Açıkça anlaşılıyor ki sağduyu ve tahriklere kapılmayın çağrıları;
“Türk Ulusunun ve Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünün
parçalanmasına seyirci kalın ve bunu içinize sindirin. Dağdan şehre inen
bölücü eşkiyaya boyun eğin.. ” ile eş anlamlı ve tırnağı etten
ayırmayı hedefliyor. Kısaca taşları bağlayıp köpeklerin serbest
bırakıldığı yeni bir döneme giriyoruz. Algılama konusunda zafiyeti
bulunanlar ise olayları; Türkiye’nin AB üyeliği baltalanmak
isteniyor şeklinde değerlendirmeleri ise tam anlamıyla bir trajedi. Sanki
AB’nin Türkiye’yi parçalamak dışında Türkiye’yi üye
olarak içine almak gibi bir niyeti var. Köpeklerin bağlarını çözenler
elbette taşların bağlanmasını isterler. PKK’ya helikopterlerle
lojistik destek sağlayan, peşmerge ile aynı kaba kaşık sallayan, Türk
Ulusuna karşı uygulanan sağduyu telkinli psikolojik Harp uzmanları ise,
işte bu gün, Türkiye Cumhuriyetini parçalama dayatmalarında bulunmak üzere
ülkemizdeler. Ve onları AB üyeleri ülkeler ve AB parlamentosu, takip
edecek. Boyun eğilmesi istenenlerse açık ve net.
PKK’nın lider kadrosunu affedin.
İkiz yasaları uygulayın,
Etnik siyasallaşmanın önünü açın,
Güneydoğu’ya yerel özerklik verin, ardından ulus statülerini tanıyın.
Bırakın federasyon kursunlar.
Türkiye Cumhuriyetini bölün parçalayın yok edin...
Tüm bunlar yapılırken milletiniz sağduyulu olsun yok oluşunu içine sindirsin.
--------------------------------------------------------------------------------
BÜYÜK VE ASİL TÜRK ULUSU TARİHİNİN HER DÖNEMİNDE SAĞDUYULU OLMUŞTUR.
SAĞDUYU TELKİNLERİ YANLIŞ ADRESE YAPILMAKTADIR.
BU TELKİNLER, TÜRK ULUSUNA KARŞI YÜRÜTÜLEN YENİ BİR PSİKOLOJİK HAREKATTIR
Bölücü teröre şehit verdiğimiz her vatandaş, mehmetçik, subay, astsubay
ve polislerimizin ardından, matriks filminden dışarı fırlamış, rayban
marka güneş gözlüklü devlet ricalinin ağzından dökülen “kanı yerde
kalmayacak” sözlerini hepimiz hatırlarız. Hatırlarız diyorum çünkü,
böylesi sözler artık Türk Ulusuna verilemiyor. Verilse bile, bu sözler; ne
acılı ailelere, ne silah arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü derinden
yaşayanlara, ne de Türk Ulusuna bir anlam ifade etmiyor.
Peki neden ?
Asker dağda bölücünün canına okuyor. Yargı, canlı yakalananı içeri
tıkıyor. Ardından; AB, ABD bastırıyor. Demokrasi ve daha çok özgürlük
safsataları altında bir bakıyorsunuz ki, meclisten geçen itiraf yada
pişmanlık yasası, yetkileri budanan hareket alanı daraltılan kurumlar ve
ardındanTürkiye Cumhuriyetine el kaldıran bölücülerin hepsi dışarıda.
Dışarıya salıverilen de soluğu ihanetin göbeğinde alıyor. Sonrası
malum... Film tekrar baştan başlıyor ve bizler bunu yıllardır tekrar
tekrar izliyoruz.
Kısaca;
(Dağa çıkış+silahlı çatışma+yakalama+yargılama+hapis) - (itiraf
+pişmanlık)-af = yeniden dağa çıkış
şeklinde formüle edebileceğimiz bu kısır döngü, bu yalın gerçek
karşısında, payımıza düşense; gurbet, hasret, hicran, acı, şahadet ve
sabır ile bilumum insani haslet.
Adı üzerinde bölücü örgüt, ayrılıkçı terör. PKK, Dehap düpedüz Türkiye
Cumhuriyetine, Türk Ulusuna saldırıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin
Güneydoğusuna, Doğusuna Kürdistan diyor. Üstelik yıllardır Türkiye
Kürdistanı gibi bir söylem dillerinde. Ellerinde federasyon bayraklarıyla
dolaşıyorlar. İnternet sitelerinde, gazetelerinde boy boy
Türkiye’nin yarısını bölerek içine almış, üzerinde Kürdistan yazılı
haritalar yayınlıyorlar. CIA’nın Pentagon’un dökümanlarında,
Türkiye’de faaliyet gösteren sömürgeci Batılı şirketlerin
Türkiye’de dağıttığı ajandalarda, CNN gibi medya çapulcularının
dökümanlarında bu haritalara rastlıyorsunuz. Toplantılarında, Konya
Kürdistanı, Manisa Kürdistanı, Ankara Kürdistanı gibi tanımlamalar
kullanıyorlar.
Bir güruh halinde, Türkiye’nin her tarafında isyanı tahrik eder
inanılmaz saldırganlıklarına karşı, Milletin sabrı,metaneti ve
sağduyusundan kaynaklanan sessizlik, bölücülüğün ikrarı bellenip, Türkiye
Cumhuriyetine, Türk Ulusuna "...onurlu, başı dik bir şekilde yürümeliyiz.
Üç beş taşla geri çekilmemiz mümkün değildir. Daha büyük mitinglerde daha
büyük eylemliliklerde
buluşacağız(saldıracağız)" şeklinde pervasız , ahmakça tehditlere dönüşüyor.
Dehap, başkanı vasıtasıyla ; “...mağdurların hak arama taleplerinin
demokratik zeminlerde hoşgörü ve sağduyuyla karşılık bulması
gerektiği...”.ni söylüyor. Ulusuyla birlikte Türkiye cumhuriyetine
karşı yapılan bölücü, yasa dışı saldırıların, yasa dışı eylemlerin,
hoşgörü ve sağduyu ile karşılanması gereken ,mağdurların hak arama talebi
olduğunu söylüyor. Et ve tırnak birbirinden ayrıştırılmaya çalışılıyor.
Milletin canı yanıyor.
Ardından her yetkili ağızdan bir ses yükseliyor. Aman "tahriklere
kapılmayın" aman "sağduyu"lu davranın. Bu söylemler de Dehap’ın,
PKK’nın uluorta verilen demeçlerine uygun. Oysa yapılması gereken
tahrikçilere yasaları uygulamak. Onları etkisiz ve tesirsiz hale getirmek.
Yapılansa tahrik edene yol verme ve hoş görü, tahrik edilen millete ise,
sabır ve sağduyu telkini.
Türkiye cumhuriyetinin, Ulusuyla birlikte yok edilmesini hedefleyenlerin
okşadığı kafalardan biride Mehmet Barlas. Barlas; “ BİRLİKTEN
BÜTÜNLÜKTEN YANA OLAN VATANDAŞLARIMIZA, tahrikçilerin ağzından
sesleniyor; “...vatanı kurtarmak için milletin çeşitli kesimlerine
sürekli bunlar beni tahrik ediyor diye bakmak doğru olabilir mi ?”
Oysa tahrik, Barlas’ın dediği gibi çeşitli kesimlerden değil,
PKK’dan onun siyasi kolu Dehap’tan AB’den ve
ABD’den geliyor.
Sanki Büyük Türk milleti; bölücü ile bölücü olmayanı ayırt edemiyor.
Bu güne kadar kim duydu, kim okudu ve siz kimden duyup, nereden okudunuz
Barlas efendi; bölücü olmayana karşı bu büyük ve asil Türk Milletinin
nefret beslediğini. Bu kadar PKK hayranlığı, Türk Ulusu düşmanlığı akla
zarar değil mi? Allah aşkına kimlerin hücre evlerinde kilolarca C4
patlayıcılar yakalanıyor...C4 PATLAYICILARLA MİLLET SEVGİSİNİ NASIL
BAĞDAŞTIRIYORSUNUZ. Kimler İstanbul’un orta yerinde, aynı anda 12
yerde birden bölücü eylem yapıyor. Kimler Türk Bayraklarını yakıyor ve o
bayrakların asılı olduğu evlere saldırıyor. BAYRAK YAKMAYLA DEVLET VE
MİLLET SEVGİSİNİ NASIL ÖRTÜŞTÜRÜYORSUNUZ. Ve kimler İstanbul’un orta
yerinde yol kesip otobüs yakıyor. Ve kimler 20 Eylül’de ayaklanma
çağrıları yapıyor. Ve siz nasıl oluyor da tüm bu olanları tahrik
saymıyorsunuz.
Açıp sözlüğe bir kez daha bakıyorum nedir bu sağduyu diye.
Sağduyu; Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim;
doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü demek.
Birden, Dehap ve PKK eşliğinde “burası Kürdistan Türkiye
değil”, “T.C şaşırma Sabrımızı taşırma”,
“gerilla burada halk nerede” naraları atan güruh karşısında
Şehit cenazelerindeki vakur aileler, bayrağına sarılmış
AKLISELİM,HİSSİSELİM kontrollü kalabalıklar düşüyor aklıma, bir de
“bir oğlum daha var, vatan ve millet için feda” diyen babadaki
vatan ve millet sevgisi.
Sonra, 25 yıldan bu yana şehit düşen binlerce vatan evlatları, kundaktaki
bebeklere sıkılan kurşunlar... ve AB, ABD sevdasıyla içine düşürüldüğümüz
;
(Dağa çıkış+silahlı çatışma+yakalama+yargılama+hapis) - (itiraf
+pişmanlık)-af = yeniden dağa çıkış
kısırdöngüsü. Ve tüm bunlar karşısında; hiç kimsenin telkine ihtiyaç
duymaksızın, milletin yıllarca gösterdiği sağduyuyu görmezden gelen,
emperyalizmin, Sevr’ci yalaklarının taşıdığı kafalar.
O gözleri kör olmuş, tarih bilincinden yoksun kafalar ki; AB ve ABD
emperyalizminin maşası PKK’nın Dehap’ın kışkırtmaları
karşısında doğru, akla uygun yargılarla aklıselim ve hissiselim ile
hareket eden, karşı karşıya kaldığı bölücü ihanet karşısında doğru ile
yanlışı birbirinden ayıran ve doğru yargılama yapan Türk Ulusuna sağduyu
telkin ediyorlar.
Açıkça anlaşılıyor ki sağduyu ve tahriklere kapılmayın çağrıları;
“Türk Ulusunun ve Türkiye Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğünün
parçalanmasına seyirci kalın ve bunu içinize sindirin. Dağdan şehre inen
bölücü eşkiyaya boyun eğin.. ” ile eş anlamlı ve tırnağı etten
ayırmayı hedefliyor. Kısaca taşları bağlayıp köpeklerin serbest
bırakıldığı yeni bir döneme giriyoruz. Algılama konusunda zafiyeti
bulunanlar ise olayları; Türkiye’nin AB üyeliği baltalanmak
isteniyor şeklinde değerlendirmeleri ise tam anlamıyla bir trajedi. Sanki
AB’nin Türkiye’yi parçalamak dışında Türkiye’yi üye
olarak içine almak gibi bir niyeti var.
Köpeklerin bağlarını çözenler elbette taşların bağlanmasını isterler.
PKK’ya helikopterlerle lojistik destek sağlayan, peşmerge ile aynı
kaba kaşık sallayan, Türk Ulusuna karşı uygulanan sağduyu telkinli
psikolojik Harp uzmanları ise, işte bu gün, Türkiye Cumhuriyetini
parçalama dayatmalarında bulunmak üzere ülkemizdeler. Ve onları AB
üyeleri ülkeler ve AB parlamentosu, takip edecek. Boyun eğilmesi
istenenlerse açık ve net.
PKK’nın lider kadrosunu affedin.
İkiz yasaları uygulayın,
Etnik siyasallaşmanın önünü açın,
Güneydoğu’ya yerel özerklik verin, ardından ulus statülerini tanıyın.
Bırakın federasyon kursunlar.
Türkiye Cumhuriyetini bölün parçalayın yok edin...
Tüm bunlar yapılırken milletiniz sağduyulu olsun yok oluşunu içine sindirsin
. Vatan ne yana düşer usta
Ulus ne yana
Devlet ne yana düşer usta
İhanet ne yana
Cumhuriyet ne yana düşer usta
Hilafet ne yana
İstiklal ne yana düşer usta
Esaret ne yana
Şahadet hep bana, bana mı
Bana mı
Düşer usta


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla