Dost...
Giderek battığımı hissediyorum... uzun, çok uzun zamandır. Başardın diyorlar bana... başarılısın diye sırtımı sıvazlayıp her geçen gün başarımın artığından dem vuruyorlar.
Oysa Dost... aynaya her baktığımda, batmakta olan bir geminin hüznü yansıyor gözlerimden... Her geçen an’da dibi olmayan bir bataklığın bedenimi sardığını hissediyorum... bedenim güçsüz... tek başıma kurtulamam bu bataklıktan.
Elimden tutacak, çekip çıkaracak herkesle uzak’lar giriyor arama... sadece yüreklerinin çarpıntıları yetmiyor beni çıkartmaya...
Yüreğimden çıkan çığlığın sessizliğini duyup uyanacak kimse yok yakınlarımda Dost...
Beni iyi tanırsın sen... Ne küçük çocukken, ne ilk gençlik yıllarımda hiç ilgilenmedim sorularla. İlgilenseydim, şimdiki gibi darbe yemezdim her cevaptan sonra belki de... şaşırmazdım belki bu kadar, herşeyi yanlış gözlemlediğime, öğrendiğime.
Dost...
Her geçen gün anlıyorum ki hep yalan, hep yanlış benim doğru bildiğim doğrularım. Kendimi normal sayardım herşeye rağmen... anormal olan benmişim anladım.
Bunca yıldır hep yanlış yaşamışım... Bunca zamandır güvendiğim şeyler, aslında hiç de öğrendiğim gibi değilmiş...
Sevmek yetmiyor mesela ilişkileri ayakta tutmaya Dost... İyilik dünyanın en büyük gücü değilmiş, sadece filmlerde oluyormuş, ha bir de masallarda... Hoşgörü... anlayış... bunlar hep boş şeylermiş... hayat kavgasında değeri yokmuş hiçbirinin.
Anladım ki, doğrularla yanlışlar arasında çok büyük, amasız savaşlar çıkmış bir zamanlar... Ne zamandı bilmiyorum... ben doğrularla birlikte yenik düşmüşüm farketmeden.
Yanlış bildiklerim kazanıp savaşı doğru olmuş meğer... doğru bildiklerim esir düşmüş yanlışlara... esir kampındalar şimdi.
Dost...
Kapıları bilirsin değil mi? İçindekilerin dışa vurmasını engeller bana sorarsan... ki sen tersini söylersin belki de.
Onlar kadar bile olamıyorum artık. İçimde kokuşanları dışa vurmamayı başaramıyorum artık. Galiba buralarda bir yerde kaybediyorum hep.
Kapılardan birinde, içeriye bir sürü insan davet ediyorum, ama aslında ben hep o kapıların dışında kalıyorum. Giremiyorum içeri ve yüzüme kapanıyor sanki.
Ve anlıyorum ki kendiliğinden kapanmıyor o kapı, ben kapatıyorum. Kilitliyorum ardından. Sıkıca, yetmiyor birkaç kilit daha...
Kilitlediğim kapılar ardında tıkılıp kalan sevgiler, mutluluklar, başarılar çarşafları birbirine bağlayıp kaçıyorlar pencereden, ne kadar bağırsam da arkalarından, dönün, beni bırakmayın diye! Kapıları ben kilitliyorum oysa, kendiliğinden kapanmıyorlar.
Dost...
Dünyayı cennete çevireceğine inandığım o’nun, birdenbire yaşamımın tek kabusu olabileceğini anladım... kilitliyorum kapıları. O’nu da diğerleri gibi içeride bırakıp dışarıda dolaşıyorum... bir deniz kıyısına gidiyorum mesela... yollarda dolaşıyorum arabayla...
Yaşam hiç adil değil dedikçe adi’lerden biri olup çıkıyorum... korkuyorum... çok... çok korkuyorum Dost! Korkan parçamı da bir odaya kilitleyip çıkıyorum.
Kapıları yine ve sonsuza kadar hep ben kilitliyorum.
Ve biliyor musun Dost?
Yanında kaybetmekten korktuğu bir şey kalmayınca, insan saklanmaktan da vazgeçiyor.
Orkun Bozkurt


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


