Thales’in evrendeki herşeyin ana maddesi olarak suyu seçmesinin iki nedeni var; birincisi mitolojik neden, ikincisi rasyonel neden. Thales’in yaşadığı bölge bir su bölgesi ve civardaki medeniyet merkezleri su üzerine kurulu. Mezopotamya mitolojisinde su ve su ile ilgili tanrılar önemli bir role sahip. Öte yandan, su rasyonel olarak canlılığın temeli; bir ağacı kestiğinizde içinde bir sıvı görüyorsunuz, bir böceği ezdiğinizde sıvı çıkıyor, insanda da sıvılar hakim. Su değişik şekillerde bulunabiliyor. Thales, herşeyin ana maddesinin su olduğunu söylerken farkında olmadan önemli bir ilkeyi de ortaya koyuyor; gördüğümüz çokluk birlikten meydana gelmiştir. Bu insan aklının en önemli paradokslarından biridir; bir yanda çokluk ve onunla beraber birlik, birin çok olması. Thales, evrenin ana maddesinin su olduğunu söylerken, Yunan dünyasının ve modern bilimin ikinci bir ilkesini ortaya koyuyor. Suyun ezeli ve ebedi olduğunu belirtiyor; yani herzaman vardır, yok olmamıştır ve yok olmayacaktır. Bu, maddenin korunumu ilkesidir. Yani evrende hiçbir madde kaybolmaz. Madde kaybolduğu anda enerjiye, enerji maddeye dönüşür. Suyu enerji olarak görmek mümkündür. Evrendeki toplam enerji miktarı ne azalır, ne de çoğalır, sadece madde ile dönüşme içindedir. İşte bu ilkenin kaynağı Thales. Bir başka soru şudur: Gözlemlediğim evren bu temel maddeden nasıl meydana gelmiştir? Ancak bu sorunun cevabı yoktur, varsa da kaybolmuştur. Bugün modern kozmoloji, “evren nasıl meydana geldi” sorusuna, “büyük bir patlama oldu ve bu patlamadan evren oluştu” biçiminde cevap veriyor. Thales de bu oluşu su ile açıklıyor, bu suyun bir kısmı düzenli hale dönüşüyor. Bu planın merkezinde çok daha katılaşıyor ve toprağı meydana getiriyor, su buharlaştığı zaman atmosferi, çok ısındığı zamanda güneşi ve ayı meydana getiriyor. Thales’in evrenin oluşumuna ilişkin bu görüşü ile bugünkü görüş arasında fark yok. İşte bu tür düşünmenin temelinde Thales yatıyor.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
