• Reklam
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    İRONİ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-06-2004
    Mesajlar
    244
    Karizma Gücü
    0

    Mine Kırıkkanat..

    Kırıkkanat ın 27.07.2005 tarihinde yayınlanan yazısı

    Halkımız eğleniyor

    Dünyayı harmanlayan her Türk, sanırım İstanbul Atatürk Havalimanı'yla gurur duyar. Pek çok Batılı benzerinden bile daha modern bu altyapı, Türkiye'nin 'Arap olmayan' yüzünü ağartmaktadır. Öyle ki, geçen yıl turistik bir Mısır turundan Paris'e dönerken İstanbul'da aktarma yapan bir Fransız arkadaşım, 'Aradaki farkı sana anlatamam,' demişti. 'Kahire havalimanından sonra Atatürk'e inince, hepimiz uygarlığa kavuştuk diye sevindik. Avrupa, Atatürk Havalimanı'nda başlıyor!'

    ÖVe bitiyor, sayın seyirciler. Mevsimlerden yaz ve bir pazar günü, Atatürk Havalimanı'ndan Türkiye'ye giriş yapan insan, 'sahil yolu'ndan geçmek gafletine düşerse, ne denizi görür, ne havasını alır, kendisini devasa bir mangalda bulur, pişmese bile tütsülenir. Belediye, halkımıza hizmet yarışında Sahil Yolu'nu bir güzel çimlemiş ve sanırım, üzerinde yürürler, oynarlar ya da en fazla yatarlar, sanmıştır. Çünkü Türk'ün mangal tutkusuna, zaten Belgrad Ormanları, Çamlıca tepeleri ve daha pek çok yeşil alan feda edilmiştir. Buralarda, ağaçlar füme dil, yapraklar dallar közlenmiş patlıcan görünümü arz etmekte, dağları taşları saran kebap dumanı 'Keşke çiğ yeseler' dedirtirken, kesif et kokusu yamyam olmadıklarına hayıflandırmaktadır.

    Sahil Yolu'nda ise, kilometrelerce uzunluktaki çim alan kenarından geçen arabalardaki seyircilerin görüş zaviyesinde olduğundan, manzara da mangal düzeyindedir : Don paça soyunmuş adamlar geviş getirerek yatarken, siyah çarşaflı ya da türbanlı, istisnasız hepsi tesettürlü kadınlar mangal yellemekte, çay demlemekte ve ayaklarında ve salıncakta bebe sallamaktadırlar. Her 10 metrekarede, bu manzara tekrarlanmakta, kara halkımız kıçını döndüğü deniz kenarında mutlaka et pişirip yemektedir. Aralarında, mangalında balık pişiren tek bir aileye rastlayamazsınız. Belki balık sevseler, pişirmeyi bilseler, kirli beyaz atletleri ve paçalı donlarıyla yatmazlar, hart hart kaşınmazlar, geviş getirip geğirmezler, zaten bu kadar kalın, bu kadar kısa bacaklı, bu kadar uzun kollu ve kıllarla kaplı da olmazlardı!

    Atatürk Havalimanı'ndan sonra, mevsimlerden yaz ve pazar günleri, Sahil Yolu'nda Arabistan bile değil, Etiyopya'nın ete doymuş hali, 'Etobur İslamistan' başlıyor, sayın okurlar. İstanbul olmayan ne varsa, İstanbullu olmayan kim varsa orada: Son beş yılda 4.5 milyon artıp, 3 milyonu İstanbul'a akan nüfusun güruhu çimde etleniyor pazar günleri.

    Tabii ki onların da eğlenmeye, dinlenmeye hakları var. Ama burada mı, böyle mi ?

    Halkımıza hizmet yarışındaki belediye, İstanbul'un Anadolu yakasında, Şaşkınbakkal'dan Fenerbahçe'ye uzanan bir kumsal şeridi yarattı bu yıl. Maksat, Caddebostan'ın nostaljik plaj kültürünü canlandırmak, hatta yayıp uzatmak. Sonuç gerçekten güzel oldu : Yeşil alanından kumsalına, şezlonglarından şemsiyelerine Cote d'Azur'u andıran bir düzenleme yapıldı. Zaten sonuç güzel olduğu için başarısı paylaşılamıyor, Kadıköy Belediyesi ben yaptım diyor, İstanbul Büyük Şehir hayır, ben yaptım. Her neyse, açılışı Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, mankenler eşliğinde denize girerek yaptı. Ne var ki 1930'ların Caddebostan plajı modernitesini akla getiren açılıştan yalnızca bir gün sonra, 2005'in realitesi teslim aldı kumsalı, yeşil alanı ve sunulan tüm hizmetleri : Ümraniye plaja indi. Bırakın mayoyla denize girmek, sahilde laf atılmadan yürümek imkânsızlaştı. Tesettür anaları kumsalda mangal yeller, babaları don paça yatarken, irili ufaklı danaları da pamukludan dalgıç tulumlarıyla suda cıp cıp yapıyorlardı. Açılışın ertesi günü konulan mangal yasağı bir işe yaramadı, yalnızca iki gün sonra oturulsun diye halkımızın hizmetine sunulan tahta banklar, parçalanıp yakılmış, daha doğrusu mangala odun yapılmıştı. Şimdi bu sahillerde sabah yürüyüşleri yapan 'creme de la creme' Kadıköylüler, İslamistan varoşlarının işgal ettiği denizlerine ve kumsallarına bakıyor, lanet yağdırıyorlar halkımıza 1 milyon karşılığında plaj hizmeti sunan belediyelere. Ben de kendilerine sormak isterdim : Neredeydiniz o varoşlar oluşurken, hangi partiye girip kaliteli sesinizi, dünya görüşünüzü duyurmaya çalıştınız, ne kadar ilgilendiniz politikayla? Gecekondular denize inmez, eşkiya sizin yolunuzu DA kesmez mi sandınız?
    There’s so much left to learn, and no one left to fight
    Çok şeyi var şimdi insanın,ama mutluluğu azaldı.
    if it doesn t kill you then it makes you stronger

  2. #2
    Sky.Walker adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-12-2004
    Mesajlar
    578
    Karizma Gücü
    0

    Kızgın

    ben senin yerinde olsam 'ilginç' yerine başka sıfatlar seçerdim..

    sanırım "beyaz türk" kavramının çok daha ötesinde görüyor bu insanımsı kendini.
    Türkiye'yi ve türkleri hiç sevmediği belli. Türkiye nüfusunun büyük bir çoğunluğunu
    oluşturan bahsettiği kişilere insan yerine başka yakıştırmalarda bulunmuş. sözü daha
    fazla uzatmadan noktalayayım yoksa ellerime hakim olamayarak beni forumdan atılmaya
    götürecek şeyler yazabilirim.
    » 80ler Kulübü ! «
    80lerin unutulmazları BURADA
    BYE BYE TÜRKÇE BİRLİĞİ
    MSN muhabbetini MSN'de yapalım. LÜTFEN!...

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    09-12-2005
    Mesajlar
    5
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Mine Kırıkkanat..ilginc bir yazi

    aslında anlatmak istedikleri yazdıklarından daha derin
    tamam kabul, bu yazısının bazı satırları hakaretvari
    ama ciddi tesbitleriyle kor goze parmak sokan sivridilli sozunu esirgemeyen bir yazar.
    radikalden kovulmasına sebeb olsa da geri adım atmadığı için takdirimi kazanmıştır

  4. #4
    syhgndlf adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    1,628
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Mine Kırıkkanat..ilginc bir yazi

    ziyadesi ile faşist bir yazı
    MEHMEDİM

    Gayrı anlatılmaz bu savaş bence
    Dağ taş konuşmuştu kendi dilince
    Hücum diye bir ses duydum ilk önce
    Sonra allah allah dedi mehmedim

    Ne ana ne sıla ne yar hayali
    Bir gör mehmetteki kükremiş hali
    Kırpmadı gözünü yağmur misali
    Mermi yedi havan yedi mehmedim
    Can askerim

    Öyle bir iman öyle ihlaski
    Secde eder cümle can ve bitki
    Bir temmuz akşamı allah şahitki
    Şaha kalkmış vatan idi mehmedim

    Bu akşam yıldızlar saramış gibi
    Tepeler titreşir hava kış gibi
    Bir dağın sırtında dağ varmış gibi
    Omuzlamış bir mehmedi mehmedim
    Can askerim



    Mesaj SAYIM =1903

  5. #5
    Misafir vadigar adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-01-2005
    Mesajlar
    854
    Karizma Gücü
    0

    Cevap: Mine Kırıkkanat..ilginc bir yazi

    mine hanım paris in şanzelizesinden başka yerlerinde dolaşmadığından her yerde şanzelize fenomeniyle hareket ediyor...bir arka sokaklarında dönen rezilliğin yanında sahil yolu çok mümbit kalır...
    ayrıca yüzyılın başındaki lümpenlerden ne farkı kalıyor ileri geri milletini eleştirmekle...

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    19-01-2005
    Mesajlar
    5,532
    Karizma Gücü
    0
    Komplo



    Gayrimeşru ve gizli bir gücün, kitleleri manipüle etmek üzere uygulamaya koyduğu eylem planına komplo denir. Bu eylem planı, gizli güç örgütlenmesinin yoktan var ettiği suçlamaların önce gayrimeşru kaynaklan kullanarak yayılması, ardından hedef alınan kişi ya da kurumların güya meşru yollardan kovuşturulması, en azından kamuoyu vicdanında mahkûmiyeti ve sonuç olarak etkisizleştirilmesi düzenini izler.

    Siyasal, sosyal ve psikolojik olarak üç kanaldan yürütülen "komplo" düzeni, dünya literatüründe yukarıda verdiğim açıklamayla tanımlanır, benim icadım değildir.

    Türkiye'de, Org. Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanı olmasını önlemeye çalışan odaklar, işte böyle gayrimeşru ve gizli bir örgütlenme, başlattıkları yıpratma kampanyası da ülkeye yan ve yön değiştirtmeyi amaçlayan derin düşünülmüş, hesabı kitabı yapılmış, ince işlenmiş, geniş çaplı bir büyük komplonun parçasıdır.

    Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın niçin Genelkurmay Başkanı olarak istenmediği, internet ortamında hakkında yayılan uyduruk tarihçenin "etnik komplo" niteliği ve üzerine salınan savcının niceliği birlikte ele alındığında, komplocu örgütün yalnız kimliği değil, hiyerarşisi de açığa çıkmaktadır!

    Bu örgüt nebulasının, Türkiye'nin sivil yönetiminin yanısıra, ordu gücünü de avucuna almak istediği açıktır.

    Halen Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün görev süresinin uzatılması ya da cumhurbaşkanı adaylığı nedendir bilinmez, komplocu örgütün tercih ettiği bir opsiyon.

    Bu opsiyonda, belki de 2005 yılında ordudan irticai faaliyetler dolayısıyla ihraç edilenlerin sayısının tarihteki en düşük düzeyde tutulması, sanki orduda irticanın kökü kazınmış gibi, hepi topu 4 kişinin TSK'dan uzaklaştınlmasının "şükran" payı vardır, kimbilir... Belki de Sayın Org. Hilmi Özkök'ün orucunda niyazında, etliye sütlüye
    karışmayan kişiliğinin.

    Org. Büyükanıt hakkındaki suç duyurusu neye dayandırılmaktadır?

    Şemdinli olaylarında, suikastçı olmakla suçlanan bir astsubayın geçmişine ilişkin, iyi intiba belirtmesine.

    Hukuki süreci bir yana bırakacak olursak, Şemdinli olaylarında, benim de mantığını çözemediğim bir tuhaflık var ve daha önce yazmıştım: İster militer olsun, ister paramiliter ya da sivil, dünyanın en beceriksiz gizli servisi, dünyanın en zekâsız ajan ve provokatörleri bile, suikast yapılacak hedef ya da provokasyon yapılacak mekâna, elinde emir, yanında planla gitmez!

    Bilmiyorum elinde suikast planı, yanında emir, cebinde gizli servis çetelesiyle yakalanan "suikastçı"ya, dünya literatüründe ne denir?

    Şemdinli'deki olayların "neye" dönüştüğüne bakarak, kime yaradığı, hangi amaca hizmet ettiğini görmek zor değil.

    Görmek için bakmak gerek. Ve Şemdinli bağlamında sonuçların kime yaradığına bakmak, kimin yaptırdığını da görmek olabilir.

    Ne TSK'ya, ne de Org. Büyükanıt'a yaradığı ortada.

    Ama Org. Büyükanıt'ı yıpratmak için başlatılan kampanya, sözünü ettiğim komplonun kendisi değil, sadece parçası. KanalTürk'ün yayınladığı tarikat evleri, kaçak Kur'an kurslarında öğretilen "Çanakkale savaşını asker değil, evliyalar kazandı" teması, bir başka parçası. Kavşak açma törenlerinde, "Araplardan niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz, ne yaptı bu Araplar size?" haykırışlanyla Türk askerini arkasından vuranları "rehabilitasyon" çabalan... Ders kitaplarında Atatürk'ün adını, nedense pek sık unutmak... Ama annesinin başı bağlı fotoğrafını sık sık kullanmak... Kısaca gerçek tarihi unutturarak "iyi saatte olsunlar"ın karıştığı sahte bir tarih yazmak, hep o büyük komplonun yapı taşlan.

    Varın siz koyun, mimarlık bürosunun adını.

    07.03.2006

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Çılgın Türk'ü beklerken(Mine G. Kırıkkanat)
    2005 Konuları bölümünde maki tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 23.11.05, 16:50
  2. Ahmet Hakan Mine Kırıkkanat'ı silkelemeye devam ediyor...
    2005 Konuları bölümünde karahan tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 01.08.05, 15:33

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •