Devlet, İmar Bankası nedeniyle üstlendiği yükün (6.5 milyar dolar) çok üstünde varlığa ve gelire el koydu... VATAN'DAN YAVUZ SEMERCİ'NİN HABERİ:
Yıllardır her fırsatta, Uzan imparatorluğunun çöküşüyle mağdur olan binlerce kişinin çaresizliğini dile getiriyorum. Bir bankaya sırf kapısında "Banka" yazdığı için para yatıran (düşük veya yüksek faizli olmasının hiçbir önemi yok) mudiler, imar Bankası (diğer bankalardan farklı olarak) tasfiye sürecine sokulunca şoke oldu,
Kapısında banka yazdığı için, devletin iç borçlanma senetlerine "aracılık yaptığı" varsayılarak İmar'dan bono alanları kim suçlayabilirdi ki!
Bu kişilerin haksızlığa uğrayarak, mağdur sınıfına yükselmesinde iki temel faktör var. Biri hiç şüphesiz, Uzanlar'ın "kriminal" boyut taşıyan iş yapma biçimi. Diğeri ise devletin, ilgili kurumlarının ilgisizliği ve siyasi otoritenin "feryatlara" kulak tıkayan, gerçekleri görmezden gelen tavn. (Bu, binlerce kişinin mağduriyetinin sürmesine yol açti.)
Bir başka mağdur kesim, Türkiye'nin en büyük enerji şirketlerinden Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ve Kepez'in imtiyaz hakkının iptal edilerek bu şirketlerin kurduğu barajlara el konulmasıyla oluştu.
Konuyu birkaç gün irdeleyeceğim. Amacım, bilineni tekrar ederek yaraları kaşımak değil.
Devlet, yüzbinlerce kişiden toplanan paralarla oluşturulan bir imparatorluğu çökertirken, tek bir amaç güdebilir:
Uzanlar'dan elde edilen varlıkların, alacaklı olan bu kişilere geri verilmesi...
Ancak, mahkeme kararlarına rağmen, off-shore hesaplarından mevduata dönen binlerce kişiye, 650 trilyon lira henüz ödenmedi.
24 bin bonozedeye ödeme yapılmadığı gibi "zararları oluşmamıştır" gerekçesiyle tek bir kuruş alamayacakları bilinmesine rağmen bu 24 bin kişi iflas masalarına yönlendirildi.
Çukurova ve Kepez'in küçük ortaklarına yönelik iyi niyetli çabalara rağmen umut ışığı yakılmadı.
Amacım ve iddiam şu:
Devlet, İmar Bankası nedeniyle üstlendiği (6.5 milyar dolar) yükün çok üstünde varlıklara ve gelire sahip oldu.
Gazeteci bir arkadaşım, geçen gün Uzanlar'a ait bir arsanın satışını (Telsim'e ait taşınmazın 45 milyon dolara Torunlar Gıda'ya satılması) köşesinde şöyle yorumluyordu:
"Uzanlar'ın devletin sırtına yüklediği yük biraz daha hafifledi."
Bu tip tespitler yanlış algılamalara yol açıyor ve mağdurların sorunlarını çözümü için TBMM'ye akıla çözümler önerilmesini zorlaştırıyor.
Olaya bir bütün olarak baktığımızda görünen manzara şu:
Devlet bu fazlayı mağdurlarla paylaşarak toplumsal barışa hizmet edecek çözümler üretmeli.
İsterseniz hep gizlenen, kamuoyuna hiçbir zaman açıklanmayan ÇEAŞ ve KEPEZ'in 12 Haziran 2003 tarihinde el konulan barajlarının getirisiyle işe başlayalım... Ardından Telsim, Star ve çimento fabrikaları ile devam ederiz...
Sadece barajlarından 2 milyar dolar geldi
Çukurova Elektrik ve Kepez, Türkiye'nin ilk çok ortaklı şirketleriydi. Adnan Menderes döneminde, 30 bin ortakla ve devlet kanalıyla kuruldu. Amaç, Seyhan ve Ceyhan nehirleri üzerine barajlar inşa etmek ve bölgenin enerji ihtiyacını karşılamaktı. Başka bir anlatımla devlet, küçük ortaklara kendi imkânlan ile barajlar yapmalan kaydıyla kurduklan şirkete elektrik üretim ve (Adana, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş ve Burdur'un bazı bölgelerine) dağıtim imtiyazı verdi.
Uzan Ailesi, 1993 yılında devletin elindeki yüzde 11.8 hisseyi, (800 milyon dolar değer üzerinden) alarak Çukurova'nın resmi ortağı oldu. Daha sonra borsadan hisse toplayarak ve son olarak da Sabancı Ailesi'nin elindeki ÇEAŞ hisselerini satin alarak şirketin yönetimini ele geçirdi. Detaylara boğulmamak için şirketin Uzanlar yönetiminde 1MKB ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile başının nasıl belaya girdiğine değinmeyeceğim.
Ancak şirketle Enerji Bakanlığı arasında 9 Mart 1998 tarihinde yapılan yeni imtiyaz sözleşmesi önemli. Bu sözleşmeyi imzalayan ÇEAŞ ve Kepez kendi imkânlan ve İmar Bankası'ndan kullandığı (İmar Off-Shore Bank aracılığıyla) kaynaklar ile 3.5 milyar dolar (resmi bilgilere göre) baraj yatırımları yaptı.
Şirketlerin imtiyaz sözleşmesi iptal edilip (2058 yılına kadar devam edecekti) barajların mülkiyeti Elektrik Üretim A.Ş'ye (EÜAŞ) geçtiğinde, şirketin yüzde 83'ü Uzanlar'a, yüzde 17'si, yaklaşık 17 bin küçük ortağa aitti.
Siyasi otorite, bu barajlara el konulduğunda Uzan imparatorluğunun yıkılacağını ve ardından İmar Bankası'na el konulacağını çok iyi biliyordu. Çünkü bankanın gerçeği yansıtmayan ve sadece 750 trilyon liralık mevduat olduğunu gösteren bilançolarında bile, kredilerin yüzde 99'unun ÇEAŞ ve Kepez için kullandınldığı yazıyordu.
(Gerçekte mevduatın 7.5 katrilyon lira, barajlar için kullandırılan kredinin ise sanılanın çok üzerinde olduğu anlaşıldı. Dönemin elden ele dolaştırılan banka murakıp raporlarında, "İmar Bankası'nm ya sermaye artırması ya da kullandırdığı kredileri düşürmesi gerektiği" uyarısı bulunuyordu)
Anlaşılacağı gibi, barajların önemli bölümü bizzat İmar Bankası'na para yatıran veya imar Bankası'ndan bono alanların kaynakları ile gerçekleştirilmişti. (Bu paraların önemli bir kısmı da ÇEAŞ ve Kepez hisselerinin Uzanlar tarafından satin alınması sırasında kullanılmıştı.)
Bu notlan düştükten sonra gelin sonuçları sarsıcı olan, basit bir soru soralım:
"Devletin, Uzanlar'dan kendi mülkiyetine geçirdiği 11 barajdan bugüne kadar elde ettiği gelir ne kadar?"
Boşuna aramayın. Bununla ilgili resmi, doyurucu bir açıklamayı hiçbir zaman bulamazsınız. Hükümetin resmi görüşü, Uzan olayı ile imtiyaz sözleşmesinin iptali arasında bir ilişkinin olmadığı yönündedir. (İmtiyaz sözleşmesinin iptalinde hükümet haklı olabilir. Ama barajlann İmar Bankası'na para yatıranlann sermayesiyle yapıldığı ve söz konusu barajların şu anda devletin mülkiyetinde olduğu gerçeğini değiştirmiyor.)
Eğer Uzanlar'ın yükü ile Uzanlar'ın mallarından sağlanan gelir arasında bir ilişki kuracaksak, bu barajların getirişini, Uzanlar'dan elde edilenler arasına koymak zorundayız.
Hesabı yarına bırakarak kestirmeden söyleyeyim:
Eldeki verileri (elbette bazı varsayımlara dayanarak) dikkate aldığımızda devletin (EÜAŞ) bu barajlar sayesinde daha şimdiden (2.5 yılda) en kötümser tahminle 2 milyar dolar gelir elde ettiğini gösteriyor.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla