• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
70 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    coolgray adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-07-2005
    Mesajlar
    180
    Karizma Gücü
    0

    Gerçek Dindar Atatürk

    “Türk milleti daha dindar olmalıdır... Dinime bizzat gerçeğe
    nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum.”
    Mustafa Kemal Atatürk

    Atatürk'ün din anlayışı ve din konusunda izlediği politika, onyıllardır bazı çarpık yorumların ve yanlış anlamaların hedefi olmuş bir konudur. Kendi materyalist felsefelerini Atatürk'e mal ederek meşrulaştırma çabası içine giren bir kısım din aleyhtarı marksist çevreler, Büyük Önder'in laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışmışlardır ve halen de bu çabayı sürdürmektedirler. Oysa tarihsel gerçekleri, Atatürk'ün dine bakışını ve uyguladığı din politikasını incelediğimizde, çok daha farklı bir tablo ile karşılaşırız: Atatürk, hem son derece samimi bir dindardır, hem de Türk milletini ayakta tutan değerlerin başında gördüğü dinin toplum tarafından anlaşılması ve doğru uygulanması için büyük bir çaba göstermiştir.
    Atatürk'ün Dindarlığı
    Atatürk, Allah'a ve İslam'a inanan samimi bir dindardır. Pek çok sözünde ve tavrında bunu görebilmek mümkündür. Büyük Önder, birçok konuşmasında, samimi ve içten bir şekilde Allah'tan, İslam'dan ve Kuran'dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiştir. Hz. Peygamberimizi övmüş ve Türk milletine, gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiştir.

    Atatürk, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere İslam'ın yüceliğini şöyle açıklamıştır:

    "Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, S.93)

    Büyük Önder, 1926 yılında ise Ali Rıza Ünal isimli yakınına, Hz. Muhammed hakkında şunları söylemiştir: "O Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Herkesin adı silinir fakat O sonsuza kadar ölümsüzdür." (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, sf.135)

    Benzeri şekilde, Atatürk, Türk milletinin dindar olması ve dini değerlerini muhafaza etmesi gereğini “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor” sözleriyle teşvik etmiştir. ( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 )

    Aşağıdaki sözler de ona aittir:

    "Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66)

    "Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, sf.4)

    "Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1, sf. 225)

    Atatürk'ün, İslam Dini'ni, Kuran-ı Kerim'i, Hz. Peygamberi ve dini müesseseleri öven tüm bu sözleri, O'nun dinimize olan içten bağlılığını gösteren somut ve tartışılmaz belgelerdir. Bu bağlılık, sadece sözlerinde değil, uygulamalarında da açıkça görülür. Haftanın belli günlerinde, Sadettin Kaynak, Niyazi Ahmet Banoğlu, Mısırlı İbrahim, Hafız Yaşar, Hafız Rıza, Hafız Fahri, Hafız Kemal ve Hafız Nubar gibi döneminin en önde gelen hafızlarını çağırarak Kuran-ı Kerim okutturmuş ve okunan ayetlerin tefsir ve açıklamalarını yaptırmıştır. Atatürk bu açıklamaları ilgiyle izlemiş ve zaman zaman kendisi de sorular sorarak katılmıştır.

    Atatürk'ün dindar kişiliğini gösteren sözlerinden en anlamlı olanı ise, kuşkusuz vefat etmeden önceki son sözleridir. Başbakan kanalıyla tüm dünyaya açıkladığı ve Türk milletine manevi bir vasiyet niteliği taşıyan bu son sözlerinde Atatürk şunları söylemiştir:


    "Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979)
    Atatürk'ün Dine Hizmetleri
    Atatürk'ün kişisel dindarlığı, uyguladığı din politikasında da etkili olmuştur. Büyük Önder'in Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi yönettiği 15 yıllık süreye baktığımızda, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması için ciddi bir çaba gösterdiğini görebiliriz.

    Atatürk bu amaçla Diyanet İşleri Başkanlığı'nı oluşturmuştur. Halihazırda müslümanların dini hizmetini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün onbinlerce kişilik kadrosuyla, müslüman Türk milletine yıllardan beri dinimizin esaslarını öğretmektedir.

    Atatürk, Kuran'ın Türk toplumu tarafından anlaşılması ve dolayısıyla uygulanması için büyük çaba göstermiştir. 1924-1938 yılları arasında, Kuran tefsiri ve meali olarak 9 büyük eser hazırlanmıştır. Dönemin en önde gelen din alimlerine hazırlattırılan ve çok titiz çalışmaların ürünü olan bu eserlerin hepsi, bugün de en muteber kaynaklar arasında yer almaktadırlar.

    Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ne kazandırdığı laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışan materyalist grupların büyük bir çarpıtma yaptıkları ise açıktır. Laikliğe din aleyhtarlığı gibi bir anlam verilmesi, ancak söz konusu grupların özenip örnek aldıkları komünist rejimlerde olur. Stalin'in Sovyetler Birliği'nde, Enver Hoca'nın Arnavutluk'unda ya da Mao'nun Kızıl Çin'inde görülür. Batılı anlamda laiklik, tüm vatandaşların dini inançlarını ve bunların gereklerini istedikleri gibi yerine getirebilmeleri özgürlüğüdür. Kaldı ki Atatürk, söz konusu laiklik anlayışından bir adım daha ileri giderek, Türkiye Cumhuriyeti'ne "İslam dininin doğru anlaşılması ve yaşanması için" çaba harcamayı da bir görev olarak yüklemiştir.

    Bu çalışmaların, dini ortadan kaldırmak değil, aksine dini inancı toplumda yaymak ve güçlendirmek, öte yandan din adına yapılacak yanlış yorumları engellemek amacı güttüğü açıktır. Atatürk'ün "dini kurum" olarak tanımlanan merkezlerin kapatılması—tekke, türbe ve zaviyeler—yönündeki girişimlerinin amacı da, bu kurumların dejenere olmuş ve dini inançlar yerine hurafeleri savunur hale gelmiş olduklarını görmesidir. Yani bu köhne kurumların tasfiyesi de, yine dine destek olmak amacıyla yapılmış hareketlerdir.

    Unutulmamalıdır ki, bugün ülkemizin binlerce camisinde müslümanlar ibadetlerini rahatça yerine getirebilmekte, minarelerden ezanlar okunmakta, milletimizin iradesi Atatürk'ün 1920 yılında dualarla açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde serbestçe tecelli etmekte ve bayrağımız özgürce dalgalanmaktadır. Şüphesiz ki, bunların tümü, Atatürk'ün sayesinde mümkün hale gelmiştir.

    Bu hizmetler nedeniyledir ki, Atatürk vefat ettiğinde, dönemin Hindistan İslam Birliği Başkanı olan ve daha sonra Pakistan Devleti'nin kuruculuğunu yapan Muhammed Ali Cinnah, üzüntüsünü "O'nunşahsında yalnız İslam alemi değil, bütün dünya en büyük insanlardan birini kaybetti" ifadeleriyle dile getirmiştir. (Prof. Dr. İsmet Giritli, Atatürk, Laiklik ve Din, Rönesans Dergisi, Şubat 1991, sf.20)

    Atatürk, İslam’a inanan samimi bir dindar olarak laikliği din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir.

    Sonuç
    Atatürk'ün bize bıraktığı miras, her konuda olduğu gibi, din ve laiklik konusunda da modern Türkiye için yol göstericidir.

    Bugün Türkiye'de din ve laiklik adına iki farklı kamp oluştuğu, bu kamplar arasında ciddi bir gerilim yaşandığı bir gerçektir. Ama bu yapay gerilim, Atatürk'ün uyguladığı formülle çözümlenebilir. Atatürk, İslam'a inanan samimi bir dindar olarak, laikliği din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir. "Gericilik" olarak tanımlanan tehlikenin ise dinin kendisinden değil, dine sokulan hurafelerden, batıl inanışlardan ve çarpık yorumlardan kaynaklandığını görmüş ve bunları dinden temizlemek için çaba göstermiştir.

    Bize düşen görev, Atatürk'ün de yaptığı gibi, hurafalere ve batıl inanışlara karşı gerçek İslam'ı savunarak ve öğreterek mücadele etmek, öte yandan da Atatürk'ün mirasını "din aleyhtarlığı" gibi göstermek isteyen materyalist/marksist odaklara karşı tavır almaktır. 75. zafer yılına ulaşmış olan Cumhuriyetimizi nice 75 yıllara taşıyacak olan formül budur.


    ATATÜRK DİYOR Kİ:

    "DİNSİZ MİLLETLERİN DEVAMINA İMKAN YOKTUR"

    Evanescence & Amy Lee Fan

    Yalnızlık Paylaşılmaz,Paylaşılırsa Yalnızlık Olmaz

  2. #2
    Burberrys adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-07-2005
    Mesajlar
    92
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı coolgray tarafından gönderildi.
    “Türk milleti daha dindar olmalıdır... Dinime bizzat gerçeğe
    nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum.”

    Mustafa Kemal Atatürk

    TAmamen düzmece ...!!!:B
    Yazının tamamını okuma gereksinimi bile duymuyorum...

    YaGdırmışsın Dostum..
    Kolay Gelsin sana...
    İyi yagdırmalar...
    BiR ÇiN aTaSöZü :

    zE GiReN ŞeMşiYe AçıLmaZ !




    GaLaTaSaRaY
    SeN BiZim HeRŞeYimiSSiN !

  3. #3
    since1903_32 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-05-2005
    Mesajlar
    808
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı Burberrys tarafından gönderildi.
    TAmamen düzmece ...!!!:B
    Yazının tamamını okuma gereksinimi bile duymuyorum...

    YaGdırmışsın Dostum..
    Kolay Gelsin sana...
    İyi yagdırmalar...
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, S.93)
    dostum kaynak vermiş bende bilmiorum doğru olup olmadığını ama sonuçta kaynağın yazarı kime ait merak ediyorum..
    Bu Ne Büyük AŞK
    TF - Beşikt
    AŞK

    K O M A N D O L A R :.: B İ R L İ Ğ İ
    TURKFORUM'UN ASLANLARI

    BAZEN GİTTİĞİN YERDEN ÇOK O GİTTİĞİN YERE NASIL VARDIĞIN ÖNEMLİDİR..!!
    ÖLÜM YANI BAŞIMIZDA.......

    GÖZÜ YUMMAKLA GÜNEŞİ YOK EDEMEZSİNİZ..!!
    Tabiki Kurtuluş'a Erecek Olanlar Allah (c.c.) Yolunda Cihad Edenler Olacaktır..!!!

  4. #4
    coolgray adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-07-2005
    Mesajlar
    180
    Karizma Gücü
    0
    "Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66)

    "Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, sf.4)

    "Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1, sf. 225)

    dostum Atatürk'e ait olmayan o kadar çok söz varki her meslek grubu kendine göre bişey uydurmuş Bu ülkede nedense Din ve Atatürk yan yana getirelemiyo karşı karşıya getiriliyo ve bu yüzden bazı cahil kafalar Atatürk'ü din düşmanı zannediyo yukarıda ki yazanların kaynaklarıda yazıyo

    Evanescence & Amy Lee Fan

    Yalnızlık Paylaşılmaz,Paylaşılırsa Yalnızlık Olmaz

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    176
    Karizma Gücü
    0


    Dünyaca malum olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat, bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.
    (sayfa 389)

  6. #6
    coolgray adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-07-2005
    Mesajlar
    180
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı coyote jr tarafından gönderildi.


    Dünyaca malum olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat, bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.
    (sayfa 389)
    o yüzdendir ki M.Kemal Atatürk İ.İnönünün idamını istemiş sonra çocukları adına vazgeçmiş ve İ.İnönü Ya ortalığın solu yada moskovanın yolu diyerek ülkeyi sağ ve sol diye ikiye bölmüş

    Evanescence & Amy Lee Fan

    Yalnızlık Paylaşılmaz,Paylaşılırsa Yalnızlık Olmaz

  7. #7
    beterbocek adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-02-2005
    Mesajlar
    96
    Karizma Gücü
    0
    bakma sen ona coolgray o herşeye muhalif zaten dinle ilgili hangi konu açılsa hemen hemen hepsine itiraz etmiş deminden beri onu araştırıyorum...

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    176
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı coolgray tarafından gönderildi.
    o yüzdendir ki M.Kemal Atatürk İ.İnönünün idamını istemiş sonra çocukları adına vazgeçmiş ve İ.İnönü Ya ortalığın solu yada moskovanın yolu diyerek ülkeyi sağ ve sol diye ikiye bölmüş
    alakaya maydonoz doğramışsın.

    gerçek dindar(!!!) Atatürk'ün bu sözünü beğendin mi? nasıl iyi söylemiş mi?

  9. #9
    coolgray adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-07-2005
    Mesajlar
    180
    Karizma Gücü
    0
    sen yukarıdakileri Atatürkün söylediğine inanmıyosan bende senin belirttiğin söze inanmıyorum alakaya maydonoz olayına gelince sen CHP olayını katmışsın bende chp kurucusunun ortalığı ne hale getirdiğini belirttim coyote

    Evanescence & Amy Lee Fan

    Yalnızlık Paylaşılmaz,Paylaşılırsa Yalnızlık Olmaz

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    01-04-2005
    Mesajlar
    176
    Karizma Gücü
    0
    sen CHP'nin kurusunun İsmet İnönü olduğunu mu sanıyosun yoksa ben mi yanlış anladın?

    o sözü Söylev ve Demeçleri kitabında var. neyine inanmıyosun? inanç meselesi değil bu. söylemiş işte

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •