• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    cylmz35
    Ziyaretçi

    Haykırmak İstiyorum Seni Özledim (sensizken)




    Yürüyorum ama nereye bilmiyorum. Belki az sonra bir uçurum karşılar ayaklarımı ya da çamurlu karanlık sular.. Bilmiyorum... Güneş artık parlak mı, yağmur ıslak mı bilmiyorum. İnsanlar hala aşık oluyorlar mı? Kayıp bir şehirde kaybolan insanların iniltil

    Yürüyorum ama nereye bilmiyorum. Belki az sonra bir uçurum karşılar ayaklarımı ya da çamurlu karanlık sular.. Bilmiyorum... Güneş artık parlak mı, yağmur ıslak mı bilmiyorum. İnsanlar hala aşık oluyorlar mı?
    Kayıp bir şehirde kaybolan insanların iniltileri, nemli feryatlarının kokusu, üzerimde...

    Ta ki kayıp gidcekler birgün o derin, ulu, bilinmez diyarların verimli bilinmezliğine...

    Evet, seni özlüyorum... Her biten ilişkinin ardından, bu sözler kulaklarıma yelken açıyor.
    Sonra kulaklarımı kanatırcasına sivri uçlu dişleriyle demir atıyor ...

    Haykırmak istiyorum dağlara tepelere sonra yankılansın istiyorum diyar diyar, seni özledim. Yüreğim haykırıyor, isyanda susturduğum o çocuk, ağzına bezler pamuklar tıkıyorum olmuyor haykırıyor seni özledim. Sakladığım karanlıklara sığmıyor, onu daha ne kadar dizginleyebileceğim bilmiyorum gücüm tükeniyor, seni özledim. Güneşin doğuşunda, gözlerimi her kırpışımda acı veriyor, saklayamıyorum seni , seni özledim. Yasaklı manastırımda yasaklı sözcükler; kanatları bağlı, çırpındıkça kanayan, sana uçmak istedikçe ağır ağır ölen... Seni özledim...

    Kusmak istiyorum, kusmak tüm benliğimi, yüreğimi kusmak istiyorum, seninle dolu yüreğimi. Patikalar yeşil değil sensizken, sensizken içkinin tadı yok sensizken özleminin tadı olmadığı gibi. Kusmak istiyorum kendimi. Artık sen olan beni...

    Her çıkmaz sokağımda her labirentimde sen varsın oysa sen düz bir ovada bana koşsaydın desem, bulutları pembeye boyayıp ayaklarımın altına alsam demekle aynı şey olurdu biliyorum. Sen sadece dipsiz kuyularıma hapsoldun ve bende hep seninle oldum... Hep üşüdüm sıcak gözlerinde . Hep bana bensiz baktı efsuni gözlerin.

    Terledim bir zamanlar teninde, terin terime karıştı ben sen oldum, seni içtim, içtikçe susadım ve o ter içinde buzların içine ittin beni. Gözlerim seni ağlıyor hala ve hala üşüyorum...

    Biliyorum hiç umurunda değil, belki benden de fazla kanadın ve belki sen o denli kanarken kanımın kızıllığının farkına varamadın. Belki sana silik göründüler ve sen daha da fazla kanatmaya çalıştın. Kendi kanının kızıllığını aradın her kurbanının kanında fakat senin kanın hep kızıl, onlarınki ise griydi. Sen onlarınki de kızıla çalsın diye daha çok hançerledin, dermansız kalıp diz çökene dek... O zaman çekip giderdin başka kurbanlar arardın kendine taze kanlar... Dünyadaki tüm aşık kanları bir araya gelse seninkiler kadar kızıl olamazlardı. Sen ne kadar hançerlesen azdı...

    Arka sokakların karanlıktı, bir kız çocuğu ağlardı hıçkırıkları azapların en büyüğüydü duyanlara. Fakat duymazlardı ki onlar, geçit vermezdi, kamaştırırdı şuleli gözlerin bakanları. Hani bakmasını da bilmezlerdi derinlere. Onlar kendi sığ sahillerinde kumlarla oynayan çocuklardı. Ben hep ellerinden tutup çıkarmak isterdim seni ve senin ellerinle derinlerine dalmak isterdim. Belki sadece ben duydum sen fısıldamadan bunları bana. Sana o kadar yakın olmaktı şimdiki uzaklığımın acısı. Memleketimi terkedişimdin sen... Seninle nefes almayı öğrenmiştim seninle akıp gitmeyi. Seninle yeşermişti kuru dallarım. Seninle büyümüştüm ben. Güneşimdin yapraklarıma vuran ve toprağımı ıslatan yağmurumdun. Şimdi ne kadar çıplak, ne kadar soluk, zayıf, kırılgan dallarım var.

    Yıllar önce parmaklarının ucundan kayıp gidişimde yeniden dudaklarında nefes alacağımı biliyordum. Ve senin kancık dişiliğine tırnaklarımla tutunacağımı da biliyordum. Ve bitiş öykümü tasarlıyordum her zaman...


    Murat Dai

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    11-07-2005
    Mesajlar
    12
    Karizma Gücü
    0
    Yıllar önce parmaklarının ucundan kayıp gidişimde yeniden dudaklarında nefes alacağımı biliyordum. Ve senin kancık dişiliğine tırnaklarımla tutunacağımı da biliyordum. Ve bitiş öykümü tasarlıyordum her zaman...

  3. #3
    Archercell adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-09-2004
    Mesajlar
    556
    Karizma Gücü
    0
    tek kelıme harıka bır yazı paylastıgın ıcın sagol

  4. #4
    wellhi4 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    919
    Karizma Gücü
    0
    Teşekkürler

  5. #5
    yazgı adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-08-2005
    Mesajlar
    71
    Karizma Gücü
    0
    yüreğine sağlık..

  6. #6
    bLuE's adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-07-2005
    Mesajlar
    505
    Karizma Gücü
    7
    abicim yüreğine sağlık çok güzel bir paylaşım olmuş yine....

    Dönemem terk ettiğim hiç bir yere
    Dolaşıp duruyorum sokaklarda
    Dilimde o son duam
    Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki
    Sonsuzluk gibi çıkıyordu
    Bu söz içimden
    Umutsuz bir yakarış gibi
    Hiç bitmeyecek bir hasret gibi
    Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki

  7. #7
    Honest
    Ziyaretçi
    Paylaşımın için teşekkürler...

  8. #8
    eleni74 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-06-2005
    Mesajlar
    148
    Karizma Gücü
    0
    Her çıkmaz sokağımda her labirentimde sen varsın oysa sen düz bir ovada bana koşsaydın desem, bulutları pembeye boyayıp ayaklarımın altına alsam demekle aynı şey olurdu biliyorum. Sen sadece dipsiz kuyularıma hapsoldun ve bende hep seninle oldum... Hep üşüdüm sıcak gözlerinde . Hep bana bensiz baktı efsuni gözlerin.

    ...........artık ne dipsaiz kuyular ne de üşüdüğüm sıcak gözlerin var..ne de sımsıkı sarılabileceğim bir hayalim....
    yüreğine sağlık

  9. #9
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    yüreğine sağlık...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  10. #10
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Belki de son görüşüydü onu. Bir billur tanesi gibiydi. Saf temiz bir o kadar da masum. Gerçek aşk diye bir şey olmadığını söylüyordu bir arkadaşı. Onu gördüğü gibi onu görebildiği gibi o da bir başkasını görebilmiş olsaydı oda inanırdı gerçek aşkın olduğuna.

    İnsanların ne düşündüğü umurunda değildi pek artık. O sadece bir parça huzur ve sevgi istiyordu. Tıpkı dilencilerin bir parça ekmek dilenmesi gibi. O kadar saf ve masumdu ki artık kırgındı ona. Sırf o masumluğun kendisinin olamayışından ötürü. Aslında onun hiç olmadığını farz etse idi. O zaman işte o zaman gerçek aşk olmazdı beklide.

    Bir gün onun için şöyle düşünmüştü. Bir televizyon gibi saatlerce seyredebilirdi gözlerini hiç kırpmadan. Onun için yaşlar akardı gözlerinden sırf aşk yoktur diyenlere inat.

    Evet son görüşüydü onu. İki sene haber alamadı bir daha ne bir ses ne bir iz. Koca bir hiç. Sadece güzel gözlerini unutmadı. Unutturmadı o güzel gözleri rüyaları.
    Bir gün telefon çaldı. Telefonu açtığında bir şeyler düğümlendi boğazında. Onun sesiydi bu daha telefonu açmadan hissetmişti sanki. Her ne kadar karşısındaki aynı masumlukta değildiyse de buna artık emindi yaşamış olduğu aşktı.

    Ve şunu da anlamıştı ki aşk yaşanıp bittikten ya da başka bir şeye dönüştükten son
    ra anlaşılıyordu. Anlaşılmasa aşk olmuyordu…

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •