• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    melusina adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2005
    Mesajlar
    525
    Karizma Gücü
    0

    Atatürk'ün Ankara'daki son günü

    ATATÜRK’ÜN ANKARA’DAKİ SON GÜNÜ

    26 MAYIS 1938 - PERŞEMBE

    KENDİ ADINI TAŞIYAN BULVARDA:

    Atatürk Bulvarı’nın ortasındaki kestane ağaçları yemyeşil olmuştu. On dört yaşındaki Reşat Önat hem okuyor, hem de Kocabeyoğlu Pasajı’nın az ilerisinde, şimdi Çocuk Esirgeme Kurumu binasının bulunduğu köşede, dayısı Hilmi Öz’ün, Ankaralıların uğrak yeri olan Özen Pastanesi'nde çalışıyordu. Kimi zaman kasada duruyor, kimi zaman da arkadaki - sonradan adı İzmir Caddesi olarak değiştirilecek - Uçar Sokak’ta, arkadaşlarıyla top oynuyordu.

    Genç Cumhuriyet’in, genç başkentine devletin idaresi için bir kültür göçü olmuş, Ankara ülkenin dört bir yanından aileleriyle gelen memurlarla dolmuştu. Doğal olarak Ulus artık konut açısından yetersiz kalmış; yepyeni bir yerleşim alanı olarak küçük şirin evleri, muntazam sokakları, yemyeşil parkları, geniş bulvarı, tek tük arabaları, yepyeni dükkanlarıyla Yenişehir semti oluşturulmuştu.

    Özen Pastanesi, sıradan vatandaşından, bakanlarına kadar birbirini tanıyan, yolda selamlaşan, tertemiz giyimli Ankara’nın yeni sakinlerinin sık sık uğradıkları işlek bir pastaneydi. Şoförleri değil, bakanların kendileri alış veriş ederlerdi. 25 Ekim 1937’de başbakan oluşundan on gün sonra, Celal Bayar da bizzat Özen’e gelmiş, gelişi Ulus Gazetesi’nde haber olmuştu.

    Kimi öğlen, küçük Reşat kasada durur, müşteri yoğunluğundan babasının telefonuna dahi bakamazken; kimi gece yarısı Özen kapanırken de, hem Vali, hem de Belediye Başkanı olan Nevzat Tandoğan, dışarıda kestane ağaçlarının sulanması işini gizlice denetler; kaytaran işçileri, elindeki bastonuyla fena halde haşlardı. Aynı Vali Tandoğan, şehrin umumi tuvaletlerini de bizzat teftiş ederdi.

    O, şehrin gözü gibi bakılan kestane ağaçları, ileride bulvarın genişletilmesi amacıyla bir gece içerisinde kesiliverecek, sabah bulvardan geçen Ankaralılar arazözlerden tenekelerle su taşınarak büyütülmüş ağaçlardan geride bir küçük dal dahi göremeyeceklerdi. Kestane ağaçlarının kesilmesi de, semte adını verecek havuzlu – parklı tepesinde ay’lı Kızılay Binası’nın yıkılması da, bulvar tarihinin hüzünle hatırlanacak olaylarındandı.

    Özen Pastanesi’nin yanında Vehbi Koç’un dört katlı bir binası vardı. Bu binanın ikinci katında pastanenin iyi müşterilerinden, Celal Bayar Kabinesinin Milli Müdafaa Vekili Saffet Arıkan ikamet etmekteydi. 1938 yılında, devletin bir bakanının telefonuna, adı ve soyadından Ankara Telefon Rehberi’nden ulaşılabilmekteydi. Saffet Bey’in numarası 6207’ydi.

    26 Mayıs 1938 Perşembe günü ikindi, tam devlet dairelerinin dağılma saatiydi. Ankara’nın o zaman sanki daha kurak, daha sıcak yazı daha başlamamış, Ankara daha boşalmamıştı. Pastaneye o bölgenin emniyetinden sorumlu 1. Şube taharri memurlarından Cemal Bey geldi; küçük Reşat’a, dayısı Hilmi Öz’ün nerede olduğunu sordu: Bir “misafir” gelecekti.

    Bir koşuşturma oldu – gelecek misafir Atatürk’tü.

    Saffet Arıkan hastaydı ve Atatürk eski arkadaşına geçmiş olsun ziyaretine gelecekti.

    Atatürk, Koç’un binasının önünde yaveriyle aracından indi ve binaya ilerledi. Aslında Adana – Mersin gezisinden daha iki gün önce dönmüştü ve kendisi de hastaydı. Hastalığı 30 Mart 1938’de, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nce de resmi bir bildiri ile açıklanmıştı.

    Daha sonra Cemal Bey, Reşat Önat’a anlatmıştı;

    Atatürk çok halsizdi ve merdivenlerden ikinci kata çıkarken çok zorlanmıştı. Çevresindekilere:

    - Biliyorum bu bina Vehbi Koç’un; ona söyleyelim de buraya bir asansör yaptırsın demişti.

    Daha sonra yatmakta olan Saffet Arıkan’ın yanına gidip oturmuş ve sohbete başlamıştı. Asansörün olmayışının şikayetini ona da yapmıştı.

    Atatürk her bakanına özel “Limoges” kahve fincanı armağan ederdi. Ani bir ziyaret olduğu için kahve yapacak adam yoktu. Özen’e haber ve özel fincanlar gönderilmişti – kahve yapılması isteniyordu. Bir de garson istenmişti. Garson Özen’in kısa boylu, sarışın garsonu Yusuf olacaktı.

    Cemal Ağabey’i Reşat’a:

    - Hadi sen de gel, belki sen de içeri girersin demişti.

    Cemal Ağabey, Yusuf ve Reşat kapının önüne geldiklerinde Yusuf’un eli ayağı titremeye başlamış, bunun üzerine Cemal tepsiyi Yusuf’un elinden alıp Reşat’a uzatmıştı.

    Reşat’la birlikte içeriye girdiklerinde Reşat Önat hiç karşıya bakamıyordu. Kafası önüne eğik ilerliyor, Atatürk’ün yanına geldiğinde Atatürk sohbetini kesip Reşat’a bakıyor ve parmağıyla işaret ederek:

    - Gel çocuk diyordu.

    Kahveyi alıp koyarken Reşat hala Atatürk’ün yüzüne bakamıyordu. Zaten Özen’in müşterisi olan Saffet Arıkan, Reşat’ı çok iyi tanıdığından haline kıs kıs gülüyordu.

    Ve Ata’nın yüzünü gördü; yüzü balmumu gibiydi, hasta olduğu belliydi.

    Sonra Reşat yavaş yavaş geri çekildi – adet üzerine kapıda beklemeye başladı. Atatürk döndü:

    - Git çocuk dedi.

    Reşat Önat dışarı çıktı – sanki bir rüyadaydı.

    Atatürk, on on beş dakika sonra dışarı çıktı; yine zorlukla merdivenlerden aşağıya indi.

    Bu halsizlik Atatürk’ün bir asansöre ne kadar gereksinimi olduğunu ortaya çıkarmıştı. Bu yüzden o yaz Hipodrom’daki geçit alanına bir ek bina yapılacak; 29 Ekim törenlerinde Atatürk’ün çıkabilmesi amacıyla içine bir de asansör konacaktı. Hatta o tarihe kadar iyileşemeyebileceği düşünülerek, halka moral olsun diye – geçit törenini ayakta izliyormuş görünümü verecek - özel yüksek bir koltuk imal edilecekti.

    Ancak 26 Mayıs, Atatürk’ün Ankara’daki son günü idi

    ve ne o asansörü, ne o koltuğu, ne olabilmeyi çok arzuladığı 29 Ekim geçit törenini, ne de Ankara’yı bir daha görebilecekti.

    Atatürk, kendi adını taşıyan bulvara çıktığında, beraberindekilerle; Özen Pastanesi’nin yanından hemen arkadaki Uçar Sokak’a geçti. Şimdiki Galatasaraylılar Lokali’nin olduğu yerde, bahçe içindeki bir evde oturan ve o da çok hasta olan, Özen Pastanesi’nin müşterilerinden İktisat Vekili Şakir Kesebir’e ziyarete gitti.

    Daha sonra da yapımı 30 Ocak 1937’de bitmiş olan Ankara Tren Garı’na gidildi. Vedalaşıldı ve trenle sevgili Ankara’sından Balıkesir’e hareket etti. Oradan da Bandırma üzerinden vapur ile İstanbul’a gidecek, tedavisine Savarona Yatı'nda devam edilecekti.

    Gidiş, o gidiş oldu.

    Aynı gara bir daha; 20 Kasım 1938 Pazar günü, saat 10:00’da, bir şehir, bir ulus ağlarken, Türk Bayrağı’na sarılı olarak gelebilecekti.


    ** ** **

    Ve aradan yıllar geçiyordu;

    2005 yılına gelindiğinde yaşlı Reşat Önat, Vehbi Koç’un dört katlı binasının yerine yapılan kocaman binanın altında bulunan Koçbank şubesindeydi.

    Bütün hatıralar yeniden canlanırken, yaşlı bedeni ile merdivenlerden güçlükle bankanın ikinci katına çıkıyordu.

    İşlemleri bittikten sonra yine merdivenlerden aşağıya indiğinde, duvarda asılı Vehbi Koç’un gülen yüzlü fotoğrafına bakıyor ve çevresindeki gençler garip garip ona bakarken yüksek sesle:

    - Eee, Vehbi Amca; sen daha hala asansörü yaptırma... diyerek tebessüm ediyordu.
    Bu mesaj en son " 01.08.05 " tarihinde saat 22:23 itibariyle AlpeR tarafından düzenlenmiştir... Neden: metin düzenlendi
    Dünya yuvarlak.Hayat da öyle.En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın.Nerden baktığına bağlı.Nerede doğduğuna.Dogdugun yerden ne kadar uzaklaştığına bağlı.Elindeki şişede ne kadar hayat kaldığına bağlı.

    “Gün olur..gelecek bir gün kalmaz artık..
    Eınsteın güler uzayın bir yerinden..
    Zamanlara sinekler üşüşür..
    Ve seni anlamaları, insanların
    Beklenti senfonisine dönüşür..”

    İlhan İrem

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    27-02-2005
    Mesajlar
    6
    Karizma Gücü
    0
    çok güzel arkadaşım. paylaştığın için teşekkür ederim.

    bilmediğim şeyler öğreniyorum senin gibi arkadaşlar sayesinde.

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    06-11-2004
    Mesajlar
    1,916
    Karizma Gücü
    0
    hey gidi koca yigit heeey
    ARSI Heryerde, Bitmez"
    ARSI TürkForum"

    '' SSST AKILLI OL Ç@RSI BURDA!!! ''

  4. #4
    wrmaster adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-06-2005
    Mesajlar
    163
    Karizma Gücü
    0
    Gerçekten çok saol güsel bi hikaye

  5. #5
    AriSStoKRat adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-07-2005
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    Nur içinde yatsın İzindeyim ATAM.
    Turkiye Soykırım Yapmıştır Diyenleri Kınıyorum!
    Ben de! Kınıyorum Diyorsan TIKLA!!!





  6. #6
    MAGNIFICIENT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-08-2005
    Mesajlar
    943
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Atatürk'ün Ankara'daki son günü

    Ankaranın taşına bak
    Gözlerimin yaşına bak
    Uyan uyan Gazi Kemal
    Şu feleğin işine bak
    Sen Türk'ü Türk yurtlarını koru !..
    “ Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran millete ırk ve din ayırmaksızın Türk milleti denir. ”

    Mustafa Kemal Atatürk



    TürkYaşam.com Atatürkçü Çalışma Topluluğu






    Türkiye Soykırım Yapmıştır Diyenleri Kınıyorum!




    T Ü R K İ Y E C U M H U R İ Y E T İ N İ N S E K S E N ÜÇÜNCÜ Y I L I

  7. #7
    hotchocolate adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-07-2005
    Mesajlar
    671
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Atatürk'ün Ankara'daki son günü

    çok tesekkürler.büyük Atatürk...nur içinde yatsın

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    10
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Atatürk'ün Ankara'daki son günü

    GÜzel Bİr Yazi Saol

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    94
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Atatürk'ün Ankara'daki son günü

    merhaba arkadaşlar, güzel paylaşım bu vatan için başta ulu önder Atatürk ve tüm silah ve gaye arkadaşlarına ve kahraman mehmetçiğe selam olsun; ki onlar canlarını kanlarını ve sıhhatlerini hiç düşünmeden vatan için feda etmişlerdir.N E MUTLU TÜRKÜM DİYENE. herkese saygılar.

  10. #10
    shadowreloaded adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-09-2005
    Mesajlar
    20
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Atatürk'ün Ankara'daki son günü

    Bu ülkenin taşında toprağındasın sen ATAM. Kimse vatanımın bir karış toprağına el uzatamayacak. Sen sadece ulusal bayramlarda ve 10 Kasım törenlerinde hatırlanmayacaksın, her zaman yüreğimizdesin ATAM. SENİ Hİ&#199İR ZAMAN UNUTMAYACAĞIZ.
    ReD

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •