• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    29-07-2005
    Mesajlar
    2,477
    Karizma Gücü
    0

    Kara kaplı defterdeki gerçek

    Kara kaplı defterdeki gerçek


    Sadrazam Talat Paşa, eşi Hayriye Talat Hanım'ın torunu Ayşegül Bafralı'nın bugüne dek özenle sakladığı 10x15 cm ebadındaki defterde, 1915 sonrasındaki nüfus hareketlerini ve istatistikleri dikkatle kaydetti.


    27 Mayıs 1915'te çıkan 'Geçici Tehcir Kanunu' uyarınca mecburi göçe tabi tutulan Ermeniler'in sayısı, Talat Paşa'nın kayıtlarına göre, 924 bin 158. Sürgünün en yoğun şekilde uygulandığı şehir 141 bin 592 kişiyle Sivas, en az sayıda Ermeni'nin nakledildiği vilâyet ise 4 bin 381 kişiyle Konya ERMENİ tehciriyle ilgili sayılar, Talât Paşa'nın kara kaplı defterinin üçüncü kısmını oluşturuyor. Paşa, defterin tehcire ayrılan sayfalarında önce ne kadar Ermeni'nin zorunlu göçe tabi tutulduğunu yazıyor, arkasından tehcir kanununun imparatorluğun hangi vilâyetinde ve hangi sancağında kaç Ermeni'ye uygulandığını liste halinde veriyor.


    27 Mayıs 1915'te çıkan 'Geçici Tehcir Kanunu' uyarınca mecburi göçe tabi tutulan Ermeniler'in sayısı, Talát Paşa'nın kayıtlarına göre, 924 bin 158. Sürgünün en yoğun şekilde uygulandığı şehir 141 bin 592 kişiyle Sivas, en az sayıda Ermeni'nin nakledildiği viláyet ise 4 bin 381 kişiyle Konya

    ERMENİ tehciriyle ilgili sayılar, Talát Paşa'nın kara kaplı defterinin üçüncü kısmını oluşturuyor. Paşa, defterin tehcire ayrılan sayfalarında önce ne kadar Ermeni'nin zorunlu göçe tabi tutulduğunu yazıyor, arkasından tehcir kanununun imparatorluğun hangi viláyetinde ve hangi sancağında kaç Ermeni'ye uygulandığını liste halinde veriyor.


    TEHCİRİN EN ÖNEMLİ BELGESİ


    Ermeni tehciri konusunda ilk elden belge olma özelliği taşıyan yukarıdaki liste, Sadrazam Talát Paşa'nın kara kaplı defterinde bu şekilde yeralıyor. Listenin yeni harflere çevrilmiş hálini ise yanda görüyorsunuz. Defterde bu listenin bulunduğu sayfadan sonra Ermeni yetimlerin ve yine Ermeniler'den kalan boş binalarla gayrimenkullerin, çiftliklerin ve maden imtiyazlarının dökümü geliyor.


    Sadrazam, Dahiliye Nazırı ve Ermeni tehcirinin mimarı olan Talát Paşa, 1915 olaylarının üzerinden tam 90 sene geçtikten sonra, ilk defa bugün konuşuyor ve tehcir tartışmalarına özel arşivinde bulunan, şimdiye kadar hiç yayınlanmamış belgelerle katılıyor!

    Dün, sayfamda dizinin tanıtımını yaparken de yazmıştım: Bu dizide yeralan tehcir sayılarıyla diğer bilgilerin temeli, Sadrazam Talát Paşa'ya ait olan ve Paşa'nın hanımı Hayriye Talát Hanım'ın torunu Ayşegül Bafralı'dan yayınlamak üzere aldığım 10x15 santim ebadında bir defterle yine Talát Paşa'ya ait bulunan ve senelerden beri bende bulunan diğer belgelere dayanıyor. Paşa'nın Anadolu'da 1915 sonrasındaki nüfus hareketlerini ve istatistikleri kaydettirdiği kara kaplı defter, üç fasıldan meydana geliyor: Müslüman muhacirler, tehcir edilen Ermeniler, devlet aleyhine çalıştıkları için aynı şekilde mecburi göçe tabi tutulan Rumlarla Araplar ve gayrımüslimlerden kalan mallar...

    Dizinin hemen başlangıcında, bir hususa dikkat çekmem lázım:

    Talát Paşa'nın kara kaplı defterinde ve Paşa'ya ait diğer belgelerdeki sayılar bizde bu konularda şimdiye kadar gereken gerçekçi çalışmalar pek yapılmadığı için çoğumuza bir hayli yabancı, hattá yüksek gelebilir, fakat hepsi birinci derece kaynak olan bu sayılar, abartılmış rakamlarla dolu "soykırım" suçlamalarına karşı birer savunma kanıtı gibidir.

    "Sadece Ermeniler"i değil, Kürtler'i de kesmiştik. Yaptığımız soykırım dolayısıyla özür dileyelim, mesele hallolsun" diyen gönüllü cahillerimiz gölge etmesinler; akademik çevrelerimiz de "Biz onları değil, onlar bizi öldürmüştü" ucuzluğunu bir tarafa bırakıp ilmi yola girsinler, yeter...


    Leylekyan müsterih olsun, Talát Paşa'nın mezarını çöplük yaptık


    Gazetelerde görmüşsünüzdür: Merkezi Brüksel'de bulunan "Avrupa Ermeni Federasyonu" isimli örgütün başkanı Laurent Leylekyan, geçen hafta Türk hükümetinden bazı garip taleplerde bulundu.

    Adıyla kafa yapısının tam bir uyum içerisinde bulunduğu taleplerinden belli olan Bay Leylekyan, Talát Paşa'nın İstanbul'daki mozolesinin yıkılmasını, "Talát" ve "Enver" isimlerini taşıyan caddelere başka isimler verilmesini, Ermeniler'in Türkler'e yönelik cinayetlerinin sergilendiği müzelerin kapatılmasını ve "soykırım" kavramından bahsedilmesini yasaklayan kanunların kaldırılmasını istiyordu.

    Leylekyan'ın saçmalıklarını okuduktan sonra, Farsça eski bir deyimi, "Diváne rá kalem nist" yani "Deliye günah yazılmaz" sözünü hatırlayıp güldüm ama dün sabah Şişli taraflarında gördüklerim, gülüşümü acı bir tebessüme çevirdi ve "Leylekyan"ın bazı taleplerini biz kendi kendimize çoktaaaan yerine getirmişiz" diye düşündüm.

    Dün sabah, bu dizide kullanmak maksadıyla Talát Paşa'nın Şişli'de, Hürriyet-i Ebediye Tepesi'nde bulunan kabrinin fotoğraflarını çekmeye gittim ve kabir yerine bir mezbeleyle karşılaştım! Talát, Enver, Mahmud Şevket ve Midhat Paşalar ile beraber 31 Mart ayaklanmasında şehid edilen diğer askerlerin türbelerinin bulunduğu mekánda sanki yeni bir isyan yaşanmıştı. Ábidenin altındaki türbenin kilidi kırılmış ve merdivenle inilen mezarlık artık akşamcıların mekánı olmuştu. Bahçedeki láhidler boş şişelerle dolu bira sandığı niyetine kullanılıyordu ve sözün kısası, etraftaki herşey içler acısı haldeydi.

    Aynı mekán, 1996'da, Enver Paşa'nın cenazesinin Tacikistan'dan naklinden önceki günlerde de bu şekildeydi ve vaziyetini gündeme getirmemden sonra alelácele temizlenmiş fakat Paşa'nın cenaze merasiminden sonra her şey yine eski tas, eski hamam olmuştu.

    Avrupa Ermeni Federasyonu'nun başkanı Laurent Leylekyan, müsterih olsun ve Türk Hükümeti'nden böyle taleplerde bulunarak kendisini yormasın. Hürriyet-i Ebediye Tepesi'nin bakımından sorumlu olan Büyükşehir Belediyesi umursamazlığına devam ettiği ve mekán askeriyeye devredilmediği takdirde, sadece Talát Paşa'nın değil, ebedi uykularını bu şehitlikte uyuyanların mezarlarından çok yakında tek bir iz bile kalmayacak!



    Posta memuruydu sadrazam oldu


    Adını bulvarlara, caddelere, mahallelere ve okullara verdiğimiz Talát Paşa'nın kim olduğunu mutlaka biliyorsunuzdur ama, gene de kısaca hatırlatayım:

    Tam adı "Mehmed Talát" olan Talát Paşa, Edirne'de 20 Ağustos 1874'te doğdu. Genç yaşlarındayken babasını kaybetti ve ailesini geçindirebilmek için Posta ve Telgraf İdaresi'ne girdi. İttihad ve Terakki'nin kurucularından oldu, Abdülhamid rejimi aleyhindeki çalışmalara katıldığı için tutuklandı, 25 ay hapis yattı ve Selánik'e sürgün edildi.

    Burada seyyar postacılık yapan Mehmed Talát, 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilánından sonra Edirne'den milletvekili seçildi, Hüseyin Hilmi Paşa Kabinesi'nde Dahiliye, Küçük Said Paşa Hükümeti'nde de Posta ve Telgraf Nazırlığı'na getirildi. Talát Bey, 23 Ocak 1913'teki Babıali baskınının düzenleyicilerinden ve Enver ve Cemal Paşalar ile birlikte İttihad ve Terakki Partisi'nin üç liderinden biriydi. 1913'ün 13 Haziran'ında kurulan Said Halim Paşa Hükümeti'nde yeniden Dahiliye Nazırı oldu ve 1915'teki Ermeni tehcirini bizzat yürüttü. 4 Şubat 1917'de sadrazamlığa, yani başbakanlığa getirildi ve "Paşa" unvanı aldı.

    Birinci Dünya Savaşı'nı kaybetmemiz üzerine 8 Ekim 1918'de istifa eden Talát Paşa, İttihad ve Terakki'nin diğer liderleriyle beraber 2 Kasım gecesi bir Alman denizaltısıyla Türkiye'yi terketti. Önce Rusya'ya, oradan da Almanya'ya gitti.

    Talát Paşa, savaş yıllarında Anadolu'da yaşanan Ermeni olayları sırasında aldığı tedbirler sebebiyle diaspora Ermenileri tarafından "en büyük düşman" ilán edilmişti ve Berlin'de, 1921'in 15 Mart sabahı Sogomon Tehliryan adında bir Ermeni komitacı tarafından ensesinden vurularak katledildi. Tehliryan yargılandığı Alman mahkemesinde beraat ederken, Paşa'nın kemikleri cinayetten 24 yıl sonra, 25 Şubat 1944'te Berlin'den İstanbul'a getirildi ve büyük bir askeri törenle Hürriyet-i Ebediye Tepesi'ne defnedildi. Hürriyet/25.05.2005

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    10-07-2005
    Mesajlar
    8
    Karizma Gücü
    0

    sevr adım adım yeniden uygulanmaya başlanırken

    Evet , o kadar mütevekkel, o kadar muti, o kadar ezik, o kadar şaşkın bir ulus haline getirilmişiz ki
    Adamlar dünya alemi başımıza yıkıyor.. Bizi katil, ırz düşmanı ,soykırımcı ilan ediyor ve dünyayı da inandırıyor..
    Halbuki , Biraz sesimizi duyursak Doğuda ermenilerin yapyığı bir Türk katliamı ortaya çıkacak...
    Yürütülen kampanya o kadar etkili ve yoğun ki bizim vatandaşımız bile "eee, belki biz de onları kesmişizdir canım gibi ( Osmanlının son dönemindeki teslimiyetçi ve ezik aydınları gibi ) ulusunu aşağılayan bir söyleme sürükleniyor..
    Efendiler, her olayın olduğu çağı, olduğu koşulları görmeden sırf o dizenformasyon dolu azgın kampanyalara bakıp gaflet ve dalalet içine düşmeyelim..
    İnceleyin bakalım, O dönemde kim kime ne yapmış .. o dönemde olup biteni anlayıp yargıda bulunun...
    Devletin tepesine kadar ,Osmanlıda her makamı teslim ettiğiniz,en içten sevip bağlandığınız ermeniler ne yapmışlardır ?
    Rusyanın ve batılı bazı ülkelerin daha sonra sevr ile şekillendireceği Anadoluyu paylaşım projesinde kendilerine verilen görevi ve rolü kapar kapmaz komşusunu,köylüsünü,çocukluk arkadaşını gözünü kırpmadan katletmiş, köyleri basıp sivil halkı katletmiş, camilere toplayıp yakmış, ,ermeni komitaları bebekleri süngülerinin ucunda gezdiririp ,genç kadınların ırzına geçmiştir.
    Biz bunları söyleyince, Parayı ve gücü nerden bulduk ta Türkleri katlettik öyleyse diye soruyorlar,
    İngilizlerin 1919 larda Anadoluyu işgale Gönderdikleri Yunanlılar için nerden bulundu ise işte oradan..
    Rusyanın doğrudan desteği ise en önemlisi..

    Orhan pamuklar,Tamer akçamlar, gitsinler doğuya dinlesinler...
    Türkü,kürdü dinlesinler.. o katliamları yaşayanları...
    Kendini aşağılama aşağı görme bir ulusa nasıl benimsetilir ,nasıl kabul ettirilir, işte böyle..Avrupa uluslarının kendi ortaçağlarının kaç yıllarına kadar sürdüğünü ,kendi kanlı tarihlerini irdelemezseniz,barbarlığı sadece ve sadeceTürklere yakıştıran mütareke aydınları benzerlerine kapılır gidersiniz biz barbarız efendim dersiniz.. öyle değil mi?
    Ermeni soytarılarının propagandasına, benim toprağımın yetiştiirdiği ve adına aydın denilen bazıları alet olamamalı.. yurdunu üç kuruşluk aferine ,ödüle,kiralık şöhrete satamamalıdır..
    Sevgili arkadaşlar ,her zaman değişik forumlarda söylediğim bir sözü tekrarlıyorum.. Bildiklererinizi, bulduğunuz belgeleri lütfen yabancı site ve forumlarda yayınlayın...yılmayın..bırakmayın.. hakaret ve küfürlere yenilmeyin..
    Biraz inceleyin ,göreceksiniz ki o kana susamış genosid manyaklarına verecek çok cevabımız var.. Yeter ki bunları o ortamlara taşıyacak arkadaşlar olsun...
    Azgın bir ırkçılığa, ilan edilmemiş bir savaşa, adı henüz konulmak üzere olan bir işgale direniyoruz..
    ARKADAŞLAR,SEVR'in YENİ VERSİYONLARINA KARŞI DİRENİYORUZ...
    BU VATAN, BU TOPRAKLAR, 7 DÜVELE KARŞI 90 YIL ÖNCE KAN VE CAN PAHASINA SAVUNULDU..CANLAR KANLAR FEDA EDİLDİ
    BUGÜN BU SAYEDE VARIZ..
    DİRENİRSEK VAROLACAĞIZ..
    BİZ BU GÜN YENİDEN ADIM ADIM UYGULANMAYA BAŞLAYAN SEVR'E DİRENMEZSEK, GELECEK KUŞAKLAR ,GÜNÜNÜ GÜN EDEN, AMA KENDİNİ VAR EDEN TOPLUMA VE TOPRAĞA İHANET EDEN BİR NESİL OLARAK BİZİ ANACAK..
    Güneydoğuda yıllardır gözümüzün önünde olanlar, pontus için Karadeniz de kamp kuranlar,fener patrikhanesini siyasallaştıranlar, artık iyice gemi azıya almış misyoner faaliyetleri ..(sahi laik avrupa ne oldu da Türkiye de misyoner faaliyetlerini had safhaya çıkardı?)
    Ermeni soykırımını(genocid)i tanıyın, böylece ilişkilerimiz daha iyi olur gibi ermeni söylemleri yerini doğrudan doğruya tazminat ve toprak taleplerine devretti. Zaten beklenen de buydu.. ilerledikçe sevr'in Genç Türkiye Cumhuriyetince yırtılıp atılan ama Bazı batı ülkekleri arşivlerinde bu günleri bekleyen ve artık uygulanmaya başlandığı da gizlenmeyen sevr'in aşamalarını lütfen görün , görün..
    Toplumun henüz ne olup bittiğini kavrayamayan kesimi dışında ,bu görülmeye başlandı..
    Arkedeşler,
    84 yıl sonra bu Temmuzda , Lozan'a niye gidip gösteri yapma ve Lozan ın delinemeyeceğini haykırma ihtiyacı duyuldu sanıyorsunuz?
    Henüz son kaleler zaptedilmedi..
    Arkadaşlar,isteyen uykusuna , isteyen gününü gün etmeye devam etsin..
    bu ülke yeniden adım adım paylaşılmaya başlanırken ,elbette ayağa kalkan ne olduğunu soran bulunacaktır..
    Biz uykumuza devam edelim.. Müsterih olalım..
    Bu mesaj en son " 20.08.05 " tarihinde saat 22:09 itibariyle BURRRAK tarafından düzenlenmiştir... Neden: ekleme

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Tünelde ışık göründü, esnaf kara kara düşünüyor
    2005 Konuları bölümünde Harbiyeli tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 31.07.05, 21:58

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •