• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir murathan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-04-2005
    Mesajlar
    2,457
    Karizma Gücü
    0

    Fikir Kâfirler ve müşrikler cehennemde Allah’ı bilecekler mi?

    Ölümle dünya imtihanı kapanacak ve soruların cevapları da anlaşılmış olacaktır. Ama bu geç kalmış bilgi ve inanç, sahibini cehennemden kurtarmaya yetmeyecektir.

    Cehennemde küfür yoktur, zira oraya girenler artık bütün iman hakikatlerine inanmışlardır. Kabri görmüşler, orada azap meleklerini tanımışlar, dirilmeyi yaşamışlar, mahşerde Rablerinin huzurunda hesap vermişler ve işte şimdi bu hesaptan müflis olarak ayrıldıktan sonra azap diyarına girmişlerdir.Cehennemde şirk de yanmış, kavrulmuş ve yerini tevhide bırakmıştır. Artık cehennemin her ferdi çok iyi bilmektedir ki, Allah’tan başka Mabud, ondan başka Hâlık ve Mâlik yoktur.Kur’an-ı kerimde, cehennemin yakıtının “insanlar ile taşlar” olduğu haber verilir. (Tahrim Suresi, 6; Bakara Suresi, 24)

    Bu taşları, tefsir âlimlerimiz “putlar” diye açıklıyorlar. Orada insanlarla taptıkları putlar, birlikte yanacaklar. Taşın azap çekmeyeceği açıktır; ama müşriklerle putların birlikte yanmaları da tevhit namına, hoş bir manzaradır.Cehennem, müminlerin günah ve isyanlarını da kavurmuş, sahibini bunlardan temiz hale getirmiştir. O dehşetli azapla günahlardan temizlenen müminler daha sonra cennete varacaklardır. Ama küfür üzere ölenler için bu kapı ebediyen kapalıdır.

    Bu vesileyle, konumuzun daha da aydınlanmasına yardımcı olacağı kanaatiyle, Hazreti Mavlana”nın şu harika tespitini takdim edelim: “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” mealindeki âyet hakkında şöyle buyururlar: “kâfirler, müşrikler ve asiler cehennemde yanarken durmadan Allah’ı zikir edecekler ve böylece ibadet için yaratılmış olan bu insanlar, kısa süren bir dünya fasılasından sonra, ibadetlerini böylece sürdüreceklerdir.”

    Konuya şöyle bir misâl de verir: “Hani sıhhatli iken gaflet üzere bulunan bir insan, hastalanıp da yatağa düşünce durmadan inler ve her nefeste ‘aman ya Rabb’i, sen bilirsin ya Rabb’i’ der ya! İşte cehenneme giren bir insan da böylece ebediyen zikirle meşgûl olacaktır.”




    Alaâddin Başar (Prof. Dr.)

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    cehennem kelimesi ve yanma ifadeleri Kuran-ı Kerimde geçmesine rağmen İslam Alimleri (tefsirciler ve kelamcılar) cehennemin ve yanmanın mahiyeti üzerinde tartışırlar. Zira ahiretteki hayatımızını bedeni mi ruhi mi olacağı bile belli değildir-bu da tartışma konusudur, çünkü her ikisinin de olabileceğini ima eden ayet ve hadisler vardır-

    Ahiret hayatının Ruhi olması durumunda cehennem ve yanma ifadeleri bizim anladığımızdan farklı olabilir. "acı" kesindir. acıyı dünyada da -sofistike bir anlamda- arınma temizlenme aracı olarak gören filozoflar ve mistikler çoğunluktadır.İnsanı kendinden dahi arındıran ve kendini tanımasını gerçekleştiren şey acıdır. bu acıyı pek tabiki de aşk acısı ve vuslat acısı şeklinde de ifade edebiliriz.
    Öyleki dünyadaki hemen hemen bütün insanların acı dediklerileri şeyleri hayatlarının en doyumsuz ve hiçbirşeye değiştirmeyecekleri lezzetler olarak gören insanlar da vardır.

    Mesela Tasavvuf ehli, mesela hint yogileri. bedenlerini bir çok güzel nimetlerden mahrum bırakarak -bedeni bir ızdırap yaşayarak- pek çok ruhani zevkleri temaşa etmişlerdir.demek ki ruhani bir zevke erişme bir ızdırabı yaşamakla mümkün oluyor.
    cehennemi bir arınma noktası ve ruhani zevkleri yaşayabilecek bir hale getirme durağı olarak görebiliriz.

    Ama tabiki de Kuranda belirtilen "ebedi cehennemlikler" kapsamına girenler bu yorumların dışında kalmaktadırlar. Bahsettiğim cennete girecek insanların oraya ehil hale getirilecekleri tarzda bir cehennemdir.
    "Yanma" ya bu dünyada olacaktır - ki Allah ı bir sevgili olarak görme, insanlara o sevgiilyi tanıtma ve onlar içinde bir sevgili olması için çabalama ve bu duygulara sahip olmanın acısını çekme şeklinde yaşanacaktır; ki bunun da hem dünyada ruhani zevklere hem de ahirette ruhani zevklere varma boyutu vardır-
    Ya da öbür dünyada ruhani zevkleri yaşayabileceğimiz bir hale getirme mahiyetinde olacağı yorumları mevcuttur ve tarafımdan oldukça tutulan yorumlardır
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •