Hazırlanan iddianame için "üzgünmüş" beylerimiz!
Beter olun!
12 eylülden önce binlerce gencin hayatına mal olan olaylara darbeye zemin hazırlamak için göz yumarken, “zeminin olgunlaşmasını bekledik” derken de üzülüyor muydunuz?
İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği yönetimini kabul eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu 'CHP'nin İmam Hatip Liselerini açan parti olduğunu ve ülkenin her zaman bu okullara ihtiyacı bulunduğunu' vurguladı
Yorumsuz!!!
İmam Hatip liselerini pek seven!! bazıları nasılsa yorum yapar!!!
Birbirlerine çok sert girmişlerdi ama Baransu maçı daha fazla uzatmadan geri adım atıp özür dilemiş!!
Akpnin yanlış-acele adımlarından birisi daha.
Henüz 8 yıllık zorunlu eğitimin tüm sorunları çözülmedi ki 13 yıllığa geçilsin. Eğitimin seviyesi yerlerde, herkes çocuğunu dershaneye yönlendirmiş durumda.
İlk önce 8 yıllık zorunlu KESİNTİSİZ eğitim KESİNTİLİ olmalı, ilkokul+ortaokul olmalı.
En mühimi de eğitimin kalitesi artırılmalı, insanlar çocuklarına dershane dershane gezdirmemeli.
Bir çok okulda öğretmen acığı var, eksiği var, bunlar tamamlanmalı.
vs.vs.
Akp acele ederse yanlış yapar.
Kesintisiz sistemin değiştirilmesi kademeli yapılması doğru ama 12 veya 13 yıla çıkarılması acele bence.
Fransız işadamı gelin soykırım yok deyin, cezası neyse ben ödeyeceğim demiş!
Bizim işadamlarından bekleneni başkası yapıyor!
Bravo!
KASIT VAR demek çok ayrı bir şey, araştırılsın, soruşturulsun, olay aydınlatılsın vs. demek çok ayrı bir şey.
Henüz Genel Kurmay Başkanlığımız araştırma, soruşturma yaparken bir siyasi partinin çıkıp adeta terör örgütünün eline koz verircesine KASIT VAR demesi bence yanlış olmuş.
Bir acele teklif daha, olay net bir şekilde açığa kavuşmadan böyle tekliflere gerek yok bence.
İncelensin, araştırılsın, sonuçlansın ondan sonra tazminat konusu gündeme gelsin. İktidarın da muhalefetin de acele etmemesi lazım diye düşünüyorum.
İnşaallah sayın Özel inşaallah.
Cenabı hak yar ve yardımcınız olsun, tüm mehmetciklerimizi muhafaza eylesin.
Mesut Yılmazın yunan ormanlarını yaktık vs. türünden yaptığı lüzumsuzluk ülkenin başına bela olacak gibi.
İnşaallah bu danıştay saldırısının arka planı gün yüzüne çıkarılır. Teknik ilerledi, o silinen görüntüler geri getirilebiliyor, neler saklanmış, neler gizlenmiş ortaya çıkarılabilir iyi bir soruşturmayla. İrtica mı yoksa bazılarının suçu inananların üzerine atarak bir taşla iki kuş vurma organizasyonu mu hepsi ortaya çıksın, takke düşsün kel görünsün!
Ben emekliyim ve gözüm hiç de erdoğanda değil, çünkü akp geldiğinden bu yana emekliye bakış açısı hep üvey evlat gibiydi, bu sebeple de emekliye yapacakları zam taş çatlasa yüzde 5i bulmaz.
Kılıçdaroğluna verilmeyen helikopter olayı için böyle denmiş. Hakkaten demirtaş da ister helikopteri verince de doğruuu kandile!
Olabilir mi?
Olmaz olmaz dememek lazım.
Yalnız iktidar partisi yetkilileri de bu tür ziyaretlerde devletin helikopteri kullanmamalı, kendileri kullanıyor da muhalefete gelince böyle söylerlerse bu çifte standart olur. Bunu da not olarak düşmek lazım.
Sayın Görmez, Sultanahmet gibi camilerde ingilizce özet verilebileceğini söylemiş.
Ben bi kere denk gelmiştim, Ankara Kocatepe Camiinde Pakistanın eski devlet başkanı Rahmetli Ziya-ül Hak gelmişti cuma namazına, o zaman hutbeyi hem Türkçe hem ingilizce okumuşlardı.
Bu vesile ile Ziya-Ül Hak'a da rahmet diliyorum.
İddiaya göre İlker başbuğ tutuklanırsa bu tutuklamaya tepki olarak KKK ile HArp Okulları Komutanı istifa edecekmiş.
Ben şahsen bu iddianın abartı, belki asparagas olduğunu düşünüyorum.
Ama yok doğru ise istifa ederlerse ancak kendilerine ederler, o akşam yerlerine yenileri atanır, demokrasilerde gayet normaldir.
Yukarıda "belki de aspargas" demiştim, nitekim öyleymiş, yalanlanmış. Yalan yazanlara, yalan haber yapanlara, yalan laflarla dedikodu yayanlara yazıklar olsun!
Radikal.
Radikal.
Yalanlama!
Öte yandan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da bugün twitter'da şu açıklamayı yaptı:
"Sn. Haniye, görüşmemizde 'Diyarbakır'ı özgür görmek isteriz' şeklinde bir ifade kullanmamıştır. Bilgilerinize. Saygılarımla."
Kaynak
Yalanlama!
Bu haberin ilk kaynağı milliyetmiş.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanardı eskiden, teknik ilerledi yatsıya da kalmıyor!
Bu yalanları hiç utanmadan sıkılmadan yazanlara yazıklar olsun. Yalan haber yapmak kelimenin tam anlamıyla ahlaksızlık.
Bu uydurma haberi hemen mal bulmuş mağribi misali kapıp hakaretler üstüne hakaretler yağdıranlara, ırkçılık damarı kabarıp işi neredeyse küfüre kadar götürenlere de bu olay bir ders olsun, özellikle müslümanlarla ilgili haberlere hemen balıklama atlamasınlar, biraz beklesinler, yalan mı doğru mu araştırsınlar, doğru ise doğruluğu tespit edildikten sonra ne yapacaklarsa yapsınlar.
Japonlar “iş duası”na çıkmışlar.
Habertürk kovmaya bir başladı pir başladı, bakalım sonu nereye varacak.
Abartının bu kadarı!
Gerçek Atatürkçüler bu benzetmeye büyük tepki gösterirler herhalde.
Helal olsun bu yaşlı amcaya, bravo.Uludere Kaymakamı Naif Yavuz'a saldırı anında bedenini siper eden Emin Kaya'yı Türkiye muhabirleri buldu. Kaya, “Kürtlerin töresinde taziyeye gelen kanlın da olsa el kaldırılmaz, kırıcı bir söz söylenmez. PKK sempatizanları Kürt töresini çiğnediler” dedi.
Haber doğru ise tek kelime: ZALİMLİK!O tören hakkında inanılmaz iddia!
Kuzey Kore’nin, 17 Aralık’ta hayatını kaybeden eski lideri Kim Jong Il’in cenazesi, tüm dünyanın şaşkınlıkla izlediği görüntülere sahne oldu. İnsanların bir yandan ağladığı, bir yandan da soğuğa direndiği bu törene ilişkin ortaya atılan yeni bir iddiaysa, duyanları hayrete düşürdü.
Güney Kore’nin başkenti Seul merkezli Daily NK haber sitesi, Pyongyang’daki bir kaynaktan aldığı bilgiye göre, 28 Aralık’ta düzenlenen cenaze törenine katılan halka “eldiven ve kapüşon giymeme” emri verildiğini öne sürdü.
Yoğun kar yağışı altında düzenlenen cenaze töreninde, Kore halkı durmak bilmeksizin gözyaşı dökmüş, ağlarken kendini yere atanlar, bayılanlar olmuştu. Ancak dikkat çekici bir diğer nokta, dünya ajanslarına yansıyan fotoğraflarda tek bir sivilin bile eldiven veya bere giymemesi, kapüşon takmaması oldu.
Daily NK, Kim Jong Il’in ardından ülkenin yeni lideri olan oğlu Kim Jong Un’un, cenaze alayına eldivensiz ve kalpaksız eşlik etmeyi tercih ettiği için, halka da giyim kuralı getirdiklerini öne sürdü.
GÜNÜN TEŞEKKÜRÜ HAK EDENİ:
(radikal)
Savcı Sacit Kayasu.
11 sene önce Kenan Evren ve arkadaşları yargılansın diye iddianame hazırlayan savcı.
İddianameyi hazırladı diye dönemin HSYKsı tarafından meslekten men edilen cesur adam.
Kayasuya tebrikler, onu meslekten men edenlere de teessüfler!
GÜNÜN KAVGA ÇIKARACAK SÖZLERİ:
Oooo lafa bak... "malum kişilerin tetikcileri", "brütüs" vs.vs.
Kavgada söylenmeyecek sözler!
Bakalım bu ağır sözlere “malum kişiler” ve “brütüs”ler nasıl bir cevap verecekler, chpde kavga yakın gibi!
GÜNÜN KÖŞE YAZISI:
“Düş yola ana.. Arkandayız” diyeceğim de..
Adlarını “Barış anneleri” olarak koyan bir grup kadın, Başbakan'ın odasına gelip, oturma eylemi yapmışlar.
Bizim için sorun yok.
Yapsınlar..
Yapsınlar da, ne istediklerini de net olarak açıklasınlar..
İstedikleri; kendi çocukları ölmüş veya yaralanmış olduğu için, başka çocukların aynı duruma düşmemesi mi?
Sadece bunu istiyorlarsa, ve dağa çıkan çocuklar gibi, güvenlik kuvvetleri safındaki çocuklar için de aynı talebi dile getiriyorlarsa, ben de kendilerine “Düş yola ana.. Arkandayız” derim.
Derim de, diyemiyorum...
Niye?
Çünkü “Barış anneleri”nin evveliyatına baktığımda, bu desteği vermemi gerektirecek bir samimiyet göremiyorum.
Kuruluş tarihleri, bas bas bağırıyor: “Biz terör örgütü lehine çalışmak üzere kurulduk!”
Neymiş kuruluş tarihleri?
1 Eylül 1999..
Ne var bu tarihte?
Veya şöyle soralım: “Niye bu tarihte kurulmuşlar?”
Terör örgütü ile çatışmalarda, ilk defa bu tarihte mi ölümler yaşanmış?
Yooo.
Bu tarihte, “Artık ölümler olmasın” denilecek, büyük bir olay mı yaşanmış?
Yooo.
Peki niye bu tarihte kurulmuş?
Çünkü o tarihte, teröristbaşı Apo'nun dosyası, Yargıtay'da karar verilmek üzere, eli kulağında bekliyor.. Yerel mahkeme idam cezasını vermiş.. Karar temyiz incelemesi için Yargıtay'a gelmiş.. Yargıtay kararını açıkladığı an, dosya TBMM'ye gelecek ve ölümüne sebep olunan 35 bin insanın cezası infaz edilecek..
Tam o günlerde, bu annelerin aklına, birdenbire “Barış anneleri” diye bir platform kurmak gelmiş..
Böylece, “Çocuklar ölmesin” diye, eylemler düzenlemeye başlamışlar..
O gündür, bu gündür, eylemlere devam ediyorlar..
Sözlerine bakarsanız, “Çocuklar ölmesin” diyorlar..
Ama biraz ayrıntıya girdiğinizde, “Apo serbest bırakılsın” planını hemen kusuyorlar..
Dün de öyle yapmışlar..
“Barış anneleri” diyerek Başbakan'ın kapısına gelip oturmuşlar..
Sonra açıklama yaparken, bakın ne demişler: “Barışın evlatlarıyız. Önder Apo'dur.
Artık onun özgürlüğünü istiyoruz. Çözüm istiyoruz.”
Gördün mü gerçek niyeti..
Gördün mü, “barış”ın arkasında yatan terörist avukatlığını..
Çocuklarını öldüren adamın, özgürlüğünü istiyorlar..
Ve bunu, sözümona “barış” adına yapıyorlar..
Ama ne hikmetse, “barış”ı hep devletten istiyorlar..
Bir defacık bile olsun, terör örgütüne gidip, “Yapmayın, etmeyin. Güvenlik kuvvetlerine silah sıkmayın. Onlar da bu ülkenin insanları. Onlar da bizim çocuklarımız. Ne istiyorsanız, demokratik yollarla isteyin.. Silahla bir şere varılmaz” demiyorlar..
Nasıl ki, 1999'a kadar hiç ortalıkta yoklar. Analar ağlıyor, ağlıyor- ağlıyorlar..
Sıra Apo'ya geliyor.
Birdenbire sahneye çıkıyorlar.
Apo'yu kurtarmak için..
Aynı taktiği, 1999'dan sonraki süreçte de tekrarlıyorlar..
1999'da Apo'yu idamdan kurtardılar.
Şimdi cezaevinden de kurtarmaya soyunmuşlar..
Arada da, PKK'lıların canlarını kurtarmak için, aynı taktiği defalarca uygulamaya geçiriyorlar.
Örgüt, şu karakola saldırıp, askerlerimizi mi şehid etti?
“Barış anneleri” kayıptalar..
Teröristler, mayın döşeyip, çavuşumuzu mu şehid etti?
“Barış anneleri”ni bulana aşk olsun..
Ama, güvenlik kuvvetleri toparlanıp, “Yeter beee” deyip, birkaç teröristin hakkından gelince.. Bunlar hemen meydana çıkıp, “Barış istiyoruz. Artık ölümler olmasın” diyorlar..
“Ölüm olsun” diyen yok ki..
Ama sen, kendi çocuğuna “Bırakın şu silahı artık” diyemiyorsan, koskoca devletin ordusuna, hangi hakla “Operasyonları durdurun” diyebilirsin ki?
Dolayısı ile, “Barış anneleri” eylem yapacaksa.. Başbakan'ın kapısında değil, Kandil Dağı'nda yapsın, “Barış istiyoruz” gösterisini..
Kandil'den bu tarafa, teröristler gelmese, niye yaşansın ki, o ölümler?
Çekilsinler Kandil'e.. O zaman görelim, “barış” olmuyor mu?
Ama arkasından “Apo'ya özgürlük” derseniz.. Apo'ya “önder” derseniz..
“Haydi ordan” derim..
“Haydi ordan, teröristbaşının avukatları!”


LinkBack URL
About LinkBacks





















Alıntı Yaparak Cevapla

