Bir varmış...
Ruhumda bir şark çıbanı taşıyorum. Kanıyor; kendi kızıllığımda boğuluyor soluğum.
Bir ağıtın son sesinde doğmuşum öyle diyor masallar. Oysa bedenimde taşıdığım bu yarım kalmışlık parçalanmış bir düşün güne düşmüş halinden başka bir şey değil... Kaybolan yarısıysa bir zorbalığın diyeti -kendime ödettiğim-...
Sese dökülemeyen bir itiraftır gözlerimde taşıdığım...
İşte bak; doğmamış çocuklarımadır ağıtlarım.
söyle; masallara nasıl inanırım...
Bir yokmuş...
Düşlerimde bana çocuklar doğurdun... Bize inat mavi çocuklar... Saçlarında gecikmiş bir itirafın hüznünü taşıyan çocuklar...
Karar vermek için bir ayazın yakıcılığını bekleyen, iyi olması öğütlendiği için hayatın zor bir oyun olduğunu erken öğrenen...
Düşlerimde bana doğurduğun çocukların adlarını aşk koydum iyi niyetli dualarla. Efsunlu sayfalara işlenmiş gizli ayetlerle çizdim yollarını...
Kader(!) onlara kötü oyunlar oynamasın diye tuttum sözlerimi feda ettim...
Heybemde biriktirdiğim öyküleri bölüştürdüm düşlerimdeki çocuklarımın rüyalarına...
Yalnızlıklarını benden; tutkularını senden aldılar.
Sırça bir düşün çocukları olduklarını çabuk fark ettiler. Ayna parçalandı;
" hayatsız " kaldılar...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
