• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    angel_nili
    Ziyaretçi

    Ben gittim ve..

    Bilmediğim bir şehrin ıssız bir otel odasında çıkardım yalnızlığı bavulumdan..
    Sıkışmış düşlerin arasında koydum bana verdiğin hüsranı yatağımın başucuna..
    Hiçbirşeyin ulaşamayacağı bir yer burası bana,
    hiçbir kırgınlığın uzanamadığı yabancı bir şehir..

    Sevinmelisin artık, hüzünlerim yaralamayacak artık içindeki çocuğu..
    Zorlu yollarımda yürümeyeceksin, acılarımı paylaşmayacaksın..
    Karartılarımı görüp korkutmayacaksın düşlerini..
    Başka bir şehre taşıdığım umutsuzluğumla silinip gidecek adım dudaklarından.

    Şimdi uzaklıklar var ve yazdırmıyor adama dilediği gibi hiçbirşeyi.
    Ömür boyu yalnızlığımın mısraları dökülüyor her defasında kalemimden,
    benden bıkıp usanan kağıtlara..

    Hep gitmekti aklımdaki, kurtulmaktı beni kasıp kavuran yalancı dostluklardan..
    Ve işte ben gittim..
    Oysa ne kadar alışmışım yalana ve ne kadar kandırmışım kendimi..
    Ruhumu kurtaracağımı sandığım kaçış planlarımla..

    Bu sefer yenilginin tam ortasında kalmışım sevgili,
    Yokluğunu büyüten varlığından kaçışımda,
    kendimi bırakıp gitmişim yabancı bir şehre ve bir hiç olduğumu anlamışım;
    beni hiç tanımayan bir iklimin içinde..
    Artık susmanın vakti gelmiş ama ben susmamışım boşu boşuna..

  2. #2
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Galiba Aşk...


    Kaç yıl önce olduğunu bile anımsayamadığım,
    Uzun bir zaman yolculuğunun en son köşesindeydi,
    Aşk denen duygu ateşinin yüreğime ilk düştüğü vakitti,
    Bir yaz haytalığında süregiderken mavi gözlerindeki yolculuğum.
    Aşk denilen kelimenin sözlüğe, anlamı yeni yazılmak üzereydi.
    Her aşk yüklenmiş kırmızı gülü sana getirmek isterken.
    Karşına gelince, sadece al yanaklarının sıcaklığında gönlümü ısıtabilmekti galiba aşk.
    Hiç utanmadan dokunabildiğim pamuk ellerini,
    Ve duyduğum tüm aşk şarkılarında, şiirlerinde bir seni bir beni canlandırırken,
    Ve tüm acıklı ayrılık şarkılarını, sanki en büyük korkularımla yüzleşmişçesine,
    Dinlemekten çekinmekti galiba aşk.
    Sonbahar gelmesin diye geceleri boğan uykusuzluklarda,
    Hep seni ağlamaktı galiba aşk, hep seni sayıklamak, seni aramaktı.
    Yaz bitmesin diye Allah Babaya haykırışlar,
    yağan her yağmurda,
    Yavaşça tükenen umutlardı galiba aşk.
    Yanına gelmeden önce hasret yüklü bir ton sözü sırtlanıp,
    Ama seni görünce hepsini unutup, gözlerinde kaybolmaktı galiba aşk.
    Tüm boş bulmaca karelerini isminle doldurup,
    O bulmacaların bir köşesine sıkışmayı istemekti galiba.
    Akşamları saklambaç oynamak yerine, çıplak ayakla,
    Bir sahil kenarında seni düşünerek sana yürümekti belki de..
    O herkesin tehlikeli dediği kuyuda boğulurken,
    Seni düşünüp mutlu olabilmekti galiba aşk.
    Sonbaharın gelecek olması ihtimalini,
    Korkudan düşünememekti belki de,
    Süt mısırı tazeliğindeki sapsarı saçlarına,
    Bir daha hiç dokunamamak ihtimaline karşı,
    En kral isyanlarla cephe almaktı belki de aşk.
    Rüzgardan senin sırtına doğru esmesini istemek.
    Seni az da olsa bana yakınlaştırması için yalvarmaktı.
    Hatta o güzel yüzünü aydınlattığı için güneşe,
    Akşamları sahilde yürürken yolumuza mehtap tutan ay dedeye,
    Teşekkür etmek, minettar olmaktı…
    Çaresizce ayrılık sırasını beklerken bir mevsimin kanatlarında,
    Kimsesiz köşelerde korkudan hıçkıra hıçkıra ağlamaktı galiba,
    Sorugusuz sualsiz, sığınmak istemek bir baba şefkatine,
    Biraz korku, biraz gariplik, biraz isyan kundaklamaktı galiba aşk.
    Cesur cesur aşağı bakmaktı gözlerinin uçurumunda,
    Ve düşmekten değil bakışlarından uzak kalmaktan korkmaktı aşk.
    Uykularından kıskanmaktı, rüyalarına sızmak için bahaneler aramaktı.
    Ve kutlamak istemekti ellerini ilk tuttuğum günü,
    Kırk gün, kırk gece…
    Dudaklarının sarhoşluğunda yok olmak istemekti bir aşk sözlüğünde,
    Bir rüya nasıl bir ömre yayılır diye mucitçe düşünceler her eridiğinde,
    Yavrusunu yitirmiş bir kartal gibi, son sürat uçup,
    Bir dağa çakılmak istemekti galiba aşk.
    Ve ayrılık günü gelip çattığında,
    Konuşmaya bile mecali olmadan,
    Bir şehit edasıyla, ismini taşlara yazdırmaktı aşk.
    Kimsesiz bir sokak karanlığı da olsa ayrılık,
    Ağlamak ile gülmek arasında sıkışmış bir vapur gibi
    Bir o yana bir bu yana, savrulmaktı galiba aşk.
    O an bir şimşek çaksa, dünya ortadan ikiye yarılsa,
    Ya bu ayrılık olmasa,
    Ya da herkes ölse, dünya kararsa diye haykırmaktı galiba aşk.
    Arasından çok yıllar geçsede, şöyle bir düşünebilmek,
    Unutamamak, yarı güler, yarı ağlar bir kalemle
    Uğruna bir şiir yazmaya çalışmaktı galiba aşk…

    Vahan İSAOĞLU

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •