• Reklam
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    »¤ §hâdóW ¤«
    Kayıt Tarihi
    03-04-2005
    Mesajlar
    3,431
    Karizma Gücü
    0

    Franchising Nedİr?

    Franchising, birbirinden bağımsız iki taraf arasında oluşturulan sözleşmeye dayalı bir ilişkiyi tanımlıyor. En yalın anlatımıyla franchisingi, ‘hak sahibine verilen para karşılığında belirli sınai hakları ticari alanda kullanma izni’ olarak özetlemek mümkün. Franchising sözleşmeleri, bir ürün, bir marka ya da bir hizmeti kapsıyor olabilir. İmtiyaz sahibi tarafın, belirli bir süre şartı ve bazı sınırlamalarla ticari işlerini yürütmek üzere bu hakkı ikinci bir tarafa devretmesi söz konusu. Franchising’in en önemli tarafı imtiyaz hakkını veren tarafın işin yönetim ve organizasyonu konusunda know-how yani bilgi ve destek sağlıyor olması.

    'Franchising’ kelime anlamı olarak tam olarak neyi ifade ediyor, Türkçe karşılığı var mı?
    Türkçe karşılığı 'imtiyaz’ olan franchise İngilizce bir kelime. Fransızca ‘affanchir’ olan franchise verme sözcüğünden türetilen franchisor ise 'franchising imtiyaz verme’ olarak Türkçe’ye çevrilebilir. Buradan yola çıkarak yapılan tanımlamaya göre francihor; bir ürüne, hizmete veya bilgi birikimine, bunlara ait kalitesi kanıtlanmış ve başarılı bir markaya/isme sahip olup da, bunların satış dağıtım veya işletme hakkını belirli bir bedel karşılığı veren taraf anlamına geliyor. Franchisee ise, doğrudan veya dolaylı bir malı bedel karşılığında franchisor'un ticari adını/markasını, know-how'ını, iş görme ve teknik yöntemlerini, sistemini ve diğer sınai/fikri mülkiye haklarının kullanımını üstlenen taraf demek.

    Bunlar dışında karşınıza çıkacak yabancı terimler 'Franchiee Fee’ ve 'Royalty’ olacaktır. Franchisee Fee; franchisee’nin, isim, marka veya sistemi kullanma hakkı karşılığında franchisor’a ödediği başlangıç bedeli anlamına geliyor. Türkçe karşılığı ile ‘giriş bedeli’. Yıllık ciro ve kardan, anlaşmada belirlenen oranlarda yüzde olarak ödenen royalty ise, bir lisans veya ticari marka sahibinin sahip olduğu hakları bir başkasına devretmesi karşılığında aldığı bedel demek. Bunun tam karşılığı olan Türkçe terim ise ‘lisans bedeli’.

    Bu sistem dünyada da kabul gören bir sistem midir? İlk olarak ne zaman nerede ortaya çıktı ve Türkiye’de ne zamandır uygulanıyor?
    Tüm dünyada kabul gören bir sistem olan franchising’in temelleri ABD’de bir yüzyıl öncesine kadar dayanıyor. 1863 yılında Singer Dikiş Makinelerı şirketinin dağıtım sisteminde yaptığı uygulama bugünkü anlayışına uygun ilk örnek sayılıyor. İlk örnekler arasında 1988’de General Motors’un ve 1902’de ilaç sektöründe Racall’ın uygulamaları da gösterilebilir. Franchising sisteminde asıl patlamanın yaşandığı dönem ise 1950’lerin sonları. Bu dönemde ticaret yapmanın farklı bir yöntemi olarak tanınan franchising , 1960'larla birlikte girişimciliğin gelişmesini sağlayan önemli bir araç olmuş. Yıllar itibariyle giderek benimsenen ve yaygınlaşan sistem, ayrı bir uzmanlık alanına gelmiş. Bu gelişmelerin etkisiyle 1960’da franchising sektörünün ilk birliği olan IFA 'Uluslararası Franchise Birliği' (International Franchise Association) kurulmuş.

    1970'li yıllarda Avrupa'da hızla yaygınlaşan franchising sisteminin ülkemizde uygulamaları ise, 1980'lerin ikinci yarısına rastlıyor. Franchise vererek Türkiye pazarına ilk giren firmalar; McDonald's, Pizza-Hut, Wendy's ve Kentucky Fried Chicken gibi dünyaca ünlü fast food zincirleri oldu. Türkiye'ye fast-food ile giren ve özellikle hizmet sektöründe büyük ilgi ile karşılaşan franchising, özellikle son yıllarda çok hızlı bir biçimde yaygınlaşmaya başladı.

    Franchising’in Türkiye’de yasal alt yapısı mevcut mu?
    Başlangıçta ülkemizde franchising konusundaki hukuki düzenlemeler mevcut genel kanunlar çerçevesinde yürütülmekteyken, 1994 tarihli 'Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’ ve bu kanun uyarınca 1998 yılında Rekabet Kurulu tarafından çıkarılan 'Franchise Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği' ile daha sağlıklı şekilde uygulama imkanına kavuşmuş durumda.



    FRANCHISING TÜRLERİ

    Franchising uygulamaları, uygulandığı ülkeye göre ve sunulan fırsatlar açısından iki grupta ele alınıyor. Sistem uygulandığı ülkeye göre; ‘ulusal’ ve ‘uluslararası’ olarak, sunulan fırsatlar açısından ise; ‘ürün ve marka franchising’ i ve ‘işletme sistemi franchising’i şeklinde sınıflandırılıyor. Franchising sözleşmesi bir ülke sınırları içerisinde, şehirler ya da bölgeler arasında yapılıyorsa ‘ulusal franchising’, iki ülke arasında yapılıyorsa ‘uluslararası franchising’ olarak adlandırılıyor.

    ABD'de üretici ve satıcı arasında bağımsız bir satış ilişkisi şeklinde başlayan ‘ürün ve marka franchising’i ise, satış ilişkisi çerçevesinde satıcı firmanın, kendini üretici firma ile özdeşleştirmeye çalışmasını kapsıyor. Bu tür franchising esas olarak belirli bir marka ya da ticari unvanın kullanılmasını içeriyor. Ayrıca imtiyazı veren firma karşı taraf üzerinde sevk ve idare dahil, geniş ve sürekli bir denetim hakkına sahip oluyor. Bazı basit konularda, franchise alan kuruluş üretim safhasına da girebiliyor. Otomobil ve kamyon satıcıları, benzin istasyonları, alkolsüz içki üreticileri bu tür franchising'in en tipik örneklerini oluşturuyor.

    Franchising’in bir başka türü ise ‘işletme franchisingi’. Burada franchisee ve franchisor arasında sadece ürün, servis ve marka alanında değil, bir bütün olarak işletme sistemi içerisinde pazarlama ve üretimle ilgili tüm faaliyetleri de içeren bir işbirliği yapılıyor. Daha basit bir anlatımla, bu tür franchising ‘akıl satmak’ olarak tanımlanabilir. Oteller, restoranlar, perakende satış mağazaları, kiralama ve danışmanlık hizmetleri bu sınıflandırma içerisinde yer alıyor. Son yıllarda işletme sistemi franchising'inin büyüme hızı diğer franchising'lere göre daha fazla.

    İşletme sistemi franchising'i diyebileceğimiz 'Business Format Franchising” sözleşmesinde yer alan dört temel unsur ise şöyle:

    *Franchisor sahip olduğu belirli bir ismin veya markanın kullanılması için franchisee'ye izin veriyor.
    *Franchisee üzerinde, sözleşme süresince davam eden bir denetim söz konusu.
    *Yine sözleşme boyunca franchisor, franchisee'ye belirli yardım ve hizmetlerde bulunuyor.
    *Bu imtiyaza karşılık bedelin ödeme şekli olan ‘royalty’nin miktarı periyodik ödemeler şeklinde tespit ediliyor.


    FRANCHISING ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

    En başta franchisor firmanın sahip olması gereken kriterlerin, anlaşma yapmayı düşündüğünüz firmada olup olmadığına bakmalısınız. Bunun için öncelikle şu sorularınıza cevap bulmalısınız:

    *Büyüme ve iş hacminin artması, verimlilik artışını getirir.
    *Mal ve hizmetlerin daha fazla satılması franchisor'ın finansal kuruluşlardan kredi bulma imkanını kolaylaştırır.
    *Daha hızlı ve selektif bir dağıtım söz konusu olur. Dağıtım sisteminin denetimi ise daha kolaydır.
    *Pazar ile ilgili hızlı ve sürekli bilgi akışı sağlanır.

    Bu sorularınıza ‘evet’ yanıtını aldıktan sonra dikkat etmeniz gereken çok önemli kriterler var. ABD'de franchisee'lerin ve bayilerin ortak olduğu American Associated of Franchisees&Dealers, franchisor seçerken nelere dikkat etmeleri gerektiğini şöyle sıralıyor:


    *Franchisor firma öncelikle mal ve hizmetini satmaya çalışmalı. Kısa vadede hızla satılan dükkanlardan gelen para, uzun vadede dükkanların gelirinden alınacak yüzdelerden daha cazip olabileceği için bazı firmalar öncelikle franchise satmayı tercih ediyor. Ülkemizde henüz bilinen böyle bir örnek yok, sistem zaten dünyanın tanınmış ve güvenilir zincirleriyle Türkiye’ye geldi ve son yıllarda yaygınlaşıyor. Ancak yine de dikkatli olmak lazım, her ülkede olduğu gibi hızla franchisee'ler oluşturup sonra ortadan kaybolan zincirlerle karşılaşılabilir
    *Franchisor firma pazarlama kanalı olarak öncelikle franchisee'lerini kullanmalı.
    *Satışının çoğunu kendi dükkanlarında yapan ve malını, değişik kanallardan pazarlayan franchisor’lar tercih edilmeli.
    *Üretilen mal veya hizmetin hazır bir pazarı olmalı. Pazarı doymuş bir ürün veya bağımsız işletmelerden alınmaya alışılmış bir hizmet söz konusu ise zincirin halkası olmak, beklenen verimi getirmeyebilir.
    *Marka/isim bilinir ve tanınır olmalı. Yatırımcıyı franchise almaya yönlendiren en önemli etken marka /isim olduğuna göre, markanın hangi kesimlerce, nasıl bilindiği üzerinde durulmalı. Değişik tüketici gruplarının görüşleri alınmadan franchise almaya karar verilmemeli.
    *Franchisor firma yeterli eğitim, sürekli destek ve etkili bir pazarlama sunabilmeli.
    *Franchisor firmanın franchisee'leri ile ilişkileri iyi olmalı. Sistemin işleyişi, eğitimin yeterliliği açısından franchisor'ın bilgisi sorgulanmalı.
    *Franchisor aleyhine açılmış dava olup olmadığı, gerekçeleri ve sonuçları öğrenilmeli.
    *Franchisee veya franchisor tarafından işletilen dükkanların satış ve maliyetlerinin detayları açıklıkla verilmeli.




    Franchising sistemine dahil olmak, ‘kendi işinin patronu’ olmak isteyen bir girişimciyi kısıtlar mı? Böyle bir sıkıntı yaşamamak için taraflar nelere dikkat etmeli?
    Elbette imzaladığınız sözleşmenin size getirdiği bazı yükümlülükler, bazı kısıtlamalar olacak. Bu sisteme dahil olduğunuzda sizden işletmesinin gelişmesi , franchise sisteminin ortak kimliği ve saygınlığının korunması için azami gayreti göstermeniz beklenecek. Ayrıca, franchisor verimli yönetim için, sizden performans ve mali durumunun tespitini ölçecek işletme bilgileri isteyecektir. Hatta bu işletme kayıtlarının tespiti için bir temsilcisini de görevlendirebilir. Bu durumda işletmenizin kayıtlarında makul zamanlarda çalışılmasına izin vermelisiniz. Özetle bilmeniz gereken; her ne kadar işinizin patronu olsanız da, bir bütünün parçası olduğunuzu unutmayacaksınız.

    Tabii ki, sadece sizin değil karşı tarafın da bu konuda yükümlülükleri var. Bir franchising ilişkisinde, her şeyden önce taraflar birbirlerine karşı dürüst davranmalı. Franchisor anlaşmanın her ihlalinde, bireysel franchisee'sini yazılı olarak ikaz etmeli ve kusurun giderilmesi için makul süre tanımalı. Taraflar şikayet, tasa ve anlaşmazlıklarını samimi ve iyi niyetle, dürüst ve makul, doğrudan temas ve müzakere ile çözme yollarını aramalı.

    Hatırlatalım, franchising sözleşmesi her iki tarafa sorumluluk yükleyen bir sözleşme türüdür. İster mal, ister hizmet, ister üretim franchisingi yapılsın, hem franchise alanın, hem de verenin karşılıklı yükümlülükleri mevcuttur. Franchising verenin yükümlülüğü, sözleşme öncesi açıklama ve franchise alanı aydınlatma, gayri maddi malları franchise alanın kullanımına sunma ve bunlardan yararlanmasını sağlama, franchise alanı koruma ve destekleme, (bazı özel franchise anlaşmalarında) belli bir bölgede başka franchise sözleşmesi kurmama şeklinde olabilir. Franchise alanın yükümlülükleri ise, ücret ödeme, sözleşme konusu mal ve hizmet sürümünü yapma ve ciroyu arttırma için faaliyette bulunma, franchise verenin menfaatlerini koruma ve sadakat borcu olarak sayılabilir.
    DüN TarihtiR, YarıN BilinmeyendiR, BugüN BiR HediyediR....



  2. #2
    finito adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-06-2005
    Mesajlar
    15,172
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    1970'li yıllarda Avrupa'da hızla yaygınlaşan franchising sisteminin ülkemizde uygulamaları ise, 1980'lerin ikinci yarısına rastlıyor. Franchise vererek Türkiye pazarına ilk giren firmalar; McDonald's, Pizza-Hut, Wendy's ve Kentucky Fried Chicken gibi dünyaca ünlü fast food zincirleri oldu. Türkiye'ye fast-food ile giren ve özellikle hizmet sektöründe büyük ilgi ile karşılaşan franchising, özellikle son yıllarda çok hızlı bir biçimde yaygınlaşmaya başladı.
    teşekkürler önemli bi konu ;) ; mc donaldsa pizza huta wendyse gidip de bu değirmenin suyunun nereye gittiğini bilmeyen insanlar olabilir :) franchising kavramı ülkemizde bu firmaların ülke pazarına girmesiyle yaygılaşmaya başladı e bunlardan bahsedilmesi de bu nedenle gayet doğal :) hamburgerler pizzalar hatta üretiminde ön sıralarda olduğumuz tavuk mamullerinin bile markalarını isim haklarını dışardan alıyoruz. hamburgerler pizzalar bu kadar dünya üzerinde dolanırken neden bizim dönerimiz marka olup da ahmet'in yeri ya da mehmetin yeri ne biliim ocakbaşı :) gibi isimler dünyada herkes tarafından bilinmiyor? avrupada zaten hali hazırda döner ya da kebab lokantalarının olduğu bilinmekte fakat markalaşmaya gelince iş değişmekte ve bu yüzden ülkemiz ekonomisi de franchisingten kazanabileceği parayı elde edebileceği geliri sağlayamamakta konuyla alakalı olarak aşağıdaki yazı ilgimi çekti:













    CİROSU ALMANYA’DA HAMBURGERİ GEÇEN DÖNERİN MARKALI FASTFOOD ZİNCİRİNE DÖNÜŞMESİ GEREKMEKTEDİR


    Globalleşmenin ulusal ekonomileri gittikçe daha fazla tehdit ettiği günümüz dünyasında, değeri milyar dolarlarla ifade olunan şirket yaratmanın yöntemlerinden birisi Microsoft kurucusu Bill Gates örneğinde olduğu gibi ya parlak bir fikir bulmak, ya da yirminci yüzyıla damgalarını vuran Amerikalıların organizasyon yeteneği ve her türlü ürünü ticari metaya dönüştürme becerisinde ortaya çıkan, mevcut bir ürünü yeni bir biçimle makul bir fiyattan kitlelere satabilmektir.

    İkinci grupta belirtilecek örnekler arasında; otomobili, işçilerinin alabileceği kadar ucuza üreterek devrim yapan FORD’un T Modeli, İngilizlerin, beyaz giysili yavaş tempoda hareket eden insanların oynadığı, bir tam gün sürebilen sıkıcı kriket sporundan stadyum ve televizyondan milyonların izlediği filmlere konu olan bir spora dönüşen Beyzbol, kaba saba işçi kıyafetinden dünyayı saran bir giyim alışkanlığı yaratan jean pantolon ile bu çalışmanın konusunu oluşturan hamburger/kola ile sembolleşen bir ürünü franchising ile mutlaka tüketilmesi gereken bir nesneye dönüştürmek, sayılabilir.

    İnsanların beslenme alışkanlığını değiştirerek şişmanlattığı için son yüzyılın en kötü fikirleri arasında ilk sıralarda yer almasına, junk food olarak nitelendirilmesine, gelecekte sigaradan sonra en çok dava konusu olacağının belirtilmesine (çok uluslu bir sigara şirketi çalışanının ifadesi) rağmen hamburger, kola ile birlikte bir yaşam biçimini her ülkeye kabul ettirmekte ve sınırları yıkmakta fazla zorluk çekmemektedir.

    Mc Donald’s Big Mac’inin fiyatının ülkelere göre değişimi, saat başı ücrete oranı veya bir saatlik çalışmayla hangi ülkede kaç tane Big Mac alınabileceğini ortaya koyan tablolar artık ekonomik göstergeler arasında yer almakta, The Economist’in sayfalarında ülkelerdeki fiyat hareketleri Big Mac fiyatıyla kıyaslanmaktadır.

    Pizza dışında hamburger/ kolaya karşı şu ana kadar rakip olarak çıkabilme potansiyeline sahip yegane ayak üstü yenilen(fast food) gıda ise Almanya’da kendini kanıtlayan döner/ayrandır.


    Sultanın sofrasında yer alması için üç gün sürecek bir işlemden geçmesi gereken döner, artık her köşe başında satılabilecek kadar kolay hazırlanabilmektedir.

    Kömür ateşi veya tüp gazı ile çalışan tezgahlarda pişirilen döner, tüketilmesi her yaşta teşvik ve tavsiye edilen süt ürünlerinden ayran ile birlikte damar sertliğinden kolestorele ve en nihayet kalp krizine neden olması muhtemel hamburgere karşı doğal üstünlüğe sahiptir.

    Ayran satışlarının Türkiye’de kolayı geçmesi, kolayı şişeleyen firmaların paniğe kapılıp, ayran üreticilerinden kola ile rekabet halinde olup olmadıklarını öğrenmelerine neden olmuştur. Keza, Türkiye’ye ilk geldiğinde buyurgan bir tavır içinde olan McDonald’s, döner ile rekabet edebilmek için damak tadımıza uygun köfte geliştirme ihtiyacı duymuştur.

    Döner, Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımız sayesinde Türkiye sınırlarını aşarak Batı Avrupa’ya ulaşmış ve başta Almanya olmak üzere bu ülkelerdeki insanların beslenme alışkanlıklarını da değiştirmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak da, Almanya’da dönerin cirosu hamburgeri geçmiştir.

    Almanya’nın Essen kentinde bulunan Türkiye Araştırmalar Merkezi’nce yapılan araştırmada ortaya çıkan, on yıllık bir geçmişi olan Almanya’da yerleşik Türk girişimcilerinin gastronomi sektöründeki faaliyetlerinin ulaştığı boyut aşağıda belirtilmiştir.

    1988 yılı itibariyle, Almanya’daki 51.000 Türk girişimcinin % 24,2'sini oluşturan 12.360 işletme yiyecek sektöründe faaliyette bulunmaktadır.
    12.360 işletmenin yaklaşık 9.900’ü döner büfesi(inbis) olarak çalışmakta ve cirosunun ağırlıklı kısmını döner satışından sağlamaktadır.
    35.000 kişinin istihdam edildiği 9.900 işletmenin cirosu ise 3.1 milyar DM’dir.
    Almanya’daki 1998 yılı döner tüketimi 75.000 tondur.
    Aynı merkezin Almanya’da gıda sektöründe faaliyette bulunan Türklerin durumunu inceleyen raporunda; “Türk kökenli gıda işletmecilerin, perakendeci, toptancı ve gastronom olarak, özellikle Almanya’daki gelişme süreci içinde, yalnızca kendi etnik grubuna hizmet veren bir işletme tipinden, pazarın tümüne yayılan bir işletme tipine geçtiği belirlendi” saptaması yer almaktadır.

    Rekabet nedeniyle gelecekten çok da ümitli olmadıklarını belirten diğer alanlardaki işletmelerin aksine, öncelikle yönelinen gastronomi alanında faaliyette bulunan restoran ve inbis denilen döner büfelerinin sahiplerinin % 43,5’i Türk gastronomi sektörünün geleceğini umutlu görürken, % 7,6’sı bir değişiklik beklemiyor, % 35,3’ü ise olumsuz düşünüyor.

    Yarıya yakın bir bölümün geleceğe umutla baktığı döner büfe sahiplerinin % 35,3’ünün olumsuz beklenti içinde olması, mevcut yapısıyla döner satışının sıkışmakta olduğunu göstermektedir. Bu sıkışmadan ancak, yeni bir strateji ile çıkılabilir.

    Küçüklü büyüklü onbinlerce restoran veya büfede satılmak, hafta sonu partilerinde ev sahibinin tarifine göre mangalda pişirilmekle birlikte hamburger dünyaya Mc Donald’s, Wimpy ve Burgerking gibi lokantalar zincirleri öncülüğünde yayılmıştır. Ayrıca, bir İtalyan yemeği olan pizza da yine Amerikalıların elinde (Pizza Hut) zincir lokantalarda pişirilen bir ürüne dönüşmüştür.


    Döner/ayranın da dünya çapında tüketilen bir ürüne dönüşebilmesi, ancak lokanta veya büfe zinciri ile gerçekleştirilebilir.


    Web sayfasında, beyzbol, hamburger ve elmalı turta kadar Amerikan olduğu belirtilen Ray Kroc’un ABD’nin Illinois eyaletinin Des Plaines kentinde 15 Nisan 1955’de açtığı ilk Mc Donalds lokantasından bugüne kadar geçen 44 yıllık sürede varılan nokta, 116 ülkede 24.500 lokantadan oluşan bir zincirdir.

    Alanında lider olmasına rağmen Mc Donalds’ın dünya nüfusunun yalnızca yüzde birini doyurabilmesi, özellikle ayak üstü yenilen gıda sektöründe pazarın doyma noktasından ne kadar uzakta olduğunu göstermektedir. Hamburger, kızartılmış tavuk, hot dog ve pizzaya eklenecek tek ürün de dönerdir.

    Örnek olay: NANDO’s Chickenland 1987’de Robert Brozin adlı bir Güney Afrikalı tarafından Johannesburg’un Rossetenville banliyosunda kurulup geçen on yılda 136’sı Güney Afrika, 24’ü Avustralya, 13’ü İngiltere, 7’si Kanada, 6’sı İsrail, 29’u Afrika ülkeleri ve biri Malezya’da olmak üzere toplam 217 lokantadan oluşan 22.2 milyon strelinlik ciroya sahip Güney Afrika’dan çıkan ilk zincir lokantanın ismidir.

    Wits Üniversitesi’nden mezun olan Robert Brozin, işe ilk başladığında gıda sektörü hakkında bir bilgisi bulunmadığını, ancak, ilk yediğinde tadını beğendiği tavuğun kendisine çıkış yolunu açtığını ifade etmektedir.

    Kelebek gibi kesildikten sonra alevle kızartılan ve böylece her tarafının aynı zaman ve oranda kızarması sağlanan tavuğun limon ve peri peri sosunda bir tam gün bekletilmesinin, kızartılmış tavuklarının reçetesi olduğunu belirten Brozin, NANDO’s felsefesini Gurur, Tutku, Cesaret, Bütünlük ve Aile olarak açıklamaktadır.

    Eğer sıradışı isteklerle yola çıkmışlarsa, sıradan insanların başarabileceklerinin sınırı yoktur.

    Ne kadar büyürlerse büyüsünler zincir lokantaların sıradanlığına yenik düşmemek için NANDO’s adını taşıyan her lokantanın ayrı bir kişiliği olmasına önem verdiklerini belirten Brozin, piyasadaki diğer firmaların kısa zamandaki başarılarını sürpriz diye açıkladıklarını, ancak en başından başaracaklarına inandıklarını, gururla dile getirmektedir.

    Yabancı şirketler yüzyılda çok uluslu şirket olurken, “Başka yerde şubemiz yoktur” şeklinde gazetelere övünerek ilan vererek yıllarca yaptığı işi yapan, yurt dışına çıkmaktan korkarak bir arpa boyu yol gitmeyen Türkiye’de yerleşik firmalar ile döner/ayranın zincir lokantalara dönüşerek uluslararası arenaya ulaşma olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca Yunanlıların GYROS, Arapların ŞAVURMA adıyla döneri sahiplenmeye çalıştıkları da unutulmamalıdır.


    Bununla beraber, halihazırda Almanya’da faaliyette bulunan büfelere fabrika ortamında üretilen döneri her sabah teslim ederek döneri endüstrileşme sürecine sokan Türk girişimcilerin arasından çıkacak birilerinin daha da büyük düşünerek, dönerin göze hoş gelen, belirli standartlara uygun inşa edilmiş lokantalarda satıldığı zincirleşmeyi başarması mucize olmayacaktır.


    Öncü döner/ayranı, iskender kebap ve lahmacunun izleyerek önce Avrupa’da, daha sonra et tüketiminin yüksek olduğu hamburgerin anavatanı ABD ile diğer kıtalarda Türk tipi sağlıklı beslenme alışkanlığı yaratmasının sermaye ve emeğini koyacak kişi veya şirkete getireceği zenginliğin ötesindeki kazançlarımız ise,Türk insanının da organizasyon yapma becerisine sahip olduğu, ülkemizden çıkan bir ürünün yaratacağı imaj ile yurtdışında yemeklerimize sahip çıkıyorlar diye kızdığımız Yunanlılara meydanı boş bırakmama olacaktır.

    Nüfusu yakın bir gelecekte 7 milyara ulaşacak olan dünyada, çevreyle dost ortamda sağlıklı gıdalarla beslenme gereksinimi her zamankinden daha fazla kendini hissettireceğinden, gaz ateşinde pişirilen dönerin junk food hamburgere karşı yeni bir usul ile piyasaya çıkma vakti gelmiştir.



    kaynak : www.dtm.gov.tr Hasan Ali Erdem
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu
    ©º° SKYMOON EFE toprağın bol mekanın Cennet olsun °º©


    Türkforum'a bugüne kadar gönderilen her 58 mesajdan birinin Efeler Birliği başlığına gönderildiğini biliyor muydunuz?

  3. #3
    cremotorium adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2005
    Mesajlar
    1,690
    Karizma Gücü
    7
    arkadaşım bilgilendirmen için teşekkürler çok makbule geçti

    sayende sınav öncesi 10 puanı kaptım eyvallah
    HAYATIM O KADAR SİYAH
    ve
    O KADAR BEYAZ Kİ
    ASKERDE BİLE ÜNİFORMAM
    SİYAH - BEYAZ

    TF-BeşiktAŞK

  4. #4
    NeoN adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2005
    Mesajlar
    242
    Karizma Gücü
    7
    Bir konu hakkında daha fikir sahibi oldum,emeğinize sağlık
    Halid Bin Velid خالد بن الوليد,

  5. #5
    stomach adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-07-2005
    Mesajlar
    439
    Karizma Gücü
    0
    saolasın aydınlattığın için
    CİMBOMU SEVMEYEN ÖLSÜN

    TÜRKİYE CUMHURİYETİ

    :camp:TÜRKFORUM 7. TAVLA TURNUVASI ŞAMPİYONU:camp:

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •