• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 5 12345 SonSon
42 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    21-05-2011
    Mesajlar
    1,235
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0

    Tuncelililer, İsmet İnönü’nün torunu CHP’li Gülsün Bilgehan'ın açıklamalarına tepki gösterdi

    Tuncelililer, İsmet İnönü’nün torunu CHP’li Gülsün Bilgehan'ın açıklamalarına tepki gösterdi

    26 Kasım 2011 Cumartesi 11:32




    İsmet İnönü’nün torunu CHP’li Gülsün Bilgehan’dan Dersim için şok değerlendirmeler: Sonuçta bugün Tunceli en görgülü, en eğitimli insanlardan oluşuyor. Sürgüne gönderilen genç kızlar da çok iyi yetişti.

    TUNCELİ'YE MEDENİYET GELDİ

    CHP Ankara Milletvekili ve dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan, 1938’de yapılan ve bugün ‘Dersim katliamı’ olarak tartışılan operasyonlarla ortaçağ döneminde yaşanan Tunceliler’in Türkiye’nin en eğitimli ve demokrasiye inanan insanları haline geldiğini savundu. CHP milletvekili Bilgehan, operasyonların yapıldığı dönemin İnönü değil Atatürk dönemi olduğunu da söyledi.

    İNÖÜ YERİNE ATATÜRK YAZILMALI

    Gazeteci Serpil Çevikcan dün yayımlanan köşe yazısında, İsmet İnönü’nün torunu CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan’ın sözlerine yer verdi. Bilgehan’ın, dedesi İnönü’yü savunurken, şu çarpıcı ifadeleri kullandığı görüldü: “İnönü’nün yerine Atatürk’ü yazmak gerekir diye düşünüyorum. Çok açık. İnönü diye söylediği bütün dönem Atatürk dönemidir. O dönem tek parti dönemi, milli dava dönemi. Kaldı ki imparatorluktan beri süregelen birtakım sorunlar var. O sorunların çözülme yöntemleri bugünki insan haklarını uyuyor mu, tabi ki uymuyor. Onun için Başbakan’ın sözlerinde bir kötü niyet var.”



    Tunceli terbiye mi edildi?
    Tartışmaya Hürriyet yazarı İsmet Berkan da katıldı. 'Tunceli'yi terbiye ettik ya' başlıklı yazısında Bilgehan'ın anlayışının sömürgeci mantıkla aynı olduğunu savundu. İşte o yazıdan bir bölüm:

    "Bu bakımdan, bizim devletimizin 'Afrikayı hristiyan yapmaya' giden Dr. David Livingstone ve Anglikan kilisesiyle Birleşik Krallık ordularından, 'Doğu Hristiyanlannı gerçek dine döndüreceğiz' diyerek Anadoluya yağmur gibi yağan ve Ermeni bölgelerine okullar açan Amerikalı misyonerlerden veya Amerikan "yerlilerini 'uygar laştırmak için onları neredeyse bir soykırımdan geçiren Amerikalı generallerden çok farkı yok.
    Dilimin ucuna kadar gelen kelimeyi kullanmak istemiyorum ama bu işlere kalkışanların hepsi yaptıklarını 'yüce' amaçlarmış gibi takdim etmeyi başarmışlardır. İşte en son Amerika'nın Irak'ı 'uygarlaştırması hepimizin aklında." Yazının tamamı için tıklayın.



    İNSAN HAKLARINA UYMUYOR AMA

    “Değerlendirmeyi tarihçilere bırakmak gerekiyor. Ama Dersim’i anlatan ve harekatları eleştirenler bile orada bir sorun olduğunu kabul ediyorlar. Bu sorunun çözülme yöntemi bugünki insan haklarına uymuyor ama o dönemde başka çare yokmuş zaten. Bence sonuca bakmak lazım. Sonuçta bugün Tunceli bölgesi en görgülü, en eğitimli, demokrasiye inanan insanlardan oluşuyor. Mesela sürgünlerden söz ediliyor. O sürgünlerde çok iyi yetişmiş genç kızlar da var. Belki o bölgede, ortaçağ şartlarında kalsalardı o aileleri kuramayacaklardı.”

    O BELGELERDE SUÇ UNSURU YOK

    “İsmet İnönü hatıralarında, ‘Ben 1937’de Dersim’i bıraktığım zaman mesele büyük çapta halolmuştu’ diyor. Dedemi savunmak içinde bunu söylemiyorum. Ondan sonra yönetimde olanlar da o dönemi devam ettirmişler. İnönü’nün torunu olarak hatıralarından benim okuduğum; ‘1937’de bıraktığımda iş bitmişti’ diyor. En azından şunu insaf ederek söylemek gerekiyor ki son bir yılda İnönü yok. Pembe Köşk’te, evinde oturuyor, ayrılmış. Sürgünlerin olduğu, isyanın en ağır şekilde bastırıldığı zaman İnönü Başbakan değil zaten. Ben şunu kendime yakıştıramam; ‘İnönü’den sonra gelen Başbakan’a, O’nun ailesine sorun’ diyemem ama gerçek de o. O şekilde de artık gerçekleri görmek gerekiyor. Ben o belgelerde bir suç unsuru göremedim. Bir isyan olduğunu söylüyorlar zaten. İnönü kendisi ‘ırkçı ve mezhepsel bir sorun değil, asayiş sorunu var’ diyor. Herkes hatıralarını okusun.”

    SÜRGÜN GELİŞTİRMEDİ

    - Sürgünlerden Ali Kılıçkaya: “Dersim katliamında benim ailem de büyük acılar çekti. Dedem köylülerle birlikte kurşuna dizildi. Babam da bizimle birlikte Balıkesir’e sürüldü. Çok büyük acılar çekildi. Sürgün olayını iyi anlamda yorumlamak mümkün değil. Sürgüne gönderilenler gittikleri yerlerde de iyi şeyler yaşamadılar. Horlandılar, aşağılandılar, haksızlığa uğradılar. O gittikleri yerlerde de büyük trajediler yaşandı. Hikayenin bir de bu yönü var. Bu nokta da unutulmamalı. Sürgünlerin gönderildiği yerlerde insanlar ‘Bunlar insan yiyor’ diyorlardı sürgünler için. ‘Kuyruklu Kürtler’ diyerek aşağılanıyorlardı. O dönemlerde çekilen büyük acılara ben deşahidim. Sürgünün insanları geliştirdiği iddiasını da doğru bulmuyorum.”

    DERSİMLİLERDEN ‘GAFA’ TEPKİ

    DEDESİNİN TORUNUYMUŞ

    - Özgür Fındık (Dersim Sürgünleri Belgeseli’nin Yönetmeni): “Gülsün Bigehan gerçekten de dedesinin torunuymuş! Kendisine çektiğim belgeseli özel olarak göndereceğim. Yaşananları bir de oradan izlesin, bakalım anlattığı başarı ve mutluluk tablosunu orada görebilecek mi?”

    FAŞİZANCA BAKIŞ

    - Çayan Demirel (38 / Dersim Katliamı Belgeseli Yönetmeni): “Bu bakış açısını faşizanca buluyorum. Madem öyle ismini de koysunlar. Almanlar ismini koydu. Aslında Gülsün Bilgehan’ın sözleri bir itiraf. Yapılmak istenen, yapılan tam da buydu.”



    Kaynak : http://www.internethaber.com/tunceli...#ixzz1enw40qkC


    kendi kendilerine yetiyorlar zaten bunlar..
    Bu mesaj en son " 26.11.11 " tarihinde saat 12:49 itibariyle kavs19 tarafından düzenlenmiştir...

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    25-11-2011
    Mesajlar
    52
    Karizma Gücü
    0
    doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar..

  3. #3
    hunt me down adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-12-2006
    Mesajlar
    7,878
    Karizma Gücü
    7
    Sonunda CHP'den de bazı adam gibi adamlar çıktı...
    Allah razı olsun.

  4. #4
    <span style='color: #000000'>kafkaslar</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-10-2009
    Mesajlar
    5,451
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    faşistlikte Hitler bunların eline su dökemez.
    http://www.turkforum.net/1108707044-...ma-kanunu.html

    http://www.turkforum.net/1108706906-...brikalari.html

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum: "Koca bir askeri yıktılar, meğer kağıttan kaplanmış, biz bunu asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş"

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    25-11-2011
    Mesajlar
    52
    Karizma Gücü
    0
    Hitler 1 buçuk milyon yahudiden sabun yaptı . peki bu adamlar ne yaptı ? ne yaptılar da Hitleri geçtiler ??

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    24-10-2005
    Mesajlar
    14,361
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı adanalı00 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hitler 1 buçuk milyon yahudiden sabun yaptı . peki bu adamlar ne yaptı ? ne yaptılar da Hitleri geçtiler ??



    " O tarihte Dersim olaylarını bastırmak üzere gönderilen birliklerde er olarak görev yapan Dersim Hozat Piyade Birliği 2. Tabur erlerinden Abdullah Çiftçi, bir görgü şahidi olarak enteresan şeyler anlatıyor.

    Tek paragraf bile “olmaz öyle şey” dedirtmeye yetecek kadar acı. Şöyle diyor: “Köylere gittiğimizde köyün yetişkin erkekleri kaçardı. Sadece çocuklar ve kızlar kalırdı köylerde. Ambarlarını, ahırlarını ateşe veriyorduk. Sonra onların çocuklarını, kızlarını, kadınlarını hepsini ağır makineli silahların önlerine verip öldürüyorduk. Kanları sel gibi akıyordu. Kimseyi dinlemiyorduk. Tuttuk mu bırakmazlardı, öldürürlerdi.
    http://haksozhaber.net/chpnin-dersim...ak-23296yy.htm

    Gerçekten de "bir şey" yapmamışlar!!!
    Armut Deyip Geçmeyin, Onun İlk Hecesi Çoğu Kişide Yoktur !

    (Necip Fazıl Kısakürek)

  7. #7
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Dersim katliamı hakkında bu kadar tantanalar yapıldı, edildi. söylendi, yazıldı, çizildi ama ne hikmetse genel kurmay arşivlerine müracaat eden olmadı.Genel Kurmay Başkanlığı neden sessiz kalıyor acaba?Yoksa daha vahim bir şeyler mi oldu?.Kim, niye katliam yaptırıyor ki?Dersim katliamın içyüzünü öğrenmek herkesin hakkıdır.İp, kopacağı yerden kopsun diyoruz.Hitlerin yahudileri yakması olayı tüm dünya bilmişken neden Dersim katliamın içyüzü bu milletten saklanıyor?.Yoksa birilerin kellesi gidecek diye mi bunlar saklı tutuluyor?.
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    25-11-2011
    Mesajlar
    52
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı redyellow tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    http://haksozhaber.net/chpnin-dersim...ak-23296yy.htm

    Gerçekten de "bir şey" yapmamışlar!!!
    Hitler'i geçmeleri için ordakileri sürgün etmek yerine hepsini öldürürmeleri gerekirdi, tamam , orda bişeyler olmuş , ama boşuna olmamış , ya Hitler ? o , Yahudilere sinir olduğu için yaptı o katliamı , şimdi soruyorum sana , hangisi daha faşist ??

  9. #9
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    'Hasta' Atatürk, Elazığ'da ne yapıyordu?


    Gazeteci-Yazar Mustafa Armağan, ''Hasta' Atatürk, Seyid Rıza'nın asıldığı gece Elazığ'da ne yapıyordu?' başlıklı bugünkü makalesinde şunlara yer verdi;

    Mustafa Armağan

    Başbakan Erdoğan öyle anlaşılıyor ki, şu kadar İnkılap tarihi bölümünden daha fazla çalışıyor.

    Geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı konuşmayla Erdoğan yalnız CHP başkanının eline iki tarafı keskin bir kılıç savurmakla kalmadı, yıllar yılı Dersim'i unutan İnkılap tarihçilerimize de bir muhtıra vermiş oldu. Bakalım, bu 'Dersim açılımı'ndan sonra da 1937-38 yıllarını yazarken Dersim'de olup bitenleri unutabilecekler mi?


    Unuturlar, unuturlar... İsmi lazım değil, yaklaşık 1500 sayfalık "Gazi Mustafa Kemal" kitabını yazan bir zat-ı muhterem, küçük Mustafa'nın nasıl birdirbir oynadığını geniş geniş anlatırken, on binlerce insanın hayatını ilgilendiren Dersim olaylarından tek kelime söz etmiyorsa bizdeki İnkılap tarihlerinin yazılma amacının, geçmişi açıklamak değil de örtmek olduğunu söylemek zorundayız.

    Dersim denilince öteden beri şu söylenirdi: Efendim, o zaman Atatürk çok hastaydı, yerinden kımıldayacak hali yoktu, Dersim'de olan bitenlerden habersizdi, hatta 'Dersim kararnamesi'ni imzalamaya yanaşmamıştı vs. Sözün özü: Dersim'den Atatürk sorumlu değildi.


    Gerçi Başbakan meselenin Atatürk boyutuna girmekten özenle kaçındı ama CHP'li Hüseyin Aygün, "Dersim katliamından Atatürk'ün haberi vardı." diyerek bombanın pimini çekmişti ve ona karşı parti içinde başlayan isyanın korkusu da aynıdır: 'Bu işe Atatürk'ü karıştırmayın' demek istiyorlar.






    Ben de bunu anlamıyorum: 1937 yılında Atatürk Hatay için şu kadar çalıştı, diyenler aynı yıl gerçekleşen Dersim'den onu dışlayamazlar. Üstelik 4 Mayıs 1937 tarihli Dersim'e uygulanacak zorunlu iskân politikasının dönüm noktalarından biri olan Bakanlar Kurulu kararının altında onun imzası varken... 2. maddede isyan eden mıntıkadaki halkın toplanıp başka yere nakledilmesi istenmektedir. Nitekim Sibel Yardımcı ve Şükrü Aslan'ın dersim milletvekili Diyap Ağa'nın torunuyla yaptıkları görüşmede Atatürk'ün Diyap Ağa'yı çağırıp "Git, aşiretini kedisine kadar al, Dersim'den çık. Çık ama Malatya'yı geç," demiş ve Diyap Ağa da Çankaya'dan aldığı bu tüyo sayesinde Dersim'i terk etmiş ve ailesinin hayatını kurtarmış.

    ("Herkesin Bildiği Sır: Dersim", s. 426.)
    Bu sözlü tanıklığa inanacak olursak Atatürk'ün bölgede yapılacak operasyonlardan çok önceden haberdar olduğunu ve iyi tanıdığı Diyap Ağa'ya olacakları böyle haber verdiğini görüyoruz.






    Atatürk'ün Dersim operasyonuna ne kadar yakından ilgi duyduğunun dolaylı değil de doğrudan delili ise zamanın Malatya Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil'in anılarında buluyoruz. Çağlayangil'in 1990'da basılan anılarında şu satırları okuyoruz:

    "Dersim olayı da yakın tarihimizin bulutlar arkasındaki bir gerçeğidir." Doğru, bulutlar arkasında ama ne? Allah'tan Çağlayangil pek ağzı sıkı davranamamıştır da, bazı gerçeklerin kapılarını aralamamıza imkan tanımıştır.

    Çağlayangil, Atatürk'ün "Dersim meselesini kökünden hallediniz" talimatını verdiğini yazdıktan sonra bizzat katıldığı Dersim operasyonu hakkında şu bilgileri veriyor:

    "Seyit Rıza ve çevresi yakalandı. Mahkemeleri sürüyor. İşte bu sırada Atatürk Diyarbakır'daki Murat suyu üzerinde yeni yapılan Singeç Köprüsü'nü açmaya gidecek. (...) Emniyet Genel Müdürü Şükrü Sökmensüer bana dedi ki: "Dersim harekâtı bitti. Beyaz donlu altı bin doğulu Elazığ'a dolmuş. Atatürk'ten Seyit Rıza'nın hayatını bağışlamasını isteyecekler, buna engel ol."

    Atatürk pazartesi günü Elazığ'a gelecekti, o gün de cumartesiydi, resmi daireler kapalıydı. Bizden istenenler "Asılacakları Atatürk gelmeden asın, beyaz donlular Atatürk'ün karşısına çıktığı zaman iş işten geçmiş olsun." Savcıya gittim. Durumu kendisine anlattım. Savcı mahkemeleri etkileyemeyeceğini söyledi. Biz mahkemenin kararını Atatürk gelmeden önce vermesini ve Seyit Rıza meselesinin kapanmasını istiyorduk.

    Savcıyı aşmak mümkün olmayınca rapor aldırıldı, yerine tanıdığımız bir savcı geçti. Hakime baskı yaparak mahkemeyi, tatil olmasına rağmen Pazar gecesi 24'e aldırdık. Saatler 24'ü 1 geçe mahkeme başladı. 7 ölüm cezası çıktı.

    Seyit Rıza idam sehpalarını görünce durumu anladı. Bana "Sen Ankara'dan beni asmak için mi geldin" dedi ve güldü. Bu yaşlı adam rap rap yürüdü. Çingeneyi (celladı) itti. İpi boynuna geçirdi, sandalyeye ayağıyla tekme vurdu. İnfazını gerçekleştirdi.

    İhsan Sabri Çağlayangil bundan sonra idamı Atatürk'ün nasıl bildiğini ve beklediğini ima eden şu ilginç cümleleri sarf ediyor:


    "Fakat bu işleri belki zamanında halledemeyeceğiz diye Atatürk bir gün sonra Elazığ'a geldi. Treni gece kör makasa çekmişler, uyuyormuş. "Atatürk seni çağırıyor" dediler. Gittim, kahvaltı ediyorlardı. Bana bir resim gösterdi. Seyit Rıza'nın sehpada sallanırken resmi çekilmiş. "Çabuk git, bu resmin negatifini bul, imha et" dedi. Anladım ki, Atatürk bu olayları sevmiyor. Negatifleri imha ettim, yalnız resimlerden ikisini sakladım. Birini Atatürk'e verdim, birini de kendim aldım. Atatürk "Bana ayırdığın resmi ver" dedi. Verdim. Halkevine hareket etti.

    Cengiz Çandar'ın "Munzur" dergisinin 2008 tarihli 30. sayısından aktardığına göre Çağlayangil, bizzat Kemal Kılıçdaroğlu'na bu olayı şöyle anlatmış:


    "Atatürk, fena halde sinirlenmiş, beni çağırdı. Nedir bu rezalet? dedi. Bütün Kürtleri ayaklandırır bu resim. Herif seyyit. Peygamber sülalesinden, dedi. Öyle sümükleri akmış beyaz sakalıyla, dedi. Git, derhal imha et, dedi."

    "Atatürk hastaydı, Dersim'den haberi yoktu" diyenlere ithaf olunur.
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

  10. #10
    ÇOK GENİŞ FİKİRLİYİMDİR. DETEKTİF adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2010
    Mesajlar
    6,659
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    Benim düşünceme göre, Dersim'de müslüman kürt ve alevi katliamı yapılmış, nedendir acaba?...
    Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler çökmek zorundadır. HZ. MUHAMMED (S.A.V.).

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. İsmet İnönü & Erbakan
    2006 Konuları bölümünde Tekbir tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 12.03.06, 23:32

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •