• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    devilangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2004
    Mesajlar
    304
    Karizma Gücü
    0

    ne kadar üzücü

    cumartesi günü (30 / 07 /2005) kanallar arasında zap yaparken bir kanalımızda Sean Connery ile röportaja deenk geldim seyretmeye başledım bir ara konu Connery'nin tarih kitapları okuduğundan bahsetti spiker de lord Kinross (yanlış yazmış olabilirim) 'un Atatürk kitabını okumanızı tavsiye ederim dedi. sean connery'nin cevabı okudum oldu okuma sebebi bir rus yönetmenin Atatürk ile ilgili b ir film çekmek istemesi ve sean connery 'e teklif götürmesi ... sonuç Baskılar Yüzünden Çekemedik.....Aynı bir kaç sene önce Banderas olayında olduğu gibi... Aynı, uzun müddet önce Kirk Douglas'ın çekmek isteyip aynı sebeplerden çekememesi gibi...Ve Sean Conery'nin dediği bir laf çok önemli sizin de destek olmanız lazımmmmmmmmmm....

    Gerçektende , Gandi 'nin, Ömer Muhtar'ın (çöl aslanı) , hitler'in , V.s. Filmleri oluyor ama Atatürk'ün filmi olamıyor ...

    sebep ... Ermeni , Yunan lobileri...

    niye ermeni lobileri karşı çıkıyor çünkü yeni kuşaklar kurtuluş savaşında yaşananları bilmiyor ( bizde dahil)... İyi bir Yönetmen Gerçek bir Seneryo ve İyi Oyuncular ile büyük bir prodüksiyon olursa ... Olabilecekleri düşünebiliyormusunuz...

    bence bir şekilde harekete geçip böyle bir film çekilmesi için mücedele etmeye başlamalıyız... Bu beki Girebildiğimiz Bütün Forumlarda Bu konuyu Açmak veya Tanıdığımız herkeze Mailler göndermek ve bu konu ile ilgil güçlü bir kamuoyu yaratmak olabilir...Sean Conery'in dediği gibi

    BİZİM DE ÇABA GÖSTERMEMİZ LAZIMMMMMM

  2. #2
    H.K.Ç adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-07-2005
    Mesajlar
    1,245
    Karizma Gücü
    0
    evet olabilir ben varım zaten benim en büyük hayalim istanbul'un fethinin böyle yüzüklerin efendisi gibi bir film olması
    Childe Roland came to the Dark Tower...

  3. #3
    devilangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2004
    Mesajlar
    304
    Karizma Gücü
    0
    konu ile ilgili olarak www.ajansspor.com forumda ve mynet panoda başılk açmış bulunmaktayım ve tanıdıklarıma mail gönderdim herkesten destek bekliyorum.... saygılarımla

  4. #4
    devilangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2004
    Mesajlar
    304
    Karizma Gücü
    0
    Dünya sinemasında Atatürk adayları






    Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı, 1951’den bu yana Hollywood için önemli bir sinema malzemesi oldu. Fakat Atatürk'ün ölümünün 60. yıldönümünde Hollywood sinemacılara hâlâ Atatürk’ü kimin canlandıracağına karar veremedi.



    Yirminci yüzyıla damgasını vuran liderleri beyazperdede canlandırmak, Hollywood'da moda olmuştu. Atatürk'ün savaşlarla, mücadelelerle geçen yaşamı sinemacıları etkilemişti. İlk olarak 1951 yılında, Hollywood'un tanınmış aktörlerinden Douglas Fairbanks Jr.'a teklif yapıldı. Hollywood, Atatürk filmi girişimleri için dönemin hükümetine başvurdu. Douglas Fairbanks, Türkiye’de devlet töreniyle karşılandı. Atatürk rolünü oynamaya hazır olduğunu bildirdi. Aktör, Amerika'ya döndükten sonra senaryonun yazılması sorun yarattı ve proje rafa kaldırıldı.


    Birkaç yıl sonra ‘‘Kral ve Ben’’ filmiyle büyük üne kavuşan Yul Brynner'a Atatürk rolü teklif edildi. Brynner, İstanbul’a geldi. Hilton Oteli'nin kral dairesine yerleşti.Atatürk'ü anımsatacak pozlar vermeye gayret etti ve birkaç gün sonra o da ülkesine döndü.Bir kez daha senaryo sorunu filmcileri engellemişti.


    Projeler tamamlanmadı


    ‘‘Yunanlı Zorba’’ filmindeki başarısı Anthony Quinn'in de Atatürk rolüne aday olmasını sağlamıştı. Meksikalı aktör, Atatürk rolü konusunda bir yorumda bulunmaktan kaçındı ve olay kapandı.


    Amerikalılar bir süre sonra Kirk Douglas'ı fahri elçi ve Atatürk rolüne aday olarak Türkiye'ye gönderdiler. Ünlü aktör eşiyle birlikte Türkiye'ye gelerek böyle bir filmde rol almayı onur saydığını açıkladı. Ama bu arada Atatürk filminin gerçekleşemeyeceği anlaşılmıştı. Daha sonra Charlton Heston'un adı geçmeye başladı. Ancak sinemacılar, Atatürk filmini diledikleri gibi çeviremeyeceklerini anlayınca bundan da vazgeçtiler. Son olarak genç aktör Antonio Banderas'ın Atatürk rolünü oynaması gündeme geldi. Genç aktör, önce bu teklifi kabul etti. Ancak Ermeni lobilerinden gelen tehditler üzerine Atatürk rolünü oynamayacağını açıkladı. Bu kez devreye ünlü aktör Kurt Russell girdi, ama bu proje de hayata geçirilmedi.



    kaynak : hurriyetim.com

  5. #5
    devilangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2004
    Mesajlar
    304
    Karizma Gücü
    0
    Sean Connery :Atatürk`ü oynamak istedim
    `Müthiş bir Atatürk hayranıyım. Onu canlandırma isteğim çok şiddetliydi. Ama aklıma yıllardan beri bu projenin nasıl baltalandığı gelince hislerime gem vurdum. Aslında Türkler`in yardımı olmadan bu film yapılamaz. Desteğiniz gerekir`




    Sean Connery`nin İstanbul`a geleceğini birkaç hafta önce öğrenmiştim.

    Dostluğunu daima davranışlarıyla kanıtlayan Esra Bereket, kendisinden hiç talep etmediğim halde dünyanın neresinde olursa olsun, beni arayıp gazetecilik iştihamı kabartan kişilerin adını saydıktan sonra benim namıma onlarla randevu aldığımı bildirir.

    Biliyorum, şimdi bu satırları okuyunca, ricalarına rağmen kendisinden bahsettiğim için beni azarlayacak. Ama Sean Connery gibi sadece kadınların değil, onu yıllanmış şaraba benzeten erkeklerin bile hayranlığını kazanan bir starın adım attığı her yerde tanınacağını o da biliyordu. Bu yüzden Hava Meydanı`ndaki emniyet görevlilerinden tutun, ne kadar VIP sorumlusu varsa sıkı bir çembere aldıkları Sean Connery ve eşini Esra Bereket`le bendenize teslim ettiler. O sırada açık olan televizyondan Londra`daki ikinci bombalamayı dinledikten sonra hemen kapattı. Kendisine eşlik eden görevlilerle resim çektirdi. Yoldaki trafikten ürküp geri dönmemesi için önceden ayarlanan çok şık bir dost motoruna bindi. Ve ayrılırken: "Yarın buluşmak üzere" derken kırk yıllık dost gibi sarılıp öptü.

    Ertesi gün, Esra Bereket`in evinde buluştuk. İlk sözü: "Ev sahibem öyle bir hediye verdi ki, iki saat ömrümde yapılan en iyi masaj yüzünden kendime zor geldim" diyerek özürler diledi.

    Sonra terasta karşılıklı oturduk son derece profesyonelce davranan Sean: (kendisine öyle hitap etmemi istedi) foto muhabirimiz Burak Kara`ya istediği kadar resmini çekebileceğini söyledi. O iş bitince, bana: "Hadi, sıra sende, sorularını dinliyorum" dedi.

    Mutlu ayrıldım
    * Agatha Christie`nin romanı "Doğu Ekspres Cinayeti" filmi için İstanbul`da kaldığınız iki aydan neler hatırlıyorsunuz?
    O kadar keyif almıştım ki... Buradan güzel anılarla ayrılırken çok kısa sürede dönmeyi hayal ettim ama maalesef olmadı. İkinci filmim: "From Russia With Love" ile tekrar Türkiye`ye geldim. Anadolu`dan başlayarak hemen hemen bütün sahillerde çekim yaptık. Sabah 5`te işe başlıyorduk. Ancak süratli motorlar bulamayınca çekimler aksadı. Vakit kazanmak için rejisöre İskoçya`ya gitmeyi teklif ettim. Tabii film zamanından önce tamamlandı. Çünkü İskoçya`da akşamları geç saatlere kadar ışık var.

    * İskoçya`ya aşkla bağlılığınızı kanıtlamak için kolunuza yaptırdığınız dövmeler filmlerinizde görüntü bakımından sorun olmuyor mu?
    (Sean kolunu hafifçe okşayarak) Hayır, çünkü onlar yaşamımdaki en önemli üç önemli şeyin sembolü: annem, babam ve İskoçya... Ara sıra film çevirirken onları kazıtmamı isteyenleri duymamazlığa gelir veya uzun kollu bir şey giyerim.

    Okulu bıraktım
    * İskoçya`nın İngiltere`den bağımsızlığını alması için verdiğiniz uğraşı dünya âlem biliyor. İngiliz hükümeti, çok geç de olsa size verdiği SIR unvanını aldığınız zaman İskoçyalılar`ın tepkisini çektiniz?
    Sesini dünyaya duyurabileceğimi bildiğim için şimdiye kadar tek bir kere kullanmadığım SIR unvanını kabul etmekte beis görmedim.

    * Törende İskoçyalılar`ın geleneksel kiltiyle (ekose kısa etek) Kraliçe`nin huzurunda eğilmek zor olmadı mı?
    Hayır, Kraliçe zaten bir platformun üzerindeydi; benim yerim de boyuma göre ayarlanmıştı, sizin anlayacağınız komik bir durum olmadı.

    * Bir işçi ailesinin iki oğlundan birisiniz. Geçirdiğiniz zor yaşama rağmen mutlu bir insana benziyorsunuz.
    Dokuz yaşımda okulu bırakmak zorunda kaldım. Bir altı arabaya doldurduğum süt şişelerini satarak eve para getiriyordum. 13 yaşımda Bahriye`ye girdim. Ülser hayatımı zehir etti, ayrıldım. Ufak tefek işler yaparken kendimi eğitmeye başladım. Bir öğretmenin bana adını verdiği kitapları okumaya, tarihi öğrenmeye başladım.

    * Bu nedenle mi adınızı vermediğiniz İskoçya Uluslararası Eğitim Vakfı`nı kurdunuz?
    Evet, genç veya yaşlı, eğitim almak isteyen herkesi destekliyor; danışmanlık veriyor. "Diamonds Are Forever" filminden gelen milyonlarca dolar bu proje için harcandı.

    * Hangi yıldızlarla ve yönetmenlerle çalışmayı tercih ettiniz?
    Spielberg`le çalışmak büyük zevktir.

    * Spielberg sizin için: "O sadece bir star değil, asrın en büyük starıdır" diyor. Terence Young`ın sizin ve sinemanın unutulmaz köpeği Lassie için söyledikleri için ne düşünüyorsunuz?
    (Gülüyor) Evet, onunla "Actiono The Tiger" filmini çekerken Lassie ile benim en laf dinleyen aktörleri olduğumu söyledi. Nedeni Lassie ile benim yıllar sonra bile hiç şımarmadan işimizi yapmaya çalışmamız. En beğendiğim ve çalışmanın en kolay olduğu yıldızlara gelince... Ursula Anderson ve Catherine Zeta Jones inanılmaz çalışkan ve başarılı bir sanatçı. Onbeş yaşında bale ve step dansında dehşetli yetenekliydi. Herkesten önce sete gelir; ona o kadar itimadım var ki, daima dialogların tekrar yazılmasında hep yanımda tutardım. Çünkü daima ne yapacağını bilirdi.

    Murdoch tekeli
    * Bu kadar güzel yıldızlarla yanyana çalıştığınız için size hep aynı soruyu sorduklarını basında birkaç kez okudum. Siz bir defasında: "Ömrümde hiçbir zaman birlikte oynadığım aktrislerle en ufak bir ilişkim olmadı" dediniz mi?
    Asla böyle bir şey söylemedim.

    * Kendi film şirketiniz vardı. Ama sizi hayli istismar eden Fox`la çalışmaya başlayınca uzun süre niçin onlara bağlı kaldınız?
    Şu sırada yapmak istediğim tek şey "Tarafsız Medya Birliği"nin danışma kurumunda İskoçya`nın bağımsızlığı için çalışmak. İskoçya`ya birsüre önce doksan gazeteci davet etmiştim. Sırf ülkemdeki gerçekleri görmelerini istemiştim. O gazeteciler: "Sean Connery nihayet basınla iyi geçinmenin gerekliğini anladı" diye yazdılar. O kadar üzüldüm ki, Murdoch`ı arayıp, bu yayını basında ve televizyona sokmamasını rica ettim. Yanıtı kısaca: "Benim kontrolümde değil"dir.

    Bush ve Blair dünya için büyük tehlike oluşturuyor
    * Bugün bütün dünyadaki basın patronları Mordoch`la ortak olmaya can atmıyor mu?
    Gandi ölünceye kadar Hindistan`da hiçbir yabancı ülkenin medyayı kontrol etmesine izin vermedi. Ve böylelikle onun yolunda yürüyenler sayesinde "The Indipendent" (Bağımsızlar) gazetesi yayınlanmaya başladı. Bence medyanın yabancılar tarafından ele geçirilmesi ülkelerin yararına olamaz.

    * Blair`le aranız nasıl?
    Başbakan olmadan önce tanıştığım zaman onu çekici, iyi konuşan bir hatip olarak beğenmiştim. Ama Bush`la beraber büyük bir tehlike oluşturuyor, hep daha ileri gitmeye başlıyorlar. Ama nereye kadar?

    Savaşların ruhunu konuşmak imkânsız. Savaşta düşmanın kim olduğunu bilirsin ama artık bilemiyorsun, çünkü her şey yer altında geçiyor.

    * İskocya özgürlüğüne kavuşursa orada yaşayacak mısınız?
    Sanmam. Çünkü orada da bütün medya İskoç olmayan insanlar, daha doğrusu Mardoch tarafından yönetiliyor. Bu nedenle hiçbir zaman İskoçya`da demokrasi olamaz. Siz de biliyorsunuz, ülkem tamamen Westminister tarafından yönetiliyor zaten.

    Mango`nun kitabını okudum Atatürk`ü anladım
    * Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?
    Müthiş bir Atatürk hayranıyım. Lord Kingros ve Andrew Mango`nun "ATATÜRK" kitaplarını okuduktan sonra onu canlandırma isteğim çok şiddetliydi. Ama aklıma yıllardan beri bu projenin nasıl baltalandığı gelince hislerime gem vurdum. Aslında Türkler`in yardımı olmadan bu film yapılamaz. Her şeyin hallolduğunu ve mekanların o zamanki duruma getirildiğini farzedelim... Belki bunlar sağlanabilir ama bazı insanların duyguları, örneğin Ermeniler`in daha önce yaptıkları gibi bu projeyi engelleyeceklerinden eminim...

    En ünlü James Bond
    25 Ağustos 1930`da İskoçya`nın Edinburg kentinde doğdu. Gençlik yıllarında tiyatroyla ilgilendi. Orduya katıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra İskoçya`yı dünya erkek güzellik yarışmasında temsil etti. James Bond filmleriyle bilinen aktör 87 yılında Dokunulmazlar adlı filmiyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı`na ve Altın Küre Ödülü`ne layık görüldü. 1999`da Kurda Tuzak filmiyle Avrupa Film Ödülü`nü aldı. Kaya, İlk Şövalye, Indiana Jones ve Son Haçlılar, James Bond`la efsaneleşen ünlü aktörün diğer filmleri.

  6. #6
    devilangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2004
    Mesajlar
    304
    Karizma Gücü
    0
    Abdurrahman ŞEN
    “Egoyan’ın Yolculuğu”ndan kendi yolculuğumuza!




    Ermeni asıllı Kanadalı yönetmen Atom Egoyan’ın “Ararat” filmi üzerine, jüri başkanı olduğu Berlin Film Festivali’nde Esin Küçüktepepınar’ın gerçekleştirmiş olduğu söyleşiden bir bölüme dün göz atmıştık. www.cinema.com sitesinde yayınlanan söyleşiden kısa bir bölüme daha baktıktan sonra, kendimizle ilgili yolculuğa bakmak istiyorum.

    Küçüktepepınar’ın, Atom Egoyan’la yaptığı söyleşinin devamında, “bugün”le ilgili, “şimdi nasıl yaşanması gerektiği”yle ilgili bölümler dikkat çekiyor! Meselâ; “…ben geçmişte böyle bir olayın olmadığını düşünsem ya da bu olayların nedenini bilmesek bile şimdiki zamana geldiğimizde ne yapacağız, sorusu var. Son kuşağa baktığınızda olayla ilgili hiç bir psikolojik hazırlıkları olmadığını görüyoruz.” diyen Egoyan, “Sizce nasıl hazırlıklı olunması gerekiyor?” sorusuna da şu cevabı vermiş: “Araştırmalarımdan geldiğim noktayı bence Ali’nin durumu çok iyi özetliyor. Yani ‘özgür ve toleranslı bir ülkede kaynaşarak yaşayan insanlar topluluğu”. Ama bir de şu var; bu konuda hâlâ aynı fikirde olmayan her iki taraf da bu olaydan yara alıyorlar. Bir tarafın bu olayla hiç bir ilgisi ya da bilgisi yok. Diğer taraf ise neden bu olayı dikkate almaması için üzerinde bu kadar yoğun baskı olduğunu sorguluyor. Sonuçta kimseye bir faydası yok bu durumun. Ayrıca bu film ne olduğunu tam olarak yanıt göstermek, ispatlamak için yapılmadı. Esas soru bu olayla şimdi nasıl yaşayabileceğimiz? Ne yapacağımız?”

    Hemen ardından gelen soruda, filmin kahramanlarının sürekli konuştukları, sorgulamada bulundukları hatırlatılınca Egoyan’ın söylediği; “Gerçekte de konuşmak gerekiyor! Tek çıkar yol bu. İçimizde kalan bu duyguları, olayları konuşmak ve bastırmamak gerek.” sözleri ise aslında bu konudaki yolculuğun nasıl olması gerektiğini bizlere hatırlatması açısından da dikkat çekici geldi bana.

    Konumuz “Ermeni olayları” ise bu konuda herkesle ama tarih ışığında, bilgilere dayalı olarak her ortamda konuşmalı, ona göre hazırlıklar içinde olmalıyız. Hele hele 1915 olaylarıyla ilgili belge ve arşivleri açmış bir ülkenin, oradaki belge ve arşivleri sanat yoluyla da kullanmamasını anlamak güç. Eğer, tembellik ve kuru gururlanmadan daha büyük zevk almak değilse bu eksikliğin sebebi, o zaman sanatın gücünü ve önemini kavramamak kalıyor ki geriye… Hangisi olursa olsun eksiklik giderilmiş olmuyor!

    Gerçekler elinin altında iken sen boş bırakınca, başkalarının doldurmasından doğal bir olay da kalmıyor geriye ve sızlanmaya, söylenmeye, küfür etmeye de hakkın ne kadar kalıyor o zaman?

    Görenlerin fikirlerini bile öğrenmeden başlatılan aleyhte kampanya malûm… Görenlerin eleştirilerini dinledikten sonraki tavırlarımız da malûm… Ama… Ararat’a kızmak, Egoyan’a küfür etmek, Ermenileri toptan suçlamak yerine; ilgili konuda kolların sıvanması ve kendi düşüncelerimizi, bilgilerimizi sahneye, perdeye yansıtmalı değil miyiz?

    Filmde kızdığımız sahnelerden bazıları, ekranlarımızda ve basınımızda göklere çıkarttığımız kendi filmlerimizde yok mu? Biz kendi tarihimize, insanımıza her türlü hakareti edebilir miyiz, yoksa?

    Şöyle bir açıyı genişletelim biraz… Sadece “Ermeni” konusu değil. Kıbrıs Barış Hârekâtı, Kore gibi kahramanlıklarımızın söz konusu olduğu olaylarla ilgili kaç tane filmimiz var? İstiklâl Savaşı için yapılmış bir elin parmağını zor geçen iki elin parmağına yanaşamayan sayıdaki filmler yeterli mi her açıdan? Ya Çanakkale Savaşları’ndaki kahramanlıklarımızı anlatan kaç filmimiz var?

    Oysa… ABD dahil batıda, 2. Dünya Savaşı üzerine çekilen film sayısı belirsiz! “Zavallı Yahudi” mantığıyla çekilen filmler de öyle. Vietnam filmlerinin sayısını tahmin edebileniniz var mı? ABD’nin, işine geldiği için ilgilendiği “Afgan direnişi”yle ilgili filmlerinin sayısı azımsanabilir mi? Ya “İslâm dünyası”nda kaç tane “Şanlı Afgan direnişi filmi” yapıldı?

    Tarihî kişiliklerle ilgili tarafa baktığımızda da durum değişmiyor.

    Ana okulundan yüksek okuldaki son güne kadar “Atatürk ilke ve inkılâpları” üzerine papağanlıktan öteye geçemeyenler, eli yüzü düzgün ve “insan” olarak bir “Atatürk filmi” (yoksa, ‘Mustafa Kemal filmi’ mi demeliyim) bile çekememişse… Osman Gazi’den başlayıp; gazi Murad Han, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, 4. Murat, Abdülhamid, Vahideddin, Kâzım Karabekir, Fevzi Çakmak gibi daha onlarca hatta yüzlerce ismi anlatan, tanıtan sanat yanı ihmal edilmemiş filmimiz var mı? Batı; Napolyon adına onlarca film yapmışken; Ahmet Yesevî, Hacı Bektaş-ı Velî, Hacı Bayram-ı Velî, Yunus Emre, Mevlânâ, Dede Korkut, Karacaoğlan, Köroğlu, Dadaloğlu, Emrah, Kaygusuz Abdal, Fuzulî vb. yüzlerce isim adına kaç tane film yaptık, oyun sahneledik?

    Osmanlı’nın 700. yılını kutladık birkaç kitap ve kuru nutuklar arasında… Cumhuriyetin 75’inci yılını kutladık resmî söylevlerle… Başka? Başka ne yaptık anlamak ve anlatmak adına bu önemli tarihî dilimlerle ilgili?

    Önümüzde bir fırsat daha var şimdi… Bu yıl İstanbul’un fethinin 550’inci yılı… Ama bizler, Mustafa Akkad’ın gelip, para toplayıp, alt yapı masraflarını bize yükleyip de çekeceği filmi beklemekle yetiniyoruz! Başka… Başka bir çabamız, gayretimiz yok. Bu yıl aynı zamanda Cumhuriyetin kuruluşunun da 80’inci yılı… En ufak bir kıpırdanma görüyor musunuz? Cumhuriyetin demokrasiyle beslenmemiş olmasından kaynaklanan sıkıntılarımızı anlatacak bir film çekilebilir mi? Efendim… Duyamadım!

  7. #7
    devilangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-06-2004
    Mesajlar
    304
    Karizma Gücü
    0
    Sarışın Kurt Hollywood'da





    Türk düşmanı lobilerin yapımını yıllardır engellediği Atatürk filmi nihayet çevriliyor. Adnan Polat, Kemal Ulusoy ve Arif Keskiner'den oluşan idealist üç Türk işadamı modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşamını ‘The Blond Wolf’ (Sarışın Kurt ) adıyla beyazperdeye yansıtacak bir film için Hollywood'da bir anlaşma imzaladılar. Atatürk rolünün Nick Nolte oynarken filmde Jacqueline Bisset de rol alacak.


    Üç Türk müteşebbisi adına Hürriyet'e bilgi veren Kemal Ulusoy ‘Büyük kurtarıcımız Mustafa Kemal’in yaşamınını hikaye eden film için dünya film merkezi Hollywood'da 50 yılı aşkın önemli yapımlara imzasını atan CitiCapital şirketiyle anlaşma imzaladık. Filmi Oscar ödülü kazanan ‘Godfather II ve III’ün ortak yapımcısı Gray Frederickson yapacak. Dokuz kez Oscar'a aday gösterilen Frederickson, 20 yıldır şöhretli rejisör Francis Coppola ile çalışmasının yanısıra Marlon Brando, Robert Redford, Richard Burton, Clint Eastwood, Alec Baldwin gibi aktörlerin hasılat rekorları kıran filmlerini yaptı. Frederickson'un kuracağı ekibin hazırlayacağı ‘Sarışın Kurt’ Hollywood yapımı ilk Türk filmi olacak. Şair-yazar Atilla İlhan'in senaryosu üzerine kurulan film başta Amerika olmak üzere dünya piyasalarına girecek.'


    Film çekiminin Hollywood ve Türkiye'de yapılacağını belirten Ulusoy'a ‘Atatürk rolünü Nick Nolte’nin üsleneceğini duyduk, aktör kadrosu, rejisör kim olacak?' sorumuza şu yanıtı verdi : ‘Baş aktörün kimliğini Frederickson yakında açıklayacak. İsmet Paşa’yı 'Gandhi' roluyle Oscar kazanan Ben Kinsley canlandıracak. Gene ödüllü filmci Sir Richard Attenborough, aktris Jacqueline Bissett de kadromuzda. Filmdeki tek Türk oyuncu Atatürk'ün annesi Zübeyde hanımı canlandıracak bir hanım sanatçı olacak.'


    Mustafa Ulusoy İstanbul'un işgalinden başlayıp İzmir suikasti olayına yani 1926 yılına kadar Atatürk'ün özel yaşamının yansıtan filmin 62 milyon dolara mal olacağını ifade ettikten sonra ‘Finansmanın % 85’ini Amerikalı ortaklarımız karşılıyor' dedi. Amerikan film sanayiinde söz sahibi olan Rum ve Ermeni gruplarının tepkisiyle ilgili sorumuza ise ‘Ermeni ve Yunan lobileri karşımıza çıktı, önümüze duvarlar ördüler ama arasında Moşe Dayan’ın kızı ve Knesett meclisi üyeleri de olan Türk dostu Musevilerin desteğini alarak engelleri aştık. Şimdi Büyük Ata'ya layık bir filmi gerçekleştirmek üzere tüm imkanlarımızı seferber ederek çalışmaya başladık' diye cevap verdi.







    Copyright 1999 Hurriyet

  8. #8
    **SORGUN** adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-05-2005
    Mesajlar
    258
    Karizma Gücü
    0
    sag ol dosdum konuyu biraz toparlayamadim ama sag ol

  9. #9
    sarhosi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-10-2006
    Mesajlar
    600
    Karizma Gücü
    0
    iyi ama daha güzelini bekliyoruz
    ?atasagun <<< TÜRKYAŞAM HASTAHANESİ >>>?atasagun




    buyur memleketim

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •