• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    Archercell adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-09-2004
    Mesajlar
    556
    Karizma Gücü
    0

    Mutsuz Senin Icin!!!

    Senin İçin

    Şu anda nerede olduğunu bilemediğim sana yolluyorum bu kelimeleri. Daha önce defalarca kez söylemek istediklerimi, yine minik harflerden oluşan kelimelerin içine hapsediyorum. Hiç bir zaman başarılı olamadım bunları sana söylemekte. Nedenini bilmiyorum. Korkuyordum sanırım. Neden korktuğumu tam olarak anlayamasam da. Artık içimde daha fazla tutamayacağımı, zamanın geldiğini düşünüyorum. O nedenle de yazıyorum.

    Aslında tam olarak “ Senin için” diye başlamak değildi amacım. Sadece yazmaktı. Aklımdan taşanları, zihnimden geçtikleri sırayla yazmaktı. Sadece senle ilgili de değildi. Başladım. Sonra nedense bunun senin için yazılmış bir metin olduğu fikri geldi aklıma. Filmlerde veya başka hayatlarda kolaylıkla ağızdan dökülüveren kelimeleri (ben sana hiç bir zaman söyleyemediğim için) bir metnin içine gizlemek, içimde tutmaktan daha kolay geldi. Kolay şeyleri sevmem bilirsin. Ama çaresiz kalınca, dayanacak gücün kalmayınca, en kolay tutunabileceğin dalın seni kurtuluşa götüreceğine inanırsın. Ben de buna inandım işte. Kararımı verdim: Nerede olduğunu bile bilmediğim sana, belki de hiç ulaşmayacak bu metni yazmak! Aslında biraz düşününce, bu kendi içinde çelişen bir metin. Bir türlü kendi sarmalından kurtulamayan bir metin. Sahibine ulaşmak isteyen ama onu bulamadığı için yeniden geri dönüp kendi içine kapanan bir metin. “ Senin için” diye başlayan bir metin. Kime yazıldığı belli olmayan bir metin. İşte belki de zihnimdekileri böyle bir bilmeceye hapsetmek beni daha huzurlu bir insan yapacak. Belki de böyle bir huzurun beklentisiyle yazıyorum bu mektubu (Evet! Artık bir mektup bu).

    Burada, yıllardır sana neden bunları söylemek istediğimden bahsetmeyeceğim. Geçmiş geçmiştir biliyorum. Ama benim için onun izlerini silmek hiç bir zaman kolay olmadı. Oysa bazıları için... Hayır, geçmişinde yaşayan o adam değilim ben artık. Ben de değiştim. Senin değiştiğin gibi o zaman. Neyse, dedim ya bunları neden söylemek istediğimden bahsetmeyeceğim. Amacım sadece aklıma gelenleri yazmak, kendi yükümü hafifletmek. Bunun bir çözüm olabileceğine inanmak istiyorum. Hayatta inandığım çok fazla şey yok bilirsin. Aslında bilir misin bunu da bilmiyorum şu anda. O kadar uzun zaman oldu ki, artık neyi hatırlayıp neyi hatırlamadığını bilemiyorum. Mesela, benim hâlâ daha hiç bir şeye değişmeyeceğim o Kasım akşamı... Belki senin aklından daha ayrılır ayrılmaz silinip gitmiştir. Unutmamak için zihnime defalarca kazıdığım bir sözün bugün sana anlamsız gelebilir. İşte bu durumda ben, karşında, geçmişin dehlizlerinde unutulmuş, kaybolmuş, ışığı arayan çaresiz bir adam gibi görünürüm. Biraz komik, biraz acıklı… Ben bunu istemiyorum. Bunları senin okumanı istiyorum ama bana acımanı da istemiyorum.

    Az önce mektubun sonuna imzamı atmamaya karar verdim. Madem kendisiyle çelişen bir mektup bu, ismimi yazmayacağım sonuna. Yani bir şekilde sana ulaşırsa bu mektup, bunun sana yazılmış olduğunu anlayamayacaksın büyük ihtimalle. Çok eskilerde kalmış birisinden bir diğerine yazılmış bir metin olduğunu düşüneceksin. Belki de anlarsın kim bilir? Aslında her şey tam olarak şöyle olacak: Eğer sana ulaşırsa bir gün bu mektup, biraz da vaktin varsa okuduğun sırada, kendini düşüneceksin. Ama mektubun yazıldığı kişi olarak değil, mektubu yazan olarak. Ben aklına hiç gelmeyeceğim böylece. Bu satırların arasında kendi pişmanlıklarının izini arayacaksın belki de, kendi söyleyemediklerini bir diğerine… Böyle bir mektubu ben yazsaydım kime yazardım diyeceksin, neler yazardım. Biraz daha fazla vaktin varsa hele oturup yazmaya başlayacaksın. Kağıda son bir göz attığında, “ Senin için” diye başlayan ve “umarım bir gün sesim sana ulaşır” diye biten bir mektup yazmış olduğunu fark edeceksin. Sonuna imzanı atmayacaksın. Bir diğerinin, benzer duygularla o mektubu okuduğunu hayal ederek... Onun karşısında kendini korumasız hissetmemek için...

    Belki de hiç biri gerçekleşmeyecek. Ne ben böyle bir mektup yazacağım ne de yazsam bile sana ulaşması için onu bir yerlere göndereceğim. Bu durumda tüm bunlar, hiç var olmayacak geçmişin bir parçası olacak, kimsenin hayatında yer tutmayan gizli bir olasılık olarak kalacak. Şimdi belki, bu mektubu hiç okumasaydım bu şekilde başlayan bir mektup yazar mıydım diye düşüneceksin. Böyle bir şeyin hangi ruh halindeki bir insanın aklına gelebileceğini kendi kendine soracaksın. Yazanın, büyük ihtimalle okuduğu bir roman veya öyküden esinlendiğini düşüneceksin. Satırların sahibinin o yazarlara öykünen birisi olduğuna inanacaksın. Neden böyle bir mektup yazılır onu düşüneceksin, belki de anlamsız gelecek her şey ve okumayı bırakacaksın. Tam bu noktada...

    Az önce tüm yazdıklarımı tekrar gözden geçirdim. İlk başta zihnimdekileri olduğu gibi yazmayı planladığım halde sürekli geri dönüp düzeltmeler yapıyorum. Nedense bu metni sanki gerçekten sana ulaşacakmış gibi özenli bir şekilde yazmaya çalışıyorum. Tekrar okuyorum. İlk anda bunu neden yaptığımın farkına varmadan… Aslında bu paragrafı yazarken her şeyi neden tekrar gözden geçirdiğimi daha iyi anlıyorum. Beni bağışlayacak mısın diye bir soru sorup sormadığımı kontrol etmek için geri dönüp bakıyorum aslında. Geride bir yerlere sıkıştırdığım pişmanlıklar kelimesinin bunu (yeteri kadar) çağrıştırdığına ikna olarak o soruyu sormuyorum. Zaten o noktadan sonra bu mektup bir pişmanlık ve özür mektubu oluyor. Fazla söze de gerek kalmıyor... İşte yine korkuyorum. Yine o söyleyemediklerim... Yazamıyorum... Daha fazla devam edip bunun lanetli bir ruhun yitirilmiş sevgiliye yazdığı bir mektup izlenimi yaratmasını istemiyorum. Çünkü ben bu mektubu sana yazıyorum. Ne adresini biliyorum ne de altına imzamı atabiliyorum. Ama bunun sana ulaşmasını, ulaştığında senin okumanı, okuduğunda ise beni affetmeni istiyorum.

    Umarım bir gün sesim sana ulaşır…

  2. #2
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    yüreğine sağlık...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  3. #3
    Profesör paskalya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-07-2004
    Mesajlar
    3,189
    Karizma Gücü
    0
    eline sağlik güzel yazmışsınız :A
    TFBeşiktAŞK


    İMZAM YOK PARMAK BASSAM OLURMU ?

    BENİ ESKİLER TANIR, YENİLER TANIMAYA ÇALIŞIR, TANIYANLAR ANLATIR...

    SuSKunLuĞuM aSaLeTiMDeNDiR ...
    HeR LaFa VeReCeK CeVaBım Var ...AmA... Bir LaFa BaKaRım LaF Mı DiYe...
    BiR De SöyLeyeNe BaKaRım aDaM Mı DiYe...

  4. #4
    Archercell adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-09-2004
    Mesajlar
    556
    Karizma Gücü
    0
    duzelttım sagol arkadasım!!

  5. #5
    angel_nili
    Ziyaretçi
    yüreğine sağlık güzel olmuş

  6. #6
    Profesör paskalya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-07-2004
    Mesajlar
    3,189
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Archercell tarafından gönderildi.
    duzelttım sagol arkadasım!!
    gösterdiğin hassasiyete teşekkür ederim
    TFBeşiktAŞK


    İMZAM YOK PARMAK BASSAM OLURMU ?

    BENİ ESKİLER TANIR, YENİLER TANIMAYA ÇALIŞIR, TANIYANLAR ANLATIR...

    SuSKunLuĞuM aSaLeTiMDeNDiR ...
    HeR LaFa VeReCeK CeVaBım Var ...AmA... Bir LaFa BaKaRım LaF Mı DiYe...
    BiR De SöyLeyeNe BaKaRım aDaM Mı DiYe...

  7. #7
    Mindtricker ßoi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-08-2005
    Mesajlar
    192
    Karizma Gücü
    0
    Umarım ulaşır sesin, teşekkürler.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    14-08-2005
    Mesajlar
    3
    Karizma Gücü
    0
    teşekkürler cok güzel

  9. #9
    FENERBAHCE GOL11 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2005
    Mesajlar
    6,189
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    teşekkürler paylaşımın için saol :A

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •