• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Seçilmiş Düşünceler

    Doğruluk-Bana: “Haydi öyle olsun! Seni deneyeyim bir”, demek olanağı veren her kuşkuyu överim. Fakat deneye izin vermeyen hiçbir sorunun lafı edilmesine de dayanamam. Benim “ doğruluğumun” sınırları bunlardır işte: Ondan ötesi için yiğitlik sökmez artık.


    Başkalarının hakkımızda bildikleri-Kendi hakkımızda bildiklerimiz belleğimizin hatırda tuttukları, yaşantımızın mutluluğu için sanıldığından daha az kesindir. Bir gün gelir, bu yaşantıda başkalarının hakkımızda bildikleri ( ya da bildiklerini sandıkları) şeyler çıkıverir ortaya; o zaman onların fikirlerinin daha güçlü olduklarını fark ederiz, insan adının kötüye çıkmasından ise bildiklerinin yanlış çıkmasına daha kolay katlanır.


    Ayrı duranlar-Parlamentarizm, yani beş tane politik düşünce arasından birini seçmek için verilen resmi izin, bağımsız ve kişisel görünmekten çok hoşlanan bir sürü insanın özellikle hoşuna gider.Fakat aslında sürüye tek bir düşünceyi zorla kabul ettirmek ya da beş tanesi arasında seçim yapmasına izin vermek o kadar önemli değildir; bu beş düşünceden hiçbirini paylaşmayan ve herkesten ayrı duran kişi, bütün sürüyü aleyhine çevirir her zaman.


    Bir savunucu aleyhinde-Bir davaya zarar vermenin en kalleşçe yöntemi bunu, bile bile kötü nedenler ileri sürerek savunmaktır.


    Alkış-İnsan gürültü yapmadan alkışlayamaz, hatta kendini bile.


    Neye inanırsın?-Şuna: Her şeyi yeniden teraziye vurmalı.


    En insancıl davranış nedir?-Birisinin utanmasını önlemek.


    Gurura karşı-Çok şişinme: Ufak bir iğne patlatıverir seni.


    Okuyucuma-Sağlam çeneyle sağlam mide: İşte benim istediğim. Kitabımı hazmedince benimle anlaşacaksın muhakkak.


    Güçbeğenir-“Canının istediği gibi seç” deselerdi cennetin tam ortasında küçük bir yer seçerdim: Ama yer, kapısında olsaydı daha iyi olurdu.


    Bencillik-Bencillik, duyguların perspektif yasasıdır: Buna göre en yakın nesneler en büyük ve en ağırlarıdır, uzaktakilerin ise ağırlıkları ve boyları küçülür.


    Zerdüşt
    Doğrusu şu ki, insan kirli bir nehirdir. Kirli bir nehiri kirlenmeden içine alabilmek için bir deniz olmak gerek. Görüyorsunuz, insandan üstün olmayı öğretiyorum size: Üstün insan bu denizdir; sizin büyük aşağısamanız onda yok olabilir.

    Ne yazık, insanın artık dünyaya yıldız getiremeyeceği zamanlar yaklaştı. Ne yazık, insanların en aşağılığının, kendini aşağısamasını artık bilemeyenin görüleceği zamanlar yaklaştı.

    Ne mutlu uykusu olanlara, hemen uyuyacaklar çünkü.

    Bir gün Şeytan şöyle dedi bana: “ Tanrı’nın da cehennemi var: İnsanlara beslediği sevgidir bu”.
    Geçende de söyle dediğini duydum onun: “Tanrı öldü; insanlara olan merhametinden öldü Tanrı”.


    Toplum
    Bulanık suda balık avlayanla derinliklerden feyiz alanları halk kolaylıkla bir tutar.

    Her ulusun kendine öz iki yüzlülükleri vardır: Erdemleri, der bunlara o. İnsan kendi en iyi yanını bilmez, bilemez.

    Bir barbarlık dönemi başlıyor; bilimler de ona hizmet edecekler.


    İnsan

    Sonuçlar karşısında korkaklık: Çağcıl bir kusur.

    Ne denli yükselirsek, uçmak bilmeyenlere o denli küçük görünürüz.

    Tutkulu insanlar, başkalarının ne düşündüklerini az düşünürler: Durumları onları hiçliğin üzerine yükseltir.

    Bir inancı sırf adettir diye kabullenmeye namussuzluk, korkaklık, tembellik denir. Şu halde namussuzluk, korkaklık, tembellik ahlakın önsel’i olsalar gerek.

    Her erdemde budalalık eğilimi, her budalalıkta erdem eğilimi vardır. Rusya’da “evliya gibi aptal” derler. Yaşam, sıkılmaya vakit kalmayacak kadar, çok kısa değil midir? Hiç değilse insan cennetteki, sonsuz mutluluğuna inanmalı ki.....

    Kadını kadının içinde özgürlüğe kavuşturmalı!

    Kadının nasıl bir nimet olduğunu tüm derinliği ile hissetmek gereklidir.


    Düşünce

    “Bilgi kuramı”ndan ibaret kalan felsefe, gerçekte o çağın çekingen bir öğretisinden, bir ılım (itidal) öğretisinden başka şey değildir artık: Kapının eşiğinde duran ve içeriye girme hakkını kendinden esirgeyen bir felsefe – en son kertesine inmiş, bir son, bir can çekişme haline, acınacak hale gelmiş bir felsefedir bu. Şu halde, nasıl olur da böyle bir felsefe....hüküm sürebilir!

    Sevgi yüzünden yapılan şey her zaman iyilikle kötülüğün ötesinde yapılır.

    İnsanoğlu hiçbir şey istememektense hiçliği istemeyi yeğler.

    Güzel, çirkini yendiği anda büyük üslup da doğar.

    Büyük bir düşünceyle karşı karşıya olmak dayanılır şey değildir. Bir düşünceyi---bu yüzden ölmelerine meydan vermeksizin—bildirebileceğim insanlar arıyorum, çağırıyorum onları.

    “Doğru” diyince bu zihnimde kesinlikle yanlışlığın tersini değil, fakat sadece en esaslı hallerde çeşitli yanlışların birbirlerine oranla durumlarını gösteriyor.

    Gizemsel izahlar derin sanılır; doğrusu şu ki, yüzeysel bile değildir onlar.

    Friedrich W. Nietzsche
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    haknet adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-05-2005
    Mesajlar
    2,157
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ESHQUIA tarafından gönderildi.
    Doğruluk-Bana: “Haydi öyle olsun! Seni deneyeyim bir”, demek olanağı veren her kuşkuyu överim. Fakat deneye izin vermeyen hiçbir sorunun lafı edilmesine de dayanamam. Benim “ doğruluğumun” sınırları bunlardır işte: Ondan ötesi için yiğitlik sökmez artık.


    Başkalarının hakkımızda bildikleri-Kendi hakkımızda bildiklerimiz belleğimizin hatırda tuttukları, yaşantımızın mutluluğu için sanıldığından daha az kesindir. Bir gün gelir, bu yaşantıda başkalarının hakkımızda bildikleri ( ya da bildiklerini sandıkları) şeyler çıkıverir ortaya; o zaman onların fikirlerinin daha güçlü olduklarını fark ederiz, insan adının kötüye çıkmasından ise bildiklerinin yanlış çıkmasına daha kolay katlanır.


    Ayrı duranlar-Parlamentarizm, yani beş tane politik düşünce arasından birini seçmek için verilen resmi izin, bağımsız ve kişisel görünmekten çok hoşlanan bir sürü insanın özellikle hoşuna gider.Fakat aslında sürüye tek bir düşünceyi zorla kabul ettirmek ya da beş tanesi arasında seçim yapmasına izin vermek o kadar önemli değildir; bu beş düşünceden hiçbirini paylaşmayan ve herkesten ayrı duran kişi, bütün sürüyü aleyhine çevirir her zaman.


    Bir savunucu aleyhinde-Bir davaya zarar vermenin en kalleşçe yöntemi bunu, bile bile kötü nedenler ileri sürerek savunmaktır.


    Alkış-İnsan gürültü yapmadan alkışlayamaz, hatta kendini bile.


    Neye inanırsın?-Şuna: Her şeyi yeniden teraziye vurmalı.


    En insancıl davranış nedir?-Birisinin utanmasını önlemek.


    Gurura karşı-Çok şişinme: Ufak bir iğne patlatıverir seni.


    Okuyucuma-Sağlam çeneyle sağlam mide: İşte benim istediğim. Kitabımı hazmedince benimle anlaşacaksın muhakkak.


    Güçbeğenir-“Canının istediği gibi seç” deselerdi cennetin tam ortasında küçük bir yer seçerdim: Ama yer, kapısında olsaydı daha iyi olurdu.


    Bencillik-Bencillik, duyguların perspektif yasasıdır: Buna göre en yakın nesneler en büyük ve en ağırlarıdır, uzaktakilerin ise ağırlıkları ve boyları küçülür.


    Zerdüşt
    Doğrusu şu ki, insan kirli bir nehirdir. Kirli bir nehiri kirlenmeden içine alabilmek için bir deniz olmak gerek. Görüyorsunuz, insandan üstün olmayı öğretiyorum size: Üstün insan bu denizdir; sizin büyük aşağısamanız onda yok olabilir.

    Ne yazık, insanın artık dünyaya yıldız getiremeyeceği zamanlar yaklaştı. Ne yazık, insanların en aşağılığının, kendini aşağısamasını artık bilemeyenin görüleceği zamanlar yaklaştı.

    Ne mutlu uykusu olanlara, hemen uyuyacaklar çünkü.

    Bir gün Şeytan şöyle dedi bana: “ Tanrı’nın da cehennemi var: İnsanlara beslediği sevgidir bu”.
    Geçende de söyle dediğini duydum onun: “Tanrı öldü; insanlara olan merhametinden öldü Tanrı”.


    Toplum
    Bulanık suda balık avlayanla derinliklerden feyiz alanları halk kolaylıkla bir tutar.

    Her ulusun kendine öz iki yüzlülükleri vardır: Erdemleri, der bunlara o. İnsan kendi en iyi yanını bilmez, bilemez.

    Bir barbarlık dönemi başlıyor; bilimler de ona hizmet edecekler.


    İnsan

    Sonuçlar karşısında korkaklık: Çağcıl bir kusur.

    Ne denli yükselirsek, uçmak bilmeyenlere o denli küçük görünürüz.

    Tutkulu insanlar, başkalarının ne düşündüklerini az düşünürler: Durumları onları hiçliğin üzerine yükseltir.

    Bir inancı sırf adettir diye kabullenmeye namussuzluk, korkaklık, tembellik denir. Şu halde namussuzluk, korkaklık, tembellik ahlakın önsel’i olsalar gerek.

    Her erdemde budalalık eğilimi, her budalalıkta erdem eğilimi vardır. Rusya’da “evliya gibi aptal” derler. Yaşam, sıkılmaya vakit kalmayacak kadar, çok kısa değil midir? Hiç değilse insan cennetteki, sonsuz mutluluğuna inanmalı ki.....

    Kadını kadının içinde özgürlüğe kavuşturmalı!

    Kadının nasıl bir nimet olduğunu tüm derinliği ile hissetmek gereklidir.


    Düşünce

    “Bilgi kuramı”ndan ibaret kalan felsefe, gerçekte o çağın çekingen bir öğretisinden, bir ılım (itidal) öğretisinden başka şey değildir artık: Kapının eşiğinde duran ve içeriye girme hakkını kendinden esirgeyen bir felsefe – en son kertesine inmiş, bir son, bir can çekişme haline, acınacak hale gelmiş bir felsefedir bu. Şu halde, nasıl olur da böyle bir felsefe....hüküm sürebilir!

    Sevgi yüzünden yapılan şey her zaman iyilikle kötülüğün ötesinde yapılır.

    İnsanoğlu hiçbir şey istememektense hiçliği istemeyi yeğler.

    Güzel, çirkini yendiği anda büyük üslup da doğar.

    Büyük bir düşünceyle karşı karşıya olmak dayanılır şey değildir. Bir düşünceyi---bu yüzden ölmelerine meydan vermeksizin—bildirebileceğim insanlar arıyorum, çağırıyorum onları.

    “Doğru” diyince bu zihnimde kesinlikle yanlışlığın tersini değil, fakat sadece en esaslı hallerde çeşitli yanlışların birbirlerine oranla durumlarını gösteriyor.

    Gizemsel izahlar derin sanılır; doğrusu şu ki, yüzeysel bile değildir onlar.

    Friedrich W. Nietzsche

    çok güzel yazı.
    özellikle alıntı yaptımki tekrar okunsun
    hakkaten çok beğendim.

    SAĞOL eşkiya...
    :x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x



    KaN KaRDeŞLeR BiRLiGi



    :x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x:x

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •