arandur (1983'ten günümüze)
13 Nisan 1983 Çarşamba günü sabah ezanı vakitlerinde ılık ilkbahar yağmuru damları döverken köydeki bir evden çığlıklar duyuldu. Sonunda beklenen torun dünyaya geldi. İsmi doğmadan belliydi çünkü dedesinin babası yeni ölmüştü. Babası askerde kaç gecedir uykusuzdu. Doğacak oğlunun heyecanından geceleri gözleri uyku tutmuyor, arkadaşlarının nöbetlerini bile tutuyordu. Telefonlar açıldı ve çiçeği burnunda babaya bir oğlunun olduğu müjdesi verildi. Sevinçten havalara fırladı 21 yaşındaki genç baba. İlk işi oğlu ve eşinin yanına varabilmek için komutanından izin istemek olacaktı.
El bebek gül bebek büyütüldü. Sülalenin medarı iftiharıydı çünkü. Bebekliği ve çocukluğunun ilk yıllarında biraz dediğim dedik oldu bu sebeple. Erişmek istediğine varamadığı süreleri ağlayarak geçiriyordu. Daha ilk yıllarından anne ve babasına karşı hiçbir düşkünlüğü olmadı. Hiçbir zaman anne veya baba diye ağlamadı.
Okula başlamadan önce babası İstanbul’da iş kurdu. Başarılı öğrencilik hayatı İstanbul’un sokaklarında başladı. İlkokul ve ortaokul takdir belgeleri ve karnede neredeyse 4 bile olmaksızın geçti. Liseye Özel Üsküdar Fen Lisesinde başladı. Türkiye çapında başarılı bir okuldu. Zar zor sınıfını geçti. İkinci senesinde babası köye dönüş yaptı ve ilçeye taşındılar. Düz lise okumak zorunda kaldı. Düz lise dersleri onun için angaryadan farksızdı. ÖSS’ye bile fazla çalışmadan girdi. 2000 yılında 17 yaşında Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliğini kazandı.
Üniversite hayatı birçok genç gibi renkli geçti. Ortalama hatta ortalamanın altında başarıya sahip bir öğrenciydi. Çünkü artık sosyal ortamları ve aşk hayatını keşfetmişti. Kızlar kalbini çok kereler kırmıştı. Halbuki onlara elinden geldiğince kibar ve iyi davranıyordu. Aşkı ne kadar da çok sevmişti. Ortaokul ve lise yıllarını boşa harcadığını da düşünmeye başladı bu yıllarda.
Okulu 4 yılda takıntısız bitirdi ve bir sene sonrasında askere gitti. Şayet kendisine askerlikle alakalı herhangi bir soru sorarsanız size şunları anlatır: “Hayatımın en kötü günleriydi. Beni kesinlikle anlayamayacak, herhangi bir olgunluğa erişememiş bir sürü insanla birlikte olmak zorundaydım. Kaldı ki yüksek öğrenim görmüş komutanların bile kısa dönem askerlere karşı tavrı iyi değildi. Doğduğumdan beri çok kibar, nazik, hassas bir insan olduğumdan askerliği hiçbir zaman istemedim ve hiçbir zaman sevmedim. Ama sonuçta bitti. Bana da ara sıra rüyalarıma giren kısa kabuslar bıraktı”
Pek çok doğalgaz firmasında yetkili makine mühendisi olarak çalıştı, gelirinden memnun değildi. Şimdi ise Zonguldak Merkezde Yurtkur’da Makine Mühendisi olarak çalışıyor ve ihaleler düzenliyor.
Aşağıdaki bebeklik ve çılgın gençlik yıllarıma ait resimlerim sizlere benim ne menem bir adam olduğumu gösterecektir.
EK BİLGİLER
Fiziksel
Boy: 1.88 m
Kilo: 87 kg
Yapı: Normal’den hallice
Göz Rengi: Kahverengi
Saç Rengi: Kahverengi
Sağlık Sorunu: Yok Allaha şükür
Zihinsel
Solaklık-Sağlaklık Durumu: Solak
Tuttuğu Takım: Galatasaray
Sevdiği Sporlar: Futbol, Basketbol vs.
Yaptığı Sporlar: Hiçbiri (Oldukça beceriksizimdir bu konuda)
Hobileri: Bilgisayarla ilgilenmek [başhobi], müzik dinlemek, gezip tozmak, tiyatro, sinema, yüzmek
Fobileri: Yılan
Kız Durumları: Sevgilim olmadığını bütün forum biliyor zaten
Forumsal
En Çok Takıldığı Bölüm: TF LakLak
Diğer Favori Bölümleri: Yeni Mesajlar


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
Forumda Bursa'dan çok kişi var.

bu kadar kısa bir anlatıma bile oldukça çok şey sığdırmışsın.. bebekken çok yakışıklıymısın..
askerliği de beraber bir arada çıkartırız herhalde.. ocak değil ama kasım-aralık gibi gidiyorum bende..




