Yönetici arkadaşların müsadesiyle –kesinlikle bir artniyetim olmadan, samimice- birkaç gözlemimi aktarmak istiyorum.
1. Felsefe bölümünde, felsefenin esasına ilişkin, teknik yazılar, konular üzerinde neredeyse hiç kimse yorum yapmıyor, söz söylemiyor.
Örneğin; Husserl Ve Fenomenoloji, Nietzsche ve Babaannem, Voltaire: Eflâtun'un Rüyası, Varoluşçunun Bunalımı'ndan, Günah, Istırap Ve Acı Çekmek Üzerine … gibi son derece güzel başlıklarda ya hiç konuşma olmamış ya da 1 tek yanıt yazılmış..
2. Yazışma ve tartışmalar genellikle din-bilim, din felsefe eksenindeki konularda yoğunlaşıyor.
Bu başlıklarda da : (amacım kimseyi küçümsemek değil, sadece belirleme)
a) Son derece güzel, üzerinde fikir jimlastiği yapılabilecek, konular ortaya atılıyor. Örneğin: “ Din (Kuran) bilimle çelişir mi?” başlığı gibi..
b) Verilen yanıtları analiz ettiğimizde, bence 3 tip yanıt var : Birincisi: Felsefi, dinsel ya da bilimsel bakış açılarından hiç birisiyle ilgisi olmayan, tamamen günlük hayatın düşünce sınırları ve kelime hazinesiyle verilen yanıtlar. İkincisi: Konu felsefe, bölüm felsefe olmasına rağmen konuya tamamiyle dinsel açıdan bakan arkadaşlar ki bunlar genellikle dinsel içerikli sitelerden copy-paste yapmak yolunu tercih ediyorlar. Üçüncüsü: Düşünsel yapılarının ve birikimlerinin felsefeye hakim ya da yatkın olduğu anlaşılan ama şu ya da bu nedenle uzun uzun yazmayı pek tercih etmeyen arkadaşların verdiği yanıtlar…
3) Ama bende uyanan genel intiba şu ki tartışmaya çalıştığımız konular üzerinde fazla bir şey okumamışız, fazla bir fikrimiz yok. Örneğin; dinle bilimi çok net şekilde karşı karşıya koyan Darwinizm gibi konularda çok hararetli yazışmalar oluyor, ama “ Nietzsche ve Babaannem” gibi, modern dünya düzeni karşısında dinsel düşüncenin ve yaşam tarzının çok başarılı ve gerçekten felsefi bir konumlandırmasını yapan, ve bu nedenle de hayatlarında dini eksen almış olan arkadaşları son derece memnun etmiş olması gereken bir yazı hakkında hiçbir yorum yapılmamış !!!
Bu belirlemelerden hareketle, izninizle bir öneri getirmek istiyorum.
Hemen herkes tartışmaların düşük seviyeli olduğundan şikayetçi ama kimse tartışmaya bilgi ve donanımla yüklü bir ivme kazandırmıyor.
Benim alanım edebiyat. Ben felsefeci değilim. Ama ortaokul yıllarımdan beri felsefe ve sosyolojiye yoğun bir ilgim ve insanbilimleri alanında iyi bir kütüphanem var.
Öğrencilerimle birlikte her yıl 20-30 civarında eseri bilgisayar ortamına aktarıyorum. Bunların çoğu edebiyat bilimiyle ya da Türkolojiyle alakalı teknik kitaplar. Ve bunların pek az kısmı internet alemine verildi henüz. Yeni bir düzenleme, site vs düşünüyoruz. Yoluna konacak herhalde..
Neden benzer bir şeyi felsefe için yapmıyoruz? Örneğin konu bilim ve din mi, bu konu üzerinde elimizde hangi kitaplar var, hangilerini okuduk, hangilerini çok beğendik? Onları buraya yazalım. Üç beş kişi bir kitap üzerinde anlaşsın, o kitabı aralarında paylaşıp, dijital ortama aktarsın. Diğer insanlar da bu eseri okusunlar, faydalansınlar; ufukları genişlesin. Yoksa “ Vay efendim çelişirdi, hayır efendim çelişmez.. “ gibi kısır tartışmalar kimse için ufuk açıcı olmuyor.
Örneğin ben kendi adıma, Dr. Abdülhak Adnan Adıvar’ın “ Tarih Boyunda İlim ve Din” adlı kitabını öneririm; madem tartışmalar hep din-bilim ekseninde dönüyor.
Böyle bir öneriyi uygun görüyor iseniz ben bu kitabı birilerinizle paylaşabilirim ya da ben bu kitabı alayım (Büyük boy, 623 sayfa) başkaları başka kitapları üstlensinler.. Somut bir şeyler yapalım.
Ne dersiniz böyle bir öneriye ?
NOT: Ben büyük bir olasılıkla bu gece ya da yarın bu forumdan banlanacağım. Çünkü birazdan birisine bir cevap vereceğim (felsefe bölümü ile alakalı değil..) O cevap üzerine herhalde beni banlarlar. Böyle olduğu takdirde de bir daha başka bir isimle de olsa girmeyeceğim bu foruma.
Böyle bir şey olursa ve bu konuyla ilgilenen arkadaşlar varsa mailimi (birsevdalibulut@yahoo.com) vereyim, irtibata geçelim, başka bir felsefe forumunda, başka bir ortamda bu çalışmamızı sürdürelim. Arzu ederseniz. Fikirlerinizi bekliyorum.
Esenlikler dilerim..
----
Duerden için not : Sevgili dostum, teşekkür ederim fikirlerin için. Mindtricker ßoi, sana da teşekkürler.. İnternet ortamında paylaşılan Türkçe hemen her türlü kitap elimde var. Benim sözünü ettiğim, internet ortamında bulunmayan, dijital ortama aktarılmamış Türkçe kaynaklar..
Başkalarını ve özellikle klasikleri okumanın değeri bence de yadsınamaz. Selimiye'yi, Süleymaniye'yi gezerken, hiç düşündünüz mü, taşı öyle kullanan adam, acaba o dönemde elektrik olsa nasıl kullanırdı? Sokrates, Platon, Berkeley, Kant, Witgenstein... acaba "şu" sorun karşısında ne düşünürlerdi? Platon'un hiç konu etmediği bir problemi, Platon'un kafasıyla düşünmek çok haz verici en azından. Diğer yararlarını bir tarafa bırakıyorum.
Acaba "şu" manzarayı Tolstoy nasıl betimlerdi? Ya Dostoyevsky ya Balzac ya Yaşar Kemal ya da Tağrık Buğra... Peki ya ben nasıl betimliyorum aynı şeyi? Benim betimlemem ne kadar benim ne kadar onlardan geliyor? Ben nerede duruyorum? Nerede durduğumu anlayabilmem için benim dışımda başka nirengi noktalarına ihtiyacım var.. ( " Öteki " ni tanımlamadan " ben " i oluşturamayacağımızı, ben kendi adıma Jean Piaget' den beri iyi biliyorum.)


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

