Zeka, düşünceyi hayatın yeni şartlarına uydurmaktır. Yani problem, mesele çözmek kuvvetidir. Mücerred, soyut fikirlerle düşünebilmektir. Zeki kimse, bunların pratiğe tatbikini sağlar.
Başka bir ifadeyle zeka, düşünebilmek kuvvetidir. Zeki insan, düşüncelerinin doğru olabilmesi için, birtakım prensiplere muhtaçtır. Zeki bir kimse, büyük bir kumandan olabilir. Akıllılardan, uygun çevreden öğrendiği metodları, yeni harp vaziyetine uydurarak, kıtaları fethedebilir. Fakat, aklı az, zihnini besleyen kaynak yetersiz ise, bulunduğu çevre zihnini beslemeye müsait değilse, bir hata ile, başarıları felakete döner. Bunun tarihte örnekleri çoktur. Zihnimiz çok şaşırtıcı, oynak bir mekanizmadır. İyi yönde çalıştırıldığında, büyük başarılar üretebiliyor. Ama aynı zihin, kötü bir yönde çalıştırılırsa, bu defa da devamlı başarısızlık üretebiliyor...
Zihnin beslemesiyle bedenin beslenmesinde önemli benzerlikler var: Mesela, milyonlarca insan rejim yapmaktadır. Dengeli beslenmeye çalışmaktadır. Fiziksel dayanıklılık, hastalığa karşı direnç, hep yediğimiz şeylerle çok yakından ilişkilidir. Vücut, neyle besleniyorsa, odur. Bunun gibi zihin de ne ile beslenirse, odur. Zihinsel yiyecekler tabii ki, paketler halinde gelmez ve marketlerde satılmaz. Zihinsel yiyecekler, içinde bulunduğumuz çevredir.
Hepimizin içinde gelişmeye açık belli bir kapasite vardır. Ama gerek bu kapasitenin ne kadar geliştirileceği, gerekse de kapasiteyi geliştirme biçimi, tamamiyle zihnin ne ile beslendiğine bağlıdır. Zihin de tıpkı vücudun aldığı besinleri yansıtması gibi, çevresi onu ne ile beslerse, onu yansıtır


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
