• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
14 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,658
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4

    'Vicdanlar' sokağa döküldü!

    Hrant Dink, öldürülüşünün 5. yılında anıldı...
    AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in 5’inci ölüm yıldönümünde, binlerce kişi Taksim Meydanı’nda Agos Gazetesi’ne kadar "sessiz yürüyüş" gerçekleştirdi.

    'Hrant’ın Arkadaşları’nın çağrısı ile Taksim Meydanı’nda saat 13.00 sıralarında başlayan yürüyüşe STK’lar, bazı siyasi parti temsilcileri, arkadaşları ve sevenlerinin arasında bulunduğu binlerce kişi kortej eşliğinde Agos Gazetesi’ne doğru yürüdü. Agos Gazetesi önünde geniş güvenlik önlemleri alındı. İlk gruplar Agos’a saat 14.20’de ulaştı. Arkadan gelen gruplar beklenirken zaman zaman "Dink için Adalet için" şeklinde sloganlar atıldı.

    Yürüyüşte Türkçe ve Ermenice ’Hepimiz Hırant’ız Hepimiz Ermeniyiz" pankartları, "Unutmayacağız", "Affetmeyeceğiz" dövizleri taşındı.

    Yürüyüşte, en önde Hrant Dink'in eşi Rakel Dink ve çocukları yer aldı. BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Şafak Pavey, sanatçılar, yazarlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve Batman'da askerlik yaparken arkadaşının tüfeğinden çıkan kurşunla şehit olan Ermeni asıllı asker Sevag Şahin Balıkçı'nın ailesi de yürüyüşe katıldı.

    Hrant Dink için Taksim'den Agos'a yürüyüş
    Foto galeri için tıklayın


    Yazar Vedat Türkali ise tekerlekli sandalyesiyle kortejin en önünde "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeniyiz" dövizi taşıdı.

    RAKEL DİNK EN ÖNDE YÜRÜDÜ

    Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ve kardeşi Orhan Dink grubun en önünde yer aldı. Rakel Dink yanında, yakınlarını siyasi cinayetlerde kaybetmiş kişilerin yakınları yürüdü. Rakel Dink’in durgun olduğu zaman zaman da gözlerinin dolduğu görüldü.

    Kendilerine Toplumsal Bellek Platformu adını veren grup üyeleri de yürüyüşün en önünde yer aldı. Faili meşhul bir cinayete kurban giden Turan Dursun’un oğlu Abdi Dursun ve vatani görevini yaparken kaza kurşunuyla öldüğü açıklanan Ermeni kökenli Sevag Şahin Balıkçı’nın ailesi de bu grup içinde yer aldı. "Sessiz çığlık" adı verilen yürüyüşte tek pankart taşındı. ’Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz’ yazıyı pankartı Hrant’in ailesi ve arkadaşları taşıdı. Yürüyüş güzergahı boyunca asılanan pankartlar da dikkat çekti.

    CHP VE BDP’LİLER KATILDI

    Yürüyüşe siyasiler de destek verdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile İstanbul Milletvekili Şafak Payev yürüyüşe katıldı. Payev tekerlekli sandalyesiyle yürüyüşün en önünde yer aldı. Yazar Vedat Türkali de tekerlekli sandalye ve elinde döviziyle yürüyüşe katıldı. BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve İstanbul Milletvekilleri Sebahat Tuncel ile Sırrı Süreyya Önder de yürüyüşe destek verdi.

    KARANFİL YAĞMURU

    Yaklaşık bir saatte Agos gazetesinin önüne gelen kalabalık burada bekleyenlerle buluştu. Kalabalık caddeye sığmadı. Sıkışıklığa rağmen o sırada caddeden geçen bir ambulansa kalabalık tarafından yol açıldı. Hrant Dink’in vurulduğu yere ailesi ve arkadaşları tarafından karanfiller bırakıldı. Dink’in sevdiği Ermeni ezgileri çalındı. Agos gazetesi önünde toplanan kalabalık sık sık slogan atarken, Hrant Dink’in öldürüldüğü saat olan 15:00’de saygı duruşunda bulunuldu. Halen devam eden eylemde konuşmalar yapılıyor.

    ERGENEKON CADDESİ’NİN TABELASI YİNE DEĞİŞTİRİLDİ

    Divan Kavşağı’nda iki koldan yürüyen kalabalık, sık sık "Faşizme inat kardeşimsin Hrant", "Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeni’yiz" sloganları attı. Yürüyüş nedeniyle Şişli yönüne trafik durduruldu. Kalabalık arasındaki bir grup, yürüyüş sırasında güzergahtaki Ergenekon Caddesi’nin adını "Hrant Dink" olarak değiştirdi. Bu arada yürüyüşe katılanları pencereye çıkarak alkışlayan bornozlu bir kadın dikkat çekti.

    RAKEL DİNK KALABALIĞI PENCEREDEN SELAMLADI

    Agos gazetesi önünde toplanan yüzlerce kişi Hrant Dink için slogan attı. Gazeteci Karin Karakaşlı Şişli’deki Agos gazetesinin penceresine çıkarak bir basın açıklaması okudu. Basın açıklamasının ardından Rakel Dink, pencereye çıkarak kalabalığı selamladı.

    ÖNDER: CİNAYETİ DEVLET ÜSTLENMİŞTİR, KATİL DEVLETTİR

    Yürüyüşe katılan BDP İstanbul milletvekillerinden Sırrı Süreyya Önder, mahkemenin Dink davası ile ilgili kararını şu sözlerle eleştirdi:

    'Demokratik haklarını savunmak için bir araya gelen öğrencilerden, doğasına, kurduna kuşuna sahip çıkan çevrecilere kadar herkesi bir örgüt torbasına koyma konusunda çok mahir olan bu devlet, devletin gizli açık bütün yapılanmalarının kol kola girip işlediği bir cinayet örgütün varlığını yansıtıyor. Hükümet kendini 'bu yargının tasarrufudur' deyip bunun dışına atamaz çünkü soruşturma izni hükümetten istendiğinde mesela MİT mensupları için vermedi. Bu statükonun, bu zalimliğin önemli bir parçası. Bu dediğim şeylerden örgüt çıkaran devlet bundan çıkarmıyorsa bu bir tek anlama gelir. Cinayeti devlet üstlenmiştir, katil de devlettir. Bundan sonraki temyiz sürecinden bahsedilmesi hiç önemli değil artık. Bu halkın vicdanında mahkûm olmuştur. Temyiz hiç önemli değil.'

    AHMET HAKAN: DUYARLILIK DEVAM EDİYOR

    NTV yayınına katılanlar ise şu mesajları verdi:
    Gazeteci Ahmet Hakan:
    “Soğuk havaya rağmen katılım yüksek. Bu yürüyüş bir duyarlılığın devam ettiğini gösteriyor. Bu cinayet milliyetçilik duygusu kabarmış iki çocuğun yapabileceği bir şey değil. Tüm olanlar örgütsel bir yapıya işaret ediyor.”

    KAYA: TÜRKİYE’NİN VİCDANLI İNSANLARI

    Sanatçı Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya: "Buradaki insan sayısının Türkiye’deki tüm vicdanlı insanları temsil ettiğini düşünüyorum. Türkiye bir kırılma noktasından geçiyor. Buraya gelen insanlar, diğer tüm kimliklerinden soyutlanarak bir kardeşleri öldürüldüğü için buraya geliyor. Ben bunu çok önemsiyorum."

    AGOS ÖNÜNDE ANMA

    Yürüyüşün sona ereceği Agos Gazetesi önünde geniş güvenlik önlemleri alındı. Dink'in vurulduğu yere karanfiller bırakılırken gazete binasına "5 yıl değil 95 yıl da geçse, bu dava böyle bitmez" yazılı afiş asıldı.

    Binlerce kişi saat 15.00'te gazete binası önünde 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.

    KARAKAŞLI: "HEPİMİZİ GÖRGÜ TANIĞI KILDILAR"

    Gazeteci-yazar Karin Karakaşlı, saygı duruşunun ardından Agos’un penceresinden bir konuşma yaptı. Karakaşlı konuşmasında şunları söyledi:

    "19 ocak bir anma günü değil. Hiçbir zaman olmadı. Herkes acısının yaşandığı gün bir başına kahroldu. Sonra 23 ocak geldi, Türk düşmanı ilan edilen bir Ermeni gazetecinin cenazesi hepimizi buluşturdu. Onu güpegündüz bu caddede sırtından vurdular hepimizi de görgü tanığı kıldılar."

    OSMANBEY METROSU GİRİŞ ÇIKIŞA KAPATILDI

    Polis saat 12.00'den 15.00'e kadar Osmanbey metro durağını giriş ve çıkışlara kapattı.

    'BU SESSİZ BİR ÇIĞLIK'

    Binlerce kişinin katıldığı yürüyüş için çağrı yapan Hrant’ın Arkadaşları, çağrı metninde duyarlı kesimlere şu cümleler ile seslenmişti:

    “Hrant Dink’i yok ettikleri günden bu yana tam beş yıl geçti. Beş yıl önce onu yüz binler İstanbul caddelerinde akarak, milyonlar ağlayarak uğurladı. Beşinci yılında o büyük dayanışmayı, o sessiz çığlığı, o çok büyük anlam taşıyan demokratik çıkışı tekrarlamak dileği ve umudundayız. Beş yıl boyunca cinayetin yargılanma sürecini hepimiz içimiz burkularak, öfkelenerek, isyan ederek izledik. Karşımıza üç beş tetikçi çıkardılar ve bununla yetinmemizi istediler.

    O yüzden 19 Ocak 2012 Perşembe günü Hrant Dink’i olabildiğince büyük bir kitlenin katılımıyla anmak daha da bir anlam ve önem kazanıyor. Ama bunu olabildiğince geniş kesimlere duyurmakta ve katılımlarını özendirmekte sizin yardımınıza, desteğinize şiddetle ihtiyacımız var. Katkılarınız olmadan bunu başaramayız.

    Taksim Meydanının Elmadağ’a olan yönünde toplanacağız ve AGOS’un önüne yürüyeceğiz. Slogan yok. Örgütsel flama, bayrak yok. Bu sessiz bir çığlık.”

    BEŞ YILLIK YARGILAMA SÜRECİ ÖNCEKİ GÜN BİTTİ

    Hrant Dink, 19 Ocak 2007'de Agos Gazetesi önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti. Olayın ardından açılan dava ise önceki gün sonuçlanmıştı. Mahkeme kararı sonucu sanıklardan Yasin Hayal ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılırken, Erhan Tuncel ise beraat etmişti. Çocuk mahkemesinde yargılanan Ogün Samat ise 22 yıl 10 ay hapisle cezalandırılmıştı.

    CHP'Lİ GENÇLER DE PROTESTO EYLEMİ DÜZENLEDİ

    CHP’li gençler, Hrant Dink cinayeti davasında verilen kararı protesto etti.

    Çankaya İlçe Başkanlığı’na bağlı gençlik kolları üyeleri, üzerlerinde "eşitlik, kardeşlik, adalet..." gibi kavramlar yazan ve kefene benzeyen beyaz kıyafetler giyerek, Sakarya Meydanı’nda toplandı.

    Çeşitli sloganlar atan grup adına bir açıklama yapan Örgütlenmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Yusuf Burak Yurtçu, 5 yıldır beklenen adaletin kararını verdiğini belirterek, "Hukuku görmezden gelerek karşımıza bir çocuk ve bir ağabeyi dışında hiçbir suçlu koymadılar, koymaya gücü yetmedi. Kimse bizden 3 tane tetikçi tutuklandı diye bu davadan vazgeçmemizi beklemesin. ’Biraz adalet’ olmaz, adalet ya vardır, ya yoktur" dedi.

    Yurtçu, cinayetin gerçek katillerinin ortaya çıkıncaya kadar davanın takipçisi olacaklarını da söyledi.

    Açıklamanın sonunda bir birlerine iplerle bağlı olan beyaz kıyafetli gençler, temsili olarak yere düştü.

    Eylem olaysız sona erdi.

    TGC'DEN AÇIKLAMA

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Hrant Dink cinayeti davasında verilen kararı "Yargılamayı yapan hakimin bile sonuçtan tatmin olmadığını belirttiği dava ile ilgili eksikliklerin, bundan sonraki süreçte giderilmesini bekliyoruz" şeklinde değerlendirdi.

    TGC Yönetim Kurulu, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in 5. ölüm yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Dink’in bir kez daha özlemle anıldığı belirtildi.

    Mesajda, şunlar kaydedildi:

    "Hrant Dink’e düzenlenen suikastı tüm yönleri ile açığa çıkarması ve tetikçinin arkasındaki güçleri de belirleyerek sonuca ulaşması beklenen dava süreci kısa bir süre önce sonuçlanmasına karşın, kafalardaki sorular yanıtsız kalmıştır. Yargılama süreci henüz bitmemiştir ama durum vicdanlardaki sızıyı azaltacak bir düzeyde olmamıştır. Yargılamayı yapan hakimin bile sonuçtan tatmin olmadığını belirttiği dava ile ilgili eksikliklerin bundan sonraki süreçte giderilmesini bekliyoruz. Kamu vicdanı, ancak adil bir yargılama ile bu cinayetin ardındaki gerçek suçluların ortaya çıkmasıyla rahatlayacaktır."
    http://haber.gazetevatan.com/vicdanl...25447/1/Gundem

  2. #2
    topalaliş adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-07-2011
    Mesajlar
    2,368
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    1
    ‎"sen Erivan'da 'ben Türküm' diye bağırabilir misin?" Eğer bağıramazsam bu Erivan'ın ayıbı olur. İstanbul'da 'ben Ermenyim' diyebiliyorsam bu da İstanbul'un şerefi olsun."
    Taş atana kaya, gül atana ISPARTA

  3. #3
    Dönersen Islık Çal.. NevhayaL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-02-2008
    Mesajlar
    2,106
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    yarın 20 ocak
    bakü katliamının 22. yıl dönümü
    sözde vicdanlar acaba yarında ellerinde pankartlarla hepimiz azeriyiz diyecekler mi?
    hiç sanmam.

  4. #4
    Atatürk EvRiMSeL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-10-2009
    Mesajlar
    7,658
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    4
    hep bir kıyaslama yapmak zorundayız sanki.
    nereden biliyorsunuz?
    kaçıyla muhabbetiniz var acaba.

  5. #5
    topalaliş adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-07-2011
    Mesajlar
    2,368
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    1
    Alıntı NevhayaL tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    yarın 20 ocak
    bakü katliamının 22. yıl dönümü
    sözde vicdanlar acaba yarında ellerinde pankartlarla hepimiz azeriyiz diyecekler mi?
    hiç sanmam.
    bravo, göreceğiz bakalım yarın, ne göreceğimizde biliyoruzda görmeyenler görsün bakalım
    Taş atana kaya, gül atana ISPARTA

  6. #6
    AOG
    AOG şimdi çevrimiçi
    AOG adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-04-2009
    Mesajlar
    5,185
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    CHP var, BDP var... Hükümetten kimse yokmuydu ?
    Çok entresan...

    MHP olmayacağı aşikar ama keşke onlarda katılsaydı...


    Şu cümleyi de çok entresan buluyorum...
    <<Yargılamayı yapan hakimin bile sonuçtan tatmin olmadığını...>>
    Doğru yapaydın bilader... Ne bu yaw...
    Hümanist Demokrat Parti
    It's My Page....

    ‘insanlık onuru işkenceyi yenecek’

  7. #7
    '64 İmpala adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2011
    Mesajlar
    6,712
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    sosyal topluma bak sen

  8. #8
    gdsnsnsnsnsns adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-06-2011
    Mesajlar
    1,843
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    1

  9. #9
    SİNCE 1071 yeniçeri adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    3,105
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı NevhayaL tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    yarın 20 ocak
    bakü katliamının 22. yıl dönümü
    sözde vicdanlar acaba yarında ellerinde pankartlarla hepimiz azeriyiz diyecekler mi?
    hiç sanmam.
    onlar ermeniki katledikleri azerbaycanlı kardeşlerimiz için yürümekmi? komik. peki ölen onlarca diplomatımız ve katledilen binlerce Azeri "TÜRK" ü için vicdan nerde? pardon bunları savunmak faşizm oluyodu demi. he bide insan hakkı sadece ölen o ermenindi. böyle yaparak asıl ayrımcılığı o zihniyet yapıyor.
    BİZ BU VATANA KARDEŞLİK TÜRKÜLERİ İLE DEĞİL UCUNDAN KAN DAMLAYAN BOZKURT BAŞLIKLI KILIÇLARLA GELDİK
    "TÜRK" "TÜRKÇE" "TÜRKİYE"
    İNADINA !!!!

  10. #10
    kargaburun adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2011
    Mesajlar
    748
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    1
    Alıntı gdsnsnsnsnsns tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    Geçen haftasonu (19-21 Ocak 2007) ve Salı günü Hrant Dink'in hunharca katledilmesinden sonra ve cenazesi sırasında yaşananlar, mükemmel koordine edilerek hedefinden saptırılmış ve bir psikolojik harp operasyonu haline getirilmiş bir Turuncu Kadife Devrim Provasıdır .

    Haksızlığa karşı, mazlumdan yana olan Türk halkı da mazlum psikolojisiyle aldatılarak, tüm halka bir günlük Ermenicilik oynattırılmıştır. Bellidir ki, Soros gibi Küresel Sermayeyle işbirliği içindeki Türkiye'yi yoketmeye azmetmiş vakıflar, Gladyo ve benzeri Batı İstihbarat-Operasyon DEHALARI çok hızlı koordine olabilmektedirler, her an Türkiye'de başka provokasyonlar ve operasyonlar yapabilirler [1] . Hatta operasyonların bir ucu, iç savaşa bile gidebilir...

    Bu savaş , 'Biz Ermeyiniz, biz Kürdüz ' diye sokaklarda bağıranlar ile 'Biz Türküz' diye bağıracakların arasındaki bir savaş olabilir!

    Bu operasyonun başında, şu anda Mütareka Medyası koordinasyonunu yapan ve 'Türkiyeliliği savunan' eski MİT müsteşar yardımcılarından tutun da, ABD Konsolosluğu DO-PsyOps'una (Department of Operations-CIA, ya da Kirli İşler Departmanı ) ve Mossad Psikolojik Harp Operasyonlar Dairesine kadar pek çok yapı bulunmaktadırlar ve çok başarılı da olmuşlardır! Mütareke medyası da yaydığı dezinformasyonlarla ve sürekli bu yabancı operasyonu destekleyici yayın yaparak bu galeyana çanak tutmuştur!

    Bilindiği gibi her katil – Ogün Samast'ın bıraktığı kadar olmasa da - mutlaka iz bırakır! Her Psikolojik Harp Operasyonu da öyle! İsterseniz yurtdışından koordine edilen 5 günlük bir Kadife Devrim Operasyonu Provasının Anatomisine geçelim!

    İlk günden itibaren bu cinayetin Emperyalistler ve Gladyo tarafından belirli hedefler için hazırlandığını savundum, halen öyle savunuyorum, ispatını Cenaze Töreninde gördük! Yani Hrant Dink'i yükselten ve bir ' ifade özgürlüğü abidesi' haline getiren güçler ile, tetiği çektiren güçlerin (organize bir çete olsun, olmasın) aynı merkezlerden yönetildiğine inanıyorum!

    Asıl cinayet de işte buradadır!

    1) Agos Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink , uzun süredir tehdit ediliyordu! Bu konuda kendisine hiç bir koruma verilmedi! Aynı Necip Hablemitoğlu'na verilmediği gibi! Ayrıca MİT ve Emniyet İstihbaratı tarafından Valiliğe çağrılarak uyarıldı. MİT ve Emniyet bir insanı ' Hayatınız Tehlikede' diyerek Valiliğe çağırıyorsa, neden koruma ve silah vermiyor, anlamak çok zor! Bu İçişleri Bakanının yönetimleri sırasında 20 civarında benzeri cinayet işlendiği için, biz anlayabiliyoruz nedenlerini!

    Basında ' mahkeme ve Türklüğe hakaret konusu' korkunç bir biçimde abartıldı, pişirildi. Hrant Dink bilinçli olarak bir hedef haline getirildi, hem medya, hem hükümet, hem de konuyu işleyenler tarafından. Bu arada Pen ve Bjornson ödülleriyle de ödüllendirildi. Yani konu son bir yılda operasyonel anlamda pişirildi, ta ki beyaz güvercin iyice uçmayı başarana ve bir kurban güvercinine dönüşünceye kadar!

    2) Hrant Dink kötü bir insan değildi! Ama bazıları tarafından iddia edildiği gibi Milli Güçlerin adamı falan da değildi! Neden?

    Son ' Türkiye Barışını Arıyor' toplantısında, ' Kürtlere ayrı devlet kurma hakkının verilmesini çok detaylı olarak savundu' , yazılarında yıllardır Kürdistanı hep açık açık savundu. Kürtçü Aydınlar dilekçesinde, Kürtçü tüm faaliyetlerin desteklenmesinde adını görmek mümkündü.

    'Sözde Ermeni Soykırımı'nın yapıldığını, Türkiye'nin bunu kabul etmesi gerektiğini, ama Batı tarafından izlenen yöntemin yanlış olduğunu söylüyordu!

    Öyle ki, vurulduktan hemen sonra Agos dergisinde onun anısına ' Hrant Dink: 2007-1915' yazısı yazıldı, savunduğu fikirlerin bir örneği olarak. İngiliz Gazeteci Robert Fisk , daha ilk dakikalarda Dink'in 1.5 milyon birinci Soykırım kurbanı olduğunu yazdı.

    ' Büyük Ermenistan' ve Türk topraklarında Ermenistan'ın genişlemesi fikirlerini de hep savundu!

    Kısacası Hrant Dink bir SEVR savunucusuydu! Türkiye'nin belli koşullara göre parçalanmasını, Kürdistan'ı , Konstantinopolis'i , Büyük Ermenistan'ı savunuyordu! Bunların başında da işbirliği içinde olduğu Kürtçüler, DTP ve PKK'nın ileri gelenleri vardı (hatta http://www.koxuz.biz isimli Türkiye Karşıtı bir sitede Teröristbaşı Katil Abdullah Öcalan'la aynı sayfada köşe yazıyordu!)

    Milli Güçlerin içindeydi de , bir ajan olarak mı bunu yapıyordu, buna inanamıyoruz!

    Batı Emperyalizminin, Milli Güçlere ait bir insana da ödüller verebileceğini sanmıyoruz! Hrant Dink'in çizgisi belliydi! Zaten emperyal odaklarca plan uzun süreli kurulmuştu, başka bir çizgi de olamazdı! Ürkek Barış Güvercinin'den , Operasyonal Kurban Güvercinine dönüştürüldüğü süreçte, NATO'nun Gizli Orduları ve Gladyo tarafından rolünün her satırı son saniyelere kadar yazılmıştı!

    3) Hrant Dink, Cuma günü 15:00 sıralarında öldürüldü. Uzun süredir ' istihbarat çevrelerinde, yakında Büyük Cinayetler serisi başlayacak!' şeklindeki, ifadenin ilk halkası olarak tüm Türkiye'yi şok etti.

    İki saat boyunca cansız yatan vücudu insanlar oraya toplanana ve sürekli televizyon yayınları yapılana kadar bekletildi! Şişli'nin göbeğinde bu psikolojik harp operasyonunun temel çatısı hazırlandı ve halka sunuldu! Basın günlerce halkı çelişkili ve tutarsız bilgilendirmeyi sürdürdü! [2] .

    ' Ogün Samast' konusuna ve belki tarihteki en fazla iz bırakılarak işlenen cinayet olarak ' Guiness Rekorlar Kitabına' geçebilecek bu cinayetin ' Katil' boyutuna henüz girmiyoruz.

    On altı yaşında bir çocuğun hiç bilmediği İstanbul ve Şişli'de elini kolunu sallayarak, hiç kılı kıpırdamadan, son derece sakin bu cinayeti nasıl işlediğinin analizini geleceğe bırakıp, neden cinayet silahı belinde, en kolay yakalanabileceği yer olan 'ailesinin evine' yollandığını ve diğer tonlarca detayı henüz daha sorgulamıyoruz. Bu detayları irdelemeyi ve Kadife Devrim Prova Operasyonunun , ' Cinayeti işleyen katil' yönünden değerlendirilmesini ve ortadaki dev tutarsızlıkları açıklamayı iddianame hazırlanana kadar bekletiyoruz!

    Öldürülmesinden yaklaşık 1 saat sonra dev bir Hrant Dink afişi sanki hazır tutuluyormuş gibi, Agos gazetesinin önüne asıldı!

    Onca telaş ve kaos içinde, birileri gidip, 1 saat içinde afiş mi yaptırmışlardı? Bir sürü pankart, döviz ve Hrant Dink afişi nerden çıkarılmıştı? Sanki birileri bu olayların gelişeceğini biliyordu ve her türlü materyel daha önceden sağlanmıştı ve bir-iki saat içinde ' matem-bilinç hali örgütlenmesine' geçilmişti 'şaşkınlık bilinç halinden' , hiç bir Kemalist aydının katledilmesinde görülmemiş olduğu gibi!

    Taksim ve Şişli'de 5000'e yakın kişi 2-3 saat içinde toplandı! Sloganlar sanki önceden hazırlanmış gibi, hep bir ağızdan tekrarlanıyordu:

    Hepimiz Hrant Dinkiz, Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Kürdüz,

    Yaşasın Halkların Kardeşliği

    Katil Devlet! Hesap verecek!

    Katil Türk Devleti! Katil Türkler!

    'Derin' den Vurulduk!

    Hrant Dink olmak, aynı zamanda Ermeni veya Kürt veya Kürtçü olmayı da paralelinde getiriyordu! İçlerinde bir kişi yoktu, ' Biz Türküz, Biz Ermeniyiz' diyen!

    Benzer operasyonu daha önce görmüştük, Yahudiler de aynı yöntemi kullanmışlardı, 2. Dünya Savaşından sonra! Tüm New York, ayağa kalkmıştı, 'Hepimiz Yahudiyiz !' diye. Bu aynı zamanda Yahudi soykırımının kabulü ve İsrail Devletinin ilanıydı ve 3 yıl sonra İsrail devleti, Filistinliler kandırılarak kuruldu!

    Kimdi bu kadar kısa sürede organize olup, Şişliyi dolduranlar? Böyle bir olayı bekliyorlar mıydı! Ellerindeki dövizleri, Hrant Dink'in Dev posterlerini daha önceden hazırlamışlar mıydı? Nasıl 3-5 saat içinde organize bir eyleme dönüştü Güvercinli Cuma Gecesi?

    ÖDP, DTP, DHKP-C, Kürtçü ayrılıkçılar tüm diğer bölücü ve parçalayıcı sol fraksiyonlar ve AKP de elemanlarını sokağa dökmüştü. Hepsi ortak nefretlerini kusuyorlardı Türklere karşı:

    Katil Türkler, Katil Türk Devleti!

    Hepimiz Hrant Dinkiz, Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Kürtüz!

    Derin Türk Devleti Hrant Dink'i öldürdü!

    Katil Derin Devlet!

    Devlet önce kendi taşlarının altını temizlesin! Onu Devlet öldürdü!

    Türk Mütareke basını da tüm koldan destek veriyordu bu eyleme, dünya basınıyla birlikte. Türkler Ermenileri 1915'te kesmişlerdi, şimdi de kesiyorlardı!

    Üstelik gelişmekte olan hızlı bir milliyetçi tepki refleksini gören H. gazetesi, bunu bloke edebilmek için sözde bir anket başlattı, sözde 463 bin kişinin yanıtladığı: Halkın sözde '% 52'sinin 'Biz Ermeniyiz' sloganına HAYIR, sözde % 47'sinin ise EVET dediğini açıklayarak, Türk halkına karşı yürütülmekte olan psikolojik harp operasyonunu devam ettirdi ve sloganı nerdeyse haklı çıkardı !

    Mütareke medyası bizi öylesine aptal yerine koyuyordu ki, sanki biz bilmiyorduk ' Asp.net ' yazılımlarında bu tip IP-seçici anketlerle istendiği zaman nasıl oynanabildiğini ve anket sisteminin aslında ne kadar sağlıksız olduğunu, istenen sonucun çok kolay çıkarılabileceğini! Türk halkını ikiye bölme operasyonunu başarıyla yerine getiriyordu, Ulusalcılara ve TSK'ya düşman Mütareke basınımız! Türk halkı % 52- %47 ikiye bölünmüştü, başabaş, savaştırabilirdik artık onları !

    Bir tek Türk bayrağı taşınmayan eylemde, Yunan, PKK, Kürdistan, Ermenistan bayrakları açılıyordu ve bazılarına polis müdahale etmek zorunda kalıyordu!

    Havaya yükselen güvercinler adeta haykırıyordu:

    Bugün Şişli'ye Türkler ve Türk bayrağı giremez!

    Halbuki burası Türkiye Cumhuriyetiydi! O bayrakta sembolize edilen kızıl şehit kanları sayesinde, bu güruh bağımsızca sokaklarda çığlık atıp, Türklüğe küfredebiliyordu!

    Hiç kimse bir psikolojik harp operasyon denemesinin gerçekleştirilmekte olduğunun farkında değildi. Aslında sokağa dökülen iyi niyetli, barışsever, mazlumdan yana olan Türkler bir süre sonra benzer Kadife Devrim Operasyonları ile ülkelerinin birdenbire aynı Yugoslavya, Rusya örneğinde olduğu gibi parçalanacağını, tüm aile fertlerini bir içsavaşta yitirebileceklerini, yıllarca aç ve sefalet içinde yaşayabileceklerini hayallerinin ucuna bile getiremiyorlardı.

    Ellerinden çıkacak olan ülkelerinin bu sokaklarında, bir kuşak sonra kız çocuklarının Galataport projeleri yürürlüğe girdiğinde aynı Ukraynalı kadınlar gibi ancak fuhuş ve uyuşturucu ile geçinebileceklerini ve tüm ahlaki veya kültürel değerlerin yitirileceğini, bağımsız bir Türkiye kalmayacağını akılllarına bile getirmiyorlardı!

    4) Ermeni Generallerinin, Amerikan-İsrail istihbarat görevlilerinin katıldığı cenaze töreni, görkemli başladı [3] . Kimilerine göre 50 bin, kimilerine göre de 100 bin kişinin katıldığı 8 km.lik yürüyüşte slogan atılmadı! Slogan atılsaydı, atılacak sloganların hangi boyuta geleceğini ve bir çatışma ortamı doğacağını herkes biliyordu! Ama 2 gün içinde nasıl onbinlerce 5 dilde farklı döviz hazırlanmıştı? Bunu kim finanse etmişti? Nasıl dağıtmışlardı? Tarihte hiç bir Türk mitinginde veya cenazesinde böyle bir organizasyona rastlanılmamıştı!

    Bir Kadife Devrim Provasına dönüşmekte olan 'Hrant Dink'in Cenaze Töreni Operasyonu', İstanbul'un sokaklarında 'Cinayet İzlerini (!) Bıraka, Bıraka İlerliyordu!'

    Dövizler şöyle diyordu:

    Ben Hrantım,

    Em Hemü Hrant,

    I am Hrant Dink

    Hepimiz Ermeniyiz Hepimiz!

    Katil 301!

    Hepimiz Hrant Dinkiz.

    Wir Sind Hrant!

    Katil Devlet!

    Onbinlerce döviz hazırlanmıştı iki günde, dövizler öylesine akılcı bir biçimde hazırlanmışlardı ki, her bir döviz yuvarlaktı ve siyahtı; kafa hizzasında tutulduğunda bir kişi iki kişi gibi görünüyordu. Yani 20 bin kişi 50 bin kişi gibi görünecekti!

    Yürüyüş sırasında çekilen resimlerin yüksel pikselde olanlarını büyüttüğümüzde, usta hazırlanmış bir operasyonun gözden kaçan küçük bir ayrıntısı ile karşı karşıya geliyorduk.

    Dövizlerin hedefi medyaya, televizyonlara ve Batıya karşı kişi sayısını fazla göstermekti. Çünkü döviz ve pankartları akıl edenler ve hep bir örnek hazırlayanlar, bir anti-Türk mitingine dönüşecek cenazeye kaç kişinin geleceğini bilmiyorlardı başlangıçta!

    Bazı gazeteler ise, topluluğu kalabalık gösterebilmek için, 'Tek Merkezli Psikolojik Harekat Merkezlerinin' verdiği emir üzerine, aynı caddeleri, sokakları kopyala yapıştır taktiği ile insan sayısını resimlerde arttırıyor, geniş açılı yanıltıcı fotoğraflar tüm basın arşivini süslüyordu! 20 bin oluyordu, 50 bin, 50 bin oluyordu 100 bin!

    Cenaze korteji sadece bir anti-Türk mitingine dönüşmekle kalmıyor, aynı zamanda binlerce Türk vatandaşına 'Biz Ermeniyiz' dedirtecek düzeyde operasyon başarılı oluyordu!

    Niye Ermeniydik? Bir psikopat tetikçi Hrant Dink'i vurdu diye mi? Bu nasıl mantıktı?

    Yıllarca bizim diplomatlarımızı katleden Ermeni teröristler yakalanmış mıydı? Bir Ermeni vatandaşı, Hrant Dink ve ailesi de dahil olmak üzere, bir kere bu diplomatların cenaze törenlerinde ' Biz de bugün Türküz ! ' demişler miydi?

    Aksine Ermeniler tarafından Türklere karşı sürdürülen düşmanlık tohumları arttırılmamış mıydı? Hrant Dink , arkadaşları ve temsil etmekte olduğu çevre de bu düşmanlığı yıllarca körüklememiş miydi? Sıradan bir cinayet yüzünden neden Ermeni olaydık ki? Onlar hiç Türk olmuşlar mıydı?

    Cenazedeki 50 bin – 60 bin kişiden bir tanesi bile eline Türk Bayrağı almıyordu! Sanki bu yürüyüş belli çevrelerce, Türklere ve Türklüğe karşı bir yürüyüşe başarılı bir biçimde dönüştürülüyordu! [4] Yanlarında Türk bayrağı götüren bu bayanların ağzından dinleyelim:

    Biz dört bayan mesai saatlerimiz dahilinde toplumsal birlikteliğimize ve kültürel mozaiğimize yöneltilmiş saldırıyı protesto etmek amacıyla Hrant Dink'in cenaze törenine katıldık. Törene giderken ülkemizin birlik ve beraberliğinin en önemli simgesi olarak gördüğümüz bayrağımızı da yanımızda götürdük.

    Polis kontrolünü geçtikten sonra kalabalığın toplandığı yere kadar elimizde bayrakla yürüdük. Bu sırada Sayın Rakel Dink'in de konuşması başlamıştı. Konuşmayı dinlerken elimizde de bayrağımız dalgalanıyordu.

    Bir süre sonra etrafımıza bazı insanlar toplanmaya başladı. Yanımıza önce Düzenleme Komitesi'nden olduğunu söyleyen genç bir bey geldi. Bize bayrağımızın rahatsızlık yarattığını ve provokasyona neden olabileceğini söyleyerek 'Bayrağınızı lütfen indirin' dedi.

    Niyetimizin provokasyon değil, birlik bütünlük mesajı vermek olduğunu anlatmaya çalışırken etrafımız bir anda provokatör olduğumuzu söyleyen kişilerle çevrildi. Belli bir görüşü temsilen orada bulunuyor olmakla itham edildik . 'Burada sizin tarafınızdan kimse yok, dikkatli olun' şeklinde tehdit edildik. Bir cenaze töreninde gerginliğe yol açmamak için bayrağımızı indirerek tören yerinden ayrıldık.

    Türkü, Kürdü, Ermenisi, Rumu, Alevisi, Sünnisi, Çerkezi, Lazı hepimizin birliğini simgeleyen, bir arada kardeşçe var olmanın en önemli sembolü olan bayrağımızdan duyulan bu rahatsızlık bizi derinden üzdü."

    Düşünebiliyor musunuz mentaliteyi, nefreti ve düşmanlığı! Adamlar 'Burda sizden kimse yok!' diyorlar ve Türk bayrağı açtırmıyorlar! Bu insanlar Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyorlar, o bayrağın altında ve o bayrağın sağladığı hukuki eşit haklara sahipler!

    Yine aynı gün Tahran'ın kuzeyindeki bir Ermeni klisesinde yapılan bir 'Hrant Dink Türk Nefreti Töreninde' , Türk Bayrağı yakılıyordu [5] . Bu 2007'de Ermeniler, Rumlar, Yahudiler, Kürtçüler ve PKK'lılar tarafından yakılacak olan tek bayrağımız olarak kalmayacaktı!

    5) Yurtdışında görev başında Ermeni Teröristler tarafından şehit edilmiş olan diplomatlarımız ve görevlilerimiz, Mehmet Baydar, Bahadır Demir, Daniş Tunalıgil, İsmail Erez, Talip Yener, Taha Carım, Necla Kuneralp, Galip Özmen, Şarık Arıyak, Engin Sever, Reşat Moralı, Tecelli Arı, Kani Güngör, Erkut Akbay, Bora Sürelkan, Galip Balkar, Cahide Mıhçıoğlu, Çetin Görgü, Halük Sipahioğlu için 'Biz Türküz' diye yürüyen veya ' Türk Bayrağı' taşıyan olmuş muydu, bu Ermeni-Rum-DTP-AKP-PKK-DHKP-C cemaati içinde? Hiç bir cenaze böyle finanse edilip bir psikolojik harekat operasyonu haline getirilmiş miydi?

    Peki katledilen Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Org. Eşref Bitlis, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu ve diğer Ulusalcı ve Atatürkçü aydınlarımız için böylesi abartılı törenler yapılmış mıydı?

    Nerdeydi demokrasi ve barış güvercinlerini destekleyen Batılı ülkeler o zaman!

    Demokrasi, Barış ve Özgürlük, sadece Batılılar, Ermeniler, Kürtler için ve Türklere karşı mücadele eden Türk Düşmanları için mi vardı? Demokrasi'nin temel kuralı, Türkler'e karşı küfretmek, mücadele etmek ve Türkler'le savaşmak mıydı?

    Tetikçilerini ve bombacılarını ülkemize gönderip bu aydınlarımızı katlederken, neden kimse bağırmıyordu, 'Biz Türküz' diye, neden o zaman DHKP-C-Ermeni-ÖDP-AKP-PKK-Rum tayfası , bir günlüğüne bile TÜRK olmadı?

    6) Mütareke Medyamızın da başarıyla katıldığı, 'Hrant Dink, Kadife Devrim Provası ve Türk Nefret Günü' başarıyla bir psikolojik harekat olarak yabancı güçler tarafından pazarlanırken, herkese bir mesaj veriliyordu:

    'Bakın dökeriz sokaklara binlerce insanı, dikkatli olun! Gerekirse Tankların önüne de çıkar, Rusya'da, Yugoslavya'da olduğu gibi Meclislerinizi de basarız!'

    Kandırılan ve iyi niyetli, mazlumdan yana olan Türk halkı ise kendileri üzerinde oynanmakta olan oyunun ve yaratılmaya çalışılan kardeş kavgasının farkında bile olmadan, bu profesyonel psikolojik harp operasyonunun beyinlerinin derinliklerine kazınan motiflerini algılayamadan, bilinçsizce sokaklara dökülüyorlardı! Operasyon başarılıydı!

    Bir taşla belki üç, belki yedi kuş vuran istihbarat servisleri memnundu! Çünkü, onlar bir koyup, on almasını çok severlerdi:

    · Bir Turuncu Kadife Devrim Provasının sonuna gelinmiş ve Türk halkı kendi bayrağı ve kendi milli kimliğiyle karşı karşıya getirilmişti.

    · Gerek milliyetçilere, gerek TSK'ya ve gerekse bu ülkenin temel niteliklerini koruyan milyonlarca kişiye bir mesaj verilmek istenmişti:

    Soros Sizi Döver! Soros Herkesi Sokağa Döker! (Soros'u Batı emperyalizmin ve Turuncu Kadife Devrimlerin Sembolü olarak kullanıyoruz!)

    · Yükselmekte olan ve tehlikeli bulunan milliyetçilik dalgasına ve dip dalgasına karşı ciddi bir halk desteği kazanılmıştı.

    Ne de olsa, Türkler, Türkçüler ve Milliyetçiler 'KATİL' di!

    · Türklük, Türk bayrağı, Türk milleti, milliyetçilik aşağılanmıştı! Türklük aleyhine herşeyi söylemek artık legal hale geliyordu!

    · Amerikan ve Ermeni Kongrelerinde çıkacak olan kararların artık Ermeniler leyhine olacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Tarih, artık bir bilim ve sistematik araştırma yöntemi olmaktan çıkmış, bir psikolojik harp operasyonuna ve ' demokratik oylama totosuna' dönüşmüştü.

    · Ermeni Diasporasının Türklere karşı zafer kazanmasına ve söylemlerini yoğunlaştırmasına kesin gözüyle bakılıyordu!

    · Türkiye bu koşullarda Ermenistan sınırlarındaki kapılarını açmak zorunda kalacaktı. Ermenistan'a karşı dış politikasını değiştirecekti.

    · Türkler ve Türkiye aleyhtarı propaganda yapan DHKP-C, PKK, TİKKO gibi NATO'nun ve Gladyonun Gizli Ordularına yeni malzeme doğmuştu!

    · Irakta'ki pek çok Türkiye aleyhine gerçekleşmekte olan gelişme Türk kamuoyuna unutturulmuştu!

    · Bu olayla 301. maddenin kalkmasına kesin gözüyle bakılıyordu!

    · AKP, halkın gözünde büyük bir sempati toplamıştı. Ne de olsa, Demokratik (!) davranmıştı.

    · Binlerce Türk'ün beynine 'Biz aslında Türk değiliz, Milliyetçilik kötü bir şey! Ermeni de olabiliriz, başka bir ulustan da, biz aslında bir Mozağiyiz' felsefesi sistemli olarak işlenmişti!

    · Türk ulusu ikiye bölümüştü, ' Gerektiğinde biz Ermeniyiz, biz Kürdüz!' diyenler ve ' Biz Türküz! diyenler:

    Artık İç Savaş Tamtamları Çalmaya Başlayabilirdi!


    [1] http://www.acikistihbarat.com/Yazilar.asp?yazi=216 , Ümit Sayın, Türk Silahlı Kuvvetlerine Karşı Psikolojik Harp: Başka Çete Operasyonları da Var!

    [2] http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6270 . Suikasti Perdeleyen Medya İllüzyonunu Aralıyoruz.

    [3] http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6274 . Dink'in Cenazesinde Ermeni Generali ve AB-D Büyükelçileri.

    [4] http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...sp?yazarid=148

    [5] http://www.kuvvaimilliye.net/news_detail.php?id=10088 . Ermeniler Bayrağımızı Yaktı.


    Tekrar okumak gerek
    Bu mesaj en son " 20.01.12 " tarihinde saat 10:54 itibariyle kargaburun tarafından düzenlenmiştir...

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Van'da liseliler AKP ve cemaate karşı sokağa döküldü
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde EvRiMSeL tarafından açılmış
    Yanıt: 17
    Son Mesaj: 09.04.11, 18:17

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •