• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    yazgı adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-08-2005
    Mesajlar
    71
    Karizma Gücü
    0

    Sevgİ Nedİr...?

    Hemen hemen herkes bu soruya kendince bir cevap bulmustur.
    Sevgi kimine göre bir duygudur,kiminin inanmadigi,kiminin taptigi bir duygu.
    Sen arkadasim! Bana sevginin tanimini yap dedigimde ,bana verecegin ilk cevap ne olurdu?
    Tahmin edebiliyorum.
    Buna cevap vermek gerçekten çok zor.
    Imkansiz degil ama zor.
    Sevgi için bir çok tanim yapilir.
    Ama gerçek cevabin "sevgi" kelimesinin içinde oldugunun kimse farkinda degildir.
    Sevgi sevgidir!
    Sevgi bir sakizi sevdiginle paylasmaktir,sevgi hissetmektir,sevgi dokunmaktir,sevgi aglamaktir sevgi gülmek,sevinmektir sevgi,düsünmektir,sevgi acimaktir,sevgi annedir,sevgi çocuktur,sevgi devlettir,sevgi Allah... Sevgi sensin ,sevgi ben,sevgi o....
    Sevgi çok seydir,sevgi asktir,arkadasliktir,dostluktur,komsuluktur...
    Sevgi her seydir be güzelim...Sevgi her sey...
    SEVGI SENSIN BE GÜZELIM SEVGI SENSIN ANLIYOR MUSUN SEN!!!
    Bir Yürekte Cannn olabilir misiniz?
    O yürege Can Katabilir misiniz?
    Bir Cannn'immm kelimesine o yürekte bin anlam katabilir misiniz?
    Gözlerde isiltilar, piriltilar görebilir misiniz?
    Çalinmis Zamanlari renk renk yasayabilir misiniz?
    Ellerin,gözlerdeki isiltilarin o yüregin sicakligini birebir yansittigini algilayabilir/algilatabilir misiniz?
    Ya yüzlerce, binlerce renklerin disinda renkler bilir misiniz?
    Can sesini duydugunuzda yüreginizde; ürperti ve titresimlerin getirdigi telasin midenize vurusunu bilir misiniz? Imge'lerin tadini bilir misiniz?
    Ya kelimelerin, mimiklerin, ifadelerin yetersiz kaldigini bilir misiniz?
    Dizlerinizin, omuzunuzun, gögsünüzün can atesini arayisini bilir misiniz?
    Avuçlarinizin; Can Çiçeginin ellerini, saçlarini, yüzünü özümleyisini bilir misiniz?
    Saçlarina, gözlerine, burnuna, dudaklarina ve tenine dokunusun hazini bilebilir misiniz?
    Kalabaliklarda sessizlik sarkilari söylemeyi bilir misiniz?
    Ya ellerin dansini bilebilir misiniz? Sikica sarmanin, yürege katmanin tadinin haza dönüsümünü, Onun dizlerinde, omuzlarinda, sonsuza kadar kalmayi hatta yok olmayi isteyebilir misiniz?
    Yani dostlugu+yüregi+ruhu+mantigi ve bedeni tek tek sirayla yasamayi, yudum yudum yürege katmayi bilebilir misiniz?
    Kim bilebilir!
    kim bilebilir ki!..
    kim yasamis ve yasatmistir, kim algilatmis ve algilamistir ki, kimin gözleri acimistir, kimin yüregi kanamistir, kim deli yürek olmustur, kimin yüregine yagmurlar yagmistir/yagdirilmistir ve kim bu "misiniz" leri ve"kim"leri birebir yasamsalina katmistir ki
    Iste bütün bunlari sadece ama sadece CANA CAN KATANLAR bilir yani biz

  2. #2
    bLuE's adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-07-2005
    Mesajlar
    505
    Karizma Gücü
    7
    çok harika yazgı ellerine ve yüreğine sağlık....

    Dönemem terk ettiğim hiç bir yere
    Dolaşıp duruyorum sokaklarda
    Dilimde o son duam
    Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki
    Sonsuzluk gibi çıkıyordu
    Bu söz içimden
    Umutsuz bir yakarış gibi
    Hiç bitmeyecek bir hasret gibi
    Ben hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki

  3. #3
    eminparlak adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-09-2004
    Mesajlar
    288
    Karizma Gücü
    0
    yazgı kardeşim maşallah güzel yazmışsın,teşekürler.ben de okumuş olmamın ve içindeki sevginin rüzgarıyla karışık,bişiler yazıyım dedim;
    Sevgi bahsettiğin gibi heryerde,atahtar olanı ise içimiz,sevgi içimizde! sahip olmaya çalıştığımız aradığımız, adını her şarkıda duyup,şarkılarla anlığımız sevgiden bahsediyorum. sevgileri olabildiğince büyütmek lazım. yani içimizi,içten gelen o değerli hazineyi,doyasıya hissetmek lazım damarlarımıza,iliklerimize kadar. bunu başarildiğimiz zaman bizi asıl sevene, bize sevileri, nefretleri,saplantıları,haykırışları nedensiz,ağlayışları içten ve masumane. ama yinede tek çıkış yolu tek çare olan,zaten olması gerekenin o olduğu halde inkar demiyim de kabullenemediğimiz serzenişlerin iç gıcırdatan dediğim tınılarının nedenine yöneliriz. Açarız ellerimizi suşlu bir çocuk gibi.içimizi dışımızı o anlar her zaman.biz onu unutsakta sevgimiz bizi unutmaz! çünükü içimizdedir dedimya,unutmaz unutmaz.biz onu unutur, erteleriz. bir de sorarız neden diye. acizliğimizin tek göstergesi bu mu? yoksa başlangıçtaki sevgiler hep ona mı doğuyor? bilinmez yada ben bilmiyorum

    Sevgiyle kalın ki içiniz hep çiçek açsın güzel kardeşlerim.
    e-mail gönder
    How am I supposed to life without you ?SIZE]
    Aklımıza gelen fikirler, paylaşımların eseridir...
    ?pnkABD Şakşakçılığına HAYIR?pnk
    Efenin Bayramı

    Eğilmez başın gibi
    Gökler bulutlu efem..
    Dağlar yoldaşın gibi,
    Sana ne mutlu efem!

    Oyna, yansın cepkenin,
    Yansın güneşten tenin,
    Gün senin, şenlik senin,
    Bayramın kutlu efem! .

    Ömer Bedrettin Uşaklı


  4. #4
    Profesör paskalya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-07-2004
    Mesajlar
    3,189
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı yazgı tarafından gönderildi.
    sevgi hissetmektir,sevgi dokunmaktir,sevgi aglamaktir sevgi gülmek,sevinmektir sevgi,düsünmektir,sevgi acimaktir, Sevgi sensin ,sevgi ben...
    Sevgi çok seydir,sevgi asktir,arkadasliktir,dostluktur,komsuluktur...
    Sevgi her seydir be güzelim...Sevgi her sey...

    SEVGI SENSIN BE GÜZELIM SEVGI SENSIN ANLIYOR MUSUN SEN!!!
    ellerine sağlik cok güzel yazmişsin YAZGI
    TFBeşiktAŞK


    İMZAM YOK PARMAK BASSAM OLURMU ?

    BENİ ESKİLER TANIR, YENİLER TANIMAYA ÇALIŞIR, TANIYANLAR ANLATIR...

    SuSKunLuĞuM aSaLeTiMDeNDiR ...
    HeR LaFa VeReCeK CeVaBım Var ...AmA... Bir LaFa BaKaRım LaF Mı DiYe...
    BiR De SöyLeyeNe BaKaRım aDaM Mı DiYe...

  5. #5
    cylmz35
    Ziyaretçi
    Kişi sevdiğiyle olmak ister!. Sevdiğinin hâliyle hâllenir… Sevgisi kadar, onunla yaşar!. Sevginin ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz için, çoğunlukla, “beğeni” ile “sevgi”yi birbirine karıştırırız.

    “Beğeni” yanında “sahip olma” arzusuyla açığa çıkar!.Bir nesneden hoşlandığında, beğendiğin şeye sahip olmak ve üzerinde tasarruf edebilmek arzusuyla yaşarsın… Bu tüm mahlukatta çok yaygın bir duygudur!. Kimi, beğendiğini cebine sokar; kimi beğendiğine tasma takıp yanında taşıyarak onunla hava atmak ister; kimi yakalayıp inine sürükler… Her mahlûk yaradılış fıtratına göre, beğendiği üzerinde tasarruf etmek ister.

    “Sevmek” ise bundan çok farklıdır…

    Sevince, yalnızca sevdiğin için yaşamak istersin!. Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!… Yakınlık bile uzak gelir sana!… Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!.. Onun bakışıyla bakar, onun değerlendirmesiyle değerlendirir, onun diliyle konuşmaya başlarsın!. Gözün ondan başkasını görmez, kulağın ondan başkasını duymaz, elin ondan başkasına uzanmaz olur!.

    Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!… Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.

    Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!

    Beğenen sahip olmak ister…

    Seven ise sevdiğinde yok olur; feda eder her şeyi sevdiği uğruna!.

    Bazılarının da sevgi kokusu sürülür üstüne; “aşığım” sanır!. Ama sevdiği uğruna, fedakarlık etmeye gelince sıra, o koku siliniverir üzerinden “kopamama” sabunuyla!. Parasından kopamaz… Mevkiinden kopamaz… Yakınlarından kopamaz… İçinde yaşadığı ortamın güzelliklerinden kopamaz… “Etraf”tan kopamaz!. Derken kusurlar belirmeye başlar sevdiğini sandığının üzerinde… Eksiklikler görmeye başlar, yetersizlikler görmeye başlar… Bunlar önce acıma duygusuna dönüştürür sevgisini; uzaktan acıyarak seyretmeye başlar… Sonra tatlı bir anıya dönüşür, sevgi sandığı duyguları!. Bu tecrübe gösterir ki, onun fıtratında sevgi programı yoktur!.. Beğeniyi, sevgi sanmıştır!..

    Uzaklaşma ondan gelmemiş de, karşısındakinden gelmişse, bu defa “nefret”e döner “beğeni”; ondan intikam alma duygusu gelişir içinde; ve vicdanla intikam dalgaları arasında bir o yana bir bu yana sürüklenir durur; terkedilmişliğin, uzaklaşmanın, layık olmadığını yaşamanın sanısı içinde!..

    Oysa yalnızca, fıtratında olmayan gerçek sevginin sonuçlarını yaşamaktadır!. Cüzdanı için, güzelliği-yakışıklılığı için, kendisine hoş gelen huyları için, mevkii-koltuğu için, ilmi için beğenmiştir; sevdiğini sanmış; sahip olamayınca da arzusuna erişememenin düş kırıklığı içinde kopmuş; yalnızca çıkarları doğrultusunda yaşamayı tercih etmiştir…

    Seven ise göze almıştır kopmayı… Dışlanmayı… Paradan-puldan, namdan nişandan, dosttan akrabadan uzak kalmayı…

    Fıtratından gelir sevgi!. Kulluğu sevmek üzeredir!. Onunla, sevmeyi yaşamak istediği için yaratmıştır onu Yaratan… O yüzden kopar anadan-babadan; dünyadan paradan!

    Seven, karşılıksız sever!…

    Beğenen karşılığını ister!.

    Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez!. atamaz kendini ateşe!.

    Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!.

    Beğenen mahlûkat çoğunluğuna göre, “sevgi” delilikten bir türdür!.. Anlamazlar onlar, sevdiği uğruna, etraf ne derse desin deyip, her şarta katlanmayı! Ve “delillik bu” derler…

    Beğenme bir tür “hobi”dir!… Bazen ömür boyu sürer, bazen birkaç yıl, bazen bir kaç ay!..

    Sevgi bir ömür boyudur!… Bitmez, tükenmez, bazen durulur, bazen coşar ama hiç gerilemez!. Çoğunlukla karşısındakinden yüzünü göstermesinden gelir sevgi insana!.. Bazen de özünden gösterir yüzünü O!… O zaman onlar için derler ki, “Allah”a aşık oldu!..

    “Kendine seçtikleri”dir sevenleri bir çehreden!… Özünden sevgiyi yaşayanlardır, “mukarreb”leri!…

    Hünerlerini sergilemek için yaratmıştır herşeyi…

    Sevmek için yaratmıştır sevilenleri!.

    Gözlerinde seyretmek için gözleri olarak yaratmıştır “aşk”ı yaşattıklarını!..

    Avam anlamaz ve bilmez bu aşkı!. Bunun aşk olduğunu!..

    Oysa gerçek “aşk” O’nun ateşine pervane gibi atılıp; varlığını O’nda yitirip; O’nun “Baki”liğini yaşattıklarıdır gerçek “aşık”lar!..

    Özel bir fıtratla gelmişlerdir onlar, “aşık” olmak için!.. Yaşamları boyunca bir değer taşımamıştır dünya ve içindekiler!..

  6. #6
    angel_nili
    Ziyaretçi
    çok iyisiniz elinize sağlık

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •