ATATURK`U ANLAMAK
Bir ulkenin dusunsel yaratim hayati olabilecek en asagi seviyede. Bir
ulkenin ruhu; ekonominin, teknolojik gelisme kaygilarinin, dis iliskiler
savasinin arkasina saklanmis, unutulmus, kaybolmak uzere. Bin yillik bir
tarihin ve dusunsel hacmin gerisine donmeye calisan bir takim insanlarin
adim adim uyguladigi hukum ve yaptirimlarla bir ulke, milyonlarca insanin
kaniyla kazanilmis ruhunu kaybetmek uzere. Bir millet ummet olmaya dogru
gidiyor. Yeni bir Ataturk`e ihtiyac duymaya dogru kosturuyor.
Oysa bu ulkenin yetistirdigi buyuk bir beynin, kocaman bir ruhun ne
yaptigini unuttuk. Hayir hayir unutmadik, biliyoruz hepsini. Tarihiyle,
mekaniyla, ne olduguyla, ne oldugunu hatirliyoruz. Ama yapilanlarin ruhunu,
hissedislerini, anlamini ogrenmek icin caba sarfetmiyoruz.
Bir millet, yuzyillardir padisaha `kul olma` olgusuyla baglanmis, kendi
dusuncelerini, kendi yaratimini, kendi tercihini yasamayi unutmus:
Bakti O, Mavi Gozlu Dev; bir milleti kendi gucune uyandirmaliydi. Ustelik
bir ulkenin, bir vatanin ancak onu olusturan her ferdin ozgur ve yaratici
kimligini ortaya koymasi ile ilerleyebilecegini ogretmek istedi. Biliyordu
ki; bir millet ancak dusunmeyi ogrenebilen, kendi onune konan dogmatik bilgi
ve inanclardan siyrildiginda ozgur olabilir. Anlatacakti; kazanilan savas
bir milletin ` kul olma` aliskanligindan siyrilmadikca asla egemenligini
kazanamayacakti. Akitilan bu kanlar baska bir padisah gelip ona `kul olma`
olgusunun tamamlanmasi ile bosa akitilacakti.
Ne yapacagini biliyordu: ` Egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir` dedi.
Bakti sonra, ustunde fakirligin ve kirac topraklarin uzandigi vatanina.
Bakti, savaslardan yorgun cikmis halkinin ozgurlugu icin , topragi icin bu
yorgunluga ragmen kanini, canini vermeye her an hazir insaninin
ezilmisligine. Ki koy yerinin, koylulerin olusturdugu bir milletti henuz
onlar. Gulumsedi O, mavi Gozlu Sarisin Dev: ` Koylu milletin efendisidir`
dedi.
Bu ulke sizin, ozgurluk sizin, yonetmek de, yonetilmek de sizin diyordu.
Savasi kazanmak, isgalci devletleri topraklardan atmak yetmez diyordu. Halk
oldugunuzu bilmezseniz, bir lidere ihtiyac duymadan kendi egemenliginizi
kuracaginizi anlamazsaniz asla ozgur olamayacaksiniz diyordu. Anlamadik,
anlamak istedik, anlayamadik. . .
Sonra ogretmenlerin toplandigi bir kongreye gitti. Bakti o dusunsel ruhu bin
yil ilerde olan O Dev; kadinlar ayri, erkekler ayri oturuyorlar. Aci aci
gulumsedi. ` Efendiler; kendinize mi guvenmiyorsunuz, hanimlarimiza mi?` Bu
ulkenin, bu insanin kadini dusunmeli, uretmeli, yasama ortak olmalidir dedi.
Bu ulkenin kadini, icinde oldugu toplumu yonetmek icin secilebilmeli,
secmeli. Onlara verilen hak bu ulkenin dusunsel olarak ilerlemesinin
anahtaridir.
Biliyordu yetmeyecekti; bu topraklarin insanina verilen inanci sorguladi.
Bakti; degismeliydi bir seyler. Nufusun yarisini olusturan kadini evine
kapatirsan nasil gelisir bu ulke, muaassir medeniyet seviyesine nasil
gelirdi? Halkina ogretilen yanlis din ogretilerini yok edecekti. Dusunmeyi
engelleyen ne varsa silecekti. Biliyordu ki kadinin hak ve ozgurlugune en
buyuk engel buydu. Din dogru ogrenmeliydi. Bir harf silsilesi ve ondan
olusan dil kutsal olamazdi. Turkce olmaliydi ezan, turkce olmaliydi ibadet.
Anlamak en onemlisiydi. Anlamadan ibadet olamazdi, anlamadan bir ulkenin
yarisini olusturan kadinin uretimsiz birakilmasinin o ulkeyi geri
birakacagini bilemezdik.
Bir sabah, her insanin anladigi, kendini ifade edebildigi kendi diliyle
cagirdi insanlarini ibadete. Amac; ezanin Turkce ya da Arapca olup
olmamasindan cok daha fazlaydi. Anlamadik, ilk firsatta degistirdik,
geriledik, gerilemeye devam ediyoruz.
Kucuk ayrintilar buyuk devrimlerin kivilcimiyidi, biliyordu. `Kastamonu`ya
gidiyoruz cocuk, sapkayi gosterecegiz halka` dedi. ` Neden bu kadar onem
verdiginiz bir sey icin bu denli kucuk bir yer sectiniz pasam?` diye sordu
yaveri. ` Kastamonu halki ilktir beni gorecek. Beni ilk nasil gorduyse oyle
benimseyecek. Bu sapkanin kabul edilmesi icin en kolay yoldur cocuk.` dedi.
` Pasam neden sapka degil de baska bir sey degil, neden fes kalmiyor. Siz ki
sekle onem vermezsiniz` dedi yaver.
Gulumsedi bakislarinda bin yil sonrasini tasiyan O Dev: ` Ah cocuk; nerden
bileceksin sen : Her sey kosullandirma, hersey dogmatik inanc, hersey
kabullenenin pencelerinde yuruyor. Ne fesle derdim var, ne de sapkaya bir
askim. Inancin kiyafetle ilgisi olmadigini anlatmak lazim. Inanci
sekilcilikten almak lazim. Dogmatik bilgiye bu denli sarilmis bir halka
ilerlemeyi, medeniyeti nasil ogretecegiz? Fes, bir semboldur; dogmatik
inancin, sekilciligin sembolu. Kiracagiz cocuk, turk halki `kul olmak`tan
cikip dusunmeyi ogrenecek, sekilcilige dair ne varsa kaldiracagiz. Inanci
ozgur kilacagiz cocuk. Bu yuzden kapatmadik mi tekkeleri, zaviyeleri. Bu
yuzden kaldirmadik mi hilafeti? Simdi butun bunlardan sonar bu dogmatik
bilgilere sarilisi kaldirmazsak ne ise yarayacak? Akli hur, vicdani hur,
inanci hur bir millet olamazsak ne ise yarayacak kurtulus savasinin ruhu ve
mucadelesi?`. Anlamadik, anlayamadik, anlamak istemedik. . .
`Sarisin bir kurda benziyordu. Ve mavi gozleri cakmak cakmakti. Yurudu
ucurumun basina kadar,egildi,durdu. Biraksalar; ince, uzun bacaklari ustunde
yaylanarak ve karanlikta akan bir yildiz gibi kayarak Kocatepe`den Afyon
Ovasina atlayacakti.`** O sarisin kurt, biraksalar bin yil sonrasina, onbin
yil sonrasina atlayacakti tek bir sicrayista. Anlamadik, anlayamadik,
anlamak istemedik. Onu kaybettigimiz 10 kasim 1938`in simdi yuz yil
gerisindeyiz. Yeni bir Ataturk bekliyoruz belki. . .Gassan Satar
** Bu bolum Nazim Hikmet.. Kuvayi Milliye kitabindaki bir siirinden
alinmistir.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
