Sadece saflar aşkı yüceltir. Aşk belki de sadece biz safların harcıdır. Aşk zayıflıktır. Aşk yakarmadır, aşk başkasının gözünün içine bakıp dilenmedir. Hangi akıllı bu zafiyeti kutsar. Yüceltilen, kutsanan, çok istenen; yücelten, kutsayan ve isteyene itibar eder mi sanıyoruz.
Mâşuk ancak kendini sever. Mâşuk, âşığının aşkına müsaade eder en fazla. Bundan kendi egosunu besler ve kendini âşığından yüce görür. Zira mâşuka, âşığı kendini öyle hissettirir. Hangimiz zayıflığı seviyoruz? Hangimiz sıradanlığa koşuyoruz? Hangimiz gücü reddediyoruz? Aslında hepimiz gücü seviyoruz.
Ancak saflar gerçekten âşık olabilir. Etrafımızdaki tanıdıklarımızdan kim sıradan değildir gerçekten? Bizler benzer koşulların ürünüysek, etrafımızda bize benzerlerin, bizim gibi olması hasebiyle sıradan olan, en azından bizim gibi olanı gönlümüzde, zihnimizde yüceltmeden, kutsamadan, hayallerimizde büyütmeden; gerçeğin aksine; nasıl sevebiliriz? Onda aşkı nasıl bulabiliriz?
Oysa hayat rasyoneldir. Birbirimizin benzeri fakat farklı roller geliştiren, farklı tarz ve üsluplarda tavır ve karakter oluşturan kişileriz. Şartlara karşı geliştirdiğimiz tavırlar bizi belirler, bilerek veya bilmeden. Bizi güçlü ya da zayıf kılan seçimlerimizdir. Seçtiğimiz kelimeler, kurduğumuz cümleler, sergilediğimiz tavırlar, gösterdiğimiz kararlılık, inat ve direnç, kesişim alanımızda olanlara hareket ve duygu oluşturabilecek alanı belirler.
Hem hayat rasyoneldir hem de insan. Yani biz ya gücümüzü hisseder etrafımıza hissettiririz ya da bize hissettirirler. Kabul veya reddederiz.
Safsak sever, âşık oluruz. Ya da öyle sanırız. Değilsek ne istediğimizi bilir ve alırız. Neyin nasıl isteneceğini, nasıl elde edilebileceğini, yolarının neler olduğunu bulur, biliriz. Bu durumda da saflık kalmaz. Aşk olmaz.
Zayıfsak zayıflığımızı bilir, gücü sever, isteriz. Güç her şeyi çözer, bunu biliriz. Gücün ne olduğunu bilmeyenimiz, gücü hissetmeyenimiz yoktur.
Güce, güzele, “ulaşılmaz” a aşk duyduğumuzu sanırız. İstenen, sıradan bir kişi ve durumsa ve ulaşamıyorsak bu önemsizdir ancak dilersek bunu da yüceltebiliriz. Zayıflığımızı kabullenemeyip bunu yüceltiyor ve acaba buna mı aşk diyoruz?
Aşktan, âşık olduğumuzu sandığımızdan neyi isteriz, isteklerimiz ne olabilir? Ondan istediğimiz, arzularımıza cevap mı? Ancak O arzularımıza cevap verebilir sanırız, verebilirse eğer. Bize kendimizi iyi hissettirir, bir süre. Mantığımız cevap veremez isteklerimize, tıkanırız ve bir kavram geliştiririz. Bu da aşk’tır. Aslında olmayan ve olmayacak bir şey. Aşk.
Biz aptalların aptallığımızı gizlemek, gururumuzu korumak için geliştirdiğimiz bir kavram olmasın aşk.
Yazar:?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
