• Reklam

Anket: konu oylaması

Bu ankette forum üyesi olmayanlar da oy kullanabilirler.

+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    BLOOD-PRESSURE Pire adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-02-2005
    Mesajlar
    3,786
    Karizma Gücü
    0

    Onay Goriot Baba (Honore de Balzac) Özeti, Konusu, Karakterleri, Yorumları

    Goriot Baba

    Rastignac, Nucingen evine yanaşmayı sınamadan önce sahayı iyi tanımak
    arzusu ile Goriot Baba'nın bundan evvelki hayatını öğrenmek istedi ve şu
    suretle hulasasaı kabil olan malumatı topladı:

    Jean-Joachim Goriot, ihtilalden önce meharetli, muktesit, ve 1789'daki
    ilk ayaklanmanın tesadüfen kurbanı olmuş bulunan ustasının ticarethanesini
    satın alabilecek kadar müteşebbis bir uncu çırağı idi. Jusienne sokağında,
    buğday hali yakınında bir dükkan açmış ve bu tehlikeli devirde ticareti için
    en nüfuzlu kimselerin himayesini temin etmek dirayetini göstererek bu maksatla
    bulunduğu mıntıkada parti reisliğini kabul etmişti. Bu diyaret servetinin
    menşei olmuş, serveti ise gerçekten yahut hile eseri olarak meydana çıkan
    kıtlıkla beraber başlamıştı. Bu kıtlı üzerine buğday fiyatları Paris'te azim
    bir yükseliş kaydetmişti. Bazı kimseler bakkallarda en halis un almaya
    giderken millet fırınların kapısında birbirini öldürüyordu. O yıl esnasında
    Goriot Baba mühim bir servet topladı, ve bilahare, bu servet, büyük bir para
    yığınının temin ettiği bütün üstünlüğü kendisine temin etti. İktidarcı
    mütevazı kimslerin nasibine erişti; kendisini değersizliği kurtardı. Esasen
    serveti, zengin olmakla artık bir tehlike kalmamış bulunduğu bir zamanda
    öğrenildiği için hiç kimsenin kıskançlığını da tahrik etmesi. Buğday
    ticaretine bütün zekasını ve bilgisini vermişe benziyordu. Mesele buğdaylara,
    unlara, tanelere, nevilerine, nereden geldiklerini tayin ve muhafazalarına
    dikkat etmeye, fiyatleri tahmin etmeye, mahsülün bol veya az olacağını
    hesaplamaya, zahireyi ucuza satmaya, Sicilyada, Ukraynada mahsul bulmaya
    taalluk edince, Goriot'nun bir benzeri yoktu. Onun işlerini idare edişini,
    tohumların memlekete getirilmesi ve memleketten çıkarılması hakkındaki
    kanunları anlatışını, bu kanunların vücude getirilişlerindeki hikmetle
    kusurlarını izah edişine şahit olan bir insan, onun devlet nazırı olmaya layık
    bulunduğuna hükmedebilirdi. Sabırlı, faal, azimkar, sebatkar, sevkiyatında
    süratli, kartal gibi ta yükseklerden her şeye nüfuz eden bir bakışa sahipti;
    her şeyi önler, her şeyi tahmin eder, her şeyi bilir, her şeyi gizlerdi;
    tasavvur etmek hususunda diplomat, yürümek bahsinde askerdi. İş ihtısas
    alnının dışında kalınca, işsizlik saatlerinde omuzu kapının pervazına dayanmış
    olarak eşiğinde beklediği basit ve karanlık dükkanından çıkınca, alık ve kaba
    amele, bir fikir muhasebesini anlatmaktan aciz, zekanın bütün zevklerine lakay
    adan, tiyatroda uyuyan adam, ahmaklıklarının büyüğü ile dikkati celbeden bazı
    Paris tiplerinden biri oluyordu. Bu kabil insanların hemen hepsi birbirlerine
    benzerler. Hemen hepsinin kalbinde ulvi bir his bulursunuz. İki mutlak his
    Goriot'nun kalbini doldurmuş, dimağındaki bütün zekayı hububat ticareti
    inhisarına aldığı gibi bu iki his de kalbindeki sevme kabiliyetini emip
    almıştı. Brie'de zengin bir çiftçinin tek evladı olan karısı kendisine dini
    bir hayranlık, hudutsuz bir aşk ilham etmişti. Goriot onda kendi tabiatiyle
    kuvvetli bir tezat arz eden narin ve azimkar, hassas ve güzel bir tabiata
    hayran olmuştu. Eğer insanın yüreğinde fıtri bir duygu varsa, o da aciz bir
    mahluka karşı her an yapılan himayenin verdiği gurur değil midir? Buna aşkı,
    zevklerini ihsan edene karşı bütün açık ruhların tam minnetini ilave edin ve
    birçok ruh garabetinin hikmetini anlarsınız. Bulutsuz yedi saadet yılından
    sonra Goriot karısını kaybetmek felaketine uğradı. Son zamanlarda kadın hisse
    taalluk etmiyen sahalarda da kocası üzerinde nüfuz kazanmaya başlamıştı. Belki
    de bu cansız tabiatı besliyecek, ona dünya ve hayat şeylerini anlamak şuurunu
    verecekti. Bu ölüm üzerine babalık duygusu Goriot'da cinnet derecesine kadar
    inkişaf etti. Kendisine kızlarını vermek istiyen tüccar veya çiftçiler
    tarafından yapılmış tekliflerin parlaklığına rağmen dul kalmakta ısrar etti.
    Goriot'nun sevgi duymuş bulunduğu yegane adam olan kaynatası, dünyadan gitmiş
    bulunmasına rağmen karısına ihanet etmemeye onun yemini olduğuna emin
    bulunduğunu söylüyordu. Halin bu ulvi deliliği anlamaktan aciz olan adamları
    bu vaziyetle alay ettiler ve Goriot'ya gülünç bir lakap taktılar. Pazar günü
    bol şarap içtikten sonra bu lakabı söylemeye kalkan adam, uncudan, omuzunun
    üzerine, kendisini Oblin sokağının bir köşesine başı önde olmak üzere yollıyan
    bir yumruk yedi. Goriot'nun kızlarına beslediği şuursuz fedakarlık hissi,
    kıskanç ve ince aşk o kadar malumdu ki, fiyat üzerinde hakim kalmak için onu
    çarşıdan savmak isteyen rakiplerinden biri, kendisine Delphine'e bir arabanın
    çarpmış olduğunu bir gün söyledi. Goriot benzi sapsarı, derhal hali terk etti.
    Bu yalan haberden duyduğu keder, sonra da yalanı anlayınca hissettiği sevinçle
    yalancıya karşı duyduğu gazap yüzünden birçok günler hasta oldu. Haberi vermiş
    adamın omuzu üzerine öldürücü yumruğunu indirmedi ise de müşkül bir vaziyette
    kendisini iflasa mecbur ederek halden kovdu.

  2. #2
    syhgndlf adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    1,628
    Karizma Gücü
    0
    orta 3 deydim aşağı kütüphaneye indim . balzac yazıyordu kitapta kocaman bir de oturan yaşlı bir adam silueti romanın üzerinde . kitabı aldım okumaya başladım 70 sayfa zor okudum.. hayatımda yarım bıraktığım tek kitap oldu.. taa lise 3 e kadar okumadım ve aldım okudum vadideki zambak ı .. bir daha bulsam bir daha okurum... güzel kitap.. ustaya saygılar sunmak isterdim aynı dönemde yaşayıp uzun bir mektup yazarak
    MEHMEDİM

    Gayrı anlatılmaz bu savaş bence
    Dağ taş konuşmuştu kendi dilince
    Hücum diye bir ses duydum ilk önce
    Sonra allah allah dedi mehmedim

    Ne ana ne sıla ne yar hayali
    Bir gör mehmetteki kükremiş hali
    Kırpmadı gözünü yağmur misali
    Mermi yedi havan yedi mehmedim
    Can askerim

    Öyle bir iman öyle ihlaski
    Secde eder cümle can ve bitki
    Bir temmuz akşamı allah şahitki
    Şaha kalkmış vatan idi mehmedim

    Bu akşam yıldızlar saramış gibi
    Tepeler titreşir hava kış gibi
    Bir dağın sırtında dağ varmış gibi
    Omuzlamış bir mehmedi mehmedim
    Can askerim



    Mesaj SAYIM =1903

  3. #3
    Seljuk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-07-2004
    Mesajlar
    330
    Karizma Gücü
    0
    "Vadideki zambak" ı okumak daha nasip olmadı, ama "Goriot Baba" isimli romanı deli hoşuma gitmişti. Özellikle sonlarına doğru kendimi romanın içinde hissettim :A
    Ah sarışınlar; aslında sarışında değil; böyle bembeyaz soluk yüzlü, yeşil gözlü kızlar yok mu deli oluyorum, bi de onlar böyle hastalıklı gibi bakmıyorlar mı; o an benim bittiğim andır

  4. #4
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Goriot Baba'dan

    'Zengin olsaydım, servetimi korusaydım, onlara vermeseydim, şimdi burada olurlardı. Dudaklarıyla yanaklarımı yalarlardı. Bir konakta otururdum, güzel odalarım, uşaklarım, ateşim olurdu. Başucumda kocaları ve çocuklarıyla gözyaşı dökerlerdi. Bütün bunlar benim olurdu. Şimdiyse hiç. Para herşeyi verir insana, kızlarını bile. Ah! Param. Param nerede? Bırakacak hazinelerim olsaydı, yaralarımı sarar, bakarlardı bana. Seslerini duyar, yüzlerini görürdüm (...) Görmek istiyorum onları. Jandarmaları yollayın, zorla getirsinler! Adalet benden yana. Doğa, yasa, her şey benden yana. İsyan ediyorum. Babalar ayaklar altına alınırsa, memleket batar: Açık bu. Toplum da dünyada babalık üstüne kuruludur. Çocuklar babalarını sevmezlerse herşey mahvolur. (...) Babalar, Meclis'lere başvurun, evlenmeyle ilgili bir yasa çıkarsınlar. Kızlarınızı seviyorsanız evlendirmeyin onları. Damat bir kızın her şeyini bozan, her şeyini kirleten bir namussuzdur. Evlenme yok artık! Bu evlilikler kızlarımızı elimizden alıyor ve ölürken onları yanımızda bulamıyoruz. Babaların ölümü üzerine bir yasa çıkarın. Korkunç birşey bu.'
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  5. #5
    Ben Türk'üm ve Müslümanım Son_Of_Liberty adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-04-2005
    Mesajlar
    1,891
    Karizma Gücü
    0
    Eugeni Grande'yi tavsiye ederim.

    Binlerce yıllık Türk Milleti'nin şerefini iki paralık eden korkak (satılmış) monşerler yerlerini ve elini çektikçe, Türk Milleti layık olduğu yere gelecektir.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    17-05-2009
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0
    lise 1. sınıfa gidiyorum kitapdan hiçbişe anlamadım hoca bu kitapdan sözlü yapıcak ama bişe anlamadım heralde 0 alcam

  7. #7
    Misafir
    Ziyaretçi
    hoca cok tavsiye etti bakalım

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •