Öncelikle benim bakış açımın agnostizmle(bilinmezci anlayış,ilgilenmiyorum) çok yakın olduğunu belirtmek isterim..Yani Ateist değilim..Umarım fazla tutucu davranmadan, kişilere yönelik yorumlar yapmaktan kaçınarak ,mantıklı açıklamalarla dolu güzel bir tartışma olur..
Ateizm Nedir?
Ateizm, bir tanrının varlığına inanmamaktır.
Kelime anlamı olarak; teizm dinsel inancı ve tanrısallığı temsil ederler. Tanrıları ve fizik ötesi inançları reddeden bu görüş, bunun başına bir "a" eki alarak "A-teizm" şeklinde ortaya çıkmıştır. Ateizme göre tanrıların varolmadığı kesin bir doğrudur.
Ateizm, "teizm karşıtı" olabileceği gibi "teizm dışı" anlamında da kullanılır. Yani "teistik olmayan" şeylere "ateistiktir" denebilir. (Örneğin "Laiklik ateistik bir düşüncedir.")
İki farklı "ateizm"
"Ateizm" kelimesinin, biri dar diğeri geniş kapsamlı, iki farklı şekilde kullanıldığı söylenebilir: Birinci tanıma göre "ateizm"; tanrı inancını reddeden ve buna kesinlikle karşı çıkan bir düşüncedir. İkinci "ateizm" ise; "teizm olmayan" anlamında kullanılır ve deizmi, panteizmi, agnostisizmi de kapsar.
Ateizmin, ikinci tanımıyla ortaya çıkışının bir nedeni de; çoğu deist, agnostik ve panteistin zamanla kendilerini "ateist" olarak tanımlamasıdır. Önceden dinlere karşı olduğu halde "ateist olmadığını" söyleyen çoğu insan bir süre sonra artık ateist olduğunu söylemeye başlar. Bu bakımdan ikinci tanımın yanlış olduğu söylenemez.
Birinci tanımdaki ateizm ile diğer din karşıtı düşünceler birbirine yakındır. Dinler ise bütün bunlara uzaktır.
Ateizmin kuralları, temel esasları, iddiaları nelerdir?
Bu soru ateizmi bilmeyen ve "dinin alternatifi" olarak gören birinin soracağı sorudur. Ateizmin kuralları, temel esesları yoktur. Ateizm yanlızca "teist olmamak" (tanrılara inanmamak) anlamına gelir. Bunun dışında ateistlerin ortak yönü yoktur, her ateistin başka konularda kendi düşüncesi vardır. Ateizm "patlıcan sevmemek" gibi birşeydir. ("Patlıcan sevmeyen herkes, şu konuda şöyle düşünür" demek ne kadar anlamsızsa, ateizm için de aynı şey geçerlidir.)
Tabi bunun yanında, ateistlerin çoğu son derece mantıklı insanlar oldukları için ve "aklın yolu bir" olduğu için, çoğu zaman öteki konularda da ortak fikirlerde olurlar.
Ateizm bir din yada inanç mıdır?
Hayır. Din, tam da ateizmin karşı olduğu şeydir. Ateizm bir din değil, dinsizliktir. Dinle ateizm en uzak iki noktadadır. "Dinsizlik bir dinse, sağlıklı olmak bir hastalıktır"
Ateizm din olmadığı gibi inanç da değildir. Çünkü ateizmin özü, bir fikir öne sürmek değil, öne sürülmüş bir fikri reddetmektir. Bunu kelimelerin yapısından da anlayabilirsiniz:"Teizm" ve "A-Teizm". Yani ateizm teizme bağlıdır ve teizmin olmadığı yerde ateizm de olmayacaktır. Bu bakımdan "ateistler de tanrının olmadığına İNANIYOR" demek yanlış olur. Bir inanan bir inanmayan taraf vardır, ateistler inanmayan taraftır.
Çok eski bir devir düşünün ki hiçkimse tanrı vardır yada yoktur demiyor. Tanrı diye bir kelime, bir kavram henüz yok. Daha sonra birileri böyle bir kavram icad ediyor ve buna inandıklarını söylüyorlar (teizm ortaya çıkıyor)... Bu durumda (birileri böyle birşey icad etti diye) bütün insanlar bir anda "inançlı" mı olacak?? Yani tanrı hakkında, -bu önceden olmayan ve yeni türetilen kavram hakkında- neden herkesin öyle yada böyle bir "inancı" olması gereksin?
Ateizm inanç değildir. Çünkü "tanrı" diye bir kavram yaratılması işinde ateistlerin parmağı yoktur.
Sonuç olarak ateizm:
-Din değildir
-İnanç değildir
-Ve hatta bir "iddia" da değildir!
İddia değildir, çünkü kendisi bir iddianın reddidir.
Örneğin bir adam önümüzdeki ay tutulması sırasında intihar edilirse, çok güzel bir dünyaya gidileceğini söylüyor olsun. (Bu adamınki bir iddiadır, inançtır.) Şimdi siz bu adama inanmadığınız zaman, sizinki de bir "iddia" ve "inanç" olur mu??... Elbette olmaz. Ama bu adam 1 tane değilse ve çevredeki insanların çoğunluğu böyle düşünüyorsa, sizin bunu reddetmeniz -yanlış olarak- bir iddia ve inançmış gibi değerlendirilecektir... İşte aynı yanlışlık, teizmin çok yaygın olduğu ortamlarda da ateizm için yapılacaktır.
Tanrı yoksa, evreni kim yaratı?
"Ortada evren diye birşey var, o halde bu evrenin bir de nedeni olmalı" şeklinde düşünmek isteyişimizin nedeni, şimdiye kadar gördüğümüz bildiğimiz HERŞEYİN bir nedeni olmasıdır.
Peki gerçekten varolan HERŞEYİN bir nedeni olmalı mıdır?... Bazı şeylerin de "nedensiz" olması, "ezelden beri" gelmesi (nedeninin yine kendisi olması) mümkün olabilir mi?
Bu soruya evet yada hayır diyebilirsiniz.
Eğer "evet bazı şeyler nedensiz olmalı" derseniz; niçin o "nedensiz" olan şeyin evren olduğunu kabul etmeyesiniz?? Yani "evren" dediğimiz şeyin her tarafını gezip gördünüz, sınırlarına kadar herşeyini biliyor musunuz da "evren nedensiz değildir" diyorsunuz? Belki de evren, kendisinin "nedensiz" olmasını sağlayacak ve bizim henüz bilmediğimiz bazı ek özelliklere de sahiptir.
Eğer "hayır herşeyin nedeni olmalı" derseniz de; nedenlerin zincir boyunca SONSUZA DEK gittiğini söylemiş olursunuz. Rakam "sonsuz" olunca, elbette biz bu zincirin tamamına değil ancak bir halkasına kadar fikir yürütebiliriz. Ötesini bilemeyiz.
Tabi bu soruya "bilmiyorum" diye de yanıt verebilirsiniz. İşte o zaman kendinizden emin konuşmuş olursunuz. :)
Evren bir zeka ürünü gibi gözükmüyor mu?
Doğrusu... Evren "gözükmüyor"! :)
Yani biz evrenin tamamının yüzde kaçını görüyoruz ki "evren zeka ürünüdür" yada "değildir" diyebilelim? Gördüğümüz kısım belki de evrenin milyarda 1'idir. Herhangi birşeyin MİLYARDA BİRİne bakıp, o şeyin tamamı hakkında konuşmak ne derece doğru olur?
Varsayalım evrenin TAMAMINI gezdik, gördük ve gözümüze sanki bir zeka ürünüymüş gibi geldi... Peki bu bize neyi gösterir? Bu bize ancak evrenin belki bir yaratıcısının olabileceğini gösterir ve bunun ötesinde hiçbirşey göstermez. Bu bize ne "tanrı vardır"ı gösterir, ne "tanrı birdir"i gösterir, ne "tanrının yaratıcısı yoktur"u gösterir, ne de günde "3 değil de 5 vakit namaz kılmak" gerektiğini gösterir. Evrenin TAMAMINI gezmiş ve zeka ürünü gibi görmüş olsaydık bile, bırakalım islamı yada teizmi, bu "deizm" adına bile hiçbirşey ifade etmezdi.
Öldükten sonra ne yaşayacağız?
Birşeyin "ölmesi" demek, yaşamı boyunca yaptıklarını artık yapamayacak duruma gelmesi demektir. Canlılar için de ölüm bir kesin "son"dur. Canlı, çalışan organlarıyla canlıdır ve onlar olmazsa "ölü"dür.
Öldükten sonra neler göreceğimiz sorusunun cevabı ise, kesin olarak "hiçbirşey"dir. Çünkü insan, beyni olmadan hiçbir tecrübe yaşayamaz. Ölmüş, toprak olmuş biri, artık "yoktur"... Tıpkı doğmadan önceki hali gibi...
Ölümden sonra pekçok şey yaşayacağına kesin inanan dindarlardan başka, bir de bu konunun "bilinmez" olduğunu ("tartışmalı" bir konu olduğunu) düşünen çok insan vardır. Bu düşüncelerin ikisi de yanlıştır.
Ölümden sonrası "bilimez" değildir.
Bunu anlamak için uzun felsefi tartışmalara gerek yoktur. Yaşamın ne olduğunu anlamak yererlidir.
Yaşam nedir? Yaşam bizim doğduğumuz andan beri sürekli yaptığımız ve alıştığımız işlerdir. Peki bu işler nelerdir?
-Görmek
-Duymak
-Koklamak
-Tatmak
-Hissetmek
("Düşünmeği" de ekleyin isterseniz.)
Yaşam 5 duyu organımızın çalışması ve beynimize elektrik sinyalleri göndermesinden başka birşey değildir. Bu duyuların çalışması için pekçok şey şarttır. (Beyin, duyu organları ve sinir sistemi gibi)... Eğer bu şartlarda bir aksaklık/bozukluk olursa, ilgili duyu çalışmaz.
Peki ölüm nedir? Ölüm vücuttaki bütün hücrelerin çürüyüp yok olması, hiçbirinin çalışmamasıdır. Dolayısıyla, ölü bir insan:
-Göremez
-Duyamaz
-Koklayamaz
-Tadamaz
-Hissedemez
Çünkü bu işleri yerine gerirecek organları yoktur.
Ölü bir insan düşünemez, hatırlayamaz, üzülemez, sevinemez, bir bilince sahip olamaz, çünkü bunları yapabilmesi için Ş A R T olan şey (yani beyni) yoktur!
Öldükten sonra bilincimiz tekrar ortaya çıkabilir mi?
"Bilincimiz" (benliğimiz) denen şey, 5 duyu organımızla hayatımız boyunca edindiğimiz bilgilerin "izlerinin" beynimizde saklanmasıdır. Beynimiz bilincimizin bulunduğu tek yer olduğuna göre, beynimizin bozulması bilincimiz bozulması, beynimizin dağılıp yok olması da bilincimizin (yani benliğimizin) yok olması anlamına gelir. Yani bilincimizin tekrar ortaya çıkmasının tek yolu, beynimizin bozulmadan kalması ve gelecekte bir gün bir şekilde tekrar çalıştırılmasıdır. Bu amaçla geçmişte "mumyalama" yapılmış, günümüzde ise "dondurma" işlemi yapılmaktadır.
Beynimizin "bozulması"ndan bahsettik. Bu hafıza kaybıdır. İnsanlar bazı ender durumlarda (hastalıklar yada fiziksel etkilerle) Hafıza Kaybına uğrayabilmektedir. Bunlardan bazılarının geri dönüşü vardır, bazılarının yoktur.
Tekrar dinsel anlama dönersek... Hafızasını kaybeden bir insanı düşünün. Bu insan "ölmeden ölmüştür" denebilir! Bu insanın beynindeki sorun nedeniyle bilinci yok olmuştur. Geçmişini hiç hatırlamaz, kim olduğunu, ne olduğunu, ne iş yaptığını tamamen unutmuştur. Eski benliği tümüyle yok olmuş, "ölmüştür".
İşte bir insanın (beynindeki sorun nedeniyle) hafıza kaybına uğrayarak "ölmeden ölmesi" bile mümkünken, kimileri çıkıp insan "öldükten sonra ölür mü?" diye soruyor! Yaşarken ölmesi bile mümkünken, öldükten sonra ölmesinden şüpheleniyor insan!
Çok açıktır ki, ölüm ölümdür. Başka herşey gibi, insan da ölünce ölür.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

