hüzün ve isyanımın kentine...
bir kum saatinin boş yanına dökülü yüzüm ki yüzüm aşinadır böyle parçalanmış hayatlara şimdi sen de zaman gibi acımasızca kaplıyorsun ya üzerimi istanbul! beni de at o çöl kalabalığına dağınık yaşamlarımızı ört hüzünden kollarınla üstümde kırık kanatlar,altımda cinnetin atı kilitli kalamam istanbul,haydi kır hayatı! .. hangi köşeni dönsem önümde bir çıkmaz hayat içimde bir kent kayarken boşluk boyu terkettiğim sokaklarına ben de bir gün dönerim belki
ruhumun yollarına sarılırken çıplak ayak izlerin gecenin eflatun gözlerini giyindim,hasretim paramparça intiharıma yürüyorum istanbul
uçurumlarını aç sana geliyorum! .. kırık bir aynanın ikiz parçasıyız senle biz ben kan kaybederken senin sokakların boşalıyor yüzümü aynadaki bebeğin yaralı bakışları vuruyor senin ellerin yok,benim ellerimi tutan kanatan bir sürgün bu,kesik bileklerini bana bırak
mecburum istanbul,kan tutar beni birleşemeyiz ikimiz! ..
üzerimizdeki yorgun düşen aşkların son sığınağı kalbimden yalnızlığa uzanan çığlıktan bir anı uzakta kendi mezarını kazan bir avuç martı
ilerde sevgilisinin giyotiniyle uğurlanan zifiri beyaz bir delikanlı
ölümler,cinnetler ve imkansız bir geleceğe yazılmış sevda sözleri...
hepsini izledim istanbul; dayanamıyorum artık gitmeliyim! bir rus ruleti kurşununun tek başınalığına sarılı gövdemiz kalbimin anahtarını kaybeden bir şehrin bedenimde tutuklu kalmasıydı kısık gözlerimiz daha başında kaybedilmiş bir oyundu belki oynadığımız
seninle biz namlusuna ihanet eden kurşunlar kadar bile olamadık istanbul! bu son sözlerim istanbul,bu son hakkın sen kazandın sürgün kent,hadi tetiğe bas vefasız aşıklara küsmeden gitmesini de bilirim
hoşçakal kapanmayan yaram,elveda bitmeyen trajedim sularına atılmış koca bir şişenin içinde ölü tenim son kez oku beni,bir kez de benim için bat güneş de bırakıp giderken beni,cesedimi son kez bul son kez istanbul! ..
elbetki bir yerde bir zaman sonra yine seni benim gibi yaşayacak bir kişi olacak....


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

