• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    titan#6 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-01-2005
    Mesajlar
    1,424
    Karizma Gücü
    8

    Tartışma Felsefesizlik En Sakat Felsefedir..!

    Felsefesizlik En Sakat Felsefedir..!

    M.FARUK
    Uygulanamaz eski-yeni ve sözde modern felsefelerin tek amacı vardır:İnsan zihninin tahribi, insanların aklın gücüne duydukları güvenin tahribi. Anlaşılmaz ve muğlak oluşları da bundandır. Bu nedenle insan:"gerçeği-adaleti-özgürlüğü-insanı-sahip olduğumuz ve olabileceğimiz tüm değerleri" savunmak için; UYGULANABİLİR ve OBJEKTİF bir felsefeye sahip olmalıyız.



    Nasıl ki muazzam bir bilgisayar programcısı olmadan çalışmaz ise; aynen o şekilde, böylesi uygulanabilir ve objektif bir felsefe sahibi olmadan, zihnimizi de çalıştıramayız. Yani zihnimizin de "doğru bir programcıya" ihtiyacı vardır. Aksi halde felsefi dolandırıcıların örümcek ağlarına düşmekten korunamayız.Evrenin bilinebilir, insanın akılcı yeteneğinin bu evreni kavramaya yeterli olduğunu inkar eden tüm felsefeler: UYGULANAMAZ ve SUBJEKTİF,yani akıldışıdır. Bir yandan "dürüstlük" tavsiye ederken;öte yandan "gerçek-olgu-realite " diye bir şeyin olmadığını, herşeyin "tabiat üstü veya üretici güçlerin" elinde olduğunu iddia eden,böylesi felsefeler, nasıl ve nerede uygulanabilir? Özgürlüğü savunurken, insanın özel mülkiyet hakkını inkar eden solcular; kapitalizmi savunurken aklı ve bireysel özgürlükleri hiçe sayan sağcılar; somut bir örnek değil mi?
    Algıladığımız dünya gerçektir(mevcudiyet mevcuttur); şeyler neyse odur(A=A); akıl, bilgi edinmenin tek aracıdır ve mantık, aklı kullanmanın yöntemidir. Hakikat realitenin tanınmasıdır. Aynı şey aynı anda aynı açıdan, hem doğru hem yanlış olamaz. Realite objektif olarak algılanabilir. Yani realite yoksa "hakikat-doğruluk-gerçeklik" diye bir şeyde olamaz ve DOĞRU kişisel kaprislerimize göre değişmez. "Bu senin için doğru olabilir, ama benim için doğru değil ..! ( William James )" klişesi; realiteyi inkardan başka ne ifade etmektedir? "Hiç kimse hiç bir şeyden emin olamaz"- " Mantıkla realitenin ilgisi yoktur"- "İspatlayamıyorum ama hissediyorum ...!!!"- "Bu dünyada hiçkimse mükemmel değildir." gibi saçmalıkların tümü uygulamaz ve kötü felsefelerin sonuçlarıdır.
    Sebepleri bilmeden böylesi sonuçlara takılmak; zihnimizi tahrip den başka bir işe yaramaz.

    İnsan, evrenin tek rasyonel (akli) varlığıdır. Realite ve insan bilinci, belirli bir kimliğe sahiptir; belirli bir tabiatı ve ihtiyaçları vardır. Realiteyi anlamak ve hayatta kalmak için,insanın en temel aracı AKLIDIR.
    Realite tekdir, insan bilincinin de tek bir tabiatı vardır. İnsan, özgür iradeye sahip, kendini üretebilen ve idare edebilen bir kahramandır. Yani insan, "ilahi tecelli" veya "üretici güçler" gibi kendi dışındaki kuvvetlerin programladığı, cevhersiz, çaresiz bir robot değildir.
    "Karakteri, faaliyetleri, değerleri , mevcudiyetle olan ilişkileri, gayesi ve amaçları konularında, yapmak zorunda kalacağı tercihlerde, kendisine rehberlik edecek değerler hiyeraşisini ve prensiplerini keşfetmek", insan bilincinin gerçek bir ihtiyacıdır.
    İnsan bilinci: programcısı olmadan işe yaramayan, muazzam bir bilgisayar gibi, bir mekanizmadır. Bilinçli olmaktan imtina ettiği ölçüde, duygusal bilgisayarını,tesadüfi,etkiler programlar:rasgele,izlenimler,çağrışımlar,taklitler,slogan,klişeler. Sonuç korkunun egemen olduğu bir hayat hissi...
    İnsan geçmişsiz veya geleceksiz olarak an be an yaşayamaz;bütünleştirme kapasitesini elimine edip, bilincini bir hayvanın algısal menziline hapsedemez. Nasıl ki bir hayvanın bilinci zorlanıp soyutlamalarla uğraşır hale getirilemez ise: insan bilinci de, o anki somutluktan başka hiçbir şeyle uğraşamaz hale getirilerek daraltılamaz. İşte bu mekanizmayı bilgisel bir amaçla kullanmak, iradi bir eylemi gerektirir. Bundan imtina ederse, tesadüfler idareyi ele geçirir: mekanizma şoförsüz bir araba gibi çalışmaya devam eder. Bütünleşmiş kişilik: bilinç ile duygular arasında tam bir uyum olan,sahip olduğu hayat hissi ile bilinçli kanaatleri çakışmış bir insandır. Hayatın anlamı, prensipler, idealler ve değerler; böylesi bir bilinç ile keşfedilir. Hayat hissi, doğru bir felsefenin rehberliğinde duygusal bütünleşmenin kriterlerini de belirler. Duyguları, tamamen ikna olduğu yargılarından kaynaklanır. Zihin başa geçer, duygular takip eder. Bilgilerini bütünleştirmek, bilinçli kanaatler edinmek için çaba göstermeyen insan; KENDİNİ ifade etmekten aciz kalarak, duygularının insafına kalır. Rasgele ve eklektik ve genellikle çelişkili fikirler kolleksiyonundan ibaret, böylesi bir felsefi enkaz, o insanın üzerinde hiçbir ikna gücüne sahip olamaz. Bu enkazın yarattığı duygular, realite karşısında onu genellikle yanıltacak, kendine, sürekli olarak mutsuz olduğu haberini verecektir. Bu enkaz değerlerin elde edilemeyeceğini, mücadelenin nafile olduğunu; korku-suçluluk-ıstırap ve başarısızlığın insanlığın yazılı kaderi olduğunu; bir insan tarafından yapılabilecek hiçbir şey olmadığını ilan eder. Hayata teslimiyetle başlamak, kendi suratına tükürüp mevcudiyeti lanetlemekle başlamak; insanın tabiatında böyle bir hale girmek bir yozlaşma sürecidir. Kimi ilk baskıda teslim olur, kimi kendini satar; kimi enerjisini, algılayamayacağı kadar küçük derecelerde eksiltip, bütün ateşini yitirir. Sonra bunların hepsi kendilerine, olgunlaşmış olmak için zihinlerini terk etmek gerektiğini; güven içinde olmak için değerlerini terk etmek gerektiğini; pratik olmak için kendine saygı ve güven erdemini kaybetmek gerektiğini telkin etmekte olan felsefelerin teşkil ettiği, büyük bir bataklıkta kaybolup giderler.
    RASYONEL BİR İNSANIN AYNADA GÖRMEYİ BEKLEDİĞİ ŞEY BİR SELAMDIR. İrrasyonel bir insanın o aynada görmeyi beklediği şey, haklı görünmektir. Kendine saygı-güven erdeminden yoksun olmakla ihanet ettiği benliği, son çırpınışında, hiç değilse bulunduğu dalaletin, düşkünlüğün haklı görülmesini istemektir.
    İnsanla ilgili her özelliğin spesifik bir tabiatı vardır. Dolaysıyla, bilinç de belirli bir tabiata, belirli bir kimliğe sahiptir. İnsanın akli yeteneğinden kaynaklanan irade de belirli bir tabiata sahiptir. Mevcudiyetteki tabii öğelerin kombinasyonlarını yeniden düzenlemek, insanın sahip olduğu tek yaratma gücüdür. İnsan hayalgücü,insanın realitede olduğunu veya olabileceğini bildiği şeyleri zihninde yeniden düzenleme yeteneğidir.
    İnsan bilinci kavrama-düşünme alanında ancak bilincin kendisinin-irade yoluyla- başlatabildiği bir davranış gücüne sahiptir. İnsanlar zihni faaliyetlerini başlatma ve sürdürme alanında, bilinçlerinin tabiatının(kimliğinin) belirlediğinden başka türlü davranamazlar.(Hayvanlar bedenlerinin tabiatından başka türlü davranamazlar)
    Rasyonel bir insan, amaçlarını-değerlerini-tercihlerini yargılarken:realitedeki olguları standart olarak alır. Çünkü ancak realitede metafiziken verili olan şeyler "neyse odur".Yani bilincin tek kaynağı realitedir. Metafiziken-verili olanla, insan-yapısı şeylerin farkını kavramak, bilincin somut bir ihtiyacıdır. İnsanın bilinci üzerindeki kontrolü, bilincinin tabiatı hakkında, bilgi sahibi olması ile mümkündür. İnsan realiteye başvurmadan, kendi bilinci hakkında hiçbirşey öğrenemez. Evren için "yer çekimi kanunu" ne demekse;"iradi bir bilince sahip olma özelliği" insan için o demektir. Bir insanı "hiçbirşey" düşünmeye zorlayamaz. Zihnini çalıştırmak, insanın sadece kendi hükümdarlığında olan,sadece kendi iradesiyle harekete geçebilecek bir güçtür. Bu nedenle insanlar yeni şekillere sokulamaz ve başka insanların amaçları için araçlar olarak görülemez. Bu anlamda insan ürünü olan şeyler "neyse o" değildir, yani ne olacağı insan tarafından seçilmiştir. Bu nedenle insan yapısı maddi-manevi hiçbir ürün, tartışmasız asla kabul edilemez. "Metafiziken verili ve insan yapısı şeyleri" birbirine eş tutmak, irrasyonalizmin çok harcıalem bir taktiğidir. İnsana zor, tabiata rüşvet (yağmur duası-kurban vb.) uygulaması, bu taktiğin sonucudur.
    İnsanlar,bu,taktikle,"değiştiremeyecekleri şeyler peşinden koşarken; değiştirebilecekleri şeylere" teslim olurlar; "tabiatı özgür, kendilerini kul" görürler.
    İnsanın "kendi aklı ile bulmadığı-ispatlayamadığı bir şeyi zımnen de olsa kabullenmesi" kendi tabiatı ile çelişir,böylece kendi tabiatına karşı davranmış olur. Kendisi ispata muhtaç bir "tabiat üstü" varsayımı kabul, yani akıldışı bir şeyi kabul, aklı felç etmekten başka bir şeye yaramaz. Realiteye karşı davranış veya inançtan çıkacak sonuç,ıstırap çekmek ve kendini imhadır. Realiteyi dolaysıyla bilincini inkar eden bir insan; başkalarının" bilincini-anlayışlarını-yargılarını-değerlerini" kabullenmek zorunda kalır;bu durumda insan,kendinin değil başkalarının algılamakta olduğu bir dünyada yaşar. Böylece ruhunu, bir bilinç paraziti haline getirir. Zihnini terk eden bir insan,bir olgular evreninde değil,bir insanlar evreninde yaşar;olgular değil,insanlar onun realitesidir. Aklı değil,insanlar onun hayatta varkalma aracıdır.İnsanın bedeni-maddesi-ile bilinci arasında hiçbir zıtlık yoktur,insan bu ikisinin bölünmez bütünlüğüdür. Rasyonel insan, eylem adamı olan bir düşünürdür; o arkadan gelecek eylemlerle bağlantısız fikirlerin sahte olduğunu, fikirlerle bağlantısız eylemlerin ise intihar olduğunu bilir.
    Kaynak:Rasyonel İnsanın Felsefesi-S.SAKMAN
    yeraltından yazmak için yerinüstünden kovulmuş olmanız gerekir
    E.B.

  2. #2
    lastlegant adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-01-2005
    Mesajlar
    466
    Karizma Gücü
    0
    Felsefesizlik En Sakat Felsefedir..!
    Başlık herşeyi özetlemiş saol bilgiler için...
    Bana Neden Sormayın Sevginin Nedeni Olmaz


    Arkadaş Olduğun Kimse İle Arkadaşlığında Çok Fazla İleri Gitme, Olur ki Günün Birinde Düşmanın Olur.

    Karadenizliler Birliği
    Rize-Samsun-Kocaeli



    ut: KraftWageN TeaM ut:

  3. #3
    Sanço Panzo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-08-2005
    Mesajlar
    111
    Karizma Gücü
    0
    felsefenin söylemek istediklerini özümseyebilsek hayat çok daha düzel olcak
    "DÜNYADAKİ BÜTÜN IRKLARDAN,MEZHEPLERDEN BÜTÜN CEMAATLERDEN NEFRET EDİYORUM OYSA BİR BİREY OLARAKANS'I,DİMİTRİ'Yİ,PİEERİ,JOHN'U SEVEBİLİYORUM"

  4. #4
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0
    Düşünmemek en sakat düşüncedir.
    İspatlanması gereken bir varsayımı körü körüne kabul etmek düşünce kabiliyetimizi öldürmekten başka bi işe yaramadığı gibi beynimizi de köreltir...
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Sakat bırakmanın cezası 229 YTL
    2005 Konuları bölümünde zamane tarafından açılmış
    Yanıt: 3
    Son Mesaj: 30.07.05, 18:03

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •