SEVGİM DENİZALTI
Silikozis kot kumlama işçileri gibi diş protez teknisyenlerini de vuruyor. Silikozise yakalanan diş teknisyenleri hem işlerinden oluyor, hem de bürokratik işlemlerin yıllarca uzaması nedeniyle malulen emekli olamıyor. Diş teknisyeni Namık Albayrak’ın yaşadıkları, mağduriyetin ne kadar büyük olduğunu gözler önüne seriyor.
Namık Albayrak 46 yaşında. 80’lerden bu yana diş protez teknisyeni olarak çalışıyordu, ta ki silikozis hastası olduğu anlaşılana kadar. İddiasına göre, hastalığı ortaya çıkınca patronu tarafından resmi bildirimde bulunulmadan, tazminat dahi ödenmeden kapı önüne konuldu. Malulen emekli olabilmek için Çalışma Bakanlığı’na başvurdu, ancak Bakanlık bir buçuk yıldır incelemelerini bir türlü tamamlayamadı. Albayrak, onlarca diş teknisyeninin kendisi gibi mağdur olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Benim durumuma düşmemek için hasta olduğundan şüphelenmesine rağmen hastaneye gitmeyen çok sayıda teknisyen var.”
İŞE BAŞLARKEN SAĞLAM RAPORU ALDI
Namık Albayrak İzmir’de bulunan özel bir laboratuvarda çalışıyordu. Bu laboratuvar, İstanbul Bahçelievler Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin ihalesini aldı. Albayrak, bunun üzerine İstanbul’a taşındı ve 2008 yılının mart ayında kamu kuruluşu olan bu merkezde çalışmaya başladı. İşe girerken çalışmasına engel hiçbir hastalığının olmadığına ilişkin bir sağlık raporu aldı.
Albayrak, merkezin içinde küçük bir odada bir arkadaşıyla birlikte çalışıyordu. Görevi fotoplak denilen maddeyi diş kalıplarına adapte etmekti. İşin yoğun olduğu günler, sabahın 8.30’undan gece 23.00’lere kadar çalışıyor, günde 100’e yakın fotoplak adaptasyonu yapıyorlardı. Bu da günde 15 saat boyunca çok yoğun toza maruz kalmak demekti. Üstelik Albayrak’ın anlatımına göre, kullandıkları maske, eldiven gibi malzemeler de, çalıştıkları yerin havalandırması da onları bu tozdan korumak için çok yetersizdi.
2.5 YILIN ARDINDAN SİLİKOZİS
Albayrak bu koşullarda 2.5 yıl çalıştı. Ardından çalıştığı merkezin ihale şartnameleri değiştirilince, İzmir’deki firma, İstanbul’da hazır kurulmuş bir laboratuvarı satın aldı. Albayrak artık İstanbul’daki laboratuvarın çalışanı gözükecek ve merkezde çalışmayı sürdürecekti. Ancak bunun için yeniden sağlık raporu alması gerekiyordu.
Namık Albayrak, sağlık raporu almak için Verem Savaş Dispanseri’ne gittiğinde, kendisine rapor verilemeyeceği, hastaneye gitmesi gerektiği söylendi. Albayrak, bunun üzerine Maltepe’deki İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi’ne gitti. 10 gün hastanede yattıktan sonra, 9 Temmuz 2010’da Albayrak’a meslek hastalığı olarak silikozis teşhisi konuldu. Hastaneden işyerine gönderilen raporda, hastaya bir ay istirahat izni verilmesi ve işbaşı yapacağı zaman da tozsuz ve dumansız bir yerde çalışmasının sağlanması istendi.
İZİNLİYKEN İŞTEN ÇIKARILDI
Namık Albayrak, istirahat süresinin bittiği 9 Ağustos 2010’da işbaşı yapmak için çalışanı olduğu laboratuvara gitti. Ancak yöneticiler ona işbaşı yapamayacağını, durumunun değerlendirileceğini söylediler. Albayrak, bunun üzerine bir kez daha istirahat izni aldı. Ancak izinli olduğu bu süre içinde işten çıkarıldığını öğrendi: “Ne bir yardım ne de tazminat, hiçbir şey vermediler. İşten çıkarıldığıma dair resmi bildirimde bile bulunulmadı. Sadece ‘biz artık seninle çalışamayız’ dediler.”
BAKANLIK BİR BUÇUK YILDIR İNCELİYOR
İşsiz kalan Albayrak 11 Ağustos 2010’da malulen emekli olabilmek için Çalışma Bakanlığı’na başvurdu. Ancak Albayrak’a silikozis teşhisi konulmasının üzerinden 1.5 yıl geçmesine karşın, Bakanlık hala incelemelerini tamamlayabilmiş değil. İşten çıkarılmasının ardından yaptığı iş başvuruları ise hastalığı nedeniyle kabul edilmedi. Albayrak şimdi işsiz ve hiçbir sosyal güvencesi yok. Eşinin sigortasından yararlanıyor. Eşinin ve çocuklarının yardımıyla geçiniyor.
Şüphelenseler bile hastaneye gitmiyorlar
NamIk Albayrak, çok sayıda diş teknisyeninin de kendisiyle aynı durumda olduğunu söylüyor: “Bakanlık tek bir filmin negatifi yok" diye dosyayı geri gönderebiliyor. Bürokratik işlemler uzadıkça uzuyor. Hasta olduğundan şüphelenen çok sayıda arkadaşım bu nedenle hastaneye bile gitmedi. Benim gibi işten atılmaktan, malulen emekli bile olamamaktan korktular. Buna artık bir son verilmeli. Hastaneden aldığımız meslek hastalığı raporu yeterli sayılmalı. Bize bir an önce maaş ve güvence sağlanmalı.”
KONTEYNIRDA ÇALIŞTIK
Namık Albayrak’a göre, hastanelerin ihaleyle özel laboratuvarlardan hizmet satın alması ve aşırı iş yoğunluğu silikozise davetiye çıkarıyor: “Bizim günde 3-5, en fazla 10 iş yapmamız gerekiyor. Oysa günde 100 iş yaptığımız günler oluyor. Yalnızca bir hastane için aylık 1.600-1.800 iş yapıyoruz.”
Kötü çalışma koşullarının da çok önemli bir etken olduğunu söyleyen Albayrak, “8-10 metrekare bir odada tek bir cam vardı, havalandırma çok yetersizdi. Sonra hastane, yaptığımız işin tozundan ve gürültüsünden rahatsız oldu. Hastanenin önüne bir konteynır konuldu, orada çalışmaya başladık. O tek bir camı da arar olduk, çünkü konteynırda hiçbir havalandırma yoktu” diye konuştu.
http://www.birgun.net/actuel_index.p...onth=10&day=21


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla