• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    29-07-2005
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma hayatta ogrenilenler

    dünyanın benim etrafımda dönmediğini, sevgimi dile getirmem gerektiğini, bunu yapmanın dünyanın en zor işi olmadığını, sadece sevgililere değil, anneye, babaya, anneanneye de "seni seviyorum" demenin "iyi geldiğini", her sabah güne "yaşasın! yeni bir gün!" diyerek, bunu yürekten söyleyip taaa içinde hissederek başlamak gerektiğini, hayatın sürprizlerle dolu olduğunu, buna mukabil "beklenmedik"diye bir şey kalmadığını, yaptığım her şeyden sorumlu olduğumu, gülümü benim kılanın ona verdiğim emek olduğunu dstluğun hayattaki en büyük hediye değil, en zorlu sınav olduğunu, beni anlayacak insanların beni ilk onbeş dakika içinde anladığını, diğerlerininse asırlar boyu didinsem de anlayamayacağını, dostlarımı kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapmak gerektiğini, geri dönüşü olmayan tek yitirmenin dostluk mertebesine ulaşmış bir ilişkiyi yitirmek olduğunu, bununla birlikte, "yapma"nın geri dönüşü olmayan bir şey olduğunu, dönülen noktanın başlangıç noktası olamayacağını, iyi bir yemeğin yerinin doldurulabileceğini, iyi bir uykununsa benzersiz olduğunu, asla yerinin doldurulamayacağını, yüreğini ortaya koyduğun bir dostluğun da aynen iyi bir uyku gibi ikame edilemez bir gereksinim olduğunu, aşkın geçici olduğunu, yine de peşinden koşmanın dünyadaki en kaçınılmaz dürtülerden biri olduğunu, "aşk bitince sıcacık bir sevgi kalır "sözünün zaman zaman bütünüyle yersiz olduğunu, buna güvenerek her aşkı tüketmemek gerektiğini, hatta her şeyi koklamamak, her şeyi tatmamak, her şeyi ellememek gerektiğini, merakın başka türlü de giderilebileceğini, merak etmenin en temel zaafım olduğunu, fakat bundan sıyrılırsam hiç ilerleyemeyeceğimi, bazı insanların "pa bend-i terakki" olduğunu, bazılarının ben yükseleceğim diye ödünün koptuğunu, her başarıma sevinen tek kişinin sadece annem olduğunu öğrendim.

    hayatı paylaşmanın su kadar temel bir ihtiyaç olduğunu, ancak başarılamazsa bunun dünyanın sonu olmadığını insanları memnun etmenin hemen hemen imkansız olduğunu, bunun için didinmenin son derece yıpratıcı olduğunu; işte bu nedenle memnun olur olmaz bunu dile getirmek gerektiğini, açık yüreklilikle söylenen kötü sözlerin riyakarlıkla düzülen övgülerden daha değerli olduğunu, dürüstlüğün yadırgansa da vazgeçilemez olduğunu, yalancının mumunun yatsıya kadar bile dayanmadığını, her işin iyi yapılmayı hak ettiğini, beceremeyeceksem üstlenmemeyi, hayır demeyi, yanıt evet ise de bunu taa içten söylemeyi, yazdıklarımın kaldığını, söyledikleriminse uçtuğunu, uçurtma uçurmayı, elma şekeri sevmenin yaşı olmadığını, sabır, sükunet, sebat ve hırstan arınmış bir azmin bileşkesiyle çalışıldığında her şeyin başarılabileceğini, böyle başarılmış şeylerin doğal yeteneklerin kullanılmasıyla başarılmış işlerden daha tatmin edici olduğunu, sözle kalp kırmanın çok kolay olduğunu, sözle gönül almanınsa yetersiz kaldığını, bir tek dalın bin şiirden çarpıcı, sımsıkı bir sarılmanın bin teselliden etkili olduğunu, sabırla koruğun helva, dut yaprağının atlas olabileceğini, gökyüzünün mavi, denizin mavi olduğunu, benimse kırmızı olduğumu öğrendim.

    yılların onbeşinden sonra boşa geçmediğini, ve yerçekiminin etkisini, ve zamanın izlerini ve olgunlaşma denen durumun gerçek nedenini öğrendim. göz pınarlarıma dizildikleri zaman o incileri dökmekten kaçınamadığımı, söyleyeceklerimi dolandırmadan öylece, olduğu gibi söylemeyi, güven duyabilmek için güven vermek gerektiğini, başlangıçta hesapsız davranmanın her türlü ilişkiyi sıfır noktasına indirebileceğini, sevdalanmanın an meselesi olduğunu, sevdalanmışlığı sürdürmeninse emek, zaman, istek ve dayanak gerektirdiğini, benimle mutlu olan insanların, bensiz mutsuz olmasının çok tehlikeli olabileceğini, beni mutlu eden insanlarınsa yalnızlığıma ortak olamayabileceklerini, mutluluğun sürekli bir hal olmadığını, çalışmanın her şeye iyi geldiğini, ağzımda kekre bir tad bırakacağından en ufak şüphe duyduğum, fakat son derece lezzetli olduğunu önceden bildiğim şeyleri, muz gibi mesela, yine de yemenin bana artık iyi gelmediğini, bununla birlikte, tedbirlerle yaşanmayacağını, hareketlerimi kısıtlayan giysilerden nefret ettiğimi, böyle şeyler giyince huysuz ve aksi biri olduğumu, ukalalığın, hakkıyla yapanlarda iyi durduğunu, öyle sanıldığı kadar korkunç bir şey olmadığını, bilginin insanları farklılaştırdığını, eğitimin yücelttiğini, görgünün bağıl bir şey olduğunu, tatlı dilin, evet, yılanı deliğinden çıkarabileceğini, insanları koşulsuz sevmenin mümkün olduğunu, bağımlılığın her türünün insanı zayıflattığını, sertliğin de bir o kadar güçten düşürücü olduğunu, sözün gümüş, sükutun altın olduğunu, sakinliğin en büyük erdemlerden biri olduğunu, fakat bunları bir türlü hayatıma yerleştiremememin zayıflıktan değil mizaçtan kaynaklandığını, her durumda yapılabilecek bir şey bulunduğunu, yaşamın ve dünyanın üstesinden gelebilmek için neşeli olmanın şart olduğunu, yapmak istediklerimle yapmak zorunda olduklarım/ kaldıklarım/ bırakıldıklarım arasında bir denge kurmamın şart olduğunu, bu kılıçta yürürken ayağımı kesmeden, kılıçtan düşmeden yoluma devam etmem gerektiğini öğrendim.


    ekşi sözlükten çok sağlam yazan kardeşin eli dert görmesin

  2. #2
    mcc
    mcc çevrimdışı
    mcc adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-04-2005
    Mesajlar
    144
    Karizma Gücü
    0
    Yazı için teşekkürler, yazının kaynağını belirttiğin için ayrıca teşekkürler.
    Atatürkçülüğün düşmanları, sıra size de gelecek.
    Mustafa Kemal Atatürk


    Vakti istibdatta söz söylemek memnu idi;

    Ağlatırdı, ağzını açsan hükümet mananı.

    Devr-i hürriyetteyiz şimdi, değişti kaide;

    Söyletirler evvelâ, sonra, s….ler ananı!...

    Şair EŞREF

  3. #3
    cylmz35
    Ziyaretçi
    bırakıldıklarım arasında bir denge kurmamın şart olduğunu, bu kılıçta yürürken ayağımı kesmeden, kılıçtan düşmeden yoluma devam etmem gerektiğini öğrendim.


    paylaşımın için sağol.. çok güzel bir yazı..

  4. #4
    paladin_api adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-07-2005
    Mesajlar
    134
    Karizma Gücü
    0
    iyi yaptın..

  5. #5
    kam
    kam çevrimdışı

    Kayıt Tarihi
    27-06-2005
    Mesajlar
    49
    Karizma Gücü
    0
    çok sağol gerçekten esaslı bir yazı
    Hayat bir bestedir ve hayatta kişiyi önemli yapıp ilerleten şey o kişinin kendi bestesini yapmasıdır
    ultrAslan
    HeRyeRdeyiZ
    MALATYA

  6. #6
    ŞAHSUVAR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-04-2005
    Mesajlar
    1,822
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı mcc tarafından gönderildi.
    Yazı için teşekkürler, yazının kaynağını belirttiğin için ayrıca teşekkürler.
    ayrıca yorum yapan arkadaslara,bıze bu fırsatları veren turk foruma,ayrıca makıneme,ayrıca parmak uclarıma,ayrıca herkese,sonrasında okuyup yorum yapan arkadaslara da tesekkur edıyorum......

  7. #7
    Prince Of Pain adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    3,590
    Karizma Gücü
    0
    Bana göre hayattaki en önemli öğreti asla kimseye fazla güvenmemektir. Allah'tan başkasını dost bilme ve sadeceona güven!


    Sözde değil, özde melankolik!

    **********


    Büyük randevu...
    Bilsem nerede, saat kaçta?
    Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?

    NFK

    **********


    Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.
    Normal insanlar sonuçları tartışırlar.
    Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    03-07-2005
    Mesajlar
    90
    Karizma Gücü
    0
    Güzel YAzı SAĞOL.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Annelermiz hayatta iken .....
    2005 Konuları bölümünde KaOs__64 tarafından açılmış
    Yanıt: 8
    Son Mesaj: 07.02.05, 22:47

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •