• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    kahtali adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-04-2005
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma Hep tükenir cinsten aşkların mağduruyduk ..





    Anladım ki yoksun
    Sen zaten hiç yoktun
    Ve hiç olmadın
    Sadece güftesi olan bir şarkımdın
    Adını anmak zor şeydi
    Kan ağlatıyordu içime ..

    Anladım ki yoksun
    Sen zaten hiç yoktun
    Ve hiç olmadın
    Sevebilmek üzerine hiçbir ihtimali anlamadın ..

    Sevmeye miladın dolmuş gibi konuşuyordun.Oysa ki bilmiyordun; seni hiç mi hiç sevmiyordum.Yüreğinin çocuk sevdasına vurgundum.Sonraları duruldum.Durgundum...Bu durgunlukta seni doyasıya, hiç tükenmeksizin seviyordum; oysa tükenmez kalemler tükenir cinstendi artık .. Anlamıyordum hayatı ..Hüküm giymek için sevmekten mi suçluydum; yoksa inkarsız bir aşkın mı mağduruydum. Bilmiyordum…
    Sevebilmek üzerine hiçbir ihtimali anlamıyor muydun ?..

    Şimdi kimbilir bu satırları okurken, “Yazık oldu” diyeceksin bu sevdaya “Yazık !..”
    Oysa ki bilmiyordun hep bana giriyordu bu hissiyatı KAZIK !...
    Niçin Allah’ım ?.. Niçin?..

    Hep tükenir cinsten aşkların mağduruyduk.Oysa ki kekremsi bir aşk’ı tadabilmek için tüm sevda bahanesi malzememiz vardı ve seni sevebilmem için bir tek tebessümün yeterli olacaktı.Bilsen içimdeki ümitler, ne pembe panjurlu evlerin çıkmaz boyası saklıydı.Bir tebessümünle bilsen yüreğim yerli yerinden, taa kökünden oynayacaktı..
    Yoktun…
    Adın kadar hayali bir sevda sürükleniyordu sol-yan boşluğumda ve adını anmak azizlerin en azizi yapıyordu beni ..

    Sevdayı parmaklarından tutabilmek için nedenlerin yoktu.Korkuyordun..Yüreğin titrek bir serçe gibi bitmek bilmez bir gecenin ayazını tadıyordu…

    Susuyordun sonraları .. Kendini bilmeden seyri-güzar duyguların seyrini dinliyordun.. Hişt !.. Uyuma ..
    Anlattıklarım gerzek pembe dizilerin mutlu sonları değil, hayatın gerçekle yüzleşmesinin beklenmedik sol aparkatı ..

    En geyik muhabbetlerde gizli öznem oluyordun, bilmiyordun gizli öznenin ne olduğunu; aşk edebiyatından büt’e kalmıştın.Oysa ki bilsen tafralarınla yüreğimi nasıl da kanatmıştın..
    Duymuyordun ve bilmiyordun; sana yaşanılası bir geleceğin en güzel mutluluğunu anlatıyordum.Kafan hala pembe köşkteki Maria’nın uzatmalı sevgilisi Rabırt’ta .Bense anlattığım mutluluğu düşleyerek daldığına hükmediyordum.
    Yanılmışım ...

    Anlamıyordum ..
    Ben mi hayatı yanlış tanımlıyordum aşk’a dair, yoksa hayat mı beni yanlış tanımlıyordu sevdanın tanımlanamayan tanımını yaparken ..
    Bilsen ne seviyordum umulası eskitilecek yılları senle beraber ..
    Hani adın ne kadar “Cennet” se o kadar mutlu ve huzurlu olacaktı yuvamız .. Ba-ba ile ma-ma lafzı reklam malzemesi olmayacaktı; çocuğumuzun dilinde tatlı bir aguş olarak kalacaktı, kimbilir ..
    Her gün tatlı bir telaşla uyandıracaktı bizi; “hangisi altını ıslattı?” “sıra kimde?” çocuğun altını değiştirmekte diye ..
    Çocukluğumun pastel boyaları kadar renkli ve ümitkar bir hayat bizlerin olacaktı.
    Yıktınn !...

    Niçin bilmiyordum ?.. yıkmakla beni mi yıkıyordun yoksa bundan gizli bir acı çektirme zevki mi duyuyordun ?.. Seni anlamıyordum.. Ne dedin ?.
    “Sen de mi Seviyordun !?..”
    Yazık öyleyse beni aşağı iterken uçurumun kıyısından; bana bağlı ümitlerle, sevgilerle sen de “AŞK ’a DÜŞÜYORDUN” !..

    Sevgiyi söylemek için illa ki son nefes mi lazım yoksa hiçbir zaman oluşmayacak şartların oluşmasını beklemek mi ?..

    Korkuyordun Leyla gibi aşık olmaktan korkuyordun ancak nasıl da herkese en zor söylenilesi yalanları söylüyordun.Gerçeği bir tek sen biliyordun.

    Korkuyordun !.. Zira bir daha dönüşü olmayacak mutlu bir yola giriyordun.İçinde belli belirsiz bir tebessüm parlıyordu oysa yüzün sirke satıyordu.Ancak telaşın her halinden belliydi, sevilmekten değil sevmekten kaçıyordun oysa bilmediğin, götürdüğün bedeninde ne sevda demli bir yürek taşıyordun.. Nereye kaçıyordun ?!.. Bilmiyordum ..

    O gece demiştim ya “Meliha” nın doğum günüydü.Pasta değil yüreğim parça parça bölünmüştü.Hiç gözlerinin buğulu sevda yağışlarına denk gelmemiştim, oysa istemeden gözlerinden bir aşk’ın en hüzzam makamlarını dinlemiştim..
    Bilsen nasıl sevmiştim !...

    20.05.2003/Salı
    04 : 52

    Şimdi soracak olsaydın içimdekileri, berbat bir durumdayım; bahar nasıl kış’a bir kardelenle sevgisini müjdemsi ifade ederse,.. Berbat’ım.. Değil sesini duymak, ismin bile hafızamı alt-üst etmeye yetiyor.Kelimeler ve heceler birbirine dolanıyor sevdaya yeminli dilimde ..Ellerim ne kadar soğuk bir kış ikindisinde ellerini üşüdüğünden tutmak istediyse öyle üşüyor haziran’a inat ellerimin yürek yanığı teni…

    Anlıyorum.. Susuyorsun ve/ya susmak için sebepler buluyorsun kendince ..Öfken ve/ya (nedendir ki “ve/ya” cümleyi bağlıyor duyguların akışkanlığını yazıda ve/ya yüreğimde) söyleyecek, hatalarını kapatacak bir şeyler söylemeye, bir şeyler bulamadığından.. Susuyordun..
    Oysa ki ben seviyordum.Hem de gözlerinin toprak ve türk kahvesi rengine baka baka, dilim sitemimi dökerken yüzüne, seviyordum..
    Ağlıyordum sonraları,.. öyle hıçkıra hıçkıra, sarsıla sarsıla ağlıyordum annemi kaybettiğimde nasıl ağlıyorsam dıştan, öyle içten ipil ipil ağlıyordum.. Yüzümde son kullanma tarihi geçmiş bir umursamazlığın maskesi takılıydı..Mecburdum..Bilsen bu umursamazlıkla dışardan gösterebildiğim kadar, renk vermemeye çalışıyordu içim döktüğüm gözyaşlarını, biliyorsun sen de ağlıyordun ancak gururun vardı ortamızda sadece gözlerini kaçırabiliyordun..Zordu..Yarım saate, bir ömür sevmeye adanmış bir yüreği sığdırabilmek ve bir hayatı paylaşabilmek için yaşanılası mutlulukları dinleyebilmen;.. Zordu..Hislerin dilim lügatçesin de olmayan sevdası terimleri dökerken üstüme, kelimelerdeki ünsüzler, ünlüler kadar ağlıyordu..
    Biliyorsun suçluyduk..Duyguları paylaşabilmeyi beceremeyecek kadar çocuktuk..
    Acemi bir aşk’ın toyluğunu taşıyamıyordu içimizin sol-yan boşluğu, belki de hayatı böylesi tadılmaz acı-tatlı tadlarla iç içe tatmak bize ağır mı ağır geliyordu ..


    24.05.2003/C.tesi/01:15


    Bilmiyordum.. Öyle içten ve katıksız seviyordum ki, klişe olamıyordum.Yazısı silik çıkmış gasteler kadar okunaksız ve mürekkebi dağınık bir sevgi bırakıyordum avuçlarına .. Yasaklı adın dilimde belli belirsiz söylediğim ezgilere karışıyordu.. Seni sormam dostlara ağır geliyordu; bense suskun,bense sevdana mülteci .. Bu nasıl devrandı ki sevda vurgunu böylesi azap görüyordu ?..

    Bilsen ne zordu.. Sevda beni en beklenmez anlarımda iki göğsüm ortasından mavzer kadar derin vuruyordu .. Dilim özde öznel ismini susmak zorunda kalıyordu. İnci-mercan bir hediye koynumda saklı, sana verilmeyi bekliyordu .. Gözlerim aşina gözlerine değmeden her günüm hasret, yüreğim bin sabır çekiyordu .. Yokluğunda ne tespih tanesi döktüm; belki gözyaşım o kadar
    yoktu ..

    Zordu ..
    Akşam üstlerim çökerken hasretin kadar omuzlarıma, yüreğim yokluğunun ayazlarını tadıyordu;.. dudaklarım heyecan mıdır aşktan mı karşında bir Gölbaşı anısı kadar tir tir titriyordu .. Ağlamak sandığım gözyaşı dökmek olayı, ağlamak değilmiş; bilmezdim, yokluğunda öğrendim insan demek sevince böylesi yürekten, ölüm kadar çıplak
    severmiş ..

    Gecelerim senli düş kırıkları dolu, yüreğimse damla damla yağıyor, gözlerimde beklenmedik bir nisan yağmuru .. Seni yağmak istemek söyle o kadar zor mu?


    Bilmiyorsun !..

    Yasaklı ismini dilimde,tükenmez sevdanı şu iç yanımda, yüreğimde taşıyordum; oysa tükenmez kalemler tükenir cinstendi artık ..

    Bilsen öyle içten,katıksız ve karşılıksız seviyordum ki; sana tek bir söz söyleyemiyordum. Tüm suçlu tükenmez kalemlerin tükenir cinsten yapılması ve tüketicinin kandırılması olayıydı ..
    Ben senin tükenmez sevdanın tükenmez yanlarını seviyordum ..



    Bilmiyorsun ..
    Seni anlatılamayacak ve kelimelere sığdıramayacak kadar çok, tükenmez bir sevdanın yaşayanabileceği kadar tükenmez bir yürekle seviyordum !..

    Sevgilerle ..
    Saygılarla ..


    13.06.2003-03 : 32


    "Enis Sahin"

  2. #2
    kahtali adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-04-2005
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0
    Hep "kaybedenler" den olduk biz, hep oyuna alınmayan ve sahanın kenarına itilen oyuncular ..Hep dışardaydık ve hep uzaklara ait bir şarkı dilimizdeki yalnızlığa karışıyordu; en hayali akşamlar bile arlanmazsızın gözlerimizde ağlıyordu.Sevdamız üç kuruş değildi ama; hayatımız, duygularımız, gözyaşlarımız sudan bile ucuzdu.Her otobüsü kaçıran, kuyrukta son sırayı dahi alamayanların öyküsü olduk biz ..Sessizliğimiz aptallığımızdan değildi lakin, sukuneti adam zannetmeleri için yaptığımızı zanneden aptal gözlerin hengamesinde ölüp ölüp dirildik; en basit yalanlarını, yalan olduğunu bile bile gerçek kabullendik.

    Yalnızlığımızı serserilik görenler oldu ve/ya susuşumuzu mağduriyet ..Bu kahpe dünyanın yabancısıydık biz, kazıklanacak turistleri, yolunacak kazları , hayalleri önemsiz ve sevmesi biçimsiz insanlarıydık.Aşk on beş dakikalık bir sevişmeden ibaretti ve dünyanın değişen kurallarında ilk sırayı "Aşk yok seks var" aldatmacası almıştı.En basit namussuzluk bile şeref madalyası sayılmıştı.İnsanlar ne yapmıştı? Sevda eski, antik bir inanç mıydı? yoksa sadece "vefa" kültürel bir dokumuydu İstanbul'da semt olarak ve korunması gereken bilmem kaç numaralı tarihi eserler kanununun kaçıncı fıkrasının kaçıncı masalında bırakılmış yasalardan ibaret maddileşmiş bir figuran malzeme miydi dünyamızda ..?

    Hayali sevdalara hapsolmuşluklarımız vardı ve en güzel aşklar sadece Türkan Şoray-Kadir İnanır repliklerinde mi kalmıştı? Hayat öyle yıkıcı bir şekilde akıp gidiyordu ki kendi türümüzden insana rastlamak en az bir antropologun Nethradale insanına rastlaması kadar ilginç ve mucize sayılıyordu.Bize ne olmuştu?Tükenir cinsten aşklar oluyordu adına seks dediğimiz ve ayrılıklar çorap değiştirmek kadar sıradanlaşıyordu.Gergeflenmiş sevdalar artık sadece 15-20 yıl öncesine kadar yapılmış el işi dantel örtülerde bir nakış olarak kalıyordu.Yazık oluyordu, ağlayamıyordum bile, hıçkırmaya hali kalmamış son nefesi boğazından kurtulmak üzere olan bir adamdım; yüreğim daha fazlasını taşıyamıyordu ve en iğrenç duygulara aşk denilmesi beni kahrediyordu.

    Ölmek üzereydim ancak daha da fazla üzülmeye tahammülüm yok.Kendimi bırakmak istiyorum bu fırtınalı hayatın son dalgalarına ve artık durdurmak istiyorum çırpınışlarımı .. Bir ömür çırpınarak her gün ölümü ölümden ağır yaşamaktansa ölümün alnından öpmek istiyorum.İçimde bir çocuk belli belirsiz tebessümleşiyor, içimde bir çocuk ;.. gözleri gözlerimi en derin maviliğinden yakalıyor.Küçücük parmaklarını ellerimin nasırlaşmış teninde gezdiriyor ellerim hissetmiyor ancak yüreğim ılık ılık akıyor gözyaşlarımı; bırak çocuğum bırak bu gözler hep acıdan ağlamaya alışmış şimdi mutluluktan ağlamak ne ki ..Bilmez gözlerim böylesi durumlara ağlamayı, hüzünsü bir tebessüm daha kaldıramaz bu can ve bak son sözlerim çıkıyor bu kez açılmaz ağzımdan ..Bırak çocuğum çek ellerini gözlerimden, ben bu ışığa hasret kaç yıl çürüttüm yüreğimi .. Bırak öyle hasretim ki yanında olmaya, bırak; bıktım bu hengameli dünyanın yalancı maviliğinden çek ellerini n'olur ölmek üzere olan birinin bu son arzusu...


    Sevgi ve saygılarımla ..
    Aldanmış yüreklere ithafen
    30.08.2005 16 : 40

    "Enis Sahin"

  3. #3
    dionysus adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-08-2005
    Mesajlar
    239
    Karizma Gücü
    0
    süperrrrrrr.eline kalemine yüreğine sağlık
    çok güzel...........

  4. #4
    kahtali adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-04-2005
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma

    Bizim ki si sadece yağabilmek olayı duyguları (ki nasıl oluyorsa inan onu ben de bilmiyorum) .. Yazık oluyor diyorum ama dediğim gibi sonuç malum, yine aynı hayatın aynı rollerini oynamaya mecbur figuranlarıyız biz, arka plandaki boşluğu dolduran background imajlarız nasılsa .. Yürek dediğin nedir ki? sevda dediğin? metaılaşmış dünyamızdan küçük espriler sadece bizlere .. Ve biz nesli tükenmek üzere olan son insan kalıntılarından başka bir şey değiliz.Kayıt numarasını bırak, hiç bir müzeye konmaz ve parasal beş kuruşluk değeri olmaz nesnelerden öte değiliz ..
    Bilmiyorum ..
    Yarın ne gibi azaplar verecek ?..Yarını hiç düşünmek bile istemiyorum, acılarla yeteri kadar katmerleşti yüreğim inan daha fazlasını kaldıramıyor.Keşke şimdi bu satırlar mutluluğumun simgesi ve tebessümlerimin bir parçası olsaydı diye içimden geçiriyorum.Çok şeyler istediğimin bilincinde değilim belki ,..
    belki de ütopik dünyamın yalnızlığına dönmem gerekiyor.Bu sefer kapıları daha hızlı çarpmalıyım, daha sıkı kitlemeli ve hiç bir yürek bir daha bu sol-yan boşluğuma girmemeli...



    Bu duyguları ve acıları benimle paylaştığınız için teşekkür ederim.


    Sevgi ve saygılarımla ..
    Aldanmış yüreklere ithafen
    "Enis Sahin"

  5. #5
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0
    Bunları anladığım kadarıyla sen yazıyorsun.. Eğer sen yazıyorsan sana da ilgili yerlerde olmak şartıyla başlık sabitlesimesi yapalım mı?

    Tebrikler bu arada...Yüreğine sağlık...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Karşı Cinsten Olsan Kendinle Çıkarmıydın?
    2007 Konuları bölümünde kırmızı tarafından açılmış
    Yanıt: 15
    Son Mesaj: 20.11.11, 02:29
  2. Bir Gün Sabır Tükenir
    2005 Konuları bölümünde oktayc tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 25.08.05, 14:23

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •