• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor

Konu: Dostum...

  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Dostum...

    Dostum, göründüğüm gibi değilim. Görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. Senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise.

    Benim içimdeki ‘ben’, dostum, sessizlik içinde oturur, sonsuzluğa dek kalacak orada, doyulmaz, erişilmez.
    Ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim- çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir.
    "Rüzgar doğuya esiyor" dediğin zaman "evet, doğuya esiyor" derim: çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, deniz üzerinde dolaştığını bilesin istemem.

    Denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. Bırak denizimle başbaşa kalayım.

    Senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir: Böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öyle vaktini, vadiden süzülen mor gölgeleri anlatırım; çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin-görmemenden, duymamandan hoşnudum ben. Bırak gecemle başbaşa kalayım.

    Sen cennetine yükselirken ben cehennemime inerim- o zaman bile bu ulaşılmaz uçurumu ötesinden bana seslenirsin, ‘arkadaşım, yoldaşım’ ben de sana seslenirim, ‘yoldaşım, arkadaşım’-çünkü cehennemimi görmeni istemem. alevler görüşünü yakacak, duman burnuna dolacaktı. Senin gelmeni istemeyecek kadar çok severim cehennemimi. Bırak, cehennemimle başbaşa kalayım.

    Sen gerçeği, güzeli, doğruluğu seversin; Ben de sen hoşnut olasın diye bunları sevmenin yerinde ve iyi olduğunu söylerim ama içimden senin sevgine gülerim. Gene de gülüşümü göresin istemem. Bırak kahkahalarımla başbaşa kalayım.

    Dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllısın; hayır sen eksiksizsin- ben de seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum. Oysa ben deliyim. Ama gizliyorum deliliğimi. Bırak deliliğimle başbaşa kalayım.

    Dostum, sen benim dostum değilsin, ama ben bunu sana nasıl anlatacağım? Benim yolum senin yolun değil, gene de birlikte yürüyoruz elele.

    Khalil Gibran
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    ak_degil_kara adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-07-2005
    Mesajlar
    19
    Karizma Gücü
    0
    Dost...
    Bilmelisin...



    “Her şey birdenbire oldu.

    Birdenbire vurdu gün ışığı yere;

    Gökyüzü birdenbire oldu;

    Mavi birdenbire.

    Her şey birdenbire oldu;

    Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;

    Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.

    Yemiş birdenbire oldu.



    Birdenbire,

    Birdenbire;

    Her şey birdenbire oldu.

    Kız birdenbire, oğlan birdenbire;

    Yollar, kırlar, kediler, insanlar...

    Aşk birdenbire oldu,

    Sevinç birdenbire.”



    dediği gibi Orhan Veli’nin birdenbire oldu herşey.

    Ne yaşanılan bir şey vardı, ne paylaşılan. Tanımıyorduk, tanımadık bile birbirimizi... Belki de benim bulunduğum, önyargılara boğulmuş konumdu sorun. Toplum normlarının dışında, toplumla karışık yaşayan bir anormal. Ki sen kızarsın bunu söylediğime sanırım... Belki de buydu ünlemler ve kaygılar kasırgası o’nun yüreğinde ve beyninde.

    Ama söyle bana, bu değil mi zaten hayat? Bu değil mi hayatı yaşanır kılan ve tadını almamızı sağlayan?

    Biliyorum, neden aramazsın... gelmezsin... diyeceksin, sahte bir kızgınla. Sen hiç kızmazsın bana... Söz uçar, yazı kalır derler, belki bu...

    Dost...

    Sana sesleniyorum!

    Bilmelisin... Kırmızı alarmda bütün benliğim...

    Savaş halindeyim!

    Sevginin... aşkın... güzelliklerin savaşını veriyorum. Bütün zorluklarıma karşın, o’nu kazanma savaşı bu!

    Sana sesleniyorum dost!

    Bu savaşın muhattabı ol sen de... bütün savaşlarımın muhattabı olduğun gibi...

    Tabulara... önyargılara... yapayalnızlıklara... böylesi bir dünya görüşüne karşı savaş benimle. Az bulunan çoklar’ız biz unutma.

    Muhattabı ol bu savaşın, birlikte yürüyelim kötülüklerin üzerine... yenelim onları... ezelim... zafer türküleri eşliğinde... yürek yüreğe...

    Dost... sana sesleniyorum!

    Haykıralım o’na...



    gel!

    yakınım ol...

    içime ak...

    saf... gürül gürül...

    misafir olarak değil

    sahibi olarak kalbimin

    gel!

    kök sal...

    filizlen...

    bir fidan ol

    gece gündüz... mevsimsiz...

    mutluluk kokularını dağıt

    bana... bize... dünyaya...



    Sana sesleniyorum!

    Umut ol diyorum dost... umut ki mutluluğun en güzeli... Birlikte çoğaltalım hayatı ve o’nu...

    Sen de bilirsin dost...



    yüreğimizi cephane

    beynimizi silah yapıp

    düştük yollara dost



    nasır tutmuş ellerimiz

    kan bağlasa da

    gözyaşlarımızla karışık



    aşk

    vursa da bizi

    yerden yere



    sönmez gözümüzdeki ışık

    yitirmemektir savaşı çünkü

    ‘sevgi savaşçısı’nın adı
    ------------------------------------------------Sigara İçmeyenler birliği------------------------------------------------------------

  3. #3
    nemfoman nymphe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-06-2005
    Mesajlar
    104
    Karizma Gücü
    0
    acaba insanlar bir dostlarını kaybettikleri için onu birdaha göremeyecekleri içinmi yoksa dostlarının acısınamı daha fazla üzülürler?

    eğer birdaha göremeyeceklerine daha fazla üzülüyorlarsa bu insanların nekadar bencil olduklarını göstermezmi?

  4. #4
    melusina adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2005
    Mesajlar
    525
    Karizma Gücü
    0
    Arkadaşlık



    Ve bir genç, şöyle dedi: 'Bize arkadaşlıktan bahset.'

    Ve o cevap verdi:

    'Arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir.
    O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.

    O sizin sofranız ve ocak başınızdır.
    Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.

    Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda,
    ne 'hayır' demek zor gelir, ne de 'evet' demekten çekinirsiniz.

    Ve o sessiz kaldığında, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.
    Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca, tüm düşünceler, tüm arzular
    ve beklentiler, gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.

    Arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız;
    Çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda
    daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın,
    dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi...

    Ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik
    kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin.

    Çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde
    olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır
    ve sadece yararsız olan yakalanır.

    Ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun.
    Eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse,
    meddini de bilmesine izin verin.

    Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş
    aramanızın anlamı olabilir mı?
    Onu, zamanı yaşatmak için arayın.

    Çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir,
    boşluğunuzu doldurmak için değil.

    Ve arkadaşlığın hoşluğunda,
    kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun.
    Çünkü küçük şeylerin şebneminde,
    yürek sabahını bulur ve tazelenir.'

    Halil Cibran



    bir dostun kaybı...hayatımızdaki ısıklarından birinin gidişidir..bi yanımızın eksik kalmasıdır..insan önce kendi için üzülür kayıplar yasadıgında..çünkü ünsan bencildir...herseyi önce kendi için yapmak,kazanmak,almak ister..belki zamanla benciilik kaybolur ama her insanda değil...
    Dünya yuvarlak.Hayat da öyle.En derini aynı zamanda da en yükseğidir hayatın.Nerden baktığına bağlı.Nerede doğduğuna.Dogdugun yerden ne kadar uzaklaştığına bağlı.Elindeki şişede ne kadar hayat kaldığına bağlı.

    “Gün olur..gelecek bir gün kalmaz artık..
    Eınsteın güler uzayın bir yerinden..
    Zamanlara sinekler üşüşür..
    Ve seni anlamaları, insanların
    Beklenti senfonisine dönüşür..”

    İlhan İrem

  5. #5
    lastlegant adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-01-2005
    Mesajlar
    466
    Karizma Gücü
    0
    Denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. Bırak denizimle başbaşa kalayım.
    Yanlızlık mevsiminde solacak güller, yalnızlığından korkacaksın ama yinede huzuru hep yalnızlıkta arayacaksın
    Bana Neden Sormayın Sevginin Nedeni Olmaz


    Arkadaş Olduğun Kimse İle Arkadaşlığında Çok Fazla İleri Gitme, Olur ki Günün Birinde Düşmanın Olur.

    Karadenizliler Birliği
    Rize-Samsun-Kocaeli



    ut: KraftWageN TeaM ut:

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    26-08-2004
    Mesajlar
    54
    Karizma Gücü
    0
    Konu başladıktan sonra değişmiş gibime geldi. ESHQUIA'nın yazısındaki dostluk insan dostluğundan çok kavramsal bir dostluğu anlatıyor sanırım. İyi-kötü, gündüz-gece, nefs-ruh gibi kavramların kötü tarafından iyi olana seslenilmiş. En azından ben öyle anladım. Yanılıyormuyum ?

  7. #7
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı ftsahin tarafından gönderildi.
    Konu başladıktan sonra değişmiş gibime geldi. ESHQUIA'nın yazısındaki dostluk insan dostluğundan çok kavramsal bir dostluğu anlatıyor sanırım. İyi-kötü, gündüz-gece, nefs-ruh gibi kavramların kötü tarafından iyi olana seslenilmiş. En azından ben öyle anladım. Yanılıyormuyum ?
    Evet, tespit doğru.
    Diğer arkadaşlar da dostluk hakkında farklı yazılar eklemiş.
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  8. #8
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Dostluk nedir?
    Herhalde bir gösteris,birine, aynı cinse, kadınsan erkeğe, erkeksen kadına karşıkendini beğendirme çabası, bir moda,bir gelgeç ruh hali değil... Sempati.. İlgi..Bağlılık.. Yüceltme.. Taçlandırma.Sorumluluk duyma.. Yürekten algılama. Bakışlarla anlaşma. Ses tonuyla destek verme. Kesintisiz ilişki.Kayıp olmaz, yitmez.Yoktan var olmaz bir duygu.

    Gazetelerde okuyoruz. TV'lerde seyrediyoruz.Sağda, solda konuşmalarda adı geçiyor:Güzel yemek yeme dostu.. Edebiyat dostu. Türk Sanat Müziği dostu.Çocukların dostu.. Halkın dostu..

    Dostluklar nasıl oluşuyor? Unuttuk.. Bu hızlı kent hayatı, dostluk duygusunu, aklımızdan aldı. Yüreğimizden çaldı.

    Nasrettin Hoca bir Cuma günü camide cemaate namaz kıldırmak üzere ezan okunsun diye bekliyormuş.Bir adam gelmiş. "Hocam" demiş! "Eşeğimi yitirdim..." Hoca da adama; "Şu namazı kıldıralım, senin eşeğin çaresine bakarız" demiş. Hoca namazı kıldırmış, vaazını vermiş ve cemaate dönmüş:"İçinizde hiçbir dostuyla bir bardak çay içip saatlerce konuşmamış,dostuyla sekiz saatlik yürüyüşe çıkıp hiç konuşmadığı halde sıkılmadan yürüyüşünü tamamlamamış ve komşunun kızına kem gözle baktı diye dost bildiği arkadaşını arkadaşlıktan silmiş biri var mı?" diye sormus.Arka sıralarda saf tutmuş, sümsük tipli biri parmağını kaldırıp,"Ben varım Hocam."demiş. Hoca eşeğini yitiren adama dönmüş, "Al bu adamı git,bundan büyük eşek olur mu? Yitirdiğin eşeğin yerine kullanırsın" demiş.

    Dostun yoksa... Bir bitkiden farkın ne? Olumsuz düşünür Sokrates'e öğrencileri sormuş: Dostluk nedir? Sokrates de onlara şu yanıtı vermiş; "Çocukluğumdan beri arzuladığım bir şey vardır. Kimi insan atları olsun ister... Kimi insan köpekleri. Kimisi altını,kimisi de şanı, şerefi; bense bir dostum olsun isterim...

    "İnsan biriktiren yaratık. Şan, şöhret biriktiriyor. Süper zenginse boğazda villa biriktiriyor. Tablo biriktiriyor. Repoda para kasalarda naftalin kokulu döviz, antika biriktiriyor. Gençse plak, kaset, cd biriktiriyor.Yorgun bir ihtiyarsa namaz niyaz biriktiriyor.Bazıları da Kuledibi'nde Çukurcuma'ya,Üsküdar'da Eskiciler Çarşısı'nda,Unkapanı'nda Horhor'a gidip;antika lambalar, cam şişeler, eski koltuklar, tesbihler,tombaklar biriktiriyor. Alimse kitap biriktiriyor. Cahilse kin biriktiriyor. Dost biriktirmeyi içimizde kaç kişi deniyor? Evet, kabul ediyorum ,insan birçok kişiyle beraber mükemmel dost olamaz, tıpkı aynı zamanda birçok kişiye aşık olamayacağı gibi.

    Fakat cinnete düştük. Dost biriktirmeyi unuttuk. İyi halt ettik.

    SEVGİLİ DOSTLARIM:
    NAZİK OLMAK İÇİN, BİR GÜLÜMSEME BEKLEMEYİN. SEVMEK İÇİN SEVİLMEYİ BEKLEMEYİN. BİR ARKADAŞIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,YALNIZ KALMAYI BEKLEMEYİN. ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK İÇİN, EN İYİ İŞİ BEKLEMEYYN. ÖĞÜTLERİ HATIRLAMAK İÇİN, DÜŞMEYİ BEKLEMEYİN. DUA'YA İNANMAK İÇİN, ACILARI BEKLEMEYİN YARDIM EDEBİLMEK İÇİN,ZAMANINIZ OLMASINI BEKLEMEYİN ÖZÜR DİLEMEK İÇİN, DİĞERİNİN ACI ÇEKMESİNİ BEKLEMEYİN. NE DE BARIŞMAK İÇİN, AYRILIĞI BEKLEMEYİN,
    ÇÜNKÜ NE KADAR ZAMANINIZ VAR BİLMİYORSUNUZ....!

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •