. Yıllardır aradığım sendin, ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım. Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar aradım seni. Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...

    Geldin ya!
    Şimdi herşey güzel seninle.
    Yürümenin, konuşmanın, nefes almanın bir başka anlamı var artık.
    Sen varsın, her şey bambaşka gözlerimde.


    Olduğun yerde en basit bir şey bile apayrı bir değer kazanıyor. Duyguları böylesine en güzel, en harikulade haliyle bulduktan sonra bir gün onları kaybedivermek korkusu içimi tarifsiz bir acıyla dolduruyor. O zaman bu yokluklara dayanamayacağımı anlıyorum. Belki hiç bir mutluluk sürekli değil bu dünyada. Her sevgi bir ayrılıkla sonuçlanmaya mahkum ! Yine de verdiklerin hiç bitmesin istiyorum.

    Bir zaman ölümü düşünmüştüm. Onsuz yaşayamayacağımı sanıyordum. Bütün inançlarım, umutlarım bir bir terk etmişti beni.
    Milyonlarca kalbin çarptığı bir şehirde yapayalnızdım. Yaşamamı gerektiren bütün bağlar kopmuştu. Oysa, O da bu şehirdeydi. O da bir zaman çaresizliğin tunç kapılarını zorlamış, açamayacağını anlayınca ; her şeyi olduğu gibi kabullenmişti.
    O da yalnızdı, ama benim kadar değil. Çünkü çevresinde hiç kimse olmasa bile, yine bir kendisi vardı…

    Beni, benim gibi , bensiz kalacak kadar sevmemişti ki !

    Yokluğum pahasına da olsa onu istiyordum. Onun yaşadığı bir şehirde onsuz kalmanın acılarına dayanamadığım için ölümü düşünmüştüm.
    O vazgeçilmezdi benim için, doyulmazdı , kanılmazdı ve yeryüzünün bütün güzelliklerine rağmen, onun yokluğuna dayanılamazdı.
    Ama görüyorum ki , yine yaşadım. Sensiz kaldığımı bile bile yaşamak macerasına çaresiz boyun eğdim. Ezilmiş otlar gibiydim, devrilmiş ağaçlar gibiydim, öldürülüp içi doldurulmuş kuşlar gibiydim.

    Sonra bir gün sen çıktın karşıma. İçimde küllenen duyguları yeniden yaktın. Yeniden can verdin bana. Bir sabah uyanmanın o eşsiz mutluluğunu tattırdın. Her gün seninle beraber olmanın tadı ılık ılık yayılmaya başladı kanıma. Unuttuğum arzuları , yitirdiğim hazları getirdin bana.
    Artık , yalnız yaşamayı düşünür oldum. Ölüm düşüncesinden gitgide uzaklaştım.

    Kurumuş dudaklarıma su verdi ellerin.
    Bakışların yepyeni bir ışık verdi gözlerime.
    Seninle var olduğumu anladım.


    Geçen zaman bir korkulu rüya gibi uzaklarda kaldı. Uzun süren bir nekahat devresinden sonra ,dünyaya yeniden gelmiş gibiydim.
    Belki sen yoktun, hepsi yalandı bunların. Ne çıkar? Senin için söylüyor, senin için yazıyordum ya!

    Her şeyin rengi seninle değişti. Duvarlar seninle aydınlandı, pencereler seninle ışıdı. Sen de ne bulduysam , hepsi birbirinden yeni, hepsi birbirinden güzel. Yokluğunun ne korkunç bir karanlık getireceğini anlıyor musun? Nasıl her şeyin rengi yine birdenbire değişecek? Mutluluktan yana ne getirmişsen hepsini bir bir acımadan geri götüreceksin. Ardında taş taş üstüne kalmayacak. Çiçekler açmayacak, kuşlar ötmeyecek.

    Şimdi varsın , var olmaktan öte bir şeysin. Yokluğunu da varlığın gibi yudum yudum içeceğim.

    Seninle varım, gidersen seninle yok olacağım. Anla biraz.





    "Unuttun mu beni", her yerde o kadar çok çalıyor ki tam unutacakken hatırlıyorum.


    -yüzonsekiz

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. AŞK - HÜZÜN - ÇARESiZLiK
    2005 Konuları bölümünde JUDGE_-cCc-_ tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 20.09.05, 13:21

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •