Özür Dileme
Biliyor musun, seni karşımda hiçbir zaman sen olarak bulamadım. Aslında sen yoktun, benim için değil yalnızca, kendin için de. Zaten senin temel ve en önemli sorunun buydu. Hani bir şey görürsün bazen uzaklarda belli belirsiz bir şey, şeklini hiçbir seye benzetemezsin.
Bir canlı, bir eşya, bir kutu, bir kuş ya da herhangi bir şey olabilir. Ama seçemezsin; seçemediğin için aslında hiçbir şeydir o senin için. İşte öyle bir duygu hissettim, her zaman senin karşında. Sen karşımda ya da yanımda oturuyordun, ama hep uzaklardaydın, dalgındın. Yanımdaydın ve yoktun.
Bilirsin, insan içinde bir süre yasadığı her ortama ayak uydurur ve alışır. Önceki boyutu unutur ve sanki yüzyıllardır o an içinde bulunduğu ortamda yaşıyormuş gibi hisseder kendisini. Ancak alıştıkça da mutsuzluğu artar; çevresine, topluma ve kendisine yabancılaşır.
İnsan kendini nereye ait hisseder? Doğup büyüdüğü, o bin ışık yılı uzakta kalan kente mi, yoksa yaşamını sürdürdüğü yere mi? Ya da henüz görmediği, şairin "Bir yer var biliyorum, anlatamıyorum" dediği belirsiz bir yere mi?
İnsan doğup büyüdüğü yerden uzaklaştıkça mutsuzluğu da artıyor ve sürekli geriye bakarak giderek silikleşen bir zamanlar mutlu olduğunu sandığı günlere özlemi artıyor. İnsanlik tarihi de hep bu arayışın -bir yer var ya da olmalı- arayışın üzerinde yükselmiştir.
İnsan, tatminsizdir. İçinde bulunduğu- kendi tercihiyle de olsa- hiçbir ortam onu tatmin etmez. Bir süre sonra o ortamdan sıkılır. Ve başka bir arayışa girmek ister. Ancak çoğu insan bunu başaramaz. Çünkü, yaşamın bağları onu sıkıca kuşatmıştır ve içinde bulunduğu ortamı terk edemez.
Bu durumda yaşam anlamsızlaşır ve kişinin mutsuzluğu katlanarak büyür. Yeni bir arayışa girmek, büyük bir cesaret ister. İnsanlarsa, genellikle yeni zorluklara göğüs germeyi "belirsiz bir gelecek" uğruna anlamsız bulur. Oysa anlamsız olan, yalnızca şimdiki yaşantılarıdır. Kendini hiçbir yere ait hissetmediğini, her yerde yabancı olarak duyumsadığını söylemişin bir gün. Bence bu, kendini kendine bir yabancı olarak hissediyorsun.
Bu bulunduğun yerle ilgili bir sorun değil. İnsan, kendisinden kaçtıkça, kendi içine inmekten uzaklastıkça, nerede bulunursa bulunsun kendisine yabancılaşacaktır. Yabancılaşma insanın içsel huzurunu ve kendisiyle barışıklığını da ortadan kaldırıyor. Ve insan kendisini yaşama yenilmiş hissediyor.
Kendini sürekli yenik hissetmek, herhangi bir şeye değil insanin kendi kendisine yenilmesidir demiştim sana. Ve yenilmeye bir kez yenilirsen, artık hiçbir şeyi yenme şansın yoktur. Kendini yenemeyen insan, hiçbir seyi yenemez.
Amerikalı komedyen Milton Berle, "Fırsat kapınızı çalmazsa.... bir kapı yaratın" der. Senin yapman gereken de bu. Bir kapı yaratman gerekiyor. Açılmayan kapilara, ileriye dogru yürümelisin. Yeni bir kapi her zaman yaratabilirsin.
Yasam her zaman güçlü olmayı gerektirir. Tek başına ayakta kalmak zordur, ama bir kez bunu başarabilirsen hiç kimse ve hiçbir sey seni yıkamayacaktir. Senin de yapman gereken, kendinden özür dilemen ve yeniden yaşam mücadelesine başlamandır. İnsan, yalnızca başkalarına haksızlık ettiğinde değil, kendisine haksızlık ettiğinde de, özür dilemeyi bilmelidir.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


