• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 5 12345 SonSon
49 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    tuncakaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-05-2005
    Mesajlar
    840
    Karizma Gücü
    0

    Onay Murathan Mungan Şiirleri, Yazıları Ve Eseleri

    TERASTAKİ HAVLU



    Aynı terasa açılıyordu yan yanaydı kapılarımız kaldığımız pansiyonda.
    Sabahları ya da akşamüzerleri karşılaşıyorduk, ortak düş, ortak mutfak,
    çekingen bir selamlaşma. Aynı terasta yanyana kuruyordu çamaşırlarımız, bu
    ürpertiyordu beni; acemi, tutuk birkaç sözcük eşliğinde beyaz şarap içerek
    aynı terasta seyrediyorduk günbatımını, bu da ürpertiyordu beni. Işığın
    azalan şiddetinde yan yanaydı terasa vuran gölgelerimiz ve karışıyordu
    birbirine.
    Elimizde olmadan gülümsemiştik bakışlarımız çarpıştığında, sahildeydik
    ve aynı kitabı okuyorduk ilk karşılaşmamızda.
    Sezon açılmamıştı, seyrekti sahiller, daha erken yaz gülümsüyordu.
    Pansiyon önündeki sandalların kıpırtısı, çiçeklerin çekingen dirimi,
    günbatımıyla gölgelenmiş alanların rengi kalmış aklımda. İkimiz de yalnızdık
    ve birbirimize ilişmemeye çalışıyorduk adını kimselerin bilmediği o uzak
    sahil kasabasında.
    Oysa güneşin batışını izlemek gibi
    kendiliğinden bir birlikteliğe dönüştü paylaştığımız şeyler
    Birbirinden kamaşmaya başlamıştı tenlerimiz
    dokunmasan da yanındaki gövdeyi duymanın şiddetine dönüşmüştü aramızdaki
    çekim.
    tenin çağrısı hazırdı kendine kurulan bütün tuzaklara
    O akşam terastaydık gene. Gün çoktan batmıştı. Çamaşırlar asılıydı,
    uzaktan şarkılar geliyordu ve kekik kokuları. Nedense her zamankinden başka
    bakıyordun bana. Sonra usulca dedin ki:
    "İlk kez bir erkeğin tenine dokunmak isteği duyuyorum içimde."

    Benim için yaz başlamıştı.
    "Dokun öyleyse" dedim.
    Sustun. Uzun uzun baktık birbirimize. Kendine nasıl karşı koyduğun
    okunuyordu yüzünün derinliklerinde. Sonra hiçbir şey söylemeden usulca
    kalktın, odana gittin, yavaşça örttün kapını. Saatlerce orada, gecede ve o
    terasta kaldım.
    Sabah uyandığımda odanın kapısı açıktı, eşyalarını toplayıp gitmiştin
    baktım. Yalnızca terasta unuttuğun havlu çırpınıyordu rüzgarda
    Bir daha hiç rastlamadım sana, hiçbir yerde hiçbir yazda
    Düşünüyorum aradan tam on üç yıl geçmiş
    On üç yıl önce içinde uyanan o isteğin anısı saklı duruyormuş
    sende?
    Birden adını hatırlamadığımı fark ettim bu şiiri yazarken, ama
    terasta çırpınan havlunun rengi hala gözlerimin önünde



    On üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde
    neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendime. Sonra anladım: Bir aşk birçok
    aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde


    8 mayıs 1992

    Murathan mungan

  2. #2
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    yüreğine sağlık...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  3. #3
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Güzel yazı.

    Payşalımın için sağol.

  4. #4
    ceylan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-12-2004
    Mesajlar
    635
    Karizma Gücü
    0
    Teşekkürler yüreğine sağlık....
    [ 80'S [ İşte Benim Müziğim ] 80'S ]


    [ Bye Bye Türkçe Birliği Üyesidir ]


    [ Penguenlerin Kardeşidir ]


    [ Elbette Fenerbahçeli ]


    [ Yeşil Barış Üyesidir ]


    [Ve... Efedir]

  5. #5
    Takezo Kensei adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-09-2005
    Mesajlar
    8,308
    Karizma Gücü
    0

    Murathan Mungan Siirleri

    Bilardo Toplari

    Ayrıldığımız gündü.
    Mutfaktaydık, buzdolabının yanında, kapısı açıktı,
    herşey bambaşka görünüyordu yüzüne vuran o soğuk ışıkta
    "Biliyor musun " dedin. "Sen neye benziyorsun biliyor musun?"
    Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın
    hem sevinç, hem keder veren
    gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı.
    Sis ışığa çıkmıştı.
    Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın
    kuyuya düşmeye benzeyen derin bir korkuyla.
    "Neye?" dedim,
    yan yanayken yaşadığımız ayrılığın adını sorar gibi,"Neye?"
    "Bilardo toplarına."
    "Neden?" dedim.
    "Yazgını
    hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da ondan..."
    Bir uçurum gibi derinleşen sessizlik
    o an başlamıştı bile bizi birbirimizden uzaklaştırmaya.
    Beni terk etmeden önce yaptığın son konuşma oldu bu.
    Sonra iki arkadaşım geldi,
    birinin omzunda ağladım,hangisiydi şimdi hatırlamıyorum.
    Sonra birlikte başka bir kente gittik,
    anlarsın ayrılığın ilk günlerinde o eve katlanamazdım,
    sonra ben başka aşklara,
    sonra başka evlerin duvarlarına başka takvimler aştım
    Şimdi ne zaman birinden ayrılsam ıstakaların sesi patlıyor kulaklarımda
    ardından bilardo topları
    dağılıyor dört bir yana
    Seni hatırlıyorum o soğuk ışıkta bir daha
    bir daha
    bir daha

    Murathan Mungan
    Bu mesaj en son " 04.07.06 " tarihinde saat 08:51 itibariyle Sailorgirl tarafından düzenlenmiştir...

  6. #6
    ... Sailorgirl adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-12-2004
    Mesajlar
    4,607
    Karizma Gücü
    8
    Tesekkür ederiz husoo16,konuyu düzenledim,burdan devam edelim
    DENGE
    Aşkım da değişebilir, gerçeklerim de..
    Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı,
    Yan gelmişim diz boyu sulara,
    Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum..
    Hiçbirinizle dövüşemem,
    Siz ne derseniz deyiniz,
    Benim bir gizli bildiğim var.
    Sizin alınız al inandım,
    Morunuz mor inandım,
    Ben tam kendime göre,
    Ben tam dünyaya göre,
    Ama sizin adınız ne?
    Benim dengemi bozmayınız!

    Sokaklar şöyleymiş,
    Ağaçlar böy..ley..miş... Hihh..

  7. #7
    kubra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-09-2005
    Mesajlar
    604
    Karizma Gücü
    0

    ayaküstü yaşanmış ölümsüz aşk hikayeleri

    Ayaküstü Yaşanmış Ölümsüz Aşk Hikayeleri
    1.
    bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
    bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
    işte bu yüzden, benim için aşık olmak;
    çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
    'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar
    hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, '
    demiş La Rochefoucauld
    benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum...

    2.
    her durakta ölümsüz bir aşk edineceğim
    bir bakıştan, bir duruştan,
    çağrışımın sonsuz hızından
    unutulmaz bir sevgili daha bırakacağım ardımda.
    belki de yaşanabilecek en güzel serüveni
    terk edeceğim
    daha otobüsün ilk basamağında.
    kim bilebilir ki?
    sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
    gizli gizli veda edeceğim ona; görmeyecek
    ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
    otobüs camına bağrında bir ok ile
    bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
    bu da ötekiler gibi,
    kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
    yaşayıp gidecek..

    3.
    şimdi hemen kalksam buradan
    hemen çıksam uzun sokaklardan birine
    kiminle karşılaşabilirim
    kime vurulurum ölesiye, eve dönmeden
    geceme kuzguni bir cehennem gibi eklenen
    bir ölümcül sevda hangi köşe başında
    keser yolumu
    bir tenhaya ulak olan
    o suret avı
    bırakır mı yakamı
    haracı ödenmeden
    bırakır mı yakamı
    bir suretten, bir şiirden, bir hüzünden
    ak kağıda düşürülmüş
    imzasını görmeden

    bırakmazlar yakamı, bilirim, ben ölmeden

    4.
    hangi aşk mümkündür aşığı öldürmeden
    her aşk, her şiir
    ardından uzun uzun bakılan adı bilinmedik sevgilerden,
    küskün omuzlu terk edilmişliklerden,
    perspektifinde hep bir sokak taşıyan
    o sessiz
    o faili meçhul cinayetlerden
    resim altı sözcüklerden
    aşk mümkün olsa idi ah, aşığı öldürmeden

    bırakır mı yakamı kağıdın ölüm beyazı sureti
    elle bilenmiş sözcükler,
    yüreğime sokulan serüvenin hançer tadı
    nabzımın atışına ayak uyduran vezninde
    gece adımları şiirlerimin
    bırakır mı yakamı yaşadıklarımı
    dökmeden imgelerin giysilerine
    hayatın maskelenmiş gerçekliğine
    upuzun bir mesafeyle yeniden sokulmak için
    yeniden ve yeniden.

    Murathan Mungan
    DAİMA TEHLİKELİ

    Gülüş ki;
    Bir yanaşımdır bir öbür kişiye
    Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
    Anılarından kale yapıp sığınsa bile
    Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye
    Özdemir Asaf


    Bir tür kavuşmadır hatırlayış, unutuş; bir tür özgürlüktür!



    Ben bir mucizenin taşıyıcısıyım

  8. #8
    kubra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-09-2005
    Mesajlar
    604
    Karizma Gücü
    0

    Eskidendi, Çok Eskiden

    Eskidendi, Çok Eskiden
    Hani erken inerdi karanlık,
    Hani yağmur yağardı inceden,
    Hani okuldan, işten dönerken,
    Işıklar yanardı evlerde,
    Eskidendi, çok eskiden.

    Hani ay herkese gülümserken,
    Mevsimler kimseyi dinlemezken...
    Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
    Eskidendi, çok eskiden.

    Hani hepimiz arkadaşken,
    Hani oyunlar tükenmemişken,
    Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
    Biz kimseyi aldatmamışken,
    Eskidendi, çok eskiden.

    Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
    Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
    Daha biz kimseye küsmemiş,
    Daha kimse ölmemişken,
    Eskidendi, çok eskiden.

    Şimdi ay usul, yıldızlar eski
    Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
    Geçen geçti,
    Geçen geçti,
    Geceyi söndür kalbim
    Geceler de gençlik gibi eskidendi
    Şimdi uykusuzluk vakti.

    Murathan Mungan
    DAİMA TEHLİKELİ

    Gülüş ki;
    Bir yanaşımdır bir öbür kişiye
    Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
    Anılarından kale yapıp sığınsa bile
    Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye
    Özdemir Asaf


    Bir tür kavuşmadır hatırlayış, unutuş; bir tür özgürlüktür!



    Ben bir mucizenin taşıyıcısıyım

  9. #9
    kubra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-09-2005
    Mesajlar
    604
    Karizma Gücü
    0

    Yalnız Bir Opera

    Yalnız Bir Opera
    Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
    Yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
    Oysa bilmediğin birşey vardı sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

    İmrendiğin, öfkelendiğin
    Kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
    Yani yaşamışlık sandığın
    Geçmişim
    Dile dökülmeyenin tenhalığında
    Kaçırılan bakışlarda
    Gündeliğin başıboş ayrıntılarında
    Zaman zaman geri tepip duruyordu.
    Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
    Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
    Biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
    Başlangıçta doğruydu belki.
    Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
    Günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,
    Büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
    Ve hala bilmiyordun sevgilim
    Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
    Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
    Bütün kazananlar gibi
    Terk ettin.

    Yaz başıydı gittiğinde, ardından,
    Senin için üç lirik parca yazmaya karar vermistim.
    Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
    Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
    Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.
    Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
    Yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
    Kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
    Çerçevesine sığmayan
    Munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
    Lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu.

    Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
    Seni bir şiire düşündükçe
    Kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
    Ucucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
    Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük
    Usulca düşüyordu bir kağıt aklığına,
    Belkide ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
    Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
    Aşk mıydı, değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi?
    'Eylül'de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.
    Altına saat: 16.00 diye yazmıştın, ve 16.04'tü onu bulduğumda.
    Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
    Takvim tutmazlığını
    Aramızda bir düşman gibi duran zamanı
    Daha o gün anlamalıydım
    Benim sana erken
    Senin bana geç kaldığını.

    Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
    Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
    Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay,
    Alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıstı.
    Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza.
    Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
    bakışıyorduk.
    Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
    Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
    Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
    Gittin. Şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
    Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.
    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
    Birbirine uzanamayan
    Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
    Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
    Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
    Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
    Ne kalacak bizden?
    Bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim şu kırık dökük şiirim
    Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
    Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
    Bizden diyorum, ikimizden
    Ne kalacak?

    Şimdi biz neyiz biliyor musun?
    Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz.
    Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada
    Bir şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilmeyen çocuklar gibi
    Ve elbet biz de bu aşkta büyüyecek
    Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz.

    Kış başlıyor sevgilim
    Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
    Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
    Oysa yapacak ne çok şey vardı
    Ve ne kadar az zaman
    Kış başlıyor sevgilim
    İyi bak kendine
    Gözlerindeki usul şefkati
    Teslim etme kimseye, hiçbir şeye
    Upuzun bir kış başlıyor sevgilim
    Ayrılığımızın kışı başlıyor
    Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.

    Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak,
    Yazıya oturup sonu gelmeyen cümleler kurmak,
    Camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak....
    Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
    Çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
    İçimizdeki ıssızlığı dolduramaz hiçbir oyun
    Para etmez kendimizi avutmak için bulduğumuz numaralar
    Bir aşkı yaşatan ayrıntları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
    Çıplak bir yara gibi sızlar paylastığımız anlar,
    Eşyalar gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
    Korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
    Çağrışımlarla ödeşemezsiniz.

    Dışarda hayat düşmandır size
    İçeride odalara sığamazken siz, kendiniz
    Bir ayrılığın ilk günleridir daha
    Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkta
    Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
    Kulak verdiğiniz saat tiktakları
    Kaplar tekin olmayan göğümüzü
    Geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
    Suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
    Bakınıp dururken duvarlara
    Boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çicek,
    Unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani,
    Unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında
    Kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
    Kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar gibi
    Yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasına,
    Başımıza gelmiş bir felakete, iskenceye çekilmeye, ameliyata alınmaya
    Kendimizi hazırlar gibi.

    Yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
    Ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
    Ve kazanmış görünürken derinliğimizi
    Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
    Bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
    O tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
    Hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar
    Göremeseniz de, bilirsiniz
    Hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar.

    Bana zamandan söz ediyorlar
    Gelip size zamandan söz ederler
    Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden.
    Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden.
    Hepsini bilirsiniz zaten, bir işe yaramadığını bildiğiniz gibi.
    Dahası onalar da bilirler.
    Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler, öyle düşünürler.
    Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki
    hançeri çıkartmak, Yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden karşılaşmak
    kolay değildir elbet.
    Kolay değildir bunlarla baş etmek, uğruna içinizi öldürmek.
    Zaman alır.
    Zaman alır sizden bunların yükünü
    O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, açılar dibe
    çöker.
    Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir.
    Bir yerlerden bulunup yeni mutluluklar edinilir.
    O boşluk doldu sanırsınız
    Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir.

    Gün gelir bir gün
    Başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
    O eski ağrı
    Ansızın geri teper.
    Dilerim geri teper.
    Yoksa gerçekten bitmissinizdir.

    Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi
    kavranır.
    Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır.
    Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
    Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
    Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
    Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır
    Ölmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
    Günlerin dökümünü yap
    Benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
    Kim bilebilir ikimizden başka?
    Sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
    Bir ilişkiyi, duyguların birliğini,
    Bir aşkı beraberlik haline getiren kendiliğindenliği
    Yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi bir düşün
    Emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
    Şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor
    Orada olmuş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
    Bunlar da bir işe yaramadıysa
    Demek yangından kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda.

    Bu şiire başladığımda nerde,
    Şimdi nerdeyim?
    Solgun yollardan geçtim.
    Bakışımlı mevsimlerden
    İkindi yağmurlarını bekleyen
    Yaz sonu hüzünlerinden
    Gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
    Geçti her cağın bitki örtüsünden
    Oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
    Bakarken dünyaya
    Yangınlarla bayındır kentler gibiyim:
    Çicek adlarını ezberlemekten geldim
    Eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
    Unuttuklarını hatırlamaktan
    Uzun uzak yolları tarif etmekten
    Haydutluktan ve melankoliden
    Giderken ya da dönerken atlanan esiklerden
    Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
    Bütünlemeli çocukluklarıyla geçti
    Gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
    Gökummaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

    Bu şiire başladığımda nerde,
    Şimdi nerdeyim?
    Yaram vardı, bir de sözcükler
    Sonra vaat edilmiş topraklar gibi
    Sayfalar ve günler
    Işık istiyordu yalnızlığım
    Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
    İlerledikçe...Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
    Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü daha şiir bitmeden.
    Karardı dizeler.
    Aşk...Bitti. Soldu şiir.

    Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden
    Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
    Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
    Ask yalnız bir operadır, biliyordum:
    Operada bir gece uyudum, hiç uyanmadım.
    Barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
    Her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
    El kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
    Birlikte çıkalan yolların yazgısıdır:
    Eksiliyorduk
    Mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
    Her otelde biraz eksilip, biraz artarak
    Yani çoğalarak
    Tahvil ve senetlerini intiharlarla değiştirenlerin
    Birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
    Ağır ve acı tanıklıklardan
    Geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
    Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
    Maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
    Linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
    Korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
    Ve açık hayatları seviyordu.
    Buraya gelirken
    Uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
    Atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
    Ödünç almadım hiç kimseden hicbir şeyi
    Çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için panayır yerleri...
    panayır yerleri...
    Ölü kelebekler...
    Ölü kelebekler...
    Sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.

    Adım onların adının yanına yazılmasın diye
    Acı çekecek yerlerimi yok etmeden
    Acıyla baş etmeyi öğrendim.
    Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?
    İpek yollarında kuzey yıldızı
    Aşkın kuzey yıldızı
    Sanırsın durduğun yerde
    Ya da yol üstündedir
    Oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
    Ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
    Ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı.

    Aşkın bir yolu vardır
    Her yaşta başka türlü geçilen
    Aşkın bir yolu vardır
    Her yaşta biraz gecikilen
    Gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
    Gözlerim
    Aşkın kuzey yıldızıdır bu
    Yazları daha iyi görülen
    Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
    İlerlerim
    Zamanla anlarsın bu bir yanılsama
    Ölü şairlerin imgelerinden kalma
    Sen de değilsin. O da değil
    Kuzey yıldızı daha uzakta
    Yeniden yollara düşerler
    Düşerim
    Bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
    Ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
    Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
    Yaşamsa yerli yerinde
    Yerli yerinde her şey
    Şimdi her şey doludizgin ve çoğul
    Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
    Şimdi her şey yeniden
    Yüreğim, o eski aşk kalesi
    Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden
    Dönüp ardıma bakıyorum
    Yoksun sen
    Ey Sanat! Her şeyi hayata dönüştüren.

    Murathan Mungan
    DAİMA TEHLİKELİ

    Gülüş ki;
    Bir yanaşımdır bir öbür kişiye
    Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
    Anılarından kale yapıp sığınsa bile
    Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye
    Özdemir Asaf


    Bir tür kavuşmadır hatırlayış, unutuş; bir tür özgürlüktür!



    Ben bir mucizenin taşıyıcısıyım

  10. #10
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13

    Onay ..::Değer bilmek:::.

    ''Ya biz, binde bir karşımıza çıkan
    dostluk,arkadaşlık,sevgililik fırsatlarını ne
    yapıyoruz? Akşamüstünün bir saatinde yorgun gövdemizi
    yaslayıp mırıl mırıl konuşabileceğimiz, omuzumuza
    dolanan bir kolun, başımızı yaslayabileceğimiz bir
    omuzun, belimizi kavrayan bir elin, uzun yollara
    dayanıklı aşkların sahibi karşımıza çıktığında
    tanıyabiliyor muyuz onu? Değerini
    biliyor, biricikliğini, benzersizliğini anlayabiliyor
    muyuz?
    Yoksa hayatı sonsuz, fırsatları sayısız sanıp kendimizi
    hep ileride bir gün karşılaşacağımızı sandığımız bir
    başkasına ,bir yenisine ertelerken hayat yanımızdan
    geçip gidiyor mu?

    Karşımıza zamansız çıkmış insanları yolumuzun dışına
    sürerken birgün geri dönüp onu deliler gibi
    arayacağımızı hiç hesaba katmıyor muyuz? Hayat her
    zaman cömert davranmaz bize, tersine çoğu kez
    zalimdir, her zaman aynı fırsatları sunmaz, toyluk
    zamanlarını ödetir. Hoyratça kullandığımız
    arkadaşlıkların, eskimeden yıprattığımız
    dostlukların, savurganca harcadığımız aşkların hazin
    hatırasıyla yapayalnız kalırız bir gün.

    Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar
    olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için
    parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir
    hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye
    kitlenir.

    Kedilerin özel bir anını yakalamak gibidir kendi
    hayatımızdaki olağanüstü anları ve olağanüstü kişileri
    yakalamak. Bazılarının gelecekte sandıkları ''BIRGÜN''
    geçmişte kalmıştır; oysa, hani şu karşıdan karşıya
    geçerken, trafik ışıklarında rastladığımız, omuzunuzun
    üzerinden şöyle bir baktığınız sonra da boşverip
    ''Nasıl olsa ileride birgün tekrar karşıma çıkar ''
    dediğinizdir.
    Oysa tam da o gün bu zalim şehri terketmiştir O, boş
    yere bu sokaklarda aranırsınız...



    Murathan Mungan

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •