Çoğumuz yalnız aşklar sevdalısıyız.. aşklarımızı içimizde ve tek başına yaşıyoruz. Aşkı paylaşmasını bilemeden, aşkın acısını hüznünü paylaşmaya başlamak. Kadın-erkek karşılıklı paylaşmaktan çok, hemcinsleri ile aşkı irdelemek, evirip çevirmek, durmaksızın deşelemek, tek taraflı ahkam kesmelerin ışığında tavır takınmak...
Ve hep öğretilmiş aşklar ve öğretilmiş aşk acılarını yaşama peşindeyiz. O büyülü aşk filmlerinden, romanlarından, aşk üzerine yazılmış onca şiir ve bestelenmiş şarkılardan beslenerek. Hayali idoller peşinde koşuyoruz çoğu zaman. O yüzden belki de, yaşadıklarımız hep bir tarafından eksikmiş gibi geliyor bize. Belki tam adı konulamıyor, açık açık farkına varılmıyor. Hani yemeğin lezzetinde bir şeylerin eksikliğini anlarsınız ama neden olduğunu tam bilemezsiniz, onun gibi bir şey belki. Yaşadığımız andaki aşkı değil de sanki hep ileriki günlerde karşımıza çakabilme ihtimali olan aşkı bekler durumdayız.
Hep bir eksiklik içinde hayatımız. Hep bir şeyleri bekler durumda. Hani çayın tadına tam varabilmek için şöyle bir nefes de sigaradan çekmeyi beklemek gibi bir şey. Bir şeylerin tadına tam varabilmek adına hep bir beklenti içinde olmak. Hoşuma giden bir laf var: “ Daha iyi, iyinin düşmanıdır “ diye. Daha iyiyi ararken elimizdeki iyilerin kıymetini bilemiyoruz. Yahut geç farkına varıyoruz...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

