Kendime yazmak, kendime dokunmak gibi… Kişisel ve özel bir şey… Sanki bana beni anlatıyor içimdeki ‘ben’… İçinde yaşadığım kalenin duvarlarına kelimelerim tırmanıyor arsızca ve ben onları aşağı atamıyorum… Ele geçiriyorlar içimi ve beyazlığa taşıyorlar… Onların yolu bu… Ne zaman buradalarsa mutlaka mücadele vermişlerdir kendi çaplarında…Ve sığmayacak durumda da içime, atılmışlardır sayfalara…Yazmak belki benim yolculuğumdur sonsuzluğa… Ancak bu şekilde ulaşabiliyorum ben yıldızlara… En büyük kimyasal o yüzden benim için kelimeler sanırım… Beynimden atarak onları, içimi kusuyorum çizgi aralarına… Duygumu döküyorum… Kalemin vuruşları ya da cümle devriklikleri bile aslında anlatır beni, anlamak isteyene, çabalayana… En başta kendime…
Bunu yazarken aklımda nedense hep deniz vardı… Mavi ve soğuk ve çekici ve kimi zaman da korkutucu… Sonraları okurken ağzımda o tuzlu tat olacak, çünkü ben şimdi burada varsam yarın da olacağım… Zamanın durduğu yer burası… Kıpırdamadığı, olduğu gibi kalıp saklandığı…
İlerlesem de geriye doğru ya da ileriye, ortada bir yerde göreceğim ki buradaymışım bir zaman… Saplanıp kalmadığımı ve değiştimi göreceğim… Gözümle bakacağım kalemin mürekkebine, sayfanın beyazına ve dans ettiklerini, mutluluklarını, serinliklerini tadacağım duygularımın… Ve varlıklarının şerefine daha çok, daha da çok hissedeceğim onları…
Nereye kadarsa oraya kadar!
Düşler Hakimi


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

