Aşkı anlatabildiğimiz kadar insanız hepimiz...
Aşkı yaşaya bildiğimiz kadar ömrümüz var. Aşksız geçen günlerimiz ne kadar çoksa yaşamamışlığımız da o kadar çok. Ama korkuyoruz,korku titretiyor bizi, aşkla karşılaşmak,aşkı yaşamak kabus dolu uykulara neden oluyor...
Aşktan kaçışın mümkün olmadığını bir görebilsek, uykularda melekler eşlik edecek bize...
Kendimizi tıkadığımız,hapsettiğimiz yanlızlıklardan bir kurtula bilsek, yaşamdaki her şeyin bambaşka anlamlar taşıdığını anlaya bileceğiz...
İşte mutlulukta o zaman gelecek..
Aşkın korkulası bir şey olduğunu kim öğretmişse, kim ki aşkın sadece acıdan, mutsuzluktan,hüzünden,göz yaşından ibaret olduğunu söylemişse lanet olsun ona! Kim şartlamışsa bizi aşka karşı koymak için, kim inanmıyorsa aşka yatacak yer bulamasın iki dünyaya da!
Aşkın olmadığı bir dünyayı yönetmek daha kolay geliyor bazılarına.
Aşkın insana verdiği karşı koyma, baş kaldırma gücünü istemiyorlar...
"Buluşun,gezin,sevişin yeter" diyorlar.
İşlerine geliyor böylesi... Yüreği aşkla atan bir insanın yapabileceklerinden korkuyorlar...
Bizde onların bu oyununa alet oluyoruz işte..
Bir sevgiliye dokunmak,aşkla dolu bir çift gözle bakmak, heyecandan hafif terleşmiş elleri tutmak, nasıl güzel nasıl muhteşem bir duygudur rabbim...
bu güzelliği başka ne yaşatabilir insana?
bu müthiş hazzı başka ne verebilir?
Alabileceğimiz tüm hazzı almalıyız yaşamdan.. Bütün hazların kaynağıdır AŞK...
O halde kaçmak niye?
Bu anlamsız kaçış sürdükçe, hayatımızın ne kadar sıradanlaştığının, ne kadar yaşanmaz olduğunun farkına varmalıyız artık..
Hadi bırakalım kendimizi AŞK'ın kucağına..
"Çok şükür,yaşıyorum" diyebilelim...
BEN DİYE BİLİYORUM..
YA SİZ?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

