• Login:

  • Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 1 2 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    ...::: uA-chief :::... g-zero
    Kayıt Tarihi
    04-01-2005
    Mesajlar
    2,670
    Karizma Gücü
    0

    Jim Carrey Filmleri,Resimleri,Videoları,Biyografisi ve Yorumlar

    Asıl adı James Eugene Carrey olan ünlü aktör, 17 Haziran 1962'de Kanada-Toronto'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasının işten atılmasıyla parasal yönden iyice kötüye giden durumu düzeltmek ve eğitimini devam ettirebilmek için bir fabrikada güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladı. Okuldaki başarısızlığından dolayı, liseden ayrıldı fakat okul yıllarında kendine özgü komedyen kişiliğini ve yeteneklerini keşfettikten sonra, 15 yaşından itibaren Kanada'nın gece kulüplerinde stand-up show'lara başladı. Yüzünün ve vücudunun esnekliğini kullanarak seyircileri saatlerce güldürmeyi başarabiliyordu.

    Gece kulüplerindeki başarısını Hollywood'a taşımak isteyen Carrey, 1982'de, NBC-TV'nin dizisi "The Duck Factory" de rol almayı başardı ve bu başarısını 13 dizi sonuna kadar devam ettirdi. İlk olarak bir vampir-komedi olan "Once Bitten" da rol alan başarılı komedyen, "Peggy Sue Got Married" filmi ile yavaş yavaş zirve basamaklarını çıkmaya başladı. Clint Eastwood'un oynadığı "The Dead Pool" filminde de sorunlu bir rock yıldızını canlandıran aktör, ardından 1989 yılında Geena Davis ile birlikte rol aldığı "Earth Girls are Easy" filmiyle en büyük başlangıcını yaptı.

    1991 yılında ilk özel şovunu yapan Carrey, Fox Broadcasting Co. tarafından gerçekleştirilen "Doing Time On Maple Drive" adlı haftalık dizide oynadı. 1994 yılında oynadığı "Ace Ventura: Pet Detective" (Sakar Dedektif) onun ilk sinema başrolüydü ve budala dedektif rolüyle şöhrete kavuştu. Ardından başarılı sanatçıyı dünya çapında bir star haline getiren ve dünya seyircilerinin beğenisini kazandıran "The Masc" (Maske) filminde oynadı. Daha sonra 1996'da "Cable Guy" filmiyle seyircilerin karşına geçen Carrey, sadece bir komedyen olmadığını aynı zamanda diğer rollerdeki oyunculuğunun gücünü de gösterdi.

    Komedi filmleriyle artık o tüm dünyanın beğenisini kazanmıştı ve bu başarısı ona bir çok ödül getirdi. "Dumb and Dumber" daki oyunculuğu sayesinde 'Yılın NATO / SheWest Komedi Yıldız'ı seçildi. MTV'nin düzenlediği ödül töreninde "Ace Ventura: Pet Detective" filmiyle "En İyi Erkek Performansı" ve "En İyi Komedi Oyuncusu Performansı" dallarında ödül sahibi oldu. "The Mask" filmi ile de Altın Küre Ödülü'ne aday gösterildi. Hayran kitlesi giderek artan başarılı komedyen "The Truman Show" ile seyircilerin karşısına bambaşka bir kimlikle çıkmakla birlikte eleştirmenler gözünde de oyunculuğunu kanıtladı. Ayrıca "Liar Liar" (Yalancı Yalancı) filmindeki performansıyla 1997'de düzenlenen MTV Film Ödülleri'nde "En İyi Komedi Oyuncusu Performansı" dalında ödülün sahibi oldu.

    Los Angeles'a ilk geldiğinde tanıştığı garson Melissa Womer'den 1994 yılında boşanan aktör, ardından "Dumb and Dumber" filminin aktris'ti Lauren Holly'le evlendi fakat bu ilişki de uzun sürmedi ve 1998 yılında boşandılar.

    "Man On The Moon" filminde geçmişte komedi dalında ün yapmış olan Andy Kaufman'ı canlandırdı. 2000 yılının sonuna doğru ise "Me, Myself and Irene" (Ben, Kendim ve Sevgilim) filmiyle sinema severlerin karşısına çıkan Jim Carrey, daha sonra "Grinç" filminde de rol aldı. Son olarak başarılı aktör, 2001 yılında vizyona giren "The Majestic" filminde hırslı ve girişken bir Hollywood senaristi olan fakat daha sonra bir kaza sonucu hafızasını kaybeden Peter Appleton'ı canlandırdı.
    Bu mesaj en son " 04.04.09 " tarihinde saat 06:09 itibariyle pulcet1905 tarafından düzenlenmiştir...
    http://img237.imageshack.us/img237/8076/mkemalataturk1ig3.jpg
    ASLIIIIII
    BIZ NORMALIZ

    uA - HerYerdeyiZ

  2. #2
    baburemrah , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    03-07-2005
    Mesajlar
    4
    Karizma Gücü
    0

    Jim Carrey

    Asıl adı James Eugene Carrey olan ünlü aktör, 17 Haziran 1962’de Kanada-Toronto’da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasının işten atılmasıyla parasal yönden iyice kötüye giden durumu düzeltmek ve eğitimini devam ettirebilmek için bir fabrikada güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladı. Okuldaki başarısızlığından dolayı, liseden ayrıldı fakat okul yıllarında kendine özgü komedyen kişiliğini ve yeteneklerini keşfettikten sonra, 15 yaşından itibaren Kanada’nın gece kulüplerinde stand-up show’lara başladı. Yüzünün ve vücudunun esnekliğini kullanarak seyircileri saatlerce güldürmeyi başarabiliyordu.

    Gece kulüplerindeki başarısını Hollywood’a taşımak isteyen Carrey, 1982’de, NBC-TV'nin dizisi "The Duck Factory" de rol almayı başardı ve bu başarısını 13 dizi sonuna kadar devam ettirdi. İlk olarak bir vampir-komedi olan "Once Bitten" da rol alan başarılı komedyen, "Peggy Sue Got Married" filmi ile yavaş yavaş zirve basamaklarını çıkmaya başladı. Clint Eastwood’un oynadığı "The Dead Pool" filminde de sorunlu bir rock yıldızını canlandıran aktör, ardından 1989 yılında Geena Davis ile birlikte rol aldığı "Earth Girls are Easy" filmiyle en büyük başlangıcını yaptı.

    1991 yılında ilk özel şovunu yapan Carrey, Fox Broadcasting Co. tarafından gerçekleştirilen "Doing Time On Maple Drive" adlı haftalık dizide oynadı. 1994 yılında oynadığı "Ace Ventura: Pet Detective" (Sakar Dedektif) onun ilk sinema başrolüydü ve budala dedektif rolüyle şöhrete kavuştu. Ardından başarılı sanatçıyı dünya çapında bir star haline getiren ve dünya seyircilerinin beğenisini kazandıran "The Masc" (Maske) filminde oynadı. Daha sonra 1996’da "Cable Guy" filmiyle seyircilerin karşına geçen Carrey, sadece bir komedyen olmadığını aynı zamanda diğer rollerdeki oyunculuğunun gücünü de gösterdi.

    Komedi filmleriyle artık o tüm dünyanın beğenisini kazanmıştı ve bu başarısı ona bir çok ödül getirdi. "Dumb and Dumber" daki oyunculuğu sayesinde 'Yılın NATO / SheWest Komedi Yıldız'ı seçildi. MTV'nin düzenlediği ödül töreninde "Ace Ventura: Pet Detective" filmiyle "En İyi Erkek Performansı" ve "En İyi Komedi Oyuncusu Performansı" dallarında ödül sahibi oldu. "The Mask" filmi ile de Altın Küre Ödülü’ne aday gösterildi. Hayran kitlesi giderek artan başarılı komedyen "The Truman Show" ile seyircilerin karşısına bambaşka bir kimlikle çıkmakla birlikte eleştirmenler gözünde de oyunculuğunu kanıtladı. Ayrıca "Liar Liar" (Yalancı Yalancı) filmindeki performansıyla 1997’de düzenlenen MTV Film Ödülleri’nde "En İyi Komedi Oyuncusu Performansı" dalında ödülün sahibi oldu.

    Los Angeles'a ilk geldiğinde tanıştığı garson Melissa Womer'den 1994 yılında boşanan aktör, ardından "Dumb and Dumber" filminin aktris'ti Lauren Holly'le evlendi fakat bu ilişki de uzun sürmedi ve 1998 yılında boşandılar.

    "Man On The Moon" filminde geçmişte komedi dalında ün yapmış olan Andy Kaufman'ı canlandırdı. 2000 yılının sonuna doğru ise "Me, Myself and Irene" (Ben, Kendim ve Sevgilim) filmiyle sinema severlerin karşısına çıkan Jim Carrey, daha sonra "Grinç" filminde de rol aldı. Son olarak başarılı aktör, 2001 yılında vizyona giren "The Majestic" filminde hırslı ve girişken bir Hollywood senaristi olan fakat daha sonra bir kaza sonucu hafızasını kaybeden Peter Appleton’ı canlandırdı.
    Binbir Surat Jim Carrey



    Bundan 8 yıl önce HBB televizyonu Türkiye’de yayına başladığında, içeriğindeki en dikkat çekici program acayip bir komedi şovu olmuştu. Susam Sokağı’nın absürd ve yetişkinlere yönelik bir versiyonu gibiydi In Living Color. Şovun yegane beyaz tenli yıldızı, tımarhaneden çıkmışcasına davranıp, binbir türlü farklı kahkaha atabilen ilginç bir adamdı.

    Aynı adam ACE VENTURA adlı bir komedi filmiyle çılgınlıklarını beyazperdeye taşıyınca, tüm dünya ağız birliği ederek “yeni bir Jerry Lewis doğuyor” dedi.. Yanılmışlardı... Çünkü Jim Carrey denilen yaratık, hiçbir insanoğluyla mukayese kabul etmeyecek kadar sapkın, çılgın, ahlaksız, tahrip edici ve komikti... Alışılmış anlamdaki komedyenler, edep ve insaniyet namına bu güldürü makinasına dur diyecek birilerinin çıkmasını bekleyip durdular, ancak nafile: Sinemadaki mizah trendini belirleyen isim Carrey idi artık.





    Aynı adlı çizgi romandan uyarlanan THE MASK’ta, diğer tüm “özel efektlere” nal toplattı adamımız; dahası, o mükemmel dans sahnesiyle, Cameron Diaz’ın en çok aranan kadın yıldız olmasında da büyük pay sahibi oldu

    Carrey kod adlı uzaylının Jeff Daniels’la birlikte rol aldığı DUMB & DUMBER, aptallığın düşey limitini belirlerken, yönetmen Farrelly kardeşlerin kariyerinde de dikey bir hareket başlattı.

    Bu üç film, 1994’ü Jim Carrey’nin yılı yapmıştı...

    Peki nereden geliyordu bu değirmenin suyu? Genetik olarak insan özellikleri taşıyan Carrey, nasıl bir mutasyonun sonucu idi?

    Geleneksel komedyenlik anlayışına karşı düzenlenen komplonun tohumları, Kanada’da atılmıştı: 17 Ocak 1962’de Newmarket – Ontario’da doğan Carrey, orta sınıf olmakla fukaralık arasında gidip gelen bir ailenin çocuğuydu. Babası, müziğe yetenekli olsa da hayallerine ipotek koydurmak zorunda kalmış bir adamdı. Babası gibi rüzgarla savrulmak istemeyen Jim’in niyeti ise, ilkokulda ortaya çıkan alışılmadık güldürme potansiyelini her ne olursa olsun kinetiğe çevirmekti. Elastiki yüzüyle yapamadığı taklit yoktu küçük Jim’in. Okul müsamerelerinde beklediği alkışları alamamak dahi onu hedefinden caydırmadı.

    22 Yaşına geldiğinde, stand-up şovlar ve The Duck Factory adlı televizyon programı sayesinde hayatını güldürerek idame ettirebiliyordu Carrey. PEGGY SUE EVLENİYOR gibi kaydadeğer bir filmin de aralarında bulunduğu çeşitli yapımlarda yardımcı rollerde görünüyor, İLK ISIRIŞ adlı vampirik gençlik komedisiyle de beyazperdedeki ilk başrolünü kapıyordu.

    Fakat erken evlenip baba olmuştu Carrey ve yeteneğiyle orantılı bir geliri yoktu henüz.

    Daha geniş kitlelerce keşfedilmeyi beklediği, bir yandan da eşine ve kızına karşı maddi sorumluluklarını yerine getirmekte sıkıntılar yaşadığı o dönemi şöyle anımsıyor Jim Carrey:

    “Sokakta yürürken o denli tükenmiş ve umutsuz bir halde oluyordum ki, yanımdan geçenler ‘Hey ahbap, bir derdin mi var? Ne oldu?’ gibisinden şeyler söylüyorlardı bana. Beklediğim ilgiyi bulamamıştım. Bir köşeye çöküp ağlamak geliyordu içimden. Neredeyse hiç param yoktu ve ileride olacağına dair bir umut ışığı da görünmüyordu...”

    Herşeyi değiştiren, 1990’da siyahi komedyen Keenan Ivory Wayans’ın başı çektiği In Living Color’da sergilediği performans oldu. Tüm yeteneklerini sergileme fırsatı bulduğu bu çılgın şov sayesinde, meslektaşları tarafından “taklit edilmeye çalışılan” bir oyuncuya dönüşüverdi Carrey. Özellikle de, garip görünüşlü İtfaiye Şefi Bill’i canlandırışı insanları kırıp geçiriyordu. Şov da, Carrey de çok popülerdi. Öyle ki, yangına karşı İtfaiye Şefi Bill’in ağzından Carrey’nin sunduğu önlem paketleri, kazalar hakkında halkı bilgilendirmeye çalışan sivil toplum örgütlerinin hışmına yol açmıştı bir dönem...

    Senaryosuna da katkıda bulunduğu ACE VENTURA: PET DETECTIVE, Carrey’nin hayran kitlesinden çok daha fazla insanı sinemalara çekince, beyazperde yeni bir yaşayan efsane kazandı.

    Karışık tepkiler alan THE CABLE GUY’ın ardından sinemada bir süre “daha normal” bir görüntü çizdi Carrey: LIAR LIAR, AYDAKİ ADAM ve Peter Weir şaheseri THE TRUMAN SHOW, bu “yeni Carrey”i sundu izleyiciye.

    Fakat hayır, o komedyen kılıklı kaçığı uzun süre zaptetmek mümkün değildi: SALAK İLE AVANAK’ın yönetmenleriyle yeni bir işbirliğine girişti ve BEN, KENDİM VE IRENE’le yine gemi azıya aldı Carrey.





    İlginç bir eğilimi de, set arkadaşlarına aşık olmaktı Carrey’nin... İlk eşinden boşanmasından sonra evlendiği Lauren Holly ve İrene’i canlandıran Renee Zellweger’la aşk maceraları yaşayan (bu mevzularla ilgili detaya buradan ulaşabilirsiniz) Carrey’nin vaktiyle Cameron Diaz’ı elinden kaçırmış olması akıl alır gibi değil... (Yoksa kaçırmadı mı?)...
    Gerçek Adı: James Eugene Carrey
    Doğum Yeri: Newmarket, Ontario, Kanada
    Doğum Tarihi: 17.01.1962

    Boy : 1.88 m


    Onu Ünlü Yapan Ne? Fox Tv'deki In Living Color (1990-1994) komedi showdaki performansı

    Birliktelikleri:
    Sevgilisi: Renée Zellweger, aktris, 1999-2000
    Eşi: Lauren Holly, aktris; 1996'da evlendiler; 1997'de boşandılar
    Eşi: Melissa Womer, aktris; 1987'de evlendiler; 1993'te boşandılar


    Ailesi:
    Babası: Percy Carrey, müzisyen
    Annesi: Kathleen Carrey
    Kardeşi: Patricia Carrey Fournier
    Kardeşi: John Carrey
    Kardeşi: Rita Carrey
    Kızı: Jane Carrey, annesi, Melissa Womer


    Ödüllerinden Bazıları:
    1995: MTV Film Ödülü - En iyi komedi performansı, Dumb and Dumber
    1995: MTV Film Ödülü - En iyi Öpüşme, Dumb and Dumber
    1996: People's Choice Ödülü - En iyi komedi aktörü
    1996: MTV Film Ödülü - En iyi komedi performansı, Ace Ventura: When Nature Calls
    1996: MTV Film Ödülü - En iyi erkek oyuncu, Ace Ventura: When Nature Calls
    1997: MTV Film Ödülü - En iyi kötü karakter, The Cable Guy
    1997: MTV Film Ödülü - En iyi komedi performansı, The Cable Guy
    1998: MTV Film Ödülü - En iyi komedi performansı, Liar Liar
    1998: Golden Globe - En iyi aktör (Drama), The Truman Show
    1999: MTV Film Ödülü - En iyi erkek oyuncu, The Truman Show
    1999: Boston Society of Film Critics Ödülü - En iyi aktör, Man on the Moon
    1999: Golden Globe - En iyi aktör (komedi veya müzikal), Man on the Moon
    2000: ShoWest Yılın Erkek Starı


    Eğitim: -

    Meraklısına...

    Genelllikle yeşil renkli giyisiler giyen veya yeşil olan karakterleri canlandırıyor
    16 yaşında, ortaokulu bitirmeden okuldan ayrıldı
    Empire Dergisi'nin "Tüm zamanların en iyi 100 film yıldızı" listesinde 54. oldu. (1997)
    People dergisinde Dünyanın en güzel 50 insanından biri seçildi. (1997)
    Bir ara geçimlerini sağlamak için, diğer aile fertleriyle birlikte bir fabrikada çalıştı
    2001'de yaptığı bir açıklamada Amerikan vatandaş olmak istediğini söyledi. Ancak Kadana vatandaşlığını da korumayı düşünüyor
    2001'de kazandığı 9 MTV film ödülü bir rekordu
    Dumb and Dumber, The Mask, Bruce Almighty, The Grinch ve The Man on the Moon filmlerinde canlandırdığı karakterlerin ortak yanları; zavallı olmaları ve ünlü olmak istemeleri


    Tüm Filmleri:

    The Six Million Dollar Man (2005)
    The Secret Life of Walter Mitty (2005)
    Fun with Dick and Jane (2005)
    Lemony Snicket's A Series of Unfortunate Events (2004)
    Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)
    Pecan Pie (2003)
    Bruce Almighty (2003)
    Majestic, The (2001)
    How the Grinch Stole Christmas (2000)
    Me, Myself & Irene (2000)
    Man on the Moon (1999)
    Simon Birch (1998)
    Truman Show, The (1998)
    Liar Liar (1997)
    Cable Guy, The (1996)
    Ace Ventura: When Nature Calls (1995)
    Batman Forever (1995)

    Dumb & Dumber (1994)
    High Strung (1994)
    Mask, The (1994)
    Ace Ventura: Pet Detective (1994)
    Itsy Bitsy Spider, The (1992)
    Pink Cadillac (1989)
    Earth Girls Are Easy (1988)
    Dead Pool, The (1988)
    Peggy Sue Got Married (1986)
    Once Bitten (1985)
    Finders Keepers (1984)
    Copper Mountain (1983)
    Introducing... Janet (1983)
    17 ocak 1962 tarihinde Percy ve Kathleen Carrey’nin dört çocuğunun en küçüğü olarak dünyaya gelen Jim çocukluk yıllarından itibaren izleyici bulduğu her yerde oyunculuk yeteneğini kanıtlama çabasına girer. Sanatçı 10 yaşındayken “Carol Burnett Show”a CV’sini yollar. Ortaokuldayken ders çıkışlarında arkadaşlarına stand-up şovlar yapan Jim’in huzurlu yaşamı ergenlik yıllarının başında ailesinin Toronto’da bir varoş bölgesine taşınmak zorunda kalmasıyla trajik bir hal almaya başlar.

    Aile üyeleri taşındıkları bu yeni şehirde bir tekerlek fabrikasında çeşitli işlere girerler. Jim’in hergün okuldan çıkıp orada sekiz saat çalışmak zorunda kalması ünlü aktörün okul durumunu ve psikolojisini olumsuz yönde etkiler. Bir süre sonra işlerinden ayrılan aile üyeleri daha önce yaşadıkları Toronto’ya dönmeden önce bir karavana taşınır ve uzun bir süre orada yaşarlar.

    Yaşadığı tüm bu olumsuzluklara aldırmamaya çalışan Carrey oyunculuk yeteneğini komedi klüplerinde sergilemey karar verir ve yaşadığı bölgenin en iyi komedi klüplerinden birinde iş bulur. Sanatçı 1979 yılında Los Angeles’a taşınır.

    “The Comedy Store”da sergilediği bir gecelik performansı sırasında ünlü komedyen Rodney Dangerfield tarafından keşfedilen Carrey klüple bir anlaşma imzalar ve orada çalıştığı dönem içinde klüpte garsonluk yapan Melissa Womer ile evlenir. İlerki yıllarda çiftin Jane adını verdikleri bir kızları olur. İkili bir süre sonra yollarını ayırmaya karar verir ve Jim kendisi gibi oyuncu olan Lauren Holly ile hayatını birleştirir.

    Ünlü aktörü tüm dünyaya tanıtan dizi 1990’da rol aldığı “In Living Color”dır. Carrey 1994 yılında rol aldığı “Ace Ventura: Pet Detective” filminde canlandırdığı kendine özgü bir espri anlayışı olan ve kayıp bir yunusun peşine düşen hayvan dedektifini canlandırdığı Ace Ventura karakteriyle kitleleri kahkahaya boğmayı başarır. 1994’te ünlü oyuncu Cameron Diaz’la birlikte rol aldığı “The Mask” ve “Dumb & Dumber” filmleri ile ününe ün katar.

    Jim Carrey 1995’te “Batman Forever”da, 1996’da ilk büyük çıkışı olan “Pet Dedective” filminin ikinci bölümü olan “Ace Ventura: When Nature Calls”da ve 1997’de “Liar Liar”da rol aldıktan sonra Peter Weir’in yönettiği “The Truman Show”da hayatının bir TV programında seyredildiğini keşfeden saf bir satıcıyı canlandırdığı performansıyla Altın Küre ödülüne layık görülür.

    Jim aykırı komedyen Andy Kaufman’ın hayatının anlatıldığı “Man On The Moon” adlı filmde Kaufman’I canlandırmak için adeta kendini rolüne kaptırarak bir süre ünlü komedyen gibi yaşar. 1999 yılında çekilen film Carrey’nin performansıyla bir hayli ses getirir ve Jim o yıl tekrar Altın Küre’yi kucaklar.

    Carrey 2000 yılında Hollywood’un güzel yıldızı Renee Zellweger ile birlikte Farrelly kardeşlerin yönettiği “Me, Myself & Irene” de rol alır. Filmin çekimlerinden sonra Zellweger ve Carrey aşk yaşadıklarını tüm kamuoyuna duyurur. Ünlü komedyen daha sonra ünlü yönetmen Ron Howard’ın yönettiği “How the Grinch Stole Christmas”la küçük büyük herkesin hayranlığını kazanır. Carrey son olarak ülkemizde de büyük beğeniyle izlenen “Bruce Almighty” (Aman Tanrım” filmiyle kitleleri bir kez daha kendisine hayran bırakır.

    Bunları biliyor muydunuz?

    -16 yaşında okulu bıraktı

    -“Me, Myself&Irene”in çekimleri sırasında film ekibiyle birlikte “Phish” adlı grubun çıktığı özel bir müzik şovuna katılarak grupla birlikte iki şarkı seslendirdi.

    -1997 yılında İngiliz “Empire” dergisi tarafından oluşturulan “Tüm Zamanların En İyi 100 Film Yıldızı” listesinde 54. sırada yer aldı.

    -1997 yılında “People” dergisi tarafından “Dünyanın En Güzel 50 Kişisi” listesine seçildi.

    -“The Comedy Store” adlı komedi klübünün 20. Yıldönümü özel şovuna sadece cinsel organını örten bir kıyafetle katıldı.

    -1998 yılında konserlerinden birinde dünyaca ünlü şarkıcı Elton John’a bir parçasında eşlik etti.

    -Ünlü olmadığı dönemlerde bir gün kendisine 20 milyon dolarlık bir çek yazdı ve “Baş Belası” filminden buna yakın bir para kazanıncaya kadar bu çeki cüzdanından çıkartmadı

    -1999 yılında “Man on the Moon” filminde canlandırdığı Andy Kaufman ile aynı gün doğdu.

    -2001 yılına kadar toplam dokuz MTV ödülüne layık görüldü. Bu, şimdiye kadar hiçbir oyuncunun erişemediği bir rakam.

    -Kanada vatandaşı olan Jim, 2001 yılında Amerikan vatandaşlığı da almak istediğini açıkladı.

    -İlk stand-up şovunda “Maske”de giydiğine benzeyen sarı bir kostümle sahneye çıktı.

    -İlk eşi Melissa Womer’dan Jane Erin adında bir kız çocuğuna sahip.

    Kanada'da yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Jim Carrey zor bir çocukluk geçirdi. Gençliğinde eğitimini sürdürmesi için çalışması gerekiyordu. Bunu uzun süre devam ettiremedi ve liseden atıldı. Acımasız dış dünyaya bir tepki olarak komedyen kişiliğini ve yeteneklerini keşfetti. Kanada'nın komedi kulüplerinde stand-up show'lara başladı. İnanılmaz esnek yüzünün yanısıra tüm vücudunu da kullanıyor ve seyircileri kırıp geçiriyordu. Jerry Lewis'ten etkilendiğini asla saklamadı. Fakat ondan yola çıkarak kendi tarzını yaratmış ve genç yaşta tüm ülkenin en rağbet edilen komedyeni konumuna erişmişti. Artık sıra Amerika'ya gelmişti. 1981 yılında Los Angeles'a geldiğinde 19 yaşındaydı. Amerika'daki komedi kulüplerinde tamamen taklit üzerine kurulu gösterileriyle dikkatleri üzerine çekti. Televizyona atladı. Wayans kardeşlerle birlikte çalıştı. Ace Ventura, Pet Dedective onun ilk sinema başrolüydü ve budala dedektif rolüyle şöhrete kavuştu. Film beklenmedik bir başarı kazanmıştı. Ardından bir olay haline gelen ve Jim Carrey'i dünya çapında bir stara dönüştüren Mask geldi. Bu edepsiz, itici adam nasıl oluyorsa herkesi güldürebiliyordu. Cable Guy'da oyunculuk gücünü ortaya koydu ve kötü ve korkutucu bir adamı canlandırdı. Film pek iş yapmadı ama Carrey'nin salt bir komedyen olmadığının kanıtıydı. Farrelly Kardeşlerin Dump and The Dumper'ında herşey mizahın aracı olarak kullanılıyordu. Hayran kitlesini arttırdı. Hollywood'un en çok kazanan oyuncularından biri oldu. Peter Weir'in Truman Show'unda bambaşka bir kimlikle çıktı seyircinin karşısına. Saf komediden uzaklaşmış, konulu bir filmde yer almıştı. Bunu Milos Forman'ın Man on the Moon filmi izledi. Son olarak Farrelly kardeşlerin Me, Myself ve Irene'inde yer alan Carrey son yılların en dikkat çekici komedi performanslarını ortaya koymaya devam edeceğe benziyor. Üstelik artık komedinin sınırları içinde kalmaya mecbur olmadığını da ispatladı. Birkaç Altın Küresi var ama henüz Oscar'ı yok. Çok yakında alacağından şüphemiz yok.

    Jim Carrey, her büyük başarının ardında bir trajedi yattığını kanıtlarcasına zorluklarla dolu bir geçmişe sahip. Fakir bir işçi mahallesinde büyüyen Kanada doğumlu aktör, dört çocuklu ailesinin en sessiz sakin üyesiydi. Bol bol resim yapıyor, aynı zamanda da aileyi geçindirmeye çalışan babasına yardımcı oluyordu. Bir orkestrada saksafon çalan babasının işini kaybetmesi, 13 yaşındaki Carrey'i de etkiledi: "Büyükbabam alkolikti, her yıl babamı bir köşeye çekip ona işe yaramaz biri olduğunu söylerdi. Bunu izlemek beni mahvederdi. Babam tek kelime edemezdi, çünkü gerçekten iyi bir insandı. Ancak ben onun gibi değilim, pisliğin tekiyim! Büyükbabam ölünce onun taklidini yapmak için can atıyorum."



    Aile tam bir mali kriz yaşıyordu, eve para getiren kimseler yoktu. Carrey, böylece çalışmaya başladı. Hademelik yaptı, aynı zamanda da okulunu yürütmeye çalıştı; ancak işler istediği gibi gitmedi, okuldan atıldı. Hayatının en nefret dolu dönemi olduğunu söylediği bu yıllarda bir başka yönünü keşfetti: Her şeye rağmen gülebiliyordu, gülüp geçemese de... İlkokuldayken sınıf öğretmeni kendisini tahtaya kaldırıp rezil etmek istemiş, ancak Carrey rezil olacağına bütün sınıfı gülmekten kırıp geçirmişti. İşte böyle başladı Carrey'nin komedyenliği. Acımasız dış dünyaya duyduğu bir tepki olarak...

    Şeytanı görmek

    Keşfettiği yeteneğini geliştirmek için ayna karşısına geçip saatlerce 'idman' yapıyordu: "Annem bundan nefret ederdi... Beni korkutmak için 'aynaya o kadar çok bakarsan şeytanı görürsün' demişti bir keresinde. Bu, elbette beni kışkırtan bir sözdü."
    Okuldan boşalan, işten artakalan zamanlarında Toronto'nun ünlü komedi klüplerinden olan Yucks'a gitmeye başladı. Babası, Carrey'nin kendisine yardım etmek için hayatını mahvetmeye başladığını gördü ve oğlunun yeteneğini ortaya çıkarması için sahneye çıkmasını istedi. Yeteneğinden haberdar olan Carrey, bunu kabul etti ve annesinin hazırladığı gülünç sarı bir kıyafetle komedi kariyerine 'resmi' olarak başlamış oldu. Ancak bu başlangıç hiç de hayırlı olmadı, zira Carrey sahnedeyken ıslıklandı; izleyiciyi eğlendirmeyi başaramamıştı. İki yıl boyunca sahneye çıkmayan Carrey, kendi deyişiyle 'felaketlerin değil, pes etmenin insanları yıkıma sürüklediğini' öğrendi. Pes etmedi, kendisine ve yeteneğine ikinci bir şans tanıdı.

    Dumanlı klüplerde kafası dumanlı izleyicileri eğlendirmeye çalışmanın yolunu bulmuştu Carrey; sadece mimiklerle değil, bütün vücuduyla oynayacak, Jerry Lewis'in tarzını yenileyerek uygulayacaktı. Carrey'nin yeni komedi tarzı bir anda çok tutuldu ve ülkenin birçok yerindeki komedi klüplerinden teklifler gelmeye başladı. Televizyon kanalları bu komik adamı programlarında oynatmak için uğraşıyordu; ancak her şey boşaydı, Carrey, Kanada'da daha fazla yaşamak istemiyordu.



    Kariyerinde yol ayrımı...

    1981 yılında ailesini ve komedi geçmişini Kanada'da bırakarak Los Angeles'a taşındı. 19 yaşındaydı, cebinde bin dolar ve birkaç telefon numarası vardı. Amerika'daki komedi klüplerini keşfedip buralarda sahneye çıkmaya başladı. İki yıl içinde komediseverlerin gözdesi haline gelmeyi başardı. Artık senede iki yüz bin dolar kazanan bir yeraltı komedyeniydi. Tüm şovunu taklit üzerine kuran Carrey, bir süre sonra yaptığı işin kendisini mutlu etmediğini fark etti. Para için taklit yapan bir komedyen haline gelmiş, kendi tarzını bir türlü oturtamamıştı. İstisnasız herkesi taklit edecek yeteneğe sahipti, ancak bunun ne önemi vardı? Carrey kararını verdi ve Los Angeles Comedy Store'dan ayrıldı. Herkesi şaşkına çevirmişti, bu adam delirmiş olmalıydı, bu kadar çok parayı boş yere geri tepiyor, belirsiz bir yola sapıyordu. Ancak onun cevabı açıktı: "Kendimi iyi hissedemiyorsam bunun neresi iyi?"

    Artık doğaçlama oynamak, saatlerce sahnede yeni denemeler yapmak istiyordu. Las Vegas'a gitti ve Rodney Dangerfield şovunda sahneye çıkmaya başladı. "Kırmızı bir pantolon giyiyor, saçlarımı dimdik yapıyordum. Sonrası ise tamamen emprovizasyondu... Seyirciden hiçbir tepki almadığım birçok gece oldu. Rodney beni uzaktan izler, 'sana uzaydan gelmişsin gibi bakıyorlar' derdi." Bu arada evlenmişti, daha da çok para kazanması gerekiyordu. Bu da ancak, kendisine özgü bir tarz yaratmak adına terkettiği popüler komedi klüpleri ile olabilirdi. Carrey zor bir seçim yapmıştı, şimdi sıra kendisini kanıtlamaya gelmişti, ancak bu hiç de kolay olmayacaktı...

    Televizyon dizilerinde küçük rollerde oynamaya başladı, bir yandan da gösterisini sürdürüyordu. "In Living Color" , Carrey'nin ilk önemli televizyon dizisiydi. NBC'nin kısa sürede büyük ilgi toplayan bu dizisiyle Carrey rahatladı; emeğinin karşılığını almaya başlamıştı sonunda. Bu arada farklı dizilerde başrol oynadı, bunlardan en ünlüsü olan "Fire Marshal Bill", çocukları ateşle oynamaya yönlendirildiği iddiasıyla yayından kaldırılınca medyanın ilgi odağı oldu.

    Bir Garip Hayvan Dedektifi

    1993 yılında "In Living Color"dan ayrılan Carrey, kendisine sürekli film teklifinde bulunan prodüktörlere sonunda vakit ayırabiliyordu. "Budala Dedektif" ("Ace Ventura: Pet Detective"), ilk başta berbat bir senaryoya sahipti Carrey'nin deyişiyle, daha sonra bizzat sanatçı tarafından değiştirildi. Carrey senaryoyu kendi oyunculuk tarzına göre düzenledi, mimiklerin hükümdar olduğu bir yapı kurdu. Sonunda Tom Shadyac'ın yönetmenliğinde "Budala Dedektif", film haline geldi ve vizyona girdiğinde beklenmedik bir başarı elde ederek Carrey'nin yüzünü filmi izleyen herkesin zihnine kazıdı. Ya nefret ediliyor, ya da çok seviliyordu; ortası kesinlikle yoktu. Ancak şöyle ya da böyle insanlar onu tanıyordu. Gerilmekten sıkılmış sinema izleyicisi hasret kaldığı eski komedi filmlerine Carrey özelinde kavuşmuş oluyordu adeta. Sanatçının ününü tüm dünyaya duyurması için ise birkaç ay daha beklemesi gerekiyordu.

    "Maske" ("The Mask"), yapımcısı New Line Cinema'nın müthiş tanıtım kampanyasıyla vizyona girdiğinde yer yerinden oynadı. Herkes bu çirkin, itici ancak çok komik adamı görmek istiyordu. Aldığı riske değmiş, komedi anlayışına yeni bir soluk getirmeyi başarmıştı Carrey. Oysa insanlar bununla ilgilenmiyorlardı, gülmek, hep daha çok gülmek istiyorlardı; belki sırf da bu yüzden "Cable Guy" hiç tutulmadı. Oysa Ben Stiller'ın filmi Carrey'nin yegâne 'konulu' filmiydi. "Salak ile Avanak" ("The Dumb and the Dumber") da Jerry Lewis'e saygı duruşunda bulunan Carrey, kısa sürede dev sanatçının 90'lardaki temsilcisi olarak ilan edildi. Zıplıyor, parçalıyor, gaz çıkartıyor, burnunu karıştırıyordu; ancak her şeye rağmen komik adamdı.

    Tüm bunların yanında Jim Carrey'nin kalbi acıyla dolmaya devam etti; hem annesini hem de babasını geçtiğimiz yıllarda kaybetti. Annesinin söylediği gibi, şeytanı görmüştü o. Mücadele etmiş, takılıp düşmüş ancak ayağa kalkmış, sonunda da kazanmıştı. Artık bir numaraydı, her istediğini yapabilirdi. Ama o bir kez daha zor olanı seçecekti. Artık herkesçe benimsenmiş komedyen kimliğinin yanı sıra oyunculuğunu ispat etmeye karar verdi. "Yalancı Yalancı"da ("Liar Liar") doğaçlama oynadığı bilinen Carrey, "The Truman Show"da oyunculuk yeteneğinin farklı yönlerini göstermeye soyundu.



    "The Truman Show" ve Jim Carrey

    Jim Carrey "The Truman Show"da oynamadan iki yıl önce filmin içerdiği 'hayatı televizyon dizisi olan adam' fikrini düşünmüş. Hatta bunu yazmayı bile planlamış, ama ondan önce davranan Andrew Niccol sayesinde bir yığın işten kurtulmuş. "The Truman Show"un o güzelim senaryosunun yanı sıra en büyük sürprizi Jim Carrey'nin bambaşka bir yönüydü aslında. İlk defa bir Jim Carrey filminde ona sadece gülmüyordunuz. Ona acıyordunuz da. Çünkü Carrey bu sefer gerçekten acınacak haldeydi ve de o kadar iyi bir insandı ki, daha önce hiç bir filminde olmadığı kadar. Bu filmden sonra onun fiyatının artmasının yanı sıra oyuncu olarak daha ciddi kabul görmesinin de gerçekleştiğini söylemek mümkündü artık. Hele hele Milos Forman yönetiminde çalıştığı "Aydaki Adam"la ("Man on the Moon") birlikte ikinci kez Oscar'a aday olduğu düşünülürse bunun "mümkün"den de öteye geçtiği söylenebilir. "Truman Show" ve "Aydaki Adam" ile üst üste iki kez 'En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi, fakat Altın Kürelerle yetinmek zorunda kaldı. İki kez üst üste Altın Küre kazanınca "Altın Küreler'in Tom Hanks'i oldum. İşe bak!" demiş, herkesi kırıp geçirmişti. Bu arada ikinci kez Altın Küre kazandığı törende "Aydaki Adam"ın müzikal-komedi kategorisinde değerlendirilmesine tepkisini göstermekten de sakınmamıştı.

    "Aydaki Adam"ın ardından gelen "Ben, Kendim ve Sevgilim" ("Me, Myself & Irene") ve "Grinç" ("How The Grinch Stole Christmas") onun kendine tek bir yön seçmediğini bir kez daha gösterdi.

    Sözünü esirgemeyen, sivri dilli, edepsiz, çok komik ve fakat bir o kadar da iyi oyuncu olan bu adamın geçtiğimiz yıl karşımıza çıktığı, Tanrı olmaya soyunduğu filmi "Aman Tanrım!" da bu halkaya ekleniyor ve Carrey'nin komediyi bırakmaya hiç niyetli olmadığını bir kez daha gösteriyordu.

    Her ne kadar "Aydaki Adam"dan sonraki filmleri pek ses getirmese de Carrey kafasına göre takılmayı, Hollywood'un en çok para kazananlarından biri olarak eski zor günlerinin acısını çıkmayı sürdürüyor. Öyle ki Charlie Kaufman ile Michel Gondry'nin işbirliğinin eseri olan ve pek çok sinema dergisi ile internet stesinden '2004 Yılının En İyi Filmi' seçilmesine rağmen her ne hikmetse ülkemizde vizyona giren bağımsız yapım "Eternal Sunshine of the Spotless Mind"da hafızasını sildiren bir karakteri canlandıran Carrey, kendini de aşarak en dingin (dolayısıyla en uçuk) performansını ortaya koydu. Bu filmden önce, kendisini umarsız bir kötüyü canlandırdığı, fazlasıyla yaşlanıp, değerini fazlasıyla yükselttiği "Talihsiz Serüvenler Dizisi"nde izlemek nasipmiş...

    İster filmleri göklere çıkarılsın isterse yerden yere vurulsun, ne gam! Arkasında pek çok trajedi bıraktıktan sonra, tırnaklarıyla kazıyarak geldiği bugünkü konumunda; böyle bir gamsızlık hakkıdır diye düşünüyor ya da insanların onu sadece komedilerde görmek istediğini sanıyorsa, buradan kendisine sesleniyoruz: Jim, sana en olmadık, en beklenilmeyen işlere kalkışmak daha çok yakışıyor, ne kendini dinle, ne de sadece komedi seven sinemaseverleri...

    Kendi halinde 30 yaşında genç bir sigortacı olan Truman Burbank'ın çok sıradan ama düzenli bir hayatı vardır. Hemşire olan karısıyla biraz da bir oldubitti sonucu evlenmiş hayatı boyunca yaşadığı yer olan küçük Amerikan adası Seaheaven'ın dışına çıkmamış. Babası gözlerinin önünde denizde boğulduğu için sudan korkuyordur, bu yüzden deniz yolculuğuna da çıkamaz. Bir sabah evinden çıkıp işine gidecekken caddenin ortasına düşen bir ışık spotunun onun tüm hayatını değiştirecek bir dizi olayın başlangıcı olduğunu tabi ki anlayamaz.

    Truman'ın hayatı aslında bir televizyon dizisidir. Truman'ı doğumundan beri tüm dünyada yaklaşık 30 yıl boyunca milyarlarca kişi izlemiştir. Çevresindeki herkes, ama her sabah gazetesini aldığı bayiiden tutun en yakın arkadaşı hatta karısına kadar herkes, birer oyuncudur ve rolleri her sabah senaryo halinde ellerine gelmektedir. Truman'ın 30. yaşgünü gelmiştir ve artık dünyasının Seaheaven'la sınırlı kalmasına tahammül edememektedir. İşte tam da bugünlerde "Truman Show"un kurucusu, yönetmeni ve kendisini bir nevi tanrı konumuna yerleştirmiş Krystoff'un istemediği bir takım terslikler üstüste yaşanmaya başlar. Yapay bir kasaba olan Seahaven'daki gökyüzünün yırtılıp Truman'ın evinin önüne düşen bir ışık spotuyla birlikte başka aksaklıklar da yaşanır. Sadece Truman'ın tepesine yağan yağmur, arabasının radyosuna karışan garip telsiz sesleri ve günlük programının dışında davrandığında çevresindeki insanların garip davranışlarını farketmesi gibi.Böylece truman giderek bilinçlenecek ve akla hayale sığamayacak kadar büyük bir medya oyununun içinde olduğunu anlayacaktır. Mücadelesi de işte tam bu noktadan itibaren başlar.

    Medya hayatınıza el koyarsa.

    Bir insanın hayatının bir televizyon dizisi olarak sunulması fikri aslında çok basit bir fikir gibi geliyor insana. "Benim hayatım dizi olmuş" diyen insanlara hepimiz rastlarız. Ama asla işlerin gerçekleşmesi durumunda Truman'ın yaşadığı dramın bizi de bulabileceğini düşünemeyiz. Truman Burbank bütün hayatının kocaman bir yalan olduğunu öğreniyor bir gün. Siz olsanız ne yapardınız ?

    Jim Carrey'i sulu ve de anlamsız komedi filmlerinden kurtaran film "The Cable Guy" (Başbelası) olmuştu. Carrey'nin o filmde yeterince komik bulunmaması sonucunda film gişede kendisini gösteremedi. Arkasından gelen "Liar Liar"da (Yalancı Yalancı) da yarı komik bir karaktere bürünen Carrey, "The Truman Show" ile bu sefer işi bitirdi. Şimdiden "Amerikan Sinemasınının Son on yılında yapılan en iyi film" ünvanını alan film, Amerikan sinemalarında vizyona girdiğinde "Godzilla"nın sonunu getirmişti.

    Yönetmenliğini Peter Weir'ın yaptığı film, çok önemli birşeyler başarmış. Filmde hem Truman'ın dramı anlatılıyor hem 2000'lere yaklaşan medya aleminin ulaşacağı noktalar tartışmaya açılıyor. Truman'a bir tercih yaptırılmamış çünkü sadece hayatına el konulmuş ve üstelik olayın tüm gerçekliği de halka detaylı bir şekilde açıklandığı halde 30 yıl kimsenin pek sesi çıkmamış bu konuda. 30 yıldır bu konuda halk tarafından yapılan ufak tefek müdaheleler var ama bunlar da genellikle Truman'a gerçeği söyleyen ilk kişi olup ünlü olma hayalleri kuran insanlar. Herkes Andy Warhol'un dediği gibi "kendi 15 dakikasını" yaşamak peşindeyken Truman Burbank kendi bitmeyen 15 dakikasını sona erdirmek istemektedir.


    Tanrı rolünde bir medya patronu

    Onun medyatik babası ve Seaheaven'da geçen herşeye müdahale edebilmesi nedeniyle (doğa olaylarına bile) tanrı gibi konumlanmış olan program yaratıcısı Krystoff da başka bir inceleme konusu. Ed Harris'in başarıyla canlandırdığı bu karakter yaptıklarını sanat ve gerçekliğin en ideal buluşması olarak görürken, şovunu dünyanın en önemli medya buluşu olarak görüyor. Nasıl görmesin ki, elektronik donanımlarla yüklü dev bir kubbeye daha bebekken aldığın bir çocuğu yerleştirirsin, hergün rol yapan 3000'in üstünde bir oyuncu kadrosu ile bir nevi hapsedersin ve etrafa 5000'in üzerine minyatür kameralar yerleştirirsin. Truman uyurken bile yalnız değildir artık. Çünkü dünya onu izliyordur.

    Bu filme gitmeden önce sakın Jim Carrey'in "Maske"sini, "Budala Dedektif" filmlerini filan getirmeyin. Jim Carrey hayatının filmini gerçekleştirmiş çünkü. "The Truman Show" tertemiz anlatımı, içinde barındırdığı o "humor" duygusu ve iyi planlanmış oyuncu kadrosuyla sizi bayağı düşündürecektir. Oscar'larda "Er Ryan'ı Kurtarmak" ile kapışabilecek tek film "The Truman Show". Mutlaka görülmesi gereken ve şimdiden bir klasik.

    Sizi bu çılgın komedi filminde oynamaya iten ne oldu?
    İki şizofrenik karakterin aynı insana aşık olma fikrini gerçekten çok sevdim. Filmde, hem iki karakteri oynayabilir hemde birbirleriyle karşılaştırabilirdim. Bu geriye dönüp hiç bir şeye umursamadan seyircilere istediklerini vermek demekti. Güzel bir zaman geçirdim.

    Bu sizin Farrelly kardeşlerle ikinci filminiz. (Dumb and Dumber ilk filmiydi) Siz komedi konusunda onlarla aynı zevki paylaşıyorsunuz. Bu gibi fikirlerle üçünüz nasıl biraraya geliyorsunuz?


    Genelde filme hazırlanmak için bir iki saatliğine karavanıma gidip uyuşturucularımı alırım. Ve sonra çıkıp onlara "evet, hangi hasta, sapık fantaziyi yapmamı istiyorsunuz" derim.

    Bu gerçek cevabınız mı?
    Gerçek, sizin içinizden ne geldiğidir. Filmde ırkçılık veya bu türden sinirlenebilecek bir çok şey bulabilirsiniz ama bunların hepsi saçma. İnsanlar iyi düşüncelerle doludur ve filmi böyle görürler.

    Yani bu şekilde oluyor. Güldürmek için yapmayacağınız şey yok mu?
    Hııııımmmm... hayvanlık yapmam diyecektim ama onu da yaptım. Sınırı nedir bilmiyorum. Bu filmdeki tavuk sahnesindeki gibi, ilk gördüğümde zor bir şey demiştim ama birkaç kez seyircilerle birlikte izlerken onların istediklerinin bu olduğunu anladım.

    Fakat sizinde bazı sahneler hakkında "acayip" düşünceleriniz olmuştur, mesela Hank'in bebek emziren bir anneden süt emmeye çalışması gibi.

    Evet bu çok utanç vericiydi. Tam bir paparazzi gazetesi başlığı olurdu değil mi?

    Tabular var, bunlar insanın seksüel kimliğini gizlemesi filan gibi değil. Bende bu Jimmy Swaggart tipi yok. Bilirsiniz işte, insanlar parmaklarıyla işaret ederek bu çok kötü bir şey derler. Asıl o insanların içi kötüdür. Bundan dolayı kendilerini başka insanlarda görmekten nefret ederler.

    Bir çok kabul etmemiz gereken kötü bilinen şeyler var. Mesela herkesin mastürbasyon yapması ama kimsenin "hala" konuşamaması. Fakat bunları komediye dökerek anlatmanın yolları var.

    Peki sizin canınızı sıkan şeyler nedir?


    Başkalarının ve de benim hayatımın teşhir edilmesine karşıyım, bu kimseyi ilgilendirmeyen ve özel olan şeyler.

    Renée ile olan ilişkiniz gibi mi?


    Bunun fazla bir kısmını paylaşmıyorum çünkü tüm dünyayla paylaşılamayacak kadar özel. Demek istediğim tüm dünyaya saygı duyuyorum, insanların benin filmlerime gitmelerini seviyorum ama bu kişisel birşey.


    Şöyle demem yeterli olacaktır herhalde Renee çok değerli bir insan ve çok iyi bir aktrist.

    Tamam.


    Bir saniye bir şey daha söylemek istiyorum. Bizim çok masum bir ilişkimiz var ve çok iyi vakit geçiriyoruz.

    Senin adına sevindim.
    Ve biz nişanlı değiliz, bir çok söylenti olsa dahi. Fakat şu anda çok iyi bir seviyedeyiz.

    Senin bu konu hakkında fazla konuşmak istemediğini zannetmiştim.


    Biliyorum, aptal gibi gözüktüm. Fakat söylemek istediğim bazı şeyler vardı
    Hazır bazı şeyleri söylerken, kötü bir çocukluk geçirdiğini, buraya gelmek için verdiğin mücadeleyi ve ilişkilerinin hepsini biliyoruz. Komedilerinde çok fazkla öfke var, bunlar duyduğun kötü hislerin yansıması mı?
    Komedi bir terapidir. Komedyenler genelde utangaç insanlardır. Sahnede bir bütün halde gördüğünüzde tüm cevapları vermeye hazır, en az 20 tane sıkıştırıcı cümleleri olan, zıpkın gibi sorulara cevap verebilecek tipten insanlardır. Fakat aslında bu gizlenmiş büyük bir öfkedir.

    Benimde yaşamında bazı şeylere karşı nefretim oldu. Esas önemli olan bunlardan komik şeyler çıkarmak.

    İnsanlar, Man on the Moon filmi için Andy Kaufman halinde dolaşmaya başladığınızda sizin ruh sağlığınız hakkında endişelendiler. Şimdi de iki karakterli bir insanı inandırıcı bir şekilde oynuyorsunuz. Hiç psikolojik dengenizi kaybetmekten korkmuyor musunuz?

    Bence her aktör ruh sağlığını kaybetmekten biraz korkar. Ne kadar sağlıklı olursanız o kadar iyi oynarsınız. Bunu kabul etmezseniz iyi bir aktör olmanız zordur.

    O zaman Akademi'yi (Oscar Ödülü) seviyor olmalısın. İki yıl üst üste çok iyi bir performans sergilediğin halde (İki kez üst üste Altın Küre almasına rağmen) Oscar'a aday gösterilmedin. Seni neden küçümsedikleri hakkında bir fikrin var mı?

    Hepsi alçaklar. Biliyorsunuz ne dediğime dikkat etmeliyim. Lütfen yine sululuğu üzerindeydi deyin.

    Bu olduğu zaman ki oldu zaten, Hollywood'taki her psikolojist ve medya bu durumun sizi harap ettiği hakında konuşuyor.

    Ben bu yeteneğe sahip olduğum için Tanrıya şükrediyorum ve bu gibi şeylerin üzerinde fazla durmuyorum.

    Hollywood'ta sizin komedilerden daha az ücret almanıza rağmen drama türünden filmlere daha çok motive olmanız biliniyor. Bu neden?

    Her türden rolü oynamak istiyorum. Ben bir aktörüm. Komedyen olarak her zaman karakterleri tasarlar sonra oynarım. Bu yaşa bağlı bir şey herhalde bulunduğunuz yerden daha ileri gitmek istiyorsunuz.


    Sizden ilk sıkılacak kişi, ben bu adamı bu rollerde sevmiyorum diyen olacaktır çünkü zaten sizi o tür rollerde kabul etmişlerdir. Sizde zik zak çizersiniz, onlara sadece istediklerini veremezsiniz. Bu insanlara biraz ihanet gibi geliyor.

    Peki bize birazda en son zik zak çizişinden, How the Grinch Stole Christmas 'tan bahset.

    Grinch, benim için parçası olmaktan büyük gurur duyduğum bir projeydi. Grinch'i oynamayı piyangodan çıkmış büyük bir fırsat olarak gördüm. Onu sadece sinirli bir tip olarak ele almadım çünkü hiç kimse sadece sinirli değildir. İncinmişizdir. Bu ya kişiseldir ya bir şeyler olmuştur yada neyse işte bir şekilde üzülmüşüzdür ve bu da öfkeyi ortaya çıkarır. Bu tip şeyler beni karakteri sempatik yapmaya itti çünkü o biçim bir makyajla korkutucu gözükebilir ve çocuklar izlemekten korkabilirlerdi.

    Ne kadar çok değişik şey yaparsanız yapın siz 90'ların komedi filmlerine yön veren kişi olarak bilineceksiniz. Bu açıdan bakarsak komedinin geleceği sizce ne olacak?
    Ben olacağım.
    ;N

  3. #3
    CİNO , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    11-04-2005
    Mesajlar
    211
    Karizma Gücü
    0
    Dostum paylaşımın için sağol. Satır satır okudum, hayranı olduğum Carry'i. İnanılmaz şeyler de var, çekici bir oyuncu, bence her zaman çekecek... Teşekkürler...
    Carry, bunu hak ediyor
    ANTİ ZOPA

    Ne zaman yağmur yağsa C
    Yüreğim, şiir doğar İ
    Yağmur şiire gebe, şiir yağmura N
    Şiir yağmur oldu, yağmur yağdı şiir oldu. O

    http://www.turkforum.net/showthread....67#post1865467 SOYTARI Yeni Sayı

    http://www.turkforum.net/showthread....52#post1483352 CİNO'dan

  4. #4
    onuras , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    19-04-2005
    Mesajlar
    702
    Karizma Gücü
    0
    bende satır satır okudum,çok değerli bi artist
    ben ağlamayı ferdiden
    bağlamayı orhandan
    isyanı müslümden
    acıyı emrahtan
    titremeyi azerden
    aşkı FENERBAHÇE'den öğrendim



    türkforum Fenerbahçeliler...

  5. #5
    *´Kuroi Tenshi...´* <span style='color: #EE82EE'>DeadLy Whisper</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #EE82EE'>DeadLy Whisper</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    31-01-2006
    Mesajlar
    6,441
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Harika bi adam yaa netde dolaşırken resimlerine bakıodum mimikleri herşeyi harika.......
    baya varmış yaşı benden 27 yaş b&#252;y&#252;k

    lüzumsuz sevgi yığınlarının ciğerlerine,
    ihanet botlarının izleri bulaşmış.
    güneşe inat, kızgın çölde sürüklenirken,
    yalnızca siyahı istiyorum...


  6. #6
    wolky , TurkForum'a Hoşgelmiş wolky , TurkForum'a Hoşgelmiş wolky , TurkForum'a Hoşgelmiş wolky , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    26-07-2005
    Mesajlar
    2,975
    Karizma Gücü
    7
    Hollywood'un en eğlenceli yüzü belki de.. The Mask Bruce Almighty gibi filmlerindeki performansı muhteşemdir.. Son zamanlarda çevirdiği Eternal Sunshine of Spotless Mind ve The Number 23 gibi filmlerdeki oyunculuğuyla ne kadar üst düzel bir oyuncu olduğunu sadece komedi filmlerinin komik adamı olmadığını kanıtladı..
    Bu mesaj en son " 17.04.08 " tarihinde saat 00:36 itibariyle wolky tarafından düzenlenmiştir...


    “Western, bir film türü olmaktan çok, düşlerimizin yurdudur.” Sergio Leone

    Los Angeles Lakers
    PURPLE REIGN

    Aman kendini asmış yüz kiloluk bir zenci
    Üstelik gece inmiş ses gelmiyor kümesten
    Ben olsam utanırım bu ne biçim öğrenci
    Hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten

    İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
    Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
    Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
    Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.


  7. #7
    Unutursun Gönlüm <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz... <span style='color: #FF0000'><span class='glow_000000'>SANATTARİHÇİ</span></span> , paylaşım ruhunu kapmış diyebiliriz...
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,062
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    muthıs mımıklerı var,salak ıle avanak bı de hayvan dedektıfı fılmlerı super ötesı...elını kıcına koyup konusması felaket
    ............
    imza

  8. #8
    hattorihanzo , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    05-07-2005
    Mesajlar
    10,625
    Karizma Gücü
    9
    Eskisi kadar komedi filmlerinde oynamıyor.
    komik bir adamolmasının dışında iyi bir oyuncu olduğunuda kanıtladığı son derece başarılı performansları var...
    .
    .
    .
    "Bu maskenin altında bir yüz var...ancak benim değil.
    ne altındaki kaslardan daha "ben"dir o yüz...ne de altındaki kemiklerden.
    "Bu maskenin ardında etten daha fazlası var;
    bu maskenin altında bir fikir var ve fikirlere kurşun islemez."
    .
    .
    .
    .


  9. #9
    John_er , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    29-12-2004
    Mesajlar
    9,214
    Karizma Gücü
    9
    Bayılıyorum bu adamın filmlerine. &#199;ok iyi oyuncu, komedi de olduğu kadar farklı t&#252;rlerde de başarılı

  10. #10
    <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş <span style='color: #DAA520'>1923</span> , TurkForum'a Hoşgelmiş
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    4,840
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    mimk ustası,iyi bir oyuncu,rol&#252;n&#252;n hakkında gelebiliyor.Yönetmenlerin en çok çalışmak istediği oyuncular arasında geliyormuş Umarım daha iyi yapımlarda da gör&#252;ceğiz
    Bir Gerçek Var ! TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE GERÇEĞİ ...



 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Aktör Tom Hanks Filmleri,Resimleri,Videoları,Biyografisi ve Yorumlar
    Aktörler-Aktristler-Yönetmenler-Senaristler bölümünde agamadem tarafından açılmış
    Yanıt: 14
    Son Mesaj: 28.09.10, 17:15
  2. Aktör Şener Şen Filmleri,Resimleri,Videoları,Biyografisi ve Yorumlar
    Aktörler-Aktristler-Yönetmenler-Senaristler bölümünde samarkande tarafından açılmış
    Yanıt: 14
    Son Mesaj: 31.12.08, 23:14
  3. Aktrist Meg Ryan Filmleri,Resimleri,Videoları,Biyografisi ve Yorumlar
    Aktörler-Aktristler-Yönetmenler-Senaristler bölümünde MeRvE tarafından açılmış
    Yanıt: 18
    Son Mesaj: 18.11.08, 17:55
  4. Aktör Bruce Lee Filmleri,Resimleri,Videoları,Biyografisi ve Yorumlar
    Aktörler-Aktristler-Yönetmenler-Senaristler bölümünde _Marx_ tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 31.03.06, 15:23
  5. Yönetmen Mel Gibson Filmleri,Resimleri,Videoları,Biyografisi ve Yorumlar
    Aktörler-Aktristler-Yönetmenler-Senaristler bölümünde samarkande tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 01.01.06, 10:57

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.