Bilinmeyenden Yazıyorum
Dakikaları saatlere bölen zaman diliminden yazıyorum sana. Aldığım her soluğun saniyelerle yarıştığı ve içime çektiğim her zerre havanın ciğerlerime işleyemeden aktığı bilinmeyenden yazıyorum.
Sonsuzluktan kayıp gelen bir avuç sevgiyi kucaklayan hünerli kalplerin yaşadığı karanlık bir diyar burası. El değmemiş saf duyguların beşiği, toz pembe dünyanın kuzguni siyah güneşi, kara bahtımın cenneti ve canımın ateşsiz yandığı bu yerde öğrendim seni sevmeyi. Çiçeklerin hüzün koktuğu, güllerin kışın açıp yazın solduğu, dikenlere asılı yüreklerin karla ateş arasında tarumar olduğu ve en büyük bedduanın sevmek olduğu bu yerde anladım; ancak yüreğinle varolduğumu.
Bilirsin, korkmazdım sığınamadığım limanlardan ve korkmazdım fırtınayla sürüklenen paslı aşklardan. Serçe parmağımın yarısı kadar umutlarımı hapsettiğim yürek parçasında, nefrete yer ayırmazdım. Kaçış zannederdim uzak diyarları, cennete benzetirdim varolmayan aşkları ve gözlerin hayal ederdim yanıp sönen ışıkları.
Sen hep vardın hapis yüreğimde. Oysa suskunluğuma yenik düşen, bir parça sevinci, umudu, mutluluğu esaretin bilen, o birkaç kelimeyi dilimin ucunda kül eden hasretindi, seni benden uzak eden. Ve ben defalarca kaçarken senden, bilinmeyen bile ayıramadı seni benden.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
