• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    K@@NC@ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-04-2005
    Mesajlar
    550
    Karizma Gücü
    0

    Gerçek Sevgi Hissetmektir...

    Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bir sempati ile izlediler.Boş olduğu söylenen koltuğu el yordamı ile buldu.Oturdu.Çantasını kucağına aldı.Bastonu koltuğa yasladı.34 yaşındaki Susun ,bir yıldır görmüyordu.Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş,birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü.Öfke…Kızgınlık…Kendine acıma…Hayatta tek dayanağı artık kocası Mart’ tı… Mark Hava Kuvvetleri’nde subaydı. Susan’ı bütün kalbi ile seviyordu. Susan gözlerini kaybedince. Mark karısını içine düştüğü umutsuzluğu hemen fark etmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği kendini güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi. Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi. Sonunda Susanı işine dönmeye ikna etti. Peki ama evden işe nasıl gidecekti? Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi koca kenti bir uçtan ötekine tek başına geçmekten korkuyordu. Mark her sabah onu arabası ile işe bırakmayı önerdi. Kendi işi tam aksi yönde olduğu halde… ilk günler Susan kendini rahat hissetti. Mark da “görmüyorum, artık hiçbir işe yaramam.” Diyen karısını çalışmaya başlattığı için mutluydu. Ama bir süre sonra Mark işlerin iyi gitmediğini fark etti. Başkasına bağımlı yaşamanı Susan’ı mutlu etmesi mümkün değildi. İşe eskiden olduğu gibi kedi başına otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hala o kadar hassas, o kadar kırılgın, o kadar öfkeliydi ki… ne yapabilirdi? “otobüs” lafı ağzından çıkar çıkmaz, Susan öfkeyle haykırdı: “nasıl yaparım?..görmüyor musun, ben körüm!.. nerde olduğumu nerden bilirim , nereye gittiğimi nasıl anlarım! Galiba sana ağır gelmeye başladım, beni başından atmaya çalışıyorsun:” Duydukları Mark’ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne yapacağını biliyordu… “Her sabah ve akşam otobüsünü arabamla takip edeceğim sen bu yolculuğu tek başına yapmaya hazır olana dek sürecek bu…” tam iki hafta Mark, Susan’ ın otobüsünün arkasından gitti. İki hafta boyu eşine görme dışındaki duygularını nasıl kullanacağını anlattı. Özellikle duymanın pek çok sorunu çözeceğini ikna etti. Kulakları ona nerede olduğunu söyleyebilirdi. Yeni yaşam tarzına alışmasına yardımcı olabilirdi. Otobüs şoförü ile ahbap olursa, her şey kolaylaşır, şoför her gün ona önde yer bile ayırırdı. Nihayet Susan, yolculuğu tek başına yapmaya hazır olduğunu hissetti. Pazartesi sabahı geldi… ayrılırken, otobüsün geçici eskortu kocasına, hayattaki en büyük dostuna sarıldı. Gözleri yaşla doluydu Susan’ ın … kocasına öyle teşekkürle doluydu ki… Onun sabrı, sadakati, desteği ve sevgisiyle umutsuzluk uçurumundan nasıl çıkmış, nasıl yeniden hayata dönmüştü.. “Allaha ısmarladık” dedi kocasına ve uzun zamandan beri ilk defa ters yönlerde yola çıktılar. Pazartesi.. Salı.. Çarşamba. Her gün mükemmel geçti susan için.. Kendini hiç bu kadar iyi hissetmemişti. Yapıyordu.. Başarıyordu. Tek başına başarıyordu.. Kendi kendine gidip gelebiliyordu işte. Cuma sabahı, susan her günkü gibi otobüse bindi. Ofisinin karşısındaki durakta inerken bilet parasını uzattı şoföre… “Sizi kıskanıyorum bayan” dedi, şoför… Susan şoförün başkasına hitap ettiğini düşündü… bir körün gıpta edilecek nesi olabilirdi ki?... “Sizin kadar sevilmek, sizin kadar şefkat ve sevgiyle korunmak çok hoş bir duygu olmalı bayan.” dedi şoför… “Nasıl yani” dedi, Susan. “Bir haftadır, her sabah yakışıklı bir subay köşede duruyor ve siz otobüsten inene kadar izliyor. Yolu kazasız geçmenize bakıyor, ofisinize girene kadar oradan ayrılmıyor. Sonra size bir öpücük yolluyor, elini sallıyor ve yürüyüp gidiyor. Siz çok talihli bir kadınsınız bayan. Çünkü o subay sizi çok seviyor” Mutluluk göz yaşları Susan’ ın yanaklarından akmaya başladı. Ve birden hatırladı… Mark’ ı hiç görmüyordu ama, bir haftadır yanında olduğunu, hem de öyle kuvvetli HİSSEDİYORDU ki… Talihli, gerçekten çok talihli idi. Öyle bir armağan vermişti ki ona hayat, görmekten daha değerliydi. Bu armağanın varlığına inanması için görmesi gerekmiyordu.. Sevginin aydınlatmayacağı hiçbir karanlık yoktu çünkü… aşık olacaksanız böyle olun, sevecekseniz böyle sevin, aşk hissetmektir, onu içimizde ruhumuzda hissede biliyorsak o vardır, yoksa; yoksa kandırmayalım birbirimizi…

  2. #2
    cylmz35
    Ziyaretçi
    aşık olacaksanız böyle olun, sevecekseniz böyle sevin, aşk hissetmektir, onu içimizde ruhumuzda hissede biliyorsak o vardır, yoksa; yoksa kandırmayalım birbirimizi…


    çok doğru.. :A

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •