ÇANAKKALE GEÇİLEMEZ

On altı İngiliz ve Fransız savaş gemisi, 18 Mart 1915 sabahı, Boğaza girerek tabyalara sürekli ateş açtı. Çanakkale yanıyordu. Tabyalar ile telefon bağlantısı kesilmiş, topların bir bölümü kullanılamaz duruma gelmişti. Bununla birlikte Türk askerleri, karadan top ateşiyle karşılık veriyorlardı. Öncülük eden Fransız gemileri, İngiliz gemileriyle nöbet değiştirmek üzere manevra yaparken Bouvet savaş gemisi bir mayına çarparak battı. İki saat sonra aynı şekilde İngiliz Irresisteble savaş gemisi sulara gömüldü.
Siyasal ve ekonomik nedenlerden 20. yüzyılın başlarında çıkan Birinci Dünya Savaşı, o zamana kadar görülmemiş bir biçimde, birçok devletin katıldığı ve dünyanın birçok ülkesini her yönden etkisi altında bırakan ilk büyük savaş olmuştur. Bu büyük savaş çeşitli yerlerde ve cephelerde dört yıl sürmüştür (1914-1918). Birinci Dünya Savaşı'nın Türk ve dünya tarihi açısından en önemli savaşlarından biri Doğu cephesinde, Çanakkale'de olmuştur (3 Kasım 1914-9 Ocak 1916).



Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nda İttifak devletleri (Almanya ve Avusturya - Macaristan) yanında savaşa girmişti. İngilizler ve Fransızlar kendileriyle birlik olan Rusya'ya yardım etmek, Batı cephesindeki Alman baskısını azaltmak, Süveyş ve Mısır üzerindeki Türk tehlikesini etkisiz duruma getirmek için Çanakkale ve İstanbul boğazlarını denetimleri altına almak istediler. Bu amaçla önce Çanakkale Boğazı'nı zorladılar. Başarı sağlayamayınca, karaya asker çıkartarak Türk savunmasını kırmak girişiminde bulundular. Fakat kara savaşlarından da istedikleri sonucu alamadılar, yenilgiyi kabul ederek bu bölgeden çekilmek zorunda kaldılar.

Çanakkale Boğazı doğal yapısı bakımından savunmaya çok elverişli bir yerdi. Dolambaçlı ve oldukça uzundu, ayrıca iki kıyısı da tepelikti. Fakat gerektiği kadar silahlandırılmamış, güçlü bir donanmaya karşı koyacak durumda değildi. ancak dış savunma için Seddülbahir ve Kumkale'ye yirmi top konulmuştu. Bu toplardan yalnız dördü, on beş kilometre kadar bir uzaklığa atış yapabiliyordu. Elde bulunan bütün toplar, Boğazın en dar yeri olan iç savunma düzenine göre ayarlanmıştı. Önceden boş olan ara savunma yerlerine düşman saldırıya geçmeden önce bataryalar yerleştirilmiş, Boğazın aşağı bölümü mayınlarla kapatılmıştı.


Nusret mayın gemisi


Savaşın ilanından birkaç gün sonra, İngiliz Kraliyet Donanması filosu, Boğazın dış istihkâmlarını top ateşine tuttu. Seddülbahir istihkâmları yerle bir oldu. Diğer yandan, düşman denizaltıları, mayın döşenmiş olduğu halde Boğaza sokulabiliyor, Marmara Denizi'ne girerek İstanbul'dan Çanakkale'ye asker ve savaş gereçleri gönderilmesine engel oluyordu. 19 Şubat 1915'te İngiliz-Fransız birleşik donanması Boğazın dış tabyalarını top ateşine tutarak yararlanılmaz duruma getirdi. Bir süre sonra filodan çıkarılan deniz birlikleri, Seddülbahir ve Kumkale'de hiçbir şey bırakmadılar. Çanakkale istihkâmlarına Cevat Paşa komuta ediyordu (Bk. Ian Hamilton, Gelibolu Hatıraları-1915) Örgün Yayınevi, İstanbul 2005).

Müttefikler, büyük bir saldırı yaparak Marmara Denizi'ne geçmeyi kararlaştırmışlardı. Savaş gemileri Boğaza girerek iç istihkâmları susturacaklar, mayın tarayıcıları da donanmaya yol açacaklardı. Boğazın aşağı bölümü dikkatle taranmış, mayın bırakılmamıştı. Fakat 7-8 Mart gecesi, Yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki Nusret mayın gemisi, Karanlık limanın yukarı bölümüne sezdirmeden mayın döşedi.


Gemiler batıyor


18 Mart 1915 sabahı, on altı İngiliz ve Fransız savaş gemisi, Boğaza girerek tabyalara sürekli ateş açtı. Çanakkale yanıyordu. Tabyalar ile telefon bağlantısı kesilmiş, topların bir bölümü kullanılamaz duruma gelmişti. Bununla birlikte Türk askerleri, karadan top ateşiyle karşılık veriyorlardı. Öncülük eden Fransız gemileri, İngiliz gemileriyle nöbet değiştirmek üzere manevra yaparken Bouvet savaş gemisi bir mayına çarparak battı. İki saat sonra aynı şekilde İngiliz Irresisteble savaş gemisi sulara gömüldü. Ona yardım eden Ocean da battı. Inflexisble zırhlısı ağır biçimde yaralandı. Fransızların Sufferen ve Gaulois zırhlıları da Türk topçusunun ateşiyle büyük ölçüde hasara uğradı. Bunun üzerine, İngiliz ve Fransız donanması geri çekilmek zorunda kaldı. Türkler, bu savunma savaşında büyük başarı kazandılar (Bk. Ian Hamilton, Gelibolu Hatıraları-1915).


19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal


İngilizler ve Fransızlar, deniz kuvvetlerinin başarısızlığa uğraması üzerine karadan saldırıya geçmeye karar verdiler. Büyük bir orduyu (75 bin kişilik) adalara yığmaya başladılar. Bu ordu, Gelibolu Yarımadası'nda Arıburnu'na çıkarılacaktı. Bu büyük orduda Fransız ve İngiliz kuvvetlerinden başka Avustralyalılarla yeni Zelandalılardan (Anzac) oluşan bir kolordu da vardı. Türk savunmasını 80 bin kişi kadar olan V. Ordu yapacaktı. Bu ordunun komutanlığına Alman General Liman von Sanders getirilmişti. Ordu ihtiyadı olan 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal 'di.

İlk çıkarmalar 25 Nisan 1915 sabahı başladı. Anadolu kıyısında Kumkale'ye çıkarılan Fransız birlikleri başarı sağlayamadılar. Buradan ayrılarak karşı kıyıya çıkarılan kuvvetlere katıldılar. Yoğun bir topçu ateşinden sonra Seddülbahir kıyılarına çıkarma yapıldı. İlk gün Morto limanı kıyısına çıkan Fransız kuvvetleri ile Tekeburnu'nun iki yanına çıkarılan İngiliz birlikleri oldukları yerden ileri gidemediler. Seddülbahir'e gelen İngilizleri kale yıkıntıları arasına gizlenen Türk kuvvetleri karşıladılar. İngilizler akşama kadar önemli sayıda kayıp verdikleri halde ilerleyemediler. Arıburnu'nun güneyindeki koya çıkan Anzac kolordusuna karşı güç duruma düşüldüyse de, buraya gelen 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal, Kocaçimen tepesi yönünde harekete geçerek düşmanı durdurdu. (Bk. Mustafa Kemal, Anıburnu Savaşları, Örgün Yayınevi, İstanbul, 2005).

Müttefik kuvvetleri, Güney cephesine 26 Nisan'da saldırıya geçti. Yıpranmış olan Türk birliklerini geri çekilmek zorunda bıraktıysa da karşı bir saldırıyla püskürtüldü. Türk kuvvetleri, Müttefik askerlerini denize dökmek için karşı saldırı yaptılar. Fakat yardım alan ve donanmanın etkili ateşinden yararlanan Müttefik askerleri mevzilerinden çıkartılamadı. Bunu 6 Mayıs'ta İngiliz ve Fransız saldırıları izledi. Türk savunması hiç elverişli durumda değildi. Topçu kuvveti çok azdı. Araç ve gereç noksanlığından savunma mevzilerini hazırlamada güçlüğe uğruyordu. Gece yapılan siperler, gündüz donanma ateşiyle yıkılıyordu. Türk askeri açık alanda, üç yönden Müttefik donanmasının ateşi altında, örneği görülmemiş bir savunma yaptı. Üç gün süren saldırı kırıldı. Müttefik kuvvetleri, bundan sonraki saldırılarında da bir sonuç alamadılar. Güney cephesinde siper savaşları devam etti. Cephenin doğu bölgesinde bulunan Fransız kuvvetleri Kerevizdere'yi aşamadıkları gibi, bunların solundaki İngiliz kuvvetleri de Alçıtepe'ye ve kıyıdan içerideki Kitre köyüne varamadılar. Güney cephesindeki Türk kuvvetlerine Vehip Paşa komuta ediyordu.

Kuzey cephesinde Vehip Paşa'nın kardeşi Esat Paşa komutandı. Bu cephede yapılan kanlı savaşlardan iki taraf da kesin bir sonuç alamadı. V. Ordu Komutanı General Liman von Sanders , büyük bir Türk kuvvetini (42 bin kişilik) 19 Mayıs'ta saldırıya geçirdiyse de Anzac kuvvetleri denize dökülemedi. Türk kuvvetlerinin kaybı 10 bin kişiyi geçiyordu. Bundan sonra bu cephede de siper savaşları devam etti. (Bk. Esat Paşa, Çanakkale Savaşı Hatıraları, Örgün Yayınevi, 2. bas. İstanbul 2004).


Arıburnu'na saldırı


Müttefik Kuvvetler Komutanlığı, Çanakkale'de bir sonuç alabilmek için yeni birlikler getirtti. Bunların bir bölümünü Arıburnu cephesine çıkardı. Buradan, Gelibolu Yarımadası'nın kilit noktası olan Kocaçimen tepesine saldırıya geçilecekti. Diğer birliklerini de, Türk kuvvetlerini arkadan çevirmek amacıyla daha kuzeyde Suvla kıyılarına çıkarttı.

İngiliz kuvvetlerinin saldırısı 6 Ağustos'ta Arıburnu'ndan başladı. Dört gün süren Kocaçimen saldırısını, Mustafa Kemal komutasındaki kuvvetler Conkbayırı önünde durdurdu. 10 Ağustos'ta Mustafa Kemal, iki yandan yaptığı bir saldırıyla Müttefik kuvvetlerini geri attı. Anafartalar önünde durdurdu. 10 Ağustos'ta Mustafa Kemal, iki yandan yaptığı bir saldırıyla Müttefik kuvvetlerini geri attı. Anafartalar önünde açılan ikinci cephede, yirmi tabura karşı iki buçuk tabur olan Türk kuvveti savaşarak adım adım geri çekildi. Bolayır'da bulunan 2. Tümen, hızlı bir yürüyüşle bu cepheye yetişti. Müttefik kuvvetleri, bu arada karşıdaki tepeyi tutması gerekirken kıyıdan ileri gidememişti.


Anafartalar Komutanı


Mustafa Kemal 8-9 Ağustos gecesi Anafartalar Grubu Komutanlığı'na atandı. Ertesi sabah yaptığı karşı saldırıyla Müttefik kuvvetlerini hareketsiz duruma getirdi. Bu cephenin İngiliz komutanı görevinden alındı. Bundan sonra Anafartalar cephesinde de siper savaşları devam etti. (Bk. Mustafa Kemal, Anafartalar Hatıraları, Örgün Yayınevi, İstanbul 2005).

Müttefik kuvvetleri kıyıdan en çok dört kilometre kadar ilerleyebilmişlerdi. Arıburnu'nda ise Müttefik kuvvetlerinin ileri siperleri kıyıdan ancak bir kilometre içeride idi. Siper savaşları, büyük güçlükler içinde aralık ayı başına kadar sürdü. Sonuç alamayacağını anlayan Müttefik kuvvetleri, Gelibolu Yarımadası'nı boşaltmaya karar verdi. 19-20 Aralık 1915 gecesi Anafartalar ve Arıburnu cephesinden, 8-9 Ocak 1916 gecesi de Seddülbahir'den çekilmek zorunda kaldı.

Türk askerleri, kara savaşları sırasında, denizde de başarılı sonuçlar sağladı. Mukavemet-i Milliye muhribi bir gece Boğazdan çıkıp Goliath İngiliz zırhlısını torpilleyerek batırdı. Akdeniz'e giren Alman denizaltıları Triumph ve Majestic savaş gemilerini batırdılar. Ayrıca sekiz müttefik denizaltısı da tahrip edildi.

Müttefik kuvvetlerinin yenilgiye uğramasında en önemli neden, Türk askerinin savunmada gösterdiği üstün savaş gücü ve Türk birliklerinin çok iyi yönetilmiş olmasıdır. Müttefik devletleri Çanakkale Savaşları'na az kuvvetle başlamışlarsa da sonradan bu sayı 500 bine kadar çıkmıştır. İngilizler 205 bin, Fransızlar 47 bin kişi kayıp vermişlerdir. Türklerin kaybı şehit, yaralı ve hasta olmak üzere 250 bini geçmiştir.

Türk ordusu Çanakkale'de büyük bir zafer kazanmıştır.



NoT: Arkadaşlar olayın vehametinden dolayı böyle bir özeti koymayı kendime bir borç bilirim..