• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
29 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    karacan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2005
    Mesajlar
    186
    Karizma Gücü
    0

    Talat PaŞanin Soykirimi Emreden Gİzlİ Telgrafi Var Mıdır ?

    Talatpaşaya yapılan sahtekarlığın ortaya çıkarılışı...

    "Soykırım” iddiasını bir Osmanlı politikasına bağlamaya heveslenen Ermeni propagandası, bir de bu yönde alınmış bir karar olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bunun için de bir formül bulunmuş ve Talat Paşa’ya atfedilen ve General Allenby komutasındaki kuvvetlerce Halep’te ele geçildiği ileri sürülen bir takım telgraf örnekleri ortaya çıkarılmıştır. Bu telgrafların Naim Bey adlı bir Osmanlı memurunda bulunduğu ve İngiliz işgalinin öngörülenden daha kısa sürede gerçekleşmesi nedeniyle Osmanlılarca imha edilemediği iddia olunmaktadır.

    Aram Andonian adlı bir Ermeni yazar bu telgrafların örneklerini 1920’de yayınlamış(1), ayrıca Talat Paşa’yı Berlin’de katleden Tehlirian’ı yargılayan mahkemeye de verilmiştir. Mahkemede bunlardan 5’i söz konusu edilmiş, ancak delil olarak kabul edilmedikleri gibi, otantik olup olmadıkları da herhangi bir karara bağlanmamıştır.

    Diğer Ermeni iddiaları gibi, bu iddianın da gerçekle bir ilgisi yoktur. Şöyle ki;

    Bu telgraflar 1922’de İngiltere’de Daily Telegraph gazetesinde yayınlanmıştır(2). İngiliz Dışişleri Bakanlığı bunun üzerine durumu işgal komutanlığından soruşturmuş ve sonunda bu belgelerin Allenby kuvvetlerince bulunmadığı, Paris’teki bir Ermeni gurubunca icat edildiği anlaşılmıştır.
    Telgrafların kaleme alınış şekli ve yazıldıkları kağıtlar Osmanlı belgeleri olmadıklarını açıkça göstermektedir.
    İngilizler ve Fransızlar İstanbul’un işgalinden sonra Ermenilere karşı girişilen “katliamın” sorumlularını cezalandırmak amacıyla tutuklamalara girişmişler, Osmanlı Hürriyet ve İtilaf Hükümeti, İttihat ve Terakki Partisi ve yöneticilerine olan düşmanlığı nedeniyle işgal kuvvetlerine bu hususta elinden gelen her türlü yardımı yapmıştır. Tutuklananlardan bir kısmı İstanbul’da yargılanmış, bir kısmı ise Malta’ya sürülmüştür.

    İstanbul’daki mahkeme İttihat ve Terakki’nin firardaki 4 yöneticisini gıyaplarında idama mahkum etmiş, ayrıca 3 kişiyi daha idam cezasına çarptırmıştır. Bu son idam cezalarının yalancı tanıkların ifadelerine dayanarak verildiği daha sonra açığa çıkmıştır.

    İngilizler Malta’ya sürdükleri sanıklar aleyhine her yerde belge ve tanık aramaya girişmişler, Osmanlı Hürriyet ve İtilaf Hükümetinin de yardımlarına rağmen hiçbir belge bulamamış, bunun üzerine ABD arşivlerine müracaat edilmiştir. Bu arşivlerde de katliam iddialarını kanıtlayacak belge bulunamamıştır.

    Vashington’daki İngiliz Büyükelçiliği bu konuda İngiliz Dışişlerine şu cevabı göndermiştir:

    “Malta’da tutuklu bulunan Türkler aleyhine delil olarak kullanılabilecek hiçbir şey olmadığını bildirmekten üzüntü duyuyorum. Yeterli delil oluşturabilecek hiçbir somut vakıa mevcut değildir. Söz konusu raporlar, hiçbir suretle, Türkler hakkında Majesteleri Hükümetinin halen elinde bulunan bilgilerin takviyesinde yaralı olabilecek delilleri bile ihtiva eder görünmemektedir. (3)”

    İngiliz Dışişleri bu cevap karşısında ne yapılması gerekeceğini İngiliz Kraliyet Savcılığına sormuştur. Savcılığın yanıtı şöyledir:

    &#8220imdiye kadar hiçbir şahitten,tutuklular hakkında yapılan suçlamaların doğruluğunu kanıtlayabilen bir ifade alınmış değildir. Esasen herhangi bir şahit bulunup bulunmayacağı da belli değildir...(4)”

    Sonuç olarak, Malta’daki tutuklular, kendilerine hiçbir suçlama dahi yöneltilmeden ve duruşma yapılmaksızın 1921 sonlarında serbest bırakılmışlardır.

    İngilizler belge aramakla meşgul iken Andonian’dan kaynaklanan telgraflar bilinmektedir. İngilizlerin bu telgraflara rağbet etmemeleri bunların uydurma olduklarını bilmelerindendir.


    Andonian’ın belgelerinin sahte olduğuna dair kanıtlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
    Andonian, yaptığı sahte belgelerin “gerçek Osmanlı belgeleri” olduğunu kanıtlamak için, söz konusu belgelerdeki Halep Valisi Mustafa Abdülhalik Bey’in imzasına dayanmıştır. Ancak, halihazırdaki arşivlerde bulunan Mustafa Abdülhalik Bey’in imzasını taşıyan bir çok belge incelendiğinde, Andonian belgelerindeki imzanın sahte olduğu ortaya çıkmaktadır.
    Andonian’ın Mustafa Abdülhalik Bey’in imzasının taşıyan sahte belgelerinin bir tanesinde bir tarih yer almaktadır. Ancak dönemin İçişleri Bakanlığı ve Halep Valiliği arasındaki yazışmalara ilişkin asıl belgeler incelendiğinde sözkonusu tarihte Halep Valisinin Mustafa Abdülhalik Bey değil Bekir Sami Bey olduğu görülmektedir.
    Dolayısıyla, Andonian’ın sahte belgeleri şunu kanıtlıyor ki, Andonian’ya Müslüman Rumi takvimi ile Hıristiyan takvimi arasındaki farklardan tamamen habersizdi, ya da belgeleri hazırlarken bu farklar gözünden kaçmıştı. Dikkatsizliği sonucu tarihlerde ve referans numaralarında yaptığı hatalar belgelerin sahte olduğu konusunda şüpheye yer bırakmaktadır.
    Dönemin İçişleri Bakanlığının “giden şifre” kayıtları ayrıntılı olarak incelendiğinde Bakanlığın şifre kayıt tarih ve numaraları ile Andonian’ın sahte belgelerinde yer alan tarih ve numaralandırma sistemi arasında hiçbir benzerlik olmadığı, Andonian’ın sözde “şifreli telgraf”ları ile dönemin İçişleri Bakanlığının Halep’e gönderdiği gerçek şifreli telgraflar arasında bir ilişkinin bulunmadığı ortaya çıkmaktadır.
    Andonian’ın “şifreli telgraflarının“ Türkçe “orijinalleri” ile dönemin Osmanlı şifreli mesajları karşılaştırıldığında, görülmektedir ki, kullanılan şifre sistemleri arasında da herhangi bir bağlantı bulunmamaktadır. Andonian belgelerini gerçek gibi göstermek için hiç kullanılmayan, mevcut olmayan yeni bir şifreleme metodu kullanmıştır. Sahte belgelerin üstlerindeki tarihlerden Osmanlıların 6 ay boyunca aynı şifreleme yöntemini kullanmış oldukları sonucu çıkar ki, bu imkansızdır. Zira o dönemde yayınlanan bir genelge ile savaş yıllarında kullanılan şifreleme yönteminin 2 ayda bir değiştirilme zorunluluğu getirildiği ve bunun uygulanmakta olduğu kanıtlanmıştır.
    Andonian’ın iki sahte belgesinde yer alan Besmele’nin acemice yazılış şekli de gerçek belgelerdekilerle karşılaştırıldığında Andonian’ın belgelerinin sahte olduğuna delalet etmektedir. Bu acemice yazım şekli, Osmanlılarda müslüman olmayanların -Osmanlıca’yı bilseler bile- Besmeleyi yazışmalarında hiç kullanmamış olmalarından kaynaklanmış olabilir.
    Andonian’ın bir çok sahte belgesinde yer alan cümle yapıları ile gramer yanlışlarının bir Osmanlı görevlisince gerçekleştirildiğini kabul etmek güçtür. Aynı şekilde, önemli Osmanlı görevlilerince kullanıldığı iddia edilen bir çok deyim ve ifadenin herhangi bir Osmanlı Türkü tarafından bile kullanılması mümkün değildir. Türklerin suçlarını kendi ağızlarından itiraf ettiklerini kanıtlama çabası içerisindeki Andonian bu hususu da gözden kaçırmıştır.
    Sahte belgeler, iki tanesi hariç, üzerlerinde dönemin Osmanlı bürokrasisinin kullandığı resmi sembollerin hiçbiri bulunmayan düz beyaz kağıda yazılmıştır. Sahte belgelerden birinin, Osmanlıların özel yazışmalarda bile kullanmadıkları çizgili kağıda yazılmış olduğu, diğer iki belgenin de herhangi bir Osmanlı Postanesinden alınabilen boş telgraf formlarına yazıldığı görülmektedir.
    İngilizlerin, Ermeni olaylarından sorumlu tuttukları Osmanlı görevlileri aleyhinde kullanılabilecek belgeler bulmak için yoğun çaba sarf ettikleri bir dönemde, İngilizce edisyonu bulunmasına rağmen Andonian dokümanlarını kullanmamış olmaları İngiliz hükümetinin belgelerinin sahte olduğunu kanısını taşıdığını göstermektedir.
    Andonian tarafından uydurulan belgeler eğer varolmuş olsalardı, çok gizli ibaresi taşımalarından dolayı telgraf yoluyla değil kurye vasıtasıyla gönderilmeleri ve dosyalarda üç yıl boyunca tutulmak yerine okunur okunmaz yok edilmeleri gerekirdi.
    Andonian’ın kitabının İngilizce ve Fransızca baskıları arasında, baskı veya tercüme yanlışlıklarından kaynaklanmış olamayacak kadar önemli bir çok farklılıklar vardır.
    Son olarak, Ermenilerin sözcüleri olarak hareket eden, Ermeni çevrelere yakın ilişkiler içindeki bazı yazarlar bile, Andonian belgelerinin gerçeklikleri üzerinde şüphelerini dile getirmektedirler.

    Kısacası, meşhur &#8220alat Paşa Telgrafları” Andonian ve çevresi tarafından uydurulmuş aldatmacadan başka bir şey değildir.


    Talat Paşanın Ermenilerin katledilmesini emrettiği ileri sürülen telgrafıyla aynı tarihlerde gönderdiği başka gizli telgraflar da vardır. Bu telgraflar tehcir sırasında suç işleyecek görevlilerin cezalandırılmasına ilişkindir. Bir yandan Ermenilerin “katli” istenirken, diğer yandan da bu “katliamı” yapacak görevlilerin cezalandırılmaları talimatının verilmesinin izahı yoktur.
    Neareast Relief Society adlı Amerikan yardım kuruluşunun tehcir sırasında Ermenilere yardım etmek üzere Anadolu’da görev yapmasına Osmanlı Hükümetince izin verilmiştir. ABD’nin İtilaf Devletlerin safında Osmanlılara karşı savaşa girmesinden sonra da bu kuruluşun Anadolu’da kalmasına müsaade olunmuştur. Bu husus ABD Büyükelçisi Elkus’un raporlarına da konu teşkil etmiştir.

    Bu durumda, eğer “katliam” emri verilmişse, Amerikan kuruluşunun faaliyet göstermesine ve “katliama” tanık olmasına nasıl müsaade edilmiştir, yani, “biz Ermenileri katlediyoruz, siz de gelin seyredin”mi, demiştir? Bunu herhalde mantıklı açıklamak imkanı bulunmaktadır.
    İstanbul, Batı Anadolu ve Trakya’da oturan Ermeniler tehcir dışında bırakılmıştır. Hatta Orta Anadolu Ermenilerinden bile yerlerinde bırakılanlar olmuştur. Topyekûn bir tehcir bile söz konusu olmadığına göre, “topyekûn bir katliam” hiç iddia edilemeyecektir.
    Nihayet, eğer Hükümet Ermenileri topyekûn imha etmek niyetinde olsaydı, herhalde bunu aylarca süren bir tehcir yoluyla ve bütün devletlerin dikkatini üzerine çekerek değil, Ermenilerin bulundukları yerlerde ve özellikle cephelere yakın bölgelerde çok kolay bir şekilde yapabilirdi.

    Görüldüğü gibi, Ermenilerin sımsıkı sarıldıkları soykırım iddiası da yalandan başka bir şey değildir ve bir soykırım hiç bir zaman söz konusu olmamıştır

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    01-02-2005
    Mesajlar
    743
    Karizma Gücü
    0
    Adamlar 85 yıldır somut birşeyler gösteremeyince palavraya başvurdular,napsınlar..
    "Varoluşumdaki tek olağanüstülük, dünyaya Türk olarak gelmemdir" Gazi Mustafa Kemal Atatürk

  3. #3
    chismarid
    Ziyaretçi

    sizlerin uydurma kanitlari

    Alıntı karacan tarafından gönderildi.
    Talatpaşaya yapılan sahtekarlığın ortaya çıkarılışı...

    "Soykırım” iddiasını bir Osmanlı politikasına bağlamaya heveslenen Ermeni propagandası, bir de bu yönde alınmış bir karar olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bunun için de bir formül bulunmuş ve Talat Paşa’ya atfedilen ve General Allenby komutasındaki kuvvetlerce Halep’te ele geçildiği ileri sürülen bir takım telgraf örnekleri ortaya çıkarılmıştır. Bu telgrafların Naim Bey adlı bir Osmanlı memurunda bulunduğu ve İngiliz işgalinin öngörülenden daha kısa sürede gerçekleşmesi nedeniyle Osmanlılarca imha edilemediği iddia olunmaktadır.

    Aram Andonian adlı bir Ermeni yazar bu telgrafların örneklerini 1920’de yayınlamış(1), ayrıca Talat Paşa’yı Berlin’de katleden Tehlirian’ı yargılayan mahkemeye de verilmiştir. Mahkemede bunlardan 5’i söz konusu edilmiş, ancak delil olarak kabul edilmedikleri gibi, otantik olup olmadıkları da herhangi bir karara bağlanmamıştır.

    Diğer Ermeni iddiaları gibi, bu iddianın da gerçekle bir ilgisi yoktur. Şöyle ki;

    Bu telgraflar 1922’de İngiltere’de Daily Telegraph gazetesinde yayınlanmıştır(2). İngiliz Dışişleri Bakanlığı bunun üzerine durumu işgal komutanlığından soruşturmuş ve sonunda bu belgelerin Allenby kuvvetlerince bulunmadığı, Paris’teki bir Ermeni gurubunca icat edildiği anlaşılmıştır.
    Telgrafların kaleme alınış şekli ve yazıldıkları kağıtlar Osmanlı belgeleri olmadıklarını açıkça göstermektedir.
    İngilizler ve Fransızlar İstanbul’un işgalinden sonra Ermenilere karşı girişilen “katliamın” sorumlularını cezalandırmak amacıyla tutuklamalara girişmişler, Osmanlı Hürriyet ve İtilaf Hükümeti, İttihat ve Terakki Partisi ve yöneticilerine olan düşmanlığı nedeniyle işgal kuvvetlerine bu hususta elinden gelen her türlü yardımı yapmıştır. Tutuklananlardan bir kısmı İstanbul’da yargılanmış, bir kısmı ise Malta’ya sürülmüştür.

    İstanbul’daki mahkeme İttihat ve Terakki’nin firardaki 4 yöneticisini gıyaplarında idama mahkum etmiş, ayrıca 3 kişiyi daha idam cezasına çarptırmıştır. Bu son idam cezalarının yalancı tanıkların ifadelerine dayanarak verildiği daha sonra açığa çıkmıştır.

    İngilizler Malta’ya sürdükleri sanıklar aleyhine her yerde belge ve tanık aramaya girişmişler, Osmanlı Hürriyet ve İtilaf Hükümetinin de yardımlarına rağmen hiçbir belge bulamamış, bunun üzerine ABD arşivlerine müracaat edilmiştir. Bu arşivlerde de katliam iddialarını kanıtlayacak belge bulunamamıştır.

    Vashington’daki İngiliz Büyükelçiliği bu konuda İngiliz Dışişlerine şu cevabı göndermiştir:

    “Malta’da tutuklu bulunan Türkler aleyhine delil olarak kullanılabilecek hiçbir şey olmadığını bildirmekten üzüntü duyuyorum. Yeterli delil oluşturabilecek hiçbir somut vakıa mevcut değildir. Söz konusu raporlar, hiçbir suretle, Türkler hakkında Majesteleri Hükümetinin halen elinde bulunan bilgilerin takviyesinde yaralı olabilecek delilleri bile ihtiva eder görünmemektedir. (3)”

    İngiliz Dışişleri bu cevap karşısında ne yapılması gerekeceğini İngiliz Kraliyet Savcılığına sormuştur. Savcılığın yanıtı şöyledir:

    &#8220imdiye kadar hiçbir şahitten,tutuklular hakkında yapılan suçlamaların doğruluğunu kanıtlayabilen bir ifade alınmış değildir. Esasen herhangi bir şahit bulunup bulunmayacağı da belli değildir...(4)”

    Sonuç olarak, Malta’daki tutuklular, kendilerine hiçbir suçlama dahi yöneltilmeden ve duruşma yapılmaksızın 1921 sonlarında serbest bırakılmışlardır.

    İngilizler belge aramakla meşgul iken Andonian’dan kaynaklanan telgraflar bilinmektedir. İngilizlerin bu telgraflara rağbet etmemeleri bunların uydurma olduklarını bilmelerindendir.


    Andonian’ın belgelerinin sahte olduğuna dair kanıtlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
    Andonian, yaptığı sahte belgelerin “gerçek Osmanlı belgeleri” olduğunu kanıtlamak için, söz konusu belgelerdeki Halep Valisi Mustafa Abdülhalik Bey’in imzasına dayanmıştır. Ancak, halihazırdaki arşivlerde bulunan Mustafa Abdülhalik Bey’in imzasını taşıyan bir çok belge incelendiğinde, Andonian belgelerindeki imzanın sahte olduğu ortaya çıkmaktadır.
    Andonian’ın Mustafa Abdülhalik Bey’in imzasının taşıyan sahte belgelerinin bir tanesinde bir tarih yer almaktadır. Ancak dönemin İçişleri Bakanlığı ve Halep Valiliği arasındaki yazışmalara ilişkin asıl belgeler incelendiğinde sözkonusu tarihte Halep Valisinin Mustafa Abdülhalik Bey değil Bekir Sami Bey olduğu görülmektedir.
    Dolayısıyla, Andonian’ın sahte belgeleri şunu kanıtlıyor ki, Andonian’ya Müslüman Rumi takvimi ile Hıristiyan takvimi arasındaki farklardan tamamen habersizdi, ya da belgeleri hazırlarken bu farklar gözünden kaçmıştı. Dikkatsizliği sonucu tarihlerde ve referans numaralarında yaptığı hatalar belgelerin sahte olduğu konusunda şüpheye yer bırakmaktadır.
    Dönemin İçişleri Bakanlığının “giden şifre” kayıtları ayrıntılı olarak incelendiğinde Bakanlığın şifre kayıt tarih ve numaraları ile Andonian’ın sahte belgelerinde yer alan tarih ve numaralandırma sistemi arasında hiçbir benzerlik olmadığı, Andonian’ın sözde “şifreli telgraf”ları ile dönemin İçişleri Bakanlığının Halep’e gönderdiği gerçek şifreli telgraflar arasında bir ilişkinin bulunmadığı ortaya çıkmaktadır.
    Andonian’ın “şifreli telgraflarının“ Türkçe “orijinalleri” ile dönemin Osmanlı şifreli mesajları karşılaştırıldığında, görülmektedir ki, kullanılan şifre sistemleri arasında da herhangi bir bağlantı bulunmamaktadır. Andonian belgelerini gerçek gibi göstermek için hiç kullanılmayan, mevcut olmayan yeni bir şifreleme metodu kullanmıştır. Sahte belgelerin üstlerindeki tarihlerden Osmanlıların 6 ay boyunca aynı şifreleme yöntemini kullanmış oldukları sonucu çıkar ki, bu imkansızdır. Zira o dönemde yayınlanan bir genelge ile savaş yıllarında kullanılan şifreleme yönteminin 2 ayda bir değiştirilme zorunluluğu getirildiği ve bunun uygulanmakta olduğu kanıtlanmıştır.
    Andonian’ın iki sahte belgesinde yer alan Besmele’nin acemice yazılış şekli de gerçek belgelerdekilerle karşılaştırıldığında Andonian’ın belgelerinin sahte olduğuna delalet etmektedir. Bu acemice yazım şekli, Osmanlılarda müslüman olmayanların -Osmanlıca’yı bilseler bile- Besmeleyi yazışmalarında hiç kullanmamış olmalarından kaynaklanmış olabilir.
    Andonian’ın bir çok sahte belgesinde yer alan cümle yapıları ile gramer yanlışlarının bir Osmanlı görevlisince gerçekleştirildiğini kabul etmek güçtür. Aynı şekilde, önemli Osmanlı görevlilerince kullanıldığı iddia edilen bir çok deyim ve ifadenin herhangi bir Osmanlı Türkü tarafından bile kullanılması mümkün değildir. Türklerin suçlarını kendi ağızlarından itiraf ettiklerini kanıtlama çabası içerisindeki Andonian bu hususu da gözden kaçırmıştır.
    Sahte belgeler, iki tanesi hariç, üzerlerinde dönemin Osmanlı bürokrasisinin kullandığı resmi sembollerin hiçbiri bulunmayan düz beyaz kağıda yazılmıştır. Sahte belgelerden birinin, Osmanlıların özel yazışmalarda bile kullanmadıkları çizgili kağıda yazılmış olduğu, diğer iki belgenin de herhangi bir Osmanlı Postanesinden alınabilen boş telgraf formlarına yazıldığı görülmektedir.
    İngilizlerin, Ermeni olaylarından sorumlu tuttukları Osmanlı görevlileri aleyhinde kullanılabilecek belgeler bulmak için yoğun çaba sarf ettikleri bir dönemde, İngilizce edisyonu bulunmasına rağmen Andonian dokümanlarını kullanmamış olmaları İngiliz hükümetinin belgelerinin sahte olduğunu kanısını taşıdığını göstermektedir.
    Andonian tarafından uydurulan belgeler eğer varolmuş olsalardı, çok gizli ibaresi taşımalarından dolayı telgraf yoluyla değil kurye vasıtasıyla gönderilmeleri ve dosyalarda üç yıl boyunca tutulmak yerine okunur okunmaz yok edilmeleri gerekirdi.
    Andonian’ın kitabının İngilizce ve Fransızca baskıları arasında, baskı veya tercüme yanlışlıklarından kaynaklanmış olamayacak kadar önemli bir çok farklılıklar vardır.
    Son olarak, Ermenilerin sözcüleri olarak hareket eden, Ermeni çevrelere yakın ilişkiler içindeki bazı yazarlar bile, Andonian belgelerinin gerçeklikleri üzerinde şüphelerini dile getirmektedirler.

    Kısacası, meşhur &#8220alat Paşa Telgrafları” Andonian ve çevresi tarafından uydurulmuş aldatmacadan başka bir şey değildir.


    Talat Paşanın Ermenilerin katledilmesini emrettiği ileri sürülen telgrafıyla aynı tarihlerde gönderdiği başka gizli telgraflar da vardır. Bu telgraflar tehcir sırasında suç işleyecek görevlilerin cezalandırılmasına ilişkindir. Bir yandan Ermenilerin “katli” istenirken, diğer yandan da bu “katliamı” yapacak görevlilerin cezalandırılmaları talimatının verilmesinin izahı yoktur.
    Neareast Relief Society adlı Amerikan yardım kuruluşunun tehcir sırasında Ermenilere yardım etmek üzere Anadolu’da görev yapmasına Osmanlı Hükümetince izin verilmiştir. ABD’nin İtilaf Devletlerin safında Osmanlılara karşı savaşa girmesinden sonra da bu kuruluşun Anadolu’da kalmasına müsaade olunmuştur. Bu husus ABD Büyükelçisi Elkus’un raporlarına da konu teşkil etmiştir.

    Bu durumda, eğer “katliam” emri verilmişse, Amerikan kuruluşunun faaliyet göstermesine ve “katliama” tanık olmasına nasıl müsaade edilmiştir, yani, “biz Ermenileri katlediyoruz, siz de gelin seyredin”mi, demiştir? Bunu herhalde mantıklı açıklamak imkanı bulunmaktadır.
    İstanbul, Batı Anadolu ve Trakya’da oturan Ermeniler tehcir dışında bırakılmıştır. Hatta Orta Anadolu Ermenilerinden bile yerlerinde bırakılanlar olmuştur. Topyekûn bir tehcir bile söz konusu olmadığına göre, “topyekûn bir katliam” hiç iddia edilemeyecektir.
    Nihayet, eğer Hükümet Ermenileri topyekûn imha etmek niyetinde olsaydı, herhalde bunu aylarca süren bir tehcir yoluyla ve bütün devletlerin dikkatini üzerine çekerek değil, Ermenilerin bulundukları yerlerde ve özellikle cephelere yakın bölgelerde çok kolay bir şekilde yapabilirdi.

    Görüldüğü gibi, Ermenilerin sımsıkı sarıldıkları soykırım iddiası da yalandan başka bir şey değildir ve bir soykırım hiç bir zaman söz konusu olmamıştır
    cok uzun masal yazmishsiniz,,,Nazi gencturklerin basi Talatlar ve almanlarinda destegiyle cok guzelce Ermenileri butun Anadolunun ,herbir kosesinden topliyarak Der-zor'a dogru surgune surmustur,binlerce km uzak cole,,bebesinden,,,, en yaslisina kadar,,tabiki bu bir OLUM YOLCULUGU IDI,,,%99 u surye colune yetisemiyecekti,,,,tabiki surgun esnasinda saldirmalar,,genc kizlarin irzina zorla gecmeler,karsikoyanlari hemen aninda kesmeler,,,
    gecen haftalarda bir dokuman gordum,,,DANIMARKALI MARIA JAKOBSON
    adinda genc bir hemsirenin ,butun zorluklara karsi koyarak ,surgun esnasinda Harputa orada ,yollarda sag kamis cocuklari toplamis,,sayilari 3000in uzerinde,,dagalara siginarak cocuklarin hayatini kurtarmistir,,,oradanda cocuklari Beyruta goturmusler,,,orda cocuk bakim evi kurark ,bugunki Beyrut ermenilerinin neslini devamini saglamistir,bunuda o bakim evinde yasamis biri ,MARIA JAKOBSON'IN ANISINA hazirlamis oldugu programda eskiden cekilmis resilerle anlatti,,,
    siz hale biz ermenilere genoside yapmadik diye,,,bagrin durun,,yakinda sizlerde kabuledeceksiniz 1915 ERMENI GENOSID'INI,,,

  4. #4
    AlpeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-07-2004
    Mesajlar
    8,269
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı chismarid tarafından gönderildi.
    cok uzun masal yazmishsiniz,,,Nazi gencturklerin basi Talatlar ve almanlarinda destegiyle cok guzelce Ermenileri butun Anadolunun ,herbir kosesinden topliyarak Der-zor'a dogru surgune surmustur,binlerce km uzak cole,,bebesinden,,,, en yaslisina kadar,,tabiki bu bir OLUM YOLCULUGU IDI,,,%99 u surye colune yetisemiyecekti,,,,tabiki surgun esnasinda saldirmalar,,genc kizlarin irzina zorla gecmeler,karsikoyanlari hemen aninda kesmeler,,,
    gecen haftalarda bir dokuman gordum,,,DANIMARKALI MARIA JAKOBSON
    adinda genc bir hemsirenin ,butun zorluklara karsi koyarak ,surgun esnasinda Harputa orada ,yollarda sag kamis cocuklari toplamis,,sayilari 3000in uzerinde,,dagalara siginarak cocuklarin hayatini kurtarmistir,,,oradanda cocuklari Beyruta goturmusler,,,orda cocuk bakim evi kurark ,bugunki Beyrut ermenilerinin neslini devamini saglamistir,bunuda o bakim evinde yasamis biri ,MARIA JAKOBSON'IN ANISINA hazirlamis oldugu programda eskiden cekilmis resilerle anlatti,,,
    siz hale biz ermenilere genoside yapmadik diye,,,bagrin durun,,yakinda sizlerde kabuledeceksiniz 1915 ERMENI GENOSID'INI,,,
    bağırmıyoruz, anlatmaya çalışıyoruz. mümkünse o "dökümanı" bizlerle de paylaşır mısınız?

    Beni övme sözlerini bırakınız. Gelecek için neler yapacağız, onları söyleyiniz !
    MUSTAFA KEMAL



  5. #5
    bbgen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-12-2004
    Mesajlar
    1,264
    Karizma Gücü
    0
    chrismarid ceza almış cevap veremeyecek ama...Ermenilerin Atatürk'ün resmini değiştirip dünyaya bakın Atatürk Ermeni cesetlerinin yanında poz veriyor gibi asrın yalanını uydurduktan sonra bunlardan belge istemeyede gelmez electrica sonuçta biraz şark kurnazı bunlar.

    Şunu unutmayın Ermeniler Talat Paşa olmasa,sizin yaptığınız şerefsiklikler sonucunda ölen onbinlerce Kürt ve Türk'ün akrabaları ve oranın aşiretlerinin askerlerinin oluşturduğu Hamidiye Alayları bir tane bile Ermeni'yi Anadolu'da bırakmaz Hitler'i,Stalin'i bile kıskandıracak bir soykırımda bulunurlardı.Kahpece öldürdüğünüz kişilerin hatıraları daha çok yeniydi çünkü.

    Göçe zorlanmanız kesinlikle bazılarınızın hayatını kurtarmıştır.Evet göç sırasında zorluklar çektiniz ama bu zorluklar sadece sizin için değil Sarıkamış'ta soğuktan donan askerlerimiz içinde Ç.Kale'de zorluk çekenler içinde,bizi sırtımızdan vurmayan halklar içinde geçerliydi.Böyle bir durumda pek tabii kayıplar vermişsinizdir ama Osmanlı'nında sizin gibi hainleri bahsettiğin çöllerde Sürre devesi ile birinci sınıf mevkide sürgüne yollayacağını beklemek salakça olur.

    Siz bir durun biz biraz daha güçlü bir devlet olalım 15 Nisan'ı mandasız yaşayamayanlar bayramı yaparız.Bize ne devletler söz dinletemedi sizin gibi ezikler hiç dinletemez.Öyle ermeni genosidini kabul edersiniz filanda deme kendini kandırırsın.

  6. #6
    ANGEL dscvry2001 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    4,103
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı chismarid tarafından gönderildi.
    cok uzun masal yazmishsiniz,,,Nazi gencturklerin basi Talatlar ve almanlarinda destegiyle cok guzelce Ermenileri butun Anadolunun ,herbir kosesinden topliyarak Der-zor'a dogru surgune surmustur,binlerce km uzak cole,,bebesinden,,,, en yaslisina kadar,,tabiki bu bir OLUM YOLCULUGU IDI,,,%99 u surye colune yetisemiyecekti,,,,tabiki surgun esnasinda saldirmalar,,genc kizlarin irzina zorla gecmeler,karsikoyanlari hemen aninda kesmeler,,,
    gecen haftalarda bir dokuman gordum,,,DANIMARKALI MARIA JAKOBSON
    adinda genc bir hemsirenin ,butun zorluklara karsi koyarak ,surgun esnasinda Harputa orada ,yollarda sag kamis cocuklari toplamis,,sayilari 3000in uzerinde,,dagalara siginarak cocuklarin hayatini kurtarmistir,,,oradanda cocuklari Beyruta goturmusler,,,orda cocuk bakim evi kurark ,bugunki Beyrut ermenilerinin neslini devamini saglamistir,bunuda o bakim evinde yasamis biri ,MARIA JAKOBSON'IN ANISINA hazirlamis oldugu programda eskiden cekilmis resilerle anlatti,,,
    siz hale biz ermenilere genoside yapmadik diye,,,bagrin durun,,yakinda sizlerde kabuledeceksiniz 1915 ERMENI GENOSID'INI,,,
    Ne hoş, fikrinizi paylaşmışsınız. Ancak açıklamalarınızdaki eksiklikleri giderelim.

    Neden göçe zorlandı ermeniler? Neden? Eveeeet, yaşadıkları ülkeye ihanet edip Rusya ile birleşip isyan çıkardıklarından. Ne yapılsaydı? Ermeni elebaşı Osmanlı tahtına mı çıkarılsaydı ihanetine karşılık ödül olarak. Tehciri bile bilmiyorsunuz, gelip "masal"dan bahsediyorsunuz. Önce olanları ve sebeplerini bir doğru öğrenin, sonra akıl verin. Ata'mızın resmini değiştirip (ki değiştiren hakikaten kabiliyetsizmiş), taklit imza ile evrak doldurmakla olmuyor bu işler.

    İddianızı kabul eden ülkelerin geçmişleri öyle kara, elleri öyle kanlı ki, sizin uydurmanızı kabul edip kendi yaptıklarının üstünü örtüyorlar. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali.

    Öyle bir oyuna alet oluyorsunuz ki, sonunda ABD'nin Irak'ı özgür kıldığı gibi özgür kılacak onlar sizi, farkında değilsiniz. Kukla olmuşsunuz, sizi ciddiye alıyorlar sanıyorsunuz. Allah sonunuzu hayır etsin. Ayrıca da akıl fikir versin.
    ...


    That's all folks.. C'ya another time.. Who knows.


    :hz ...Sadece senin için... :hz


  7. #7
    www.TurkForum.net
    Kayıt Tarihi
    31-01-2005
    Mesajlar
    10,943
    Karizma Gücü
    10
    arkadas

    karacan arkadasın anlattıklarına "uzun masal" demiş ama kendi anlatımına baksın...

    -miş - muş lu anlatım onda var aslında...

    sadece bir belgeden yola cıkıyor...onun da ne kadar dogru olabileceğini varın siz dusunun (kaynak dolayısıyla)

    bizlere bugun avrupanın en insan haklarını sayan milletiyiz demogojisi yapan ulkeler once yakın geçmişlerine baksınlar...insan hakları ulkeden ulkeye değişmez...kafalarına gore insan hakkı koyulmaz ve soyklırımdan bahsedilemez...

    ...zaten ermeni locasını destekleyenlerin kanıt bulma gibi bir dertleri yok...bol keseden atıp gundem yaratmaya calısıyorlar...

    arkadas ceza almıs ama en azından dusuncelerimi acıkladıgım için rahatladım...belki o bu yazıları okuyamaz ama paylasmak istedim dusuncelerimi...

  8. #8
    karacan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-04-2005
    Mesajlar
    186
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı chismarid tarafından gönderildi.
    cok uzun masal yazmishsiniz,,,Nazi gencturklerin basi Talatlar ve almanlarinda destegiyle cok guzelce Ermenileri butun Anadolunun ,herbir kosesinden topliyarak Der-zor'a dogru surgune surmustur,binlerce km uzak cole,,bebesinden,,,, en yaslisina kadar,,tabiki bu bir OLUM YOLCULUGU IDI,,,%99 u surye colune yetisemiyecekti,,,,tabiki surgun esnasinda saldirmalar,,genc kizlarin irzina zorla gecmeler,karsikoyanlari hemen aninda kesmeler,,,
    gecen haftalarda bir dokuman gordum,,,DANIMARKALI MARIA JAKOBSON
    adinda genc bir hemsirenin ,butun zorluklara karsi koyarak ,surgun esnasinda Harputa orada ,yollarda sag kamis cocuklari toplamis,,sayilari 3000in uzerinde,,dagalara siginarak cocuklarin hayatini kurtarmistir,,,oradanda cocuklari Beyruta goturmusler,,,orda cocuk bakim evi kurark ,bugunki Beyrut ermenilerinin neslini devamini saglamistir,bunuda o bakim evinde yasamis biri ,MARIA JAKOBSON'IN ANISINA hazirlamis oldugu programda eskiden cekilmis resilerle anlatti,,,
    siz hale biz ermenilere genoside yapmadik diye,,,bagrin durun,,yakinda sizlerde kabuledeceksiniz 1915 ERMENI GENOSID'INI,,,
    arkadaşım onu ben kendi kafamdan yazmadım bir kere.İnternette buldum ve yapıştırdım.Ben burda toprak ve para uğruna tarihimize kara bir leke sürkmek isteyen ermenilerin yaptığı sahtekarlığın belgesini anlatan bir yazıya yer verdim.

  9. #9
    UltrAslan Murat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2005
    Mesajlar
    4,807
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı chismarid tarafından gönderildi.
    cok uzun masal yazmishsiniz,,,Nazi gencturklerin basi Talatlar ve almanlarinda destegiyle cok guzelce Ermenileri butun Anadolunun ,herbir kosesinden topliyarak Der-zor'a dogru surgune surmustur,binlerce km uzak cole,,bebesinden,,,, en yaslisina kadar,,tabiki bu bir OLUM YOLCULUGU IDI,,,%99 u surye colune yetisemiyecekti,,,,tabiki surgun esnasinda saldirmalar,,genc kizlarin irzina zorla gecmeler,karsikoyanlari hemen aninda kesmeler,,,
    gecen haftalarda bir dokuman gordum,,,DANIMARKALI MARIA JAKOBSON
    adinda genc bir hemsirenin ,butun zorluklara karsi koyarak ,surgun esnasinda Harputa orada ,yollarda sag kamis cocuklari toplamis,,sayilari 3000in uzerinde,,dagalara siginarak cocuklarin hayatini kurtarmistir,,,oradanda cocuklari Beyruta goturmusler,,,orda cocuk bakim evi kurark ,bugunki Beyrut ermenilerinin neslini devamini saglamistir,bunuda o bakim evinde yasamis biri ,MARIA JAKOBSON'IN ANISINA hazirlamis oldugu programda eskiden cekilmis resilerle anlatti,,,
    siz hale biz ermenilere genoside yapmadik diye,,,bagrin durun,,yakinda sizlerde kabuledeceksiniz 1915 ERMENI GENOSID'INI,,,
    Ulan ekmeğini yediğiniz ülkeye karşı bunları nasıl söylüyorsunuz anlamıyorum. Beğenmiyorsan niye yaşıyorsun benim ülkemde. Git kendi ülkende yaşa. :B

  10. #10
    chismarid
    Ziyaretçi

    talatin torunlaina

    Alıntı bbgen tarafından gönderildi.
    chrismarid ceza almış cevap veremeyecek ama...Ermenilerin Atatürk'ün resmini değiştirip dünyaya bakın Atatürk Ermeni cesetlerinin yanında poz veriyor gibi asrın yalanını uydurduktan sonra bunlardan belge istemeyede gelmez electrica sonuçta biraz şark kurnazı bunlar.

    Şunu unutmayın Ermeniler Talat Paşa olmasa,sizin yaptığınız şerefsiklikler sonucunda ölen onbinlerce Kürt ve Türk'ün akrabaları ve oranın aşiretlerinin askerlerinin oluşturduğu Hamidiye Alayları bir tane bile Ermeni'yi Anadolu'da bırakmaz Hitler'i,Stalin'i bile kıskandıracak bir soykırımda bulunurlardı.Kahpece öldürdüğünüz kişilerin hatıraları daha çok yeniydi çünkü.

    Göçe zorlanmanız kesinlikle bazılarınızın hayatını kurtarmıştır.Evet göç sırasında zorluklar çektiniz ama bu zorluklar sadece sizin için değil Sarıkamış'ta soğuktan donan askerlerimiz içinde Ç.Kale'de zorluk çekenler içinde,bizi sırtımızdan vurmayan halklar içinde geçerliydi.Böyle bir durumda pek tabii kayıplar vermişsinizdir ama Osmanlı'nında sizin gibi hainleri bahsettiğin çöllerde Sürre devesi ile birinci sınıf mevkide sürgüne yollayacağını beklemek salakça olur.

    Siz bir durun biz biraz daha güçlü bir devlet olalım 15 Nisan'ı mandasız yaşayamayanlar bayramı yaparız.Bize ne devletler söz dinletemedi sizin gibi ezikler hiç dinletemez.Öyle ermeni genosidini kabul edersiniz filanda deme kendini kandırırsın.

    turkiye altin devrini yasadi ,sovyetlerin var oldugu zaman. cunku batini,daha dogrusu USA ini bir bekcisi olarak,doguda,,,
    evet 1990dan sonra hershey degisti,,,turkiye eski onemini kaybetti,,
    Ama simdik de SIYONISTLERIN bir soygun yerine dondu turkiye,,siyonistler
    sizlerin kanina varana kadar emecekler,,
    senelerce amerikali siyonostlerin lobisini kullandiniz,,1915 Ermeni genosid'in kabul edilmemesi icin,,turkiye milyonlar $ harcadi siyonistlere,,,
    ISRAEL turkiyeyi hem politik hemde ekonomik yonden somuruyor,,,
    siz dizgini siyonistlere teslim etmis durumdasiniz ki,,,haliniz harab ,,,somurulup sogana doneceksiniz,,,,

    Alıntı dscvry2001 tarafından gönderildi.
    Ne hoş, fikrinizi paylaşmışsınız. Ancak açıklamalarınızdaki eksiklikleri giderelim.

    Neden göçe zorlandı ermeniler? Neden? Eveeeet, yaşadıkları ülkeye ihanet edip Rusya ile birleşip isyan çıkardıklarından. Ne yapılsaydı? Ermeni elebaşı Osmanlı tahtına mı çıkarılsaydı ihanetine karşılık ödül olarak. Tehciri bile bilmiyorsunuz, gelip "masal"dan bahsediyorsunuz. Önce olanları ve sebeplerini bir doğru öğrenin, sonra akıl verin. Ata'mızın resmini değiştirip (ki değiştiren hakikaten kabiliyetsizmiş), taklit imza ile evrak doldurmakla olmuyor bu işler.

    İddianızı kabul eden ülkelerin geçmişleri öyle kara, elleri öyle kanlı ki, sizin uydurmanızı kabul edip kendi yaptıklarının üstünü örtüyorlar. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali.

    Öyle bir oyuna alet oluyorsunuz ki, sonunda ABD'nin Irak'ı özgür kıldığı gibi özgür kılacak onlar sizi, farkında değilsiniz. Kukla olmuşsunuz, sizi ciddiye alıyorlar sanıyorsunuz. Allah sonunuzu hayır etsin. Ayrıca da akıl fikir versin.
    siz kuklaliktan bahsediyorsunuz,,,bu sozunuz Tukiye icin gecerlidir,,
    bir millet hurriyetine kavusmak icin ,her turlu imkanlara bas vurur,,
    siz ler INGILIZLERE BORCLUSUNUZ bugun hale Anadoluda varliginiza
    KIRIM SAVASINI NEDEN INGILIZLER ruslara karsi yapti,,osmanli padisahinin yalvarisina aman bizi ruslarin isgalinden kurtarin diye,,
    evet Ingilizlerde tabiki yaliniz kirim savasini kazanmadi ,yanina fransizlari ,prusia-avustrialilarinda yardimi ile,,,boylece osmanilyi ruslarin AKDENIZ sularina inmesine engel oldu ingilizler,,,tabiki kendilerininde menfati vardi,,,ingilizler boylece ilerisinde osmanli isgali altindaki topraklara gozunu dikti,,arabistandan basladilar,,,osmanli isgali altindaki milletler BATIDAN ,GUNEYDEN,,GUZEYDEN VE DOGUDAN ,hurriyetleri icin mucadele ettiler,,,bu bir milletin hakkidir ,ozgurlugune kavusmak,,,
    su anda sadece dogu anadolu[bati ermenistan] isgal edilmis durumda,,,
    Bu mesaj en son " 21.07.05 " tarihinde saat 17:38 itibariyle dscvry2001 tarafından düzenlenmiştir... Neden: Flood. Ard arda mesaj yazmayınız.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Profesyonel ortamlarda duyguya yer var mıdır?Olmalı mıdır?
    Duygular-Hisler-Düşünceler & Nasılsın? bölümünde timm_ tarafından açılmış
    Yanıt: 19
    Son Mesaj: 31.01.06, 22:08

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •