Hani derler ya Perşembe’nin geleceği Çarşamba’dan belidir diye, bu gecenin geleceği de akşamdan önce belli olmuştu. Şu an gecenin kıvama ulaştığı saatler..Ve bir çift el sıkıyor tüm benliğimi ve itiyor beni her gece seyre çıktığım pencereme… Bakıyorum. Dışarıda, zemheri ayazı, içimde ise Ağustos’un yakıcı sıcaklığı…her zaman ki ritmiyle yanan sokak lambaları ve yürüyen bir kaç genç çift… Her gece bakarım bu gönül penceresine ve seyrederim gösterdiği kadar alemi.. Şimdi yine baş başayız, pencerem ve ben!
Bu pencere bu akşam çok farklı. Neden eziyet ediyor bana? Halbuki o her zaman sevgiliydi, beni seviyordu, beni okşuyordu. Ben ki, hayatımın bu dönemini her gece onunla geçiririm ve her gece bu pencereme sığınırım… Onunla dertleşmeyi çok sevdim. Onunla konuşmanın beni nasıl bir ruh haline soktuğunu ise anlatmam mümkün değil. Bazen mutlu tebessümlerin dudaklarıma yayıldığını hissederken, bazen de içime akıttığım göz yaşlarım olmuştur, bu gece ki gibi. Sanki bu akşam bu pencere her zaman kinden çok farklı…
Bu pencereyi hayat felsefeme sokuşum alelade bir işlev değil, derin düşüncelerin bir sonucudur. Bu nedenle, dünya görüşüme ve yaşamımın her anına sokuşum sadece sevmemden dolayıdır…Çünkü bu pencereden bakınca her şeyi güzel görüyorum. Ama bu akşam ne oldu bu pencereye? Bir perde mi var, önünde göremediğim?
Bir gönül ustası edasıyla tüm sanatımı sergileyerek yeniden inşa ettiğim ve inşa ettirdiğim, bu pencereye ruh, hakikat, irfan, hayat, insanlık, edebiyat, aşk, intizar ve hayatın en anlamlı makamını layık gördüm. Bu gece niçin değişmiş? Neden aniden şekil değiştirmiş? Bana işkence mi etmek istiyor, sanmam? Bazen olurdu karardığı ama hiç bu kadar uzun olmamıştı…
Bu gecenin adı nedir? Farklı bir fonksiyonu var da, ben mi habersizim? Neden bu kadar yüreğimi sıkar, neden? Benim hayat pencerem! Ben ne yaptım ki? Bütün ümidim sensin, nefes yolum sensin, diğer dünyam sensin, bu zor yıllarımda beni bir sevgili olarak kollarında korudun ve beni canlı kıldın. Ben bu dünyada, bunca pencere arasından senden başka bir şeye sahip değilim. Sadece seni ve senden dışarı bakmayı seviyorum. Bütün ümidim sensin ve bütün güvenim sensin. Bu acımasız yaşamdan, uğursuz kelimelerden, insanların ümitlerini törpüleyenlerden, insanlık olgusunu kaybetmiş sevgisiz bedenlerden, dostça yaklaşıp her türlü işkenceyi acımadan reva görenlerden sana gelmiş ve senle dertleşmişim… Neden bu akşam beni dinlemiyorsun?
Ey benim dert ortağım! Ey benim yalnızlığımın sarayı! Bu akşam yüzümü sana sürmekten çekinir oldum. Sessizliğin korkutuyor beni. Önüne çektiğin perde neden? Kalbime güdümlü top mermisi atmandan korkuyorum. Adeta kalbimin kalbura çevrildiğini hissediyorum. Sanki göğsümün vahasında her an bir mermi patlayacak gibi… Ama her şeye rağmen kalbimin kanının donmadığını sana olan sıcaklığını koruduğunu hissediyorum… Hissediyorum senden dışarı aktığımı ve yok olduğumu…
Bu kalenin kapısını kapatmayacağından eminim. Çünkü sensiz olamayacağımı, senden bakmadığımda yaşayamayacağımı biliyorsun. Biliyorsun her nereye baksam senin aydınlatıcı ruhunla karşılaştığımı… Sen benimle kaybolmuş yaşamımın arasında bir köprü oldun. O sevecen süetin her anıma sesleniyor… istiyorum hayata her zaman ki gibi…
Ey benim pencerem! Seni ve senden bakmasını çok seviyorum


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

