• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Anlaşmanın Sırrı

    Birkaç yüzyil önce ...
    Papa bütün Yahudiler'in Roma'yı terk etmeleri gerektiğine karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki gelir. Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle karsilikli dini bir müzakere yapmalarını onerir.

    Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler. Yahudiler çaresiz kabul eder ve temsilci olarak Moiz'i seçerler. Ancak Moiz'in Papa ile aynı dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler. Papa kabul eder.
    Müzakere günü geldiğinde iki taraf karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra Papa elini kaldırarak 3 parmağını
    gösterir. Buna karşılık Moiz tek parmağını kaldırır. Papa parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir. Moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir. Papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap cıkartınca Moiz de bir elma çıkartır.
    Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak "Ben pes ediyorum,Yahudiler kalabilirler" der. Müzakere sonrasında Papa'nın etrafına toplanan kardinaller Papa'ya ne olduğunu sorduklarında Papa; Ben önce 3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlüyü işaret ettim. Buna karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek tanrıyı tanıdığını söyledi. Ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafinda çevirerek tanrının bizim etrafimızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek tanrının onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti.
    Ben kutsal ekmek ve şarap cıkartıp tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim zaman da hemen bir elma çıkartıp bana ilk günahı hatırlattı.
    Herifin her şeye bir cevabı var. Ne yapabilirdim ki?"

    Aynı sırada Yahudi cemaati de Moiz'in etrafını sarmış ona nasıl başardığını soruyorlardı Moiz;" Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi istedi. Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim. Sonra bütün şehrin Yahudilerden temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir yere gitmeyip oldugumuz yerde kalacağımızı söyledim"
    "Sonra ne oldu?" diye kalabalık heyecanla sormuş. "Valla,sonrasını ben de pek anlamadım. Adam biraz hiddetlendi ve öğle yemeğini çıkarttı. Bunun üzerine ben de benimkini çıkarttım. Hepsi bu!.."

    İNSANLARIN NE KONUŞTUĞU DEĞİL NE ANLADIĞI ÖNEMLİDİR.
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Insanların ne konuştuğu değil ne anladığı önemlidir....
    Onun içindir ki;
    Ya seni anlayan birisi veya birileriyle konuşmalısın, ya da anlaşılmıyorsundur, anlaşılmıyorsan susmalısın ki konuştuğun kişiye veya kişilere birde kendini anlatmak zorunda kalmayasın!!!!!

    Bence en kısa cevap bu olabilir

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Dolunayın sırrı
    2005 Konuları bölümünde tatlibela tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 28.06.05, 10:38

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •