• Reklam
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    25-02-2005
    Mesajlar
    354
    Karizma Gücü
    0

    Böyle Dost Düşman başına

    Ukbe bin Ebi Muayt, Mekke müşriklerinden kötü niyetli olmayan bir adamdı. Resulüllah’la her karşılaştığında saygıyla bakar, iyi münasebetini bozmamaya gayret ederdi. Hatta uzun yolculuktan döndüğünde Mekke’de yemek yedirmeyi adet edinmişti. İşte yine böyle bir yolculuktan dönmüş, vereceği yemeğe Resulüllah’ı da davet edecek kadar yakınlık göstermişti.

    Efendimiz, Ukbe’nin artık gönlünün imana hazır hale geldiğini düşünerek yemek davetine şöyle karşılık verdi:

    – Ukbe, davetine gelirim ama yemeğini yemem. Yemeğinden yemem için seni yaratan Allah’ı inkar etmemeni, O’nun Resulü’ne de şehadet etmeni beklerim. Senin gibi iyi niyetli bir insan küfürde ısrar etmemeli artık.

    Ukbe bu teklife çok da direnmedi. Efendimiz’in isteğine olumlu cevap vererek iman eden herkesin söylediği şehadet kelimesini söyleyiverdi. Efendimiz sevinmişti. Ukbe’nin iman etmesine sebep olmuştu çünkü.

    Ne var ki, Ukbe’nin Mekke’de putperest dostları da vardı. Haber bir anda onlara da ulaştı. Onların içinde Übey bin Half katı bir müşrik dosttu.

    Duyduğu haber hiç de hoşuna gitmemişti. Hemen gelip arkadaşını suçlayıcı sorular sormaya başladı:

    – Duyduğuma göre Muhammed’i yemeğe davet etmişsin. Bununla da kalmayıp onun teklif ettiği şehadet kelimesini de söylemişsin.

    – Evet, dedi öyle oldu. Onun istediği şehadet kelimesini de söyledim.

    Müşrik dostu, ‘Olamaz,’ dedi, ‘İşte bu olamaz. Hem şehadet kelimesini söyleyeceksin hem de bizimle dost olacaksın. Bu olacak şey değil.’ İlave etti:

    – Bu sana pahalıya mal olur. Bundan sonra hiçbir yerde iş bulamazsın.

    Ukbe, müşrik dostunun sözlerinden endişe etmiş, getirdiği şehadet kelimesinden pişmanlık duymaya başlamıştı.

    – Olayı büyütme, dedi. Ben sadece Ukbe’nin yemeğini yemeden gitti diye bir söylenti çıkmaması için utandığımdan şehadet kelimesini getirdim, yoksa ona inandığımdan değil.

    Übey kopardığı bu tavizden memnun olmuş, ama yeterli de bulmamıştı. Daha da ileri giderek yol gösterdi:

    – Biz bu sözlerinin doğruluğunu ancak gidip O’na tükürdükten sonra kabul ederiz. Gideceksin, onu sevmediğini ifade eden bir tükürük fırlatacaksın, o zaman anlarız senin O’na inanmadığını. Yoksa bizi savamazsın boş sözlerle.

    İmana karşı yeni ısınır hale gelmiş olan Ukbe’nin kalbi maalesef artık geriye dönüşe geçmiş, dostlarının baskısına dayanamayarak vazgeçmişti getirdiği şehadet kelimesinden. Doğruca Efendimiz’in Darunnedve’de ibadet ettiği yere gitti. Dilinin ucunda topladığı tükürüğü fırlatmak üzere hazırlanırken ansızın bir rüzgar çıktı. Dudakları arasından çıkan tükürük geriye dönerek kendi suratına yapışıp hem de ateş gibi yaktı.

    Ertesi günü Ukbe’yi yanağındaki yanık iziyle görenler sordular:

    – Sende böyle bir yanık izi yoktu, ne zaman oldu bu yara? Ukbe saklamadan anlattı:

    – O’na doğru tükürdüğüm tükürük kendime geri dönüp suratıma yapışarak ateş gibi yaktı, izi kaldı!

    Ne yazık ki yarı iman etmişken dostlarının baskısı yüzünden gerisin geriye dönen Ukbe, Bedir’de küfür üzere öldü.

    İşte bu hâdise üzerine Furkan sûresi ayet (27–28) geldi. Burada dostlarının yanlış telkinlerine uyanların ellerini ısırarak ahirette nasıl pişmanlık duyacaklarını şöyle anlattı:

    Ah ne olurdu keşke falanı dost edinmeseydim, onun isteğine boyun eğmese, sözlerine itimat etmeseydim. Getirdiğim şehadet kelimesinden vazgeçirip Peygamber’le birlikte olmama mani oldu, şeytana uydurdu. Ne kötü dostmuş meğer onlar.

    Ukbe’nin imanına engel olan bu dost örneği, bizim de dostluğumuzu düşünmemize sebep olmalı, arkadaş ve dostlarımız bize neleri telkin ve talim ediyorlar şöyle bir gözden geçirmeliyiz ki, buradaki yakın dostluğumuz ahirette amansız düşmanlığa dönüşmesin. Böyle dost düşman başına diyerek pişmanlık duymayalım.

    http://www.acizane.com/include.php?p...contentid=7500 alıntılanmıştır.
    Rahmet-i İlâhiyeden ümit kesilmez.Cenâb-ı Hak, bin seneden beri Kur'ân'ın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşların(Türk Milletinin) muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini, muvakkat arızalarla inşaallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir.

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    09-08-2005
    Mesajlar
    920
    Karizma Gücü
    0
    güzel bir paylaşım olmuş
    teşekkür ederim.
    İnsanlığın düşüncesine hakim olan hakikat ölçüsü, insanın kendi hayati menfaatleri, şahsi hesapları ve istekleridir; zevkleri veya alışkanlıklarıdır. İnsan kendinin olan bu ölçüleri fikirlere tatbik ediyor ve bu ölçülerle fikirlerinin doğruluğunu araştırıyor.; hükmünü onlarla veriyor. Ondan sonra kendi kendi verdiği bu hükme uygun, onu destekleyici sebepleri etrafında topluyor. Peşin vermiş olduğu hükmünü onlarla haklı ve meşru gösteriyor. Görülüyor ki düşünmek, kendimizi eşyaya değil, eşyayı kendimize uydurmaktır. Gerçek düşünce ise bundan farklıdır.
    [ varolmak, Nurettin Topçu ]

  3. #3
    Zindan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-05-2004
    Mesajlar
    658
    Karizma Gücü
    0
    Guzel bir yazi sagolun.
    "Ain't Gonna Rain Anymore"

  4. #4
    AŞIK Nizam'ül-Mülk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-08-2005
    Mesajlar
    34
    Karizma Gücü
    0
    Sağolasın.Güzel bir yazı,önemli bir uyarı....

  5. #5
    safahat101 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-07-2005
    Mesajlar
    321
    Karizma Gücü
    0
    güzel bi yazı eline sağlık
    BİLGİ SEVGİ GİBİDİR PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR
    ASLINDA BİLGİMİZ DEĞİL SEVGİMİZ BÜYÜYOR
    TÜRKFORUMU SEVİYORUM
    :6 Ankara`lılar birligi 06 :6
    :5Sigara İçenler Birliği:5


    >>TV'DE EVLENDİRME PROGRAMLARI İZLEMİYORUM, İZLETMİYORUM<<

    ...::: {Super**68TuRKFoRuM KaMPüS {Super**68 :::...
    Anadolu Üniversitesi


    AUTO CAD ile ilgili dökümanlara burdan ulaşabilirsiniz

    http://www.turkforum.net/showthread.php?t=150928

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    28-08-2005
    Mesajlar
    76
    Karizma Gücü
    0
    gerçekten güzel bir yazı bu arada müşriklerin dostluğunda kardeşliğinden fayda gelmiyeceğini ve hatta büyük zararlar getireceğini anlamış bulunyoruz.günümüzda yaşanmakta olduğu gibi hristiyan ve yahudilere itibar etmemek onlara dost dememek lazım geldiğininde anlamış oluyoruz.

    ayeti kerimede Ey iman edenler! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin.
    Onlar birbirlerinin dostudurlar.
    Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır.
    Şüphesiz ki Allah zâlimler gürûhunu hidayete erdirmez.
    (Mâide: 51)

  7. #7
    HASBİHAL adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-09-2005
    Mesajlar
    69
    Karizma Gücü
    0
    Bırak sapıtmışları sen Halık'ın kulu ol.
    O'na,O'na hep O'na gön&#252;lden tutkulu ol.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. ABD bize dost mu düşman mı
    2005 Konuları bölümünde The Godfather tarafından açılmış
    Yanıt: 27
    Son Mesaj: 08.11.05, 02:22
  2. Allah düşman başına vermesin
    2005 Konuları bölümünde ozbaytekin tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 23.10.05, 08:09

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •